İRAN TÜRKLERİ – 46

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

1.3.2. Horasan Türkleri ve Türkmenler

İran coğrafyasında Türklerin kesif olarak yaşadığı ikinci bölge, halkın “Horasan”, “Türkmensahra” veya “Horasan/Türkmensahra” diye andığı “Kuzey-Doğu Türk Yurtları”dır. Hazar denizinin doğu ucunda bulunan Bendere Türkmen’den doğuya doğru Türkmenistan sınırı boyunca devam eden ve Afganistan
sınırını takip ederek güneye doğru yay çizen Daşlıburun, Çat, Derbend, Deregez, Kelat Nadiri, Serahs, Salihabad, Taybad’dan Büyük Çöl (Deşt-i Kebir)’ün kenarına inen ve oradan batıya dönüp gölün kıyısını takip ederek Bircand, Firdevs, Kaşmir, Sebzevar, Abbasabad, Şahrud, Damğan’dan kuzeye yönelerek Gorgan’a varan çizginin ihata ettiği bölge Türkmenlerin ve Horasan Türklerinin yaşadığı bölgedir.

1.3.2.1. Horasan Türkleri

Afşar, Bayat, Celayir, Çağatay, Ecirli, Geraylı, Karagözlü, Karşıkuzey, Kazak, Kengerli, Timurtaş, Ustaçlu Türk boylarının birleşip kaynaşmalarından oluşmuşlardır. Horasan’ın kuzey bölümünde Bocnurd, Deregez, Fenderesk, Guçan (Kuçan), İsferayin, Meşhed, Nişabur, Ramiyan ve Sebzevar, Şirvan, Türbete Haydariyan il, ilçe ve köylerinin oluşturduğu yaklaşık yüzölçümü 52 000 km2 olan
Türk yurdunda yaşamaktadırlar. Horasan Türklerinin nüfusu 3 milyon kadardır.

Horasan Türklerinin tamamı Müslüman olup On İki İmamlı Şiâ mezhebine mensupturlar (Sarrafî 1383/2005: 61).

1.3.2.2. Türkmenler

Oğuz boylarından Salur, İmur, Dodurga Türklerinin bakiyesidirler. Ancak şimdi Gölken, Yomut ve Teke Türkmenleri adlarıyla anılmaktadırlar. Türkmenler bugün Gülistan diye adlandırılan eyaletin kuzey kısmında ve Türkmen (Bendere Türkmen),
Gürgan, Günbede Kavus şehirlerinde ve bir kısmı da Horasan’ın kuzey bölgesinde yaşamaktadırlar (Kafkasyalı 2009: 221) Türkmenlerin tamamı Müslüman olup Sünnî Hanefî mezhebine mensupturlar. Türkmenlerin yurdu 23.000 km2’ lik bir
alanı kapsar.

Bu yöredeki Türkmenlerin nüfusu 2 milyondan fazladır. 6 milyon Türkmen Türkmenistan’da, 3 milyon Türkmen Afganistan’da, 3 milyon Türkmen de Irak ve Suriye’de yaşamaktadır (Deveci 2008a).

1.3.3. Kaşkaylar

Türklerin kesif olarak yaşadığı üçüncü bölge ise “Güney ve Merkez Türk Yurtları”dır. Bu bölgeyi İran’ın güney batısında Basra Körfezi boyunca uzanan Zagros Dağları ile bu dağların oluşturduğu plato ve yaylalar teşkil eder. Bölgenin merkezî şehri Firuzabad olup diğer önemli şehirleri de Şiraz ile Kazerun’dur.

Bölgeye aynı zamanda tarihî seyre uygun olarak Kaşkay Yurdu da denilmektedir (Bala 1977b: 6/415). Bu bölgede Kaşkay Türkleri yaşamaktadır 21 . Tabiî ki Kaşkaylarla birlikte, Afşar, Ağaçeri, Bayat, Ebiver, Halaç, Hamse, Songur gibi Türk boyları da yaşamaktadır. Ancak, Kaşkay adı günümüzde özel bir boyu ifade etmesi
yanında bölgedeki bütün boyların da ortak adı olarak kullanılmaktadır. Bu bölgenin yüz ölçümü 65 000 km2, nüfusu yaklaşık 3-3,5 milyondur (Ahur 2001: 8; Cavanşir 2001: 187).
Kaşkay Türkleri günümüze kadar geleneksel idare teşkilatını devam ettiren Türk topluluğudur. Merkezî hükümetlerin bütün gayretlerine rağmen hâlâ bu aşiret yönetimi devam etmektedir. Él (il) tayfalardan; tayfalar obalardan yani “tire”lerden;
tireler de ailelerden yani “ocak”lardan oluşmaktadır. Elin başında İl Han, boyların başında Gelanter (boy beği), obaların başında da kethuda unvanlı reisler bulunmaktadır. İl Beği, İl Han’ın vekili olup elin idaresini fiilen elinde bulundurmaktadır. İl Beği, İl Han’ın oğlu ve kardeşi gibi en yakın akrabasından seçilir (Çelik 2002: 20/661 vd.).

Kaşkayların menşei ve bu coğrafyaya gelişleri ile ilgili türlü rivayetler vardır.

Bizzat kendi aralarında anlatılan bir rivayete ve pek çok ilim adamının ortak kanaatine göre tarihî hadiselerin zorlamasıyla Türkistan’dan göçüp Kafkasya’ya gelmişler. Uzun bir süre burada kaldıktan sonra Şah İsmail Safevî döneminde ülkenin güvenliğini temin için bu bölgeye yerleştirilmişlerdir. Daha sonra bazı Halaç
kabileleri ile Kazak-Borçalı Karapapaklarından ve Anadolu Türk tayfalarından bazıları da bu bölgeye göç ettirilerek Kaşkaylara karışmıştır (Sümer 1976: 199 vd.; Çelik 2002; 20/659 vd.). Aksi istikamette de göçler olmuştur. Nadir Şah, 1735
yılında Gürcistan’ı fethettikten sonra Kaşkay ve Şahseven Türklerinden 60 bin aileyi Horasan’a göç ettirmiştir (Cavanşir 2001: 67).

Kaşkay Türkleri aile yapılarına çok önem verirler. Kadınlar sosyal hayatta ve ailede çok yetkilere sahiptir. Ata biner, silah kullanırlar. Karadeniz ve Toros yaylalarının kadınları gibidirler. Ailenin gelir ve
gideri kadınların elinde bulunur. İri yapılı, çoğunlukla sarışın olan Kaşkaylar cesur ve savaşçı, binicilik ve atıcılıkta maharet sahibidirler. Türkçe eğitim-öğretim yasak olduğundan sözlü edebiyat ve halk edebiyatı ile Türkçelerini yaşatmaktadırlar. Kaşkayların halk edebiyatı ürünleri Azerbaycan ve Anadolu edebiyatı ile çok benzerlik göstermektedir. Kerem ile Aslı, Köroğlu, Garip ile Şahsanem, Ferhat ile Şirin gibi halk hikâyeleri çok yaygın olarak bilinmektedir.

Kaşkaylar törelerine çok bağlı, cesur ve savaşçı bir Türk boyudur. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında başta İngilizler olmak üzere Avrupalı güçlere karşı savaşmışlar, 1953 yılında, iktidarda bulunan Türk asıllı başbakan Muhammet Musaddık’ı iktidardan uzaklaştırmak ve öldürmek isteyen İngiliz, Rus ve Fars
güçlerine karşı mücadele etmişler ve Başbakan Musaddık’ın yanında yer alarak onu idamdan kurtarmışlardır.

1963 yılında İran Şahı Rıza Pehlevi’nin “Ak devrim” adıyla başlattığı ve asıl maksadın Türklerin elinde bulunan mümbit ve stratejik öneme sahip arazilerin Farslara verilmesi olan bu harekete karşı
ayaklanmışlardır.

Pehlevi yönetimi, Kaşkay Türklerine karşı kelimenin tam anlamıyla bir katliam başlatmıştır. Onların birliğini ve dirliğini bozmaya çalışmıştır. Humeyni, Kaşkay Türklerine önce bağımsızlık vaadinde
bulunmuş, yönetimini sağlamlaştırdıktan sonra onlara karşı savaş açmıştır. Kaşkayların İl Hanı Dr. Hüsrev Han’ı idam ettirmiş, il beylerini sürgüne göndermiştir.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar