Bak hele Devlet Bey…
Hâlâ o koltukta ne işin var senin?
Yıllardır konuşmaların Türkçe mi, Morse alfabesi mi çözemedik.
Senin cümleleri anlamak için TDK’den değil, Nazilli dokuma tezgâhı gibi sabır gerekir.
Kimi dinliyor seni? Teyzesinin gözlüğüyle bile göremeyen emekli dayılar.
Ama hâlâ kürsüdesin, hâlâ şifreli cümlelerle “reis ne derse o” kıvamındasın.
Şu ses tonunla mehter marşı okusan millet düğün mü, cenaze mi şaşırır.
Bir de o vurgu…
Sanki her kelimenin içinde 7 buçuk kilo acı bakla varmış gibi.
Lan millet konuşuyor, sen harf öğütüyorsun!
“Hani lan ülkü, hani lan dava?”
Bir ara “ülkücüyüm” diyordun.
Şimdi saray kuyrukçuluğu müessesesinde kadrolu müşavir gibisin.
MHP değil artık sizinkisi:
“Makarna Hasılat Partisi”
Tek bildiğin “beka” kelimesi.
Onu da o kadar çok söyledin ki, millet sandı “beka” Arapça’da “koltuk” demek.
Vaktiyle “AKP’ye güven olmaz” diyen sendin,
şimdi utanmasan Erdoğan’a sabah yumurtasını sen haşlayacaksın.
Hani siz farklıydınız?
Ne oldu sizin “karşı duruşunuza”?
Duruş çöktü, durakta kaldı sadece şoför!
“Şoför mü dedin? Heh işte o hikâye…”
Yıllardır kulaktan kulağa gezer:
Bahçeli’nin şoförüyle arasında bir şey mi var?
E herkesin bir aşkı var da, seninki neden ehliyetli?
Bir lider düşün, halk onun ideallerini değil, şoförünü konuşuyor.
Bu ne biçim siyasi CV?
Lider dediğin fikriyle, sözüyle, duruşuyla öne çıkar.
Senin en çok konuşulan özelliğin…
“Hangi şoför?”
Ulan “halk adamı” mısın, bir taksi hikâyesi misin belli değil!
2002’de ne yaptın lan sen?
Ecevit zor günler geçiriyor.
Ülke ekonomik krizde.
Sen çıktın dedin ki: “Hadi seçim!”
Millet de dedi ki: “Hadi git.”
Erdoğan iktidara yürüdü, sen kendi partini barajın altına gömdün.
“Devlet adamlığı” diye yutturulan şey meğer baraj altı dalgıçlığıymış.
Milletin yarısı hâlâ seni o seçim için affetmedi,
ama sen hâlâ seçim dönemlerinde “devlet bekâsı” diye goygoy peşindesin.
NATO mu dedin?
Milliyetçiliğinizin “Amerikan subayına selam duran” kısmı hâlâ silinmedi.
Hani “bağımsızlık” diyordun?
Sizinki bağımsızlık değil, bağlılığın zırt pırt şekil değiştirmiş hali.
ABD üslerine sesin çıkmıyor,
ama Twitter’da üç tane genç “biraz adalet” yazınca
birden “Devletin bekası tehlikede” moduna giriyorsun.
Beka değil bu, bekçi kıvamında beyin yorgunluğu.
Ve soruyoruz Devlet Bey…
Peskevüt lan, sen nesin?
Fikir misin, figüran mı?
Milliyetçi misin, marjinal mı?
Yoksa sadece koltuğun arkalığına yapışmış,
kalkınca “yokluğu hissedilmez” bir devlet artığı mı?
Reisin gölgesinde ne kadar daha kalacaksın?
Bir devrin “bozkurtu”, şimdi “kemiksiz sosis” gibi ortalıkta dolanıyor.
İnandığın şeyler değişti,
sadece o hırıltılı sesin sabit kaldı.
Ve halk artık seni dinlemiyor.
Kürsüde “vatan” dediğinde millet “acaba kaçıncı kez satıldı?” diye düşünüyor.
Sözün özü:
Senin bu peskevüt ruhun,
şoförle geçen rivayetlerin,
ve NATO’nun gölgesinde büyümüş milliyetçiliğin,
tarih kitaplarına değil, fıkra kitaplarına geçecek.


Bir yanıt yazın