Sefa Yürükel
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), 1989 yılında Atatürk ilke ve inkılaplarını koruma amacıyla kurulmuştur. Ancak günümüzde derneğin etkinliği, misyonuna bağlılığı ve toplumsal olaylara ve son galk hareketlerine müdahil olup olmadığı konusunda ciddi eleştiriler yapılmaktadır. Son yıllarda ADD’nin pasifleştiği, yalnızca söylem üreten bir yapı haline geldiği ve bazı kişiler için kariyer basamağına dönüştüğü yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Özellikle son dönemde Türkiye’de yaşanan önemli olaylara dair kayda değer bir tutum sergilememesi, derneğin varoluş amacından sapıp sapmadığı sorusunu gündeme getirmiştir.
Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini savunmak amacıyla kurulmuş sivil toplum örgütlerinden biridir (Gürpınar, 2013). 1980 darbesi sonrası, Atatürkçülüğün resmi söylemde sıkça kullanıldığı ancak pratikte içinin boşaltıldığı bir dönemde, ADD’nin kuruluşu Atatürkçü kesimler için önemli bir kazanım olarak görülmüştür (İrem, 2002). Ancak günümüzde ADD’nin etkisini kaybettiği, sadece basın açıklamalarıyla yetindiği, toplumsal olaylara yön veremediği ve bazı bireyler için kariyer planlarında bir sıçrama tahtası olarak kullanıldığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
- Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Tarihsel Süreci ve Misyonu
ADD, 1989 yılında Prof. Dr. Muammer Aksoy ve arkadaşları tarafından kuruldu. Kuruluş amacı, Atatürk ilke ve devrimlerini koruyarak Türkiye’nin laik, demokratik ve çağdaş yapısını muhafaza etmekti (Aksoy, 1990). Özellikle 1990’lı yıllarda laikliğe yönelik tehditlere karşı aktif bir mücadele yürüttü.
Ancak 2000’li yıllardan itibaren derneğin etkinliği azalmaya başladı. Türkiye’de siyasi, sosyal ve ekonomik değişimler yaşanırken, ADD’nin bu dönüşümlere yeterli düzeyde yanıt veremediği görüldü (Şimşek, 2004).
1.1. 1990’lı Yıllarda ADD’nin Etkili Mücadele Dönemi
• Laiklik karşıtı oluşumlara karşı sert tavır aldı.
• Sivil toplum hareketleri ve demokratik kitle örgütleriyle iş birliği yaptı.
• Üniversitelerde Atatürkçü düşünceyi savunan öğrenci gruplarına destek verdi.
1.2. 2000’li Yıllardan Sonra ADD’nin Pasifleşmesi
• Siyasi iktidarların baskıları nedeniyle etkisizleşti.
• Toplumun geniş kesimlerine ulaşmakta başarısız oldu.
• Fikir üretmek yerine sadece basın açıklamalarıyla yetinen bir yapıya büründü.
- Atatürkçü Düşünce Derneği’ne Yönelik Eleştiriler
ADD’nin günümüzde işlevini yitirdiğini savunan eleştiriler birkaç başlık altında toplanabilir:
2.1. Sadece Söylem Üreten Bir Yapıya Dönüşmesi
ADD, son yıllarda yalnızca Atatürkçülük vurgusu yapan demeçler vermekte, ancak sahada aktif olarak mücadele eden bir hareket olmaktan uzaklaşmaktadır (Yalçın, 2017).
2.2. Kariyer Basamağı Haline Gelmesi
Bazı akademisyenler ve siyasiler için ADD, kişisel kariyer planlarının bir aracı haline gelmiş, örgütsel bir mücadeleden çok bireysel hedefler için kullanılan bir platforma dönüşmüştür (Kadıoğlu, 2005).
2.3. Günümüz Olaylarına Yeterince Müdahil Olmaması
Son yıllarda Türkiye’de yaşanan büyük toplumsal hareketler ve siyasi olaylar karşısında ADD’nin sessiz kalması, kamuoyunda “dernek öldü mü?” tartışmalarına yol açmıştır (Tuncay, 2019). Örneğin, son günlerde gerçekleşen beş günlük protesto sürecinde ADD’nin herhangi bir etkili açıklama veya eylemde bulunmaması, derneğin toplumsal reflekslerini kaybettiğini göstermektedir.
- Atatürkçü Düşünce Derneği İçin Çözüm Önerileri
ADD’nin yeniden etkin bir yapıya kavuşması için şu adımlar atılmalıdır:
3.1. Sahaya İnmek ve Toplumsal Hareketlerle Bütünleşmek
• Gençlik hareketleriyle iş birliği yaparak gençlerin dernek bünyesinde aktif olmasını sağlamak.
• Dijital çağın gerekliliklerine uygun olarak sosyal medyada daha etkin bir politika izlemek.
3.2. Atatürkçü Düşüncenin Güncelleşmesi ve Görünür Etkili Bir Atatürkçülüğün Benimsenmesi
• Atatürkçülüğü 20. yüzyıl kalıplarına sıkışmış bir ideoloji olarak görmek yerine, günümüz koşullarına uygun şekilde güncelleştirmek.
• Ekonomik bağımsızlık, çevre politikaları ve dijitalleşme gibi konuları da kapsayan, görünür ve etkili bir Atatürkçülük anlayışı benimsemek.
3.3. Örgütsel Yeniden Yapılanma
• Dernek içindeki yönetim mekanizmalarını demokratikleştirerek tabana yaymak.
• Bağımsız sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak kolektif bir mücadele stratejisi belirlemek.
Sonuç
Atatürkçü Düşünce Derneği, kuruluşundaki misyonunu büyük ölçüde yerine getirememekte ve toplumsal etkisini kaybetmektedir. Özellikle günümüz Türkiye’sinde yaşanan siyasi ve sosyal krizlerde ADD’nin sesinin çıkmaması, kamuoyunda derneğin işlevsizleştiği yönünde eleştirilere neden olmaktadır. Bu durumun tersine çevrilmesi için ADD’nin sadece basın açıklamaları yapan bir yapı olmaktan çıkıp, sahada aktif olarak mücadele eden, gençleri içine alan ve günümüz koşullarına uyum sağlayan bir yapılanmaya gitmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, ADD’nin sadece bir isimden ibaret kalacağı ve tarih sahnesinden silineceği söylenebilir.
Kaynakça
• Aksoy, M. (1990). Atatürkçü Düşünce ve Türkiye’nin Geleceği. Ankara: Bilgi Yayınevi.
• Gürpınar, D. (2013). Historical Writing and the Construction of National Identity in Turkey. Palgrave Macmillan.
• İrem, N. (2002). Kemalism in Contemporary Turkey. Journal of Political Ideologies, 7(2), 211-229.
• Kadıoğlu, A. (2005). Modernization and Authoritarianism in Turkey. Princeton University Press.
• Şimşek, S. (2004). The Transformation of the Turkish Left. Middle Eastern Studies, 40(6), 101-118.
• Tuncay, M. (2019). Atatürkçülüğün Geleceği. İstanbul: İletişim Yayınları.
• Yalçın, H. (2017). Atatürkçü Düşünce ve Sivil Toplum. Ankara: Siyasal Kitabevi.



Bir yanıt yazın