HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ…

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

YASAL KOŞULLAR…

Hukuk devletin temelidir, temel yıkılırsa devlette yıkılır…

Hukukta her şeyin kuralı vardır…

Ve o kuralların bir de uygulayıcıları vardır “iyi uygulayıcıları” kötü uygulayıcıları…

Birincisi düzendir ikincisi düzeni yıkandır…

***

Son günlerdeki tutuklanmaması gerekenlerin tutuklandığını, tutuklanması gerekenlerin tutuklanmadığını görünce yazayım dedim…

***

Aslınca (CMK) yani Ceza Muhakemesi Kanunumuz tam uygulansa,  çok ağır cezaları içeren belli başlı ağır cezalık suçlar dışında hiç kimseyi tutuklamak mümkün olamaz…

Kusur yasada değil, uygulayıcılardadır.

Ben çok beğenirim, güzel bir söz vardır. O söz der ki; “Kötü yasa yoktur,  kötü uygulayıcı vardır…”

Özetle…

En iyi demokratik ve özgürlükçü bir yasa dahi,  kötü uygulayıcılar elinde kötü sonuçlar doğurur, en kötü ve antidemokratik bir yasa ise,  iyi uygulayıcıların elinde çok iyi sonuçlar verir.

***

İşte şu anda ülkemizde yaşanan hukuk sorunu,  anayasa ve yasalarımızdan değil, kötü uygulayıcılarımızdan kaynaklıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunumuzun bugün yürürlükte olan hükümleri de,  uygulamanın aksine,  tutuklamayı istisna kılmaktadır.

Zaten asıl olan da tutuksuz yargılanmak değil midir?

***

Buradan herkesin gözünden kaçırdığı bir yasal gerçeği de ifade etmek gerekirse; bizim hukuk sistemimizde, tutuklamanın yasal koşulları mevcut olsa dahi,  tutuklama konusunda hâkimin elini kolunu bağlayan mecburi tutuklama müessesesi yoktur.

Hâkim, somut olayın şüpheli veya sanığın özel koşullarına göre vicdani kanaatini ve takdir yetkisini kullanarak,  tutuklama kararı dahi vermeyebilir…

Hal böyleyken,  bizdeki uygulamaya baktığımızda,  bırakınız tutuklama nedenleri olduğu halde tutuklama kararı vermemeyi

Tutuklamanın yasal koşulları olmadığı halde,  hâkimlerimiz kolaylıkla tutuklama kararı verebilmektedir…

***

Ülkemizin içinde bulunduğu bugünün siyasal koşullarında;  maalesef,  hukuk ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yargı yerine,  hukukun geçerli olmadığı.. 

Her türlü hukuksuzluğun geçerli olduğu, kural ve yasa tanımaz, gayrinizami bir gerilla yargısı hüküm sürmektedir…

Tıpkı gayrinizami gerilla harbi benzeri…

Belirli kuralları olan nizami harp tekniğine ve usullerine göre yetiştirilmiş büyük ve güçlü orduların dahi baş edemedikleri..

Yenilgiye uğradığı ve büyük kayıplar verdiği gayrinizami gerilla harplerinin korkunç sonuçlarıyla doludur dünya harp tarihi…

***

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İBB Başkanı Ekrem İMAMOĞLU’ da;  işte,  yasal nedenlerle değil, siyasal nedenlerle keyfi olarak tutuklanarak politikadan enterne edilmiştir…

Ekrem İMAMOĞLU ve avukatlarının işi bu nedenle çok zordur. Karşılarında, kuralların ve yasaların işlediği nizami bir yargı yoktur.

Ekrem İMAMOĞLU,  keyfi ve hukuk dışı tutuklanmıştır.

Bu, tutuklanan açısından çok korkunçtur.

Tutuklama belirli yasal koşul ve kriterlere göre yapılmadığı için, Ekrem İMAMOĞLU’ nun tutukluluk haline son verilerek tahliye edilmesi de,

Yasanın öngördüğü kriterlere göre değil, keyfi olarak karar altına alınacağından,  Ekrem İMAMOĞLU’ nun tutukluluk halinin ne kadar süreyle devam edeceği,  maalesef belirsizdir…

***

Yasal koşul ve kriter içermeyen keyfi ve hukuk dışı tutuklamaların en korkunç sonucu da, ne kadar süreceğindeki bu belirsizliktir…

***

Açık söylemek gerekirse ne yazık ki İBB başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının serbest kalması, bugün şaibeli bir referandum sonucunda tüm gücü ve yetkileri eline alan;

Tek adam sisteminin AKMHP’Lİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isteğine bağlıdır…

Birde onu BOP kapsamında orada tutan ABD-İsrail’e…

***

Son olarak elma şekeri gibi dağıtılan “adli kontrol”  meselesi için iki çift laf edeceğim…

***

Adli kontrol;  bir suçu işlediğine dair hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve kaçma şüphesinin ve/veya delillerin karartılmasına yönelik somut olguların bulunduğu kişiler hakkında, tutuklama kararının yerine geçmek üzere verilen,  bir ikame tedbir kararıdır…

Adli kontrol kararı verilebilmesi için de,  mutlaka ve mutlaka,  tutuklamanın yasal koşulları aranacaktır…

Adli kontrol kararının iki hali mevcuttur…

***

Birincisi; savcı, sanık veya şüpheliyi,  doğrudan adli kontrol kararıyla serbest bırakılması talebiyle sulh ceza hâkimine sevk etmesi hali olup, bu halde, hâkim savcının talebine uymakla mükelleftir.

Hâkim, ben tutuklama kararı veriyorum diyemeyecektir.

Bu durumda hâkim;  ya savcının talebine uyarak sadece adli kontrol tedbiriyle serbest bırakma kararı verecek veya koşullarının olmadığı gerekçesiyle,  adli kontrol koşulu olmaksızın kişinin salıverilmesine karar verecektir.

***

Adli kontrolün ikinci hali ise; savcı,  sanık veya şüpheliyi tutuklanmasına karar verilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmesine rağmen, hâkimin bu talebi uygun bulmayarak,  tutuklama tedbirinin yerine,  adli kontrol tedbir kararıyla kişiyi serbest bırakmasıdır.

Hâkim, şüphesiz savcının tutuklama talebine rağmen,  tutuklama ve adli kontrol kararlarının her ikisinden birini dahi vermeden sanık veya şüphelinin koşulsuz salıverilmesine de karar verebilecektir…

Yani, adli kontrol kararı,  tutuklamanın yasal koşulları olmadığı için verilebilen bir karar değildir, tutuklama kararı verilebilmesinin yasal koşulları olmalıdır…

Hukukta keyfiyet yoktur, kurallar ve yasal koşullar vardır…

Umarım…

Biri/birileri devletin temelleriyle oynadığını ve ülkeyi her açıdan karanlığa doğru sürüklediğinin farkına varırlar…

Erdoğan ÖZGENÇ

İstanbul 08.04.2025 03.25



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar