CHP YA İKTİDAR OLMAK İSTEMİYOR YA DA MUHALEFET GÖREVİ ALDI!..

Okuma Süresi:

5–7 dakika
❤️

Deniz Baykal rahatına ve keyfine düşkün bir insandı. İktidar olmak, ülkenin sorunları ile uğraşmak istemiyordu. Bırakın Ecevit gibi köyleri, kasabaları dolaşmayı, genel seçimlerde bile sadece 15-20 ilde miting yapmakla yetiniyor, kendisini yormuyordu!

Kemal Kılıçdaroğlu ise aykırı bir parti başkanı oldu. Rakip partilerin görüşlerini değil, kendi partisinin değerlerini eleştiriyor, ilkelerini yadsıyordu. Partinin ve ülkenin kurucusuna bağlı ve kurucu değerleri/ ilkeleri savunanları uzaklaştırdı. Yerlerini gerici, bölücü ve Cumhuriyet karşıtı/ küresel emperyalistlerin ajanları ile doldurdu. Öyle ki Cumhuriyet karşıtı, Hilafetçi/ Saltanatçı birisini partisinin Cumhurbaşkanı adayı bile yaptı. Halkımız “aslını inkâr edene haram” der ve böyle kişileri makbul bulmaz. Öyle de oldu. Lider kim olursa olsun tıpış tıpış peşinden giden fanatik taraftarların dışında kimseden oy alamadı ve CHP’yi iktidara getir(e)medi!..…

***

Dışişleri Bakanlığı yapmış olmasının ötesinde, uzun yıllar Amerikan dış politikasına yön vermiş bir kuramcı olarak bilinen Henry Kissinger’in ünlü bir sözü vardır: “Biz yalnız iktidarları değil, muhalefeti de tasarımlarız (dizayn ederiz)!..”

Yapabiliyorlar mı?

Evet yapıyorlar. Hem de açıkça!..

Yurdumuzda hangi partileri iktidara getirdikleri iyi bilinmekte!..

Yurt dışından çok ilginç bir örnek Rusya’da Yeltsin’i ikinci kez başkan seçtirmeleridir. Kamuoyu yoklamaları, rakiplerinin açık ara önde olduğunu, Yeltsin’in sadece % 2-8 oy alabileceğini göstermesine karşın, Amerika devreye girdi ve Yeltsin’in ikinci kez seçilmesini sağladı. Çünkü, Yeltsin’in birinci döneminde Amerikalı Siyonist iş insanları, kendilerine oligark denilen, çoğu Yahudi kökenli eski politbüro üyesi politikacılarla işbirliği yaparak Rusya’yı yağmalamaya başlamışlardı. Şimdi yağmayı tamamlamak istiyorlardı. (Google’a “Yeltsin nasıl seçildi” yazıp tıklarsanız, konuyu ayrıntılı olarak öğrenebilirsiniz!)

Diğer bir örnek, Ukrayna’da bir soytarıyı devlet başkanı seçtirmeleridir. Sonuçta Ukrayna yok oldu ama Amerika, ülkenin zengin doğal kaynaklarına çöktü!..

Muhalefeti tasarımlamaya gelince, bu konuda yurtdışından değil, yurtiçinden örnek verelim: Kılıçdaroğlu’nun siyaset bilimine, hatta akla ve mantığa aykırı uygulamalarına bakınca, politikadan biraz anlayanlar Kissinger’ın bu sözünü anımsıyor ve kendisine şu soruyu soruyordu: “acaba CHP tasarımlanmış ve kendisine muhalefet görevi mi verilmişti!?..” Çünkü Kılıçdaroğlu 13 yılda 10 seçim kaybetmesine karşın ısrarla aynı politikayı sürdürdü. Einstein’a ait olduğu öne sürülen bir söz vardır: “Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca deneyip farklı bir sonuç almayı beklemektir.” Kılıçdaroğlu aptal olmadığına göre!..

***

12 Eylül koşullarında, soyadından yararlanmak isteyenler tarafından zoraki politikacı yapılan Erdalİnönü, Türk siyaset tarihinde hiç görülmemiş bir şey yaptı: parti başkanlığından istifa etti ve politikayı bıraktı. Giderken de koltuk sevdalılarına kapak olacak bir söz etti: “Türkiye’de parti başkanlarının değişmesi için ya ölmesi ya da Cumhurbaşkanı olması gerek…”

Turgut Özal ve Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olunca parti başkanlığını bırakmışlardı. Fakat Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olunca da parti başkanlığını bırakmadı. Bu nedenle artık ölmeden parti başkanlarının değişmesi olası görülmüyordu ki CHP’liler bunu başardı ve Kılıçdaroğlu’nu koltuktan indirdiler.

Yerine Özgür Özel seçildi. Her yeni günün bir umut olması gibi, politikada da her yeni yüz bir umuttur. Özellikle yeni yüz genç ise umut daha da artar. Nitekim, 1973’de İsmet Paşa gibi bir ulu çınarı yenip partinin başına geçen Bülent Ecevit, “umudumuz Ecevit” sloganı ile girdiği ilk seçimde partisini iktidara getirmişti. Bu kez de öyle oldu ve yerel seçimlerde CHP, birinci parti oldu.

Üstelik yeni kadro, Baykal ve Kılıçdaroğlu’nun tersine iktidar olmak istiyor. Özellikle partinin perde arkasındaki lideri olduğu öne sürülen Ekrem İmamoğlu, çok ihtiraslı. 2019’da İBB Başkanı olduğundan beri, belediye başkanlığı yapmaktan çok devletin başına geçmek için çalışıyor. Bu amaçla dış güç odakları ve bunların içerideki uzantılarıyla ilişki içinde!..

Bununla birlikte bu umudun sonunun hüsranla biteceği düşünülüyor. Çünkü hem Özgür Özel hem de İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun politikasını aynen sürdürüyorlar.

Aslında başka türlü olması eşyanın doğasına aykırı olurdu. Çünkü ikisi de Kılıçdaroğlu tarafından seçilip partiye alınmış ve yetiştirilip yükseltilmişler. Nutuk’u bile okumamışlar. Kurtuluş, Kuruluş ve Cumhuriyet tarihimizi bilmiyorlar. “Tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı” üzerinde yükselmiş Atatürk Devrimlerinden ve bunun üzerine kurulmuş CHP’nin ilkelerinden haberleri yok.

Örneğin, çocukluğundan beri Özal hayranı olduğunu söyleyen İmamoğlu, İBB Başkanı olur olmaz “Turgut Özal Müzesi” yaptırdı. Müzenin açılışında konuşan Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, Özal’ı ve uyguladığı politikayı öve öve bitiremediler (bu konuşmaları internetten bulabilirsiniz.)

Oysa Özal, Kemalizm’e ve CHP’nin ana ilkelerine  yüzde yüz karşıt, emperyalistlerin yeni sömürgecilik yöntemi olan neoliberalizmden yanaydı. Özal’ın başlattığı bu politikayı AKP de sürdürdü. Sonuçta Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını kaybettik, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz emperyalistlerin eline geçti…

Ulus Devlet”/ “Üniter Devlet” nedir bilmiyorlar. Atatürk zamanında ortaokullarda “Yurttaşlık Bilgisi” ders kitabı olarak okutulan, Atatürk’ün yazdığı “Yurttaşlar için Medeni Bilgiler” kitabını okumuş olsalar, “Ulus Devlet”/ “Üniter Devlet” nedir öğrenir ve Bölücü Terör Örgütü PKK’ya Özal ve Kılıçdaroğlu gibi yaklaşmazlardı.

Aslında CHP, Kılıçdaroğlu’ndan beri PKK seviciliği yapıyor. PKK’lı belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasına karşı çıkıyor.  Hatta ayaklarına gidiyor, PKK’lılarla birlikte aynı otobüsün üzerine çıkıp miting yapıyor. Öldüğünde, Genel Başkan’ından Cumhurbaşkanı Adayına, Belediye başkanlarından Grup Başkan vekilleri ve sıradan vekillere kadar tüm CHP’liler, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı PKK’lı Sırrı Süreyya Önder’e övgüler dizip barış meleği yaptılar; cenaze törenine tam kadro katıldılar. En son PKK’nın, sözde “Fesih ve Silah Bırakma” açıklamasını alkışladılar. CHP’nin TR705 Kod Numaralı PKK avukatı milletvekili Diyarbakır’daki kutlamalarda halay başı oldu.

Ancak tüm bunlara karşın, PKK’lılar CHP’nin değil, AKP’nin yanında yer alıyorlar! Hatta ve hatta kendilerinin en büyük dostu, “Kent Uzlaşısı” adı altında onlara İstanbul ilçelerinde belediye başkanlığı ve Meclis üyeliği koltukları ikram etmiş Ekrem İmamoğlu’na vefa gösterip tutuklanmasını protesto bile etmediler. Daha da acısı(!), yerine kayyım atandığında köyüne kadar gidip üzüntülerini bildirdiği Ahmet Ağa (Türk), İmamoğlu yerine Bahçeli’yi tercih etti!..

Buna, “karşılıksız sevda mı” demeli, “kara sevda mı? Bilemem ama Türk halkı bu sevdadan hoşlanmıyor!

Hoşlanmadığını yakın zamanda iki kez gösterdi!..

CHP’nin son yerel seçimdeki başarısını, SHP de 1989 yerel seçimlerinde göstererek birinci parti olmuş; İstanbul, Ankara, İzmir dahil birçok büyük kentlerde belediye başkanlıklarını kazanmıştı. Fakat, daha sonra PKK’nın o zamanki partisi HEP ile işbirliği yaparak birlikte seçime girince iki yıl sonra, 1991’de yapılan genel seçimde oylarının üçte birini kaybederek ancak üçüncü parti olabildi!..

Benzer olayı AKP de yaşadı. Bundan önceki çözüm sürecinde, PKK’ya her istediğini verince, halkımız 7 Haziran 2015 seçiminde AKP’yi iktidardan düşürdü…

***

PKK’lıların, CHP’nin değil AKP’nin yanında yer almaları doğal. Çünkü asıllarını biliyorlar! Asılları, işgal yıllarında emperyalistlerin güdümündeki Kürt Teali Cemiyeti. AKP’liler de İslam Teali Cemiyetinin ardılları. O zaman bir de İngiliz Muhipleri (hayranları) vardı. Bunların ardılları ise İkinci Cumhuriyetçi/ eski solcu, dönek liboşlar. Öncüllerinin Sevr’i desteklemeleri gibi bunlar da arkasında emperyalistlerin olduğu, PKK’lıların “Barış” adın verdikleri yeni Sevr projesini destekliyorlar. O zamanki “Babıâli Basını” gibi, günümüzdeki medya da bunların yanında.

Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti ve Kuvayı Milliyecilerin devamı olan CHP ise mankurtlaştırılmış/ aslı unutturulmuş olduğu için projeye destek veriyor…

Emperyalistler, mankurtlaştırılmış olmakla birlikte, köreltilmiş bile olsa gövdesinde bir Kuvayı Milliyeci damarın varlığından kuşkulanıyorlar. Çünkü bu damarın canlanır gibi olmasıyla 2003’de 1 Mart Teskeresi kazası yaşamışlardı! Bunun üzerine kazanın sorumlusunu ağır şekilde cezalandırdılar ve yerine getirdikleri aracılığı ile olası bu tür damarları iyice körelttiler. Fakat gene de iktidar yapmak istemiyorlar. Çünkü Kurucu’nun adından bile çok korkuyorlar ve mankurtlaşmış yöneticiler, arada bir de olsa, halkın gazını almak için O’nun adını anıyor!…

Bizim tek amacımız ve çabamız ise köreltilmiş damarları canlandırmaya çalışmak!..



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Dünya değişmiş, insanlık değişmiş…
    Teknoloji değişmiş…
    İdeolojiler rafa kaldırılmış…
    Siyaset yöntemi
    Hatta seçim sistemi ve devlet kurumları değişmiş…
    ***
    Ecevit’ten sonra aydınların yazarların CHP düşmanlığı,
    Akıllara ziyan etiket yapıştırılması…
    Ve…
    Aman ya seçimleri CHP kazanırsa korkusu
    Hiç ama hiç değişmedi…
    ***
    AKP’yi iktidarda tutan ABD falan değildir
    Gurbetçilerin desteklediği dinci vakıfların…
    Türbanın…
    Tarikat ve cemaatlerin…
    Organize ve
    Bilinçli bir şekilde büyümesini göremeyen…
    ***
    Eleştirmeyen…
    ***
    Sözde bilim adamları…
    Aydın geçinenler yazarlar ve satılık medyadır…
    Akademisyenler, hatta öğretmenlerdir.
    ***
    FETÖ tehlikesine Türban tiyatrosuna karşı çıktığımızda
    Doğu ve güneydoğudaki oluşumlara…
    Hukuksuzluğa
    Karşı çıktığımızda aynı aydınlar bizleri yerin dibine soktular…
    ***
    CHP iktidar olmak için harekete geçti, ya aydınlar
    Solcu Atatürkçü geçinenler yine harekete geçti…
    Armuda saplı üzüme çöplü demeye başladılar…
    ***
    Altı okun anlamını bilmeyenler devrim yapamazlar…
    Bugün onu şu diyerek bunu o diyerek dışlamak
    Altı okun temellerine dinamit döşemektir…
    ***
    Hiç kimse unutmasın;
    bugün AKP ve RTE Cumhuriyet tarihinin en büyük yetkilerine sahip
    Devletin tüm gücünü arkasına almıştır..,
    Çok daha ötesi;
    Despotizmi fütursuzca kullanmaktadır.
    ***
    CHP buna rağmen hala iktidar olmak istiyorsa bu mucizedir…
    Özgür Özel gençliği ve cesaretlerle yola çıktı.,.
    Başaracağına inanmak ve destek olmak lazım diye düşünüyorum…

    Şu gerçeği hiç kimse unutmasın
    CHP kazanamazsa
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni de
    Atatürk’ü de unutun…
    En geç 10 yıl içinde bir İslam Devleti kurulur…
    Ülke ABD ve İSRAİL’in açık ara kuklası olur…
    ***
    Bir konuyu hatırlatmak zorundayım; Türkiye 1960 yılından bu yana sağcı dinci muhafazakar parti ve liderleri tarafından yönetiliyor.,.
    Ayrıca..,
    Tüm darbeciler ülkenin yönetimini öyle olanlara bırakıyor.,,
    ***
    Ülkede yanılmıyorsam 190 siyasi parti var…
    Sadece üç parti solcu partidir…
    Yani!
    CHP tepeciklerle değil dev gibi dağlarla mücadele ediyor…

    Hala ayakta kalmadı bile mucizedir…

    Umarım UYANIRIZ!..

    1. Yıldız avatarı
      Yıldız

      CHP’nin, kötü muhalefeti AKP’yi güçlendirdi. Ana Sol D hükümetinin imzaladığı Yerel Yönetimler özerklik Yasası ile İkiz Yasaları(eski adıyla Wilson Prendipleri) AKP meclisten CHP’nin desteğiyle geçirdi. Kılıçldaroğlu “Yerel Yönetimler özerklik yasasını kesinlikle hayata geçireceğiz”, BOP’u da destekleyen konuşmaları var. İmamoğlu ” Türk milleti” yerine “millet” diyor. Özgür Özel de “Kürt sorunu mecliste çözeceğiz” derken, anadilde eğitimi de savunuyor. Yani Wilson Prensiplerine uygun konuşuyor.

  2.  avatarı
    Anonim

    “Neler yapmadık su vatan için! / Kimimiz öldük; /Kimimiz nutuk söyledik.” demişse Şair Orhan Veli bir bildiği olmalıdır!

  3. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Bir yıl önce yazdığım yorumu okuyup anlamayanların olması
    Hala CHP’ni suçlamaları ve ahlam kesmeleri ne acıdır…
    ***
    AB’nin dayattığı “Yerel yönetimler özerklik yasasının”
    Ne zaman kabul edildiğinden bihaber ama mangalda kül bırakmıyorlar…
    ***
    Ülkenin bugün geldiği karanlığın temel sebebi;
    Bu kafadaki solcu geçinen ama aslında sağcı dinci kafatasçı zihniyetlerdir…
    ***
    Hala Kılıçdaroğlu diyor hala BOP diyor hala Özgür Özel’e
    Ekrem İmamoğlu na çamur atıyor…
    Erdoğan
    Ve prototipleri ağzınıza da çok yüzünüze de…
    ***
    Yazın bir kenara…
    ***
    Türkiye Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ne zaman imzalandı biliyor musunuz?
    ***
    Şart, 15 Ekim 1985 tarihinde imzaya açılmış ve 1 Eylül 1988 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    Türkiye, Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı 21 Kasım 1988 tarihinde imzalamıştır…
    ***
    Yani Kenan Evren ve Turgut Özal (ANAP) döneminde…
    ***
    TBMM’den geçirilen yada sonradan eklenen yasalar
    Bu müktesebata uygun yasalardır ve zorunludur…
    ***
    AKP’yi ayakta tutan CHP değil CHP’yi kötüleyen;
    Üstelik yaşı aklı yetmeyen seçmen zihniyetidir……
    ***
    Ben diyorum ki AKMHP zihniyetinin sözde solcu destekçileri
    Tek adama dünya tarihinde görülmemiş yetkiler verdi…
    O diyor ki; CHP muhalefet yapamadığı için…
    ***
    Sınırsız yetki verilmesin diye bizler sokaklarda
    Dayak yiyerek referanduma hayır deyin dediğimizde
    Bu yorumları yapanların hepsi evet oyu verdiler…
    Sorun ben vermedim ya da oy kullanmadım diyecektir.
    Oy kullanmamanın evet oyu yerine geçeceğini düşünmeden…
    ***
    Neyse!
    ***
    AKP genel başkanının dediği gibi ülkenin bu halinin sebebi Ce Ha Pe’dir…
    O halde…
    CHP’ye Oy vermeyin REİS’ler (!) OY’sun…
    ***
    Ne demişti kadın AKP’li bakan; bir kerecikten bir şey olmaz…

    Yolunuz açık olsun…

  4. Yılmaz Şahin avatarı
    Yılmaz Şahin

    Konu mutlak butlak, özgür özel, kılıçdaroğlu falan olmamalıdır. Gündemi gene ülkeyi bu hale getiren iktidarın belirlemesine izin verirsek işin içinden çıkamayız. Konu CHP’nin AKP karşıtı yüzde sekseni nasıl ve ne şekilde bünyesine katabileceğidir.

  5. Alevi Düşünür avatarı
    Alevi Düşünür

    CHP’nin başında bir karşı-devrimci (emperyalizmin, bölücülüğün ve gericiliğin destekçisi): Özgür Özel
    Özgür Özel ve CHP yöneticileri, Türkiye Cumhuriyet’ini yıkma ve parçalama projesi konusunda beklenen kararlarını verdiler ve projeye açıktan açığa ortak oldular. Bunun anlamı şudur: Özgür Özel de kendinden önceki CHP Genel Başkanları Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir karşı-devrimcidir. Yani, Atatürk’ün kanla ve bilimle kurduğu laik Cumhuriyetin hile ile (Anayasaya ve Türk Milleti’ne rağmen) ortadan kaldırılmasının ve de yerine İslamcı ve eyaletlere bölünmüş bir sistemin kurulmasının taraftarıdır. Bu komisyona girmenin başka hiçbir açıklaması olamaz.
    Bu komisyonun masası 2. Sevr masasıdır. Türk Milleti’nin Yüce Atatürk önderliğinde 102 yıl önce yırtıp tarihin çöp sepetine attığı Sevr dayatmasına, Özgür Özel ve CHP yönetimi utanç verici bir şekilde ortak olmuştur. Bu kara leke onların alınlarından asla silinmeyecek ve ileride bu leke ile anılacaklardır.
    CHP yönetiminin Türkiye’yi bölme komisyonuna katılma kararı, partinin 19 Mart, 2025’den beri gerçekleştirdiği mitinglerin ve Özgür Özel’in ikdidara yönelttiği sert eleştirilerin bir tiyatrodan ibaret olduğunu gözler önüne serdi. Tüm bu mitinglerden ve eleştirilerden sonra, CHP yöneticileri gericilere ve bölücülere teslim olmuş ve onların önünde diz çökmüşlerdir. CHP yönetimi, bu mitinglerde sık sık atılan, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” solaganını hiçe saymış, tersine Şeyh Said ve Seyit Rıza gibi gericilerin ve bölücülerin askeri olmayı seçmişlerdir. Çünkü Mustafa Kemal’in hiçbir askeri Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma ve bölme projesine destek vermez. Bu nedenle CHP’nin bundan sonra yapacağı benzer mitinglerin hiçbir ciddiyeti ve inandırıcılığı olmayacaktır. Gerçek olan şu ki, bu kararla Özgür Özel, o mitinglere katıldıkları için gözaltına alınan ve yaralanan binlerce Atatürkçü gence ihanet ederek, onları gözaltına alanların ve yaralayanların tarafına geçmiştir. Bu tarihte eşine az rastlanır bir ihanet örneğidir.
    Emperyalister tarfından istenen, dinci yobazların ve bölücülerin birlikte geliştirdikleri sözde “Terörsüz Türkiye” projesi, özde ise Türk kimliğini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni imha etme projesi olan bu 2. Sevr projesini hayata geçirmek için, TBMM’de kurulan komisyona destek veren başta Özgür Özel olmak üzere tüm CHP yöneticilerini kınıyorum. Hepisine yazıklar olsun. Demek ki, CHP yönetimi içinde bu karara karşı çıkacak gerçekte Atatürkçü ve vefalı olan bir tane insan yokmuş.
    Konuşmalarında sık sık CHP’den Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi diye söz eden Özgür Özel’in, bu kararla açıkca takkiye yaptığı ortaya çıkmıştır. Çünkü bu proje, Mustafa Kemal’in aydınlanma devrimlerine ve Türkiye’nin bütünlüğüne karşı olan emperyalist bir projedir.
    Yurtseverlerin bu konudaki tüm uyarılarına kulak tıkayan Özgür Özel ve CHP yöneticileri, emperyalistlerin bölücü ve gerici isteklerini yerine getirmiştir. Emperyalizme hizmet eden ve Türk kimliğinin imhasına destek veren bir parti yönetimi asla Atatürkçü olamaz. CHP yönetimi bu ihanet nedeniyle çok ağır bir bedel ödeyecek ve birinci parti olma konumunu yitirecektir.
    İhanet projesine katılma kararı ile CHP, Atatürkçü seçmenlerine ihanet etmiş ve böylece Yüce Atatürk’ün değil, bölücü yobazlar Şeyh Said ve Seyit Rıza’nın miraslarına sahip çıkmıştır.
    Geldiğimiz noktada CHP yöneticileri ile HÜDA PAR yöneticilerinin arasında pek fark kalmamıştır. Hatta, asıl amaçlarını takkiye yapmadan söyleyen HÜDA PAR yöneticileri, Atatürkçü takkiyesi yapan CHP yöneticilerinden çok daha dürüst ve ahlaklıdırlar.
    Sonuç olarak, CHP yönetiminin Yüce Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’e karşı sergilediği yüz kızartıcı davranışa destek olmamak ve de aptal yerine konulmamak için, bu yönetimin başında olduğu CHP’ye asla oy vermeyeceğim.
    Saygılarımla,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar