Ölümünün 52.yıldönümünde Aşık Veysel Şatıroğlu’nu anarken

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Aşık Veysel’i unutmayan Unesco 2023 yılını ona atfetmişti.

1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan’da bir Yeni Gün’nde doğar.Yine köyünde bir Yenigün ( 21 Mart 1973)’de ölür.

 “Aldanma cahilin kuru lafına / Kültürsüz insanın kulu yalandır/ Hükmetse dünyanın her tarafına /Arzusu hedefi yolu yalandır “ dizelerini kulaklarımıza küpe edelim!

Aşık’ı  ölümünün 52.yıldönümünde saygı ve sevgiyle anıyorum.21.3.2025 Cuma 

Aşık Veysel Şatıroğlu Kimdir?

·  Yazılanlara göre annesi Gülizar, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş.

·  Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Anadolu’yu kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki ablası çiçek yüzünden ölüvermiş.

·  1901’de yeniden yaygınlaşan çiçek salgını  onu da bulmuş.

·  O günleri “Çiçeğe yatmadan (yakalanmadan) evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi, okşadı! O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım… Çiçek zorlu geldi. Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.” diye anlatmış.

·  O sıralar sağ gözü ışığı seçebildiğinden görme şansı varmış. “Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var” denilince babası çok sevinmiş.

·  Bir gün inek sağarken babasının yanına gelen Veysel ansızın dönüverince; babasının elindeki değneğin ucu sağ gözüne giriverince o da akıp gitmiş. Ablası Elif elinden tutarak gezdirmeye, dolaştırmaya başlar dünyası zindan Veysel’i.

·  Şiire meraklı babası Halk ozanlarından da şiirler okuyup, ezberleterek avutmağa çalışırmış oğlunu. Yöre ozanları da zaman zaman babası Şatıroğlu Ahmet’in evine uğrar, çalıp söylermiş. Merakla dinlermiş bunları Veysel. Komşuları Molla Hüseyin de sazını düzenler, kırılan tellerini takarmış.

·  Dertlerini az da olsa unutacağı bir uğraş olsun diye Veysel’in eline bir saz verir.

***

·  1940’da Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli (Pamukpınar) ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz belletmenliği yapar. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışması ile şirini iyiden iyiye geliştirir.

·  Veysel aşıklık meslek sürecinin en parlak dönemi 1940’lı yıllardır. Yaşamı boyunca üst düzey yetkililerinin ve aydınların, Köy Enstitüleri yetkililer daima onun yanında yer almıştır.

·  Ona göre Demokrat Parti, Atatürk devrimlerinin yolundan ayrılmış bir partidir.

·  1950’li yılları daha çok köyünde geçirir.

·  Buna karşın onu rahat bırakmazlar. Oğlu Bahri Şatıroğlu’nun konuya ilişkin “… babamın bu ovadan dışarı çıkmasını, çalıp söylemesini yasakladılar. Yani kanun çıkarmadılar ama engellediler. Vali, babamın Vatan Cephesi’ne kaydolmasını, partiye (Demokrat Parti kastediliyor) geçmesi için çok gelip gitti. Babam kabul etmedi.” sözleri bu dönemin özetidir.

·  Karlı, tipili bir kış günü belletmenlik yaptığı Yıldızeli Köy Enstitüsünden geçerken yetkililer Veysel’i içeri dahi almazlar. Bu duruma çok üzülen Veysel şu şiiri söyler:

“Demokrasinin budur rejimi/ Vatan milletindir, kim kovar kimi/ Sıkma savcıları, kovma hakimi /Şekavet yok, adalet var bu yolda//

Radyo denilen milletin malı/ Neşriyatlar tarafsızca olmalı/ Hakimiyet milletindir bilmeli /Esaret yok, hep millet var bu yolda //Milletsiz bir devlet yoktur olamaz /Eğri bakan aradığın’ bulamaz /Hiçbir parti ebediyen kalamaz /Şikayet yok, nihayet var bu yolda//

 Veysel söyler ama duyulmaz sesi /Doğru diyene diyorlar asi /Böyle değildi şu demokrasi / “Tahkikat” yok, hürriyet var bu yolda”

·  1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir yasayla Âşık Veysel’e, “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” 500 lira aylık bağlanır.

·   21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumar.

·  .Erdoğan Alkan “Kızılırmak soru işaretine benzer, Zara’dan doğar, Hafik ve Şarkışla’dan sonra Sivas topraklarını terkeder. Bir yay çizip Kayseri’yi, Nevşehir’i, Kırşehir’i, Ankara’yı ve Çorum’u sular, Samsun’un Bafra ilçesinde denize dökülür, Âşık Veysel’in yaşam öyküsü Kızılırmak gibidir. Bir ucu Bafra’dadır, bir ucu da Zara’da. Bafra’ya dek uzanan acılı bir yaşam Zara’nın doğusundaki Kızıldağ’ın gür sularıyla beslenip sona erer.” diye anlatmış

 (BU YAZI DERLEMEDİR)



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar