Anılarımı paylaşmayı seviyorum,çiçeklerimi böceklerimi paylaşırken çok mutlu oluyorum da böylesi acı anılar hançer gibi saplanıyor,yüreğime…
Düşünmeden edemiyorum,araştıran oldumu?Acaba kurallara uygun yaşam odaları yapıldı mı maden ocaklarına?Garibanlar çocuğuna bir lokma ekmek götürmek için yerin yedi kat dibine iniyor hayatını hiçe sayarak…Kimsenin umurunda mı acaba…Patron nasıl daha çok para kazanırımın derdinde…
Günlerdir oturup oturup kalkıyorum,ne yazayım da yüreklere su serpeyim, olmuyor…
Gitmiyor parmaklar tuşlara…Dünyanın öbür ucunda benim yüreğim bu kadar yanıyorsa,bu acıyı yaşayanların duygularını ifade etmeye sözcükler kifayetsiz kalıyor.
Hatırlıyor musunuz,17 mayıs 2010 da 30 maden işçisinin öldüğü Zonguldak’ daki patlamayı…
Yine gündeme gelmişti bu madde ama allem edip kallem edip halka unutturmuş lardı imzalamadan.Yeni ölümlere meydan vermemek adına bu sefer geçiştirme lerine ve unutturmalarına izin vermeyelim ki imzalansın bu madde.
Sadece bir maddesine bir göz atalım.”bu sözleşmeyle işverenler kazaları önlemek için her türlü önlemi alma,işçileri bilgilendirme ve eğitmek ile yükümlüdür”
Değer miydi bunca insanın hayatına kıymaya.En azından yaşam odaları yapılamaz mıydı! Bizlere göre belki çok para ama onların kazandığı parayı düşünürsek devede kulak bile değil.
Ali Tezel’in yazdığına göre;Soma’daki olayın gerçek sebebi trafo değil…Üç ay önce bir galeride yangın çıkıyor ve ağzı beton ile kapatılıyor.Yangın içeride devam ediyor. İçeride oluşan basınçla patlama meydana geliyor,yangının sönmemesinin sebebi buymuş.Ayrıca içinde işçi olan beş galeriden ikisine hiç ulaşılamamış,yangın sönsün diye içeriye küllü su basılıyormuş betonlaşması için.
Bu ne demektir.İçerideki 450 işçi belkide diri diri gömülüyor.Maden onlara mezar yapılıyor.
Allah bilsin yine maden çıkarmaya devam ederler o mezarların üstünden.
Yalan diyenler aksini ispat etsin o zaman.Haklarında gaiplik kararı verilecekmiş.
Neden biliyor musunuz;çünkü ölü sayısı 300 ü geçerse başları büyük belada demekmiş.
Ben merak ediyorum şimdi, o yüzden mi ölülere maske takıp canlı diye çıkarmaya çalışıyorlar?
Durmadan ölü sayısı geri sayıyor,herkes farklı rakamlar veriyor.Bakın Anadolu Ajansı’nın haberine göre çoktan aşmış 300 ü ölü sayısı.
Alelacele kaldırmışlar bu haberi ama birileri çekivermiş resmini.
Peki bu da mı Yalan…
Yeni bir tehlike çalıyor kapımızı,unutturmayalım bu yaşadıklarımızı ki yeni olaylara gebe olduğumuzun farkına varalım.
Biliyor musunuz Sinop’ta yapılacak Nükleer Santral inşaatına kim talip;
Soma Holding…Demekki önlem alınmazsa ufukta bir nükleer facia görünüyor…
Başbakana göre böyle can kayıpları 1862 lerde ingiltere’de de olmuş.
Yani nasıl bir ilişki kurmamız gerekiyor bu cümleyle benim aklım almıyor.Öyle geniş anlamlı ki…Konuştukça batıyor.
Hani derler ya ayaklarına dolanıyor.
Bizim ülkemiz ne yazık ki insanların nasıl öldüğü ile tanınacak.
Ben uyku uyuyamıyorum,yiyip içemiyorum,gülüp ağlayamıyorum…
İnsanımın acısını nasıl paylaşacağımı bilemiyorum…
Kulaklarımda çınlıyor oğlunu kaybetmiş anaların,eşini kaybetmiş kadınların,babasını kaybetmiş çocukların çığlıkları…
Artık dur desin birileri dur desin bu acımasızca ölümlere…
Dur diyen oldu mu!Gerçek sorumlular bulundu mu dersiniz!Hiç sanmıyorum, yine birkaç garibanın üstüne yıkılmıştır suç…Her zaman her konuda öyle değil mi!
Bizler de bir başka zavallılarız. Sesimizi duyuracağımızı sanıp her yıl “unutturmayacağız” diye, paylaşır dururuz çaresizce…
Benim kulaklarım sağır oldu,sizler de duyun bu sessiz çığlıkları artık,çocuklar babasız kalmasın…


Bir yanıt yazın