Temsilcilik Değil, Tehdit Noktası: Yurtdışındaki Dış Misyonlar Kime Hizmet Ediyor?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Vatanın uzaktaki yüzü mü, yoksa gözetleme istasyonu mu?

Yıllar önce bir Türk dış temsilciliğinde üst düzey görevli bir memur bana fısıltıyla şöyle dedi:
“Sakın burada çalışanlara fazla güvenme. Ne söylersen, bir gün bulunduğun ülkedeki yetkililerin önüne çıkar.”
O günden beri o yapılara tek kelimeyle bakıyorum: Tehlike.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışındaki temsilcilikleri, kağıt üstünde vatandaş için bir kucak, devlet için bir göz ve kulak olmalı. Ama gerçekte, bu yapılar ne kucak açıyor ne gözünü kırpıyor. Kulaklarını ise sadece ‘gereken yerlere’ açıyorlar.

Dış Temsilcilikler Vatandaşa mı, Başka Güçlere mi Çalışıyor?

Bugün yurtdışında görev yapan pek çok dış temsilcilik personelinin esas bağlılığı sorgulanmalıdır. Pasaportunda Türk bayrağı olan, maaşını Türkiye’den alan bazı şahıslar; Türkiye’ye değil, bulundukları ülkenin çıkarlarına göre pozisyon alıyor.

Evet, bu iddia serttir. Ama yurtdışında yaşayan pek çok Türk vatandaşının bizzat yaşadığı, isim verilmeden susturulduğu, üstü örtülen olaylar bunu doğrulamaktadır.
Bir vatandaşın, konsoloslukta dile getirdiği siyasi eleştirinin kısa süre içinde yerel bir istihbarat biriminin ilgisine mazhar olması tesadüf mü? Elbette değil. Bu bir sistem. Hem de gayet bilinçli bir şekilde sürdürülen bürokratik sızma ve fişleme sistemi.

Samimiyet Sıfır, Güvensizlik Tavan

Yurtdışı temsilcilikleri, soğuk, mesafeli ve devlet-halk bağını örseleyen yerler haline geldi.
Pasaportunu yenilemeye gelen vatandaş, kriminal muamele görüyor. Derdini anlatmak isteyen yaşlı bir kadın, “siz randevu aldınız mı” diye tersleniyor.
Kendi halkına tepeden bakan, vatandaşa güvenmeyen ama yabancı bir görevliyle “networking” yapmaya can atan bir zihniyet var içeride.

Hatta daha da kötüsü: bu temsilciliklerdeki bazı görevliler, bulundukları ülkedeki yerel güvenlik birimleriyle fazlasıyla “bilgi alışverişi” içinde. Kimi zaman gönüllü, kimi zaman kariyer uğruna zorunlu. Ama sonuçta olan vatandaşa oluyor.

Memur Muhbirlik: Yeni Nesil Sadakat Krizi

Birçok kişi hala temsilcilikleri “devletin eli” sanıyor. Oysa bugün o elin parmakları arasında bilgi sızdıran kanallar, kişisel menfaatler, hizip bağlantıları ve batı merkezli sadakat zincirleri var.

Yurtdışında bir Türk derneğine gittiğinizi, kiminle görüştüğünüzü, ne düşündüğünüzü soran memurlar; sizin güvenliğiniz için değil, kendi raporları için bu soruları soruyor olabilir.

Kimseye güvenmemek paranoya değil artık; bir tür akıl sağlığı önlemidir.

Milli İktidar Gelmeden Milli Temsil Olmaz

Gerçek anlamda milli bir iktidar kurulmadığı sürece bu yapıların değişmesi mümkün değildir. İlk iş, dış temsilciliklerdeki tüm kadroların:
• Kapsamlı bir güvenlik ve sadakat taramasına alınması,
• Dijital gözetim ve kayıt altına alınmaları,
• Görev geçmişlerinin denetlenmesi,
• Hizmet verdikleri vatandaşlarla ilişkilerinin şeffaflaştırılması gerekmektedir.

Aksi halde, Türkiye’nin dış temsilcilikleri, içeride ay yıldızlı bayrağı sallarken, perde arkasında başka bayraklara hizmet etmeye devam edecektir.

Son Söz: Vatandaşa Uyarı

Yurtdışındaki Türk vatandaşlarına açık çağrımdır:
Dış temsilciliklere güvenmek istiyorsanız, önce yaşadığınız ülkede ne tür ilişkiler içinde olduklarını gözlemleyin. Size güler yüz gösteren biri, arkanızdan hangi sisteme bilgi taşıyor olabilir?
Konsolosluk binası sizin için mi var, yoksa sizi izlemek için mi?

Samimiyet beklemeyin. Temsilciler değil, tespitçilerle karşı karşıyasınız.

Gerçek milli temsiliyet, halkına güvenen, halkına sadık ve sadece Türkiye’ye çalışan bir kadroyla mümkündür.
Bugünkü tablo? Ne yazık ki milli değil, makyajlı bir yapıdır. Bu makyaj dökülecek, o yüz gerçek haliyle ortaya çıkacaktır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar