Osmanlı İmparatorluğu’nda Kızılbaşlar-Aleviler ( Türkler, Türkmenler): Mezhebi Baskılar, Soykırım ve Toplumsal Direniş

Okuma Süresi:

8–13 dakika
❤️

Osmanlı İmparatorluğu, farklı mezheplere ve etnik kökenlere sahip bir toplum yapısı sergilemesine rağmen, özellikle 16. yüzyıldan itibaren, mezhebi temelli bir ayrımcılık ve dini baskıların yaşandığı bir döneme girmiştir. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu, Türkmen Safevîler’le olan çatışmalar ve Sünni İslam’ın hâkimiyetini sağlama amacıyla, Şii inançlarını benimseyen Kızılbaşlara ( Türkmenlere) karşı ciddi bir baskı uygulamıştır. Kızılbaşlar, Osmanlı yönetimi tarafından yalnızca dini kimlikleri nedeniyle değil, aynı zamanda politik olarak da hedef alınmışlardır. Kızılbaşlar, Türkmen ve Türk topluluklarının bir parçası olarak, tarihin önemli bir döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun baskıcı yönetiminden büyük ölçüde zarar görmüşlerdir (İnalcık, 2012; Kafadar, 2009).

Osmanlı’da Kızılbaşlara ( Alevi, Türk, Türkmen) Yönelik Soykırım ve Zulüm

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kızılbaşlar, özellikle Yavuz Sultan Selim dönemi ile birlikte artan mezhebi gerilimlerin, siyasi baskıların ve Safevîler’le olan rekabetin en fazla mağduriyetini yaşamışlardır. Kızılbaşlar, yalnızca Türkmen Safevîler’e – Şah İsmail’e olan yakınlıkları nedeniyle değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Sünni İslam’ın egemenliğini tehdit ettikleri düşünülen bir topluluk olarak hedef alınmışlardır. Yavuz Sultan Selim, Türkmen Safevîler’le olan çatışmalarında Kızılbaşları “düşman” olarak görüp, bu topluluğa karşı büyük bir kıyım uygulamıştır. Bu dönemde, özellikle Anadolu’nun çeşitli illerinde Kızılbaşlar yoğun şekilde katledilmiş, yerinden edilmiştir (İnalcık, 2012; Bağcı, 2011).

Kızılbaşlar ( Aleviler) , Türk ve Türkmen kökenli bir halk olarak, Osmanlı yönetimi tarafından “Şii” olmaları ve Türkmen Şahı Şah İsmail’e yani Safevîler’e bağlılıkları nedeniyle sürekli bir tehdit olarak görülmüşlerdir. Bu bağlamda, Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran Meydan Muharebesi sonrasında Safevîlere karşı uyguladığı baskıların, Anadolu’daki Türkmen ve Kızılbaş yerleşimlerine yansıması oldukça büyük olmuştur (Shaw, 1976). Özellikle Sivas, Yozgat, Erzincan, Amasya, Maraş, eski Dersim bölgesi, Urfa, Diyarbakır, Varto, Adıyaman, Bingöl, Tokat, Bilecik, Muğla, Aydın, Uşak, Burdur, Denizli, Eskişehir, Kırıkkale, Adana, Mersin, Antalya , Malatya, Kayseri, Çankırı, Çorum, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Serez, Manastır, Deliorman, Kırcali ve Tokat gibi illerde ve bölgelerde, Kızılbaşların yerleşimlerine karşı ciddi bir soykırım ve yerinden edilme hareketi başlatılmıştır. Kızılbaşların yoğun olarak yaşadığı bu bölgelere, Osmanlı yönetimi tarafından düzenlenen ordu seferleri ve baskınlar, yerel halkın büyük bir kısmının öldürülmesine, diğer kısmının ise sürgün edilmesine yol açmıştır (Gökbilgin, 2006).

Bu baskılar sadece Yavuz Sultan Selim’in dönemine ait değildir. Kanuni Sultan Süleyman ve Ebu Suud Efendi’nin fetva ve dini görüşleri doğrultusunda Kızılbaşlara karşı uygulanan şiddet daha da derinleşmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, özellikle Sünni İslam’ın yerleşmesi için uyguladığı reformlarla, Kızılbaşların dini inançlarını “sapkın” olarak nitelendirerek, bu inançları benimseyen toplulukları hedef almıştır. Kızılbaşlar, dönemin en güçlü dini ve siyasi liderlerinden biri olan Ebu Suud Efendi’nin fetvalarıyla da baskı altına alınmış ve kitleler halinde katledilmiştir (Bağcı, 2011; Yılmaz, 2021).

Şah Kulu, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa İsyanları

Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Kızılbaşlara yönelik baskıların bir sonucu olarak, Kızılbaşlar tarafından çeşitli isyanlar başlatılmıştır. Bu isyanlar, Osmanlı yönetiminin baskılarına karşı toplumsal bir tepki olarak şekillenmiştir. Şah Kulu, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa gibi liderler, Kızılbaş halkının Osmanlı yönetimine karşı olan direnişinin simgeleri olarak öne çıkmıştır. Şah Kulu İsyanı (1511), Yavuz Sultan Selim’in uyguladığı şiddet politikalarına karşı en büyük direnişlerden biri olmuştur. Şah Kulu, Kızılbaşların dini liderlerinden biri olarak, bu isyanı başlatmış ve Osmanlı yönetimi tarafından büyük bir katliama tabi tutulmuştur (Çelik, 2014).

Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi figürler de, Osmanlı’nın zorbalıklarına karşı ayaklanmış, ancak bu direnişler çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Torlak Kemal, özellikle Celali İsyanları sırasında Kızılbaşlara öncülük etmiş, ama nihayetinde Osmanlı ordusu tarafından öldürülmüştür (Toprak, 2015). Bu isyanlar, Kızılbaşların Osmanlı yönetimine karşı kültürel ve dini bir direniş sergilemeleri anlamına gelmektedir.

Kalender Çelebi ve Celali İsyanları

Kalender Çelebi, özellikle 17. yüzyılda Kızılbaşların Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlattığı büyük direnişlerden birinin lideridir. Kalender Çelebi’nin önderliğindeki direniş, bir yandan Osmanlı yönetiminin merkeziyetçi baskılarına karşı, diğer yandan yerel halkın yaşam alanlarına yönelik saldırılara karşı bir başkaldırıyı temsil etmektedir. Kalender Çelebi, aynı zamanda bir dini lider olarak, Kızılbaşların inançlarını ve yaşam tarzlarını savunmuş, bu sebeple Osmanlı yönetimi tarafından hedef alınmıştır. Kalender Çelebi’nin isyanı, özellikle İç Anadolu ve çevresindeki bölgelerde büyük bir etki yaratmış, ancak sonunda Osmanlı ordusu tarafından bastırılmıştır (Bağcı, 2011).

Kuyucu Murat Paşa ve İkinci Mahmud’un Rolü

Kuyucu Murat Paşa, 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda Kızılbaşlara yönelik zulmü daha da artıran önemli bir figürdür. Kuyucu Murat Paşa, özellikle 1639 yılında Diyarbakır’da gerçekleştirdiği katliamla bilinir. O dönemde Osmanlı yönetimi, Kızılbaşları “asi” ve “isyan” olarak nitelendirerek, bu toplumu sindirmek adına büyük bir soykırım uygulamıştır. Kuyucu Murat Paşa, 40.000 Kızılbaş’ı katletmiş ve bu katliam, Osmanlı tarihinin en kanlı baskınlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir (Yılmaz, 2021). Bu tür uygulamalar, Osmanlı İmparatorluğu’nda Kızılbaşlara yönelik mezhebi soykırımların boyutlarını gözler önüne seriyor.

İkinci Mahmud ise, 19. yüzyılda Osmanlı’da reform hareketleri başlatsa da, Kızılbaşlara yönelik baskıların devam etmesine sebep olmuştur. Bu dönemde de Kızılbaşlar, hem dini inançları hem de sosyal statüleri dolayısıyla Osmanlı tarafından dışlanmış ve şiddetle karşı karşıya kalmışlardır. İkinci Mahmud’un reformlarının büyük ölçüde Sünni İslam’ı pekiştirmeyi amaçladığı, Kızılbaşların ise bu reformlara karşı büyük bir tepki gösterdiği anlaşılmaktadır (Kafadar, 2009).

Soykırımın Coğrafi Dağılımı ve Toplumsal Etkiler

Kızılbaşlara yönelik soykırım, Anadolu’nun farklı bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Sivas, Yozgat, Erzincan, Amasya, Maraş, eski Dersim bölgesi, Urfa, Diyarbakır, Varto, Bingöl, Tokat, Bilecik, Muğla, Aydın, Uşak, Kırklareli, Edirne, Adıyaman, Burdur, Denizli, Eskişehir, Kırıkkale, Adana, Mersin, Antalya , Malatya, Kayseri, Yozgat, Çankırı, Çorum, Tekirdağ, Serez, Manastır, Deliorman, Kırcali ve Tokat gibi iller ve bölgelerde , bu dönemdeki en büyük soykırımın gerçekleştiği bölgeler arasında yer almaktadır. Bu illerdeki Türkmen (Kızılbaş) köylerine Osmanlı yönetimi tarafından yapılan baskınlar, yerinden edilme ve katliamlarla sonuçlanmıştır. Diyarbakır, Bingöl, Kayseri, Malatya, Maraş ve Varto gibi güneydoğu illeri ve Akdeniz Tekeli bölgeside de bu baskılardan nasibini almıştır. Dersim ve çevresi, Kızılbaşların yerleşim alanlarının yoğun olduğu ve Osmanlı yönetiminin şiddetli baskılarının arttığı bir bölge olarak önemli bir yer tutmuştur (Gökbilgin, 2006).

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kızılbaşlara yönelik soykırım ve baskılar, özellikle 16. yüzyılda yoğunlaşmıştır. Bu dönemde, Osmanlı topraklarında özellikle Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Kızılbaşlar hedef alınmış, bu bölgelerdeki yerel halk üzerinde ağır baskılar uygulanmıştır. Başlıca soykırıma uğrayan Kızılbaş yerleşim yerleri ve coğrafi alanlar şunlardır:
1. Anadolu’nun İç Bölgeleri: Kızılbaşlar, özellikle İç Anadolu’nun kırsal kesimlerinde yoğunlaşmıştı. Bu bölgelerdeki köylüler ve yerel halk, Osmanlı yönetiminin baskılarına karşı direniş göstermiştir.
2. Alevi Yerleşim Alanları: Alevi-Kızılbaş ( Türkmen) kimliği taşıyan yerleşim yerleri, Osmanlı yönetiminin hedefi olmuştur. Bu köyler ve kasabalar, Osmanlı’nın askeri seferleri sırasında sıkça baskılara ve katliamlara maruz kalmıştır.
3. Sivas, Yozgat, Erzincan, Amasya, Maraş, eski Dersim bölgesi, Urfa, Diyarbakır, Varto, Bingöl, Tokat, Bilecik, Muğla, Aydın, Uşak, Burdur, Denizli, Eskişehir, Kırıkkale, Adana, Mersin, Antalya , Malatya, Kayseri, Çankırı, Çorum, Tekirdağ, Serez, Manastır, Deliorman, Kırcali ve Tokat hibi

il ve bölgeler, Kızılbaşların en yoğun yaşadığı yerlerden biri olarak bilinir. Kızılbaşlar burada topluca yerleşmiş ve bu bölgeler, Osmanlı hükümetinin dinsel baskılarını en çok hissettikleri alanlar olmuştur.
4. Dersim Bölgesi: Osmanlı döneminde, Dersim bölgesindeki Kızılbaş toplulukları, hem Osmanlı yönetimi hem de çevre beyliklerle sürekli bir çatışma içinde olmuş, bölgedeki isyanlar ve direnişler büyük bir şekilde kanla bastırılmıştır.
5. Zeybek Köyleri ve Ege Bölgesi: Ege Bölgesi’nin zeybek köyleri, Osmanlı hükümetine karşı sert bir direniş gösteren Kızılbaşların yoğunlukta olduğu yerlerdendir. Bu köylerdeki halk, Osmanlı yönetiminin baskılarına karşı ayaklanmalara kalkışmıştır.

6. Akdeniz deki Teke bölgesindeki Türkmen kızılbaşlarda Osmanlı zulümden ve soykırımdan payını almıştır.

Bu yerleşim alanları, Kızılbaşların yoğun olarak yaşadığı ve Osmanlı yönetiminin baskılarından en çok etkilenen bölgeler arasında yer almaktadır. Kızılbaşların yerleşim alanlarının sistematik bir şekilde yok edilmesi ve bu toplulukların sosyo-kültürel yapılarının hedef alınması, Osmanlı’da yaşanan soykırımların önemli bir parçasıdır.

Sonuç

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kızılbaşlara yönelik soykırım, sadece dini bir çatışma değil, aynı zamanda Osmanlı’nın toplumsal yapısını dönüştüren önemli bir faktördür. Yavuz Sultan Selim’den Kanuni Sultan Süleyman’a, İkinci Mahmud’dan Kuyucu Murat Paşa’ya kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun pek çok figürü, Kızılbaşlara yönelik şiddet ve baskıların bir parçası olmuştur. Bu soykırım, Osmanlı’daki etnik, dini ve toplumsal yapının yeniden şekillenmesine sebep olmuş ve Kızılbaşlar (Türkmenler ve Türkler), Osmanlı yönetimi tarafından yoğun bir şekilde dışlanmış ve sindirilmiştir. Ayrıca, yerel direnişler ve isyanlar, bu baskılara karşı önemli bir tepki olarak ortaya çıkmış, ancak bu direnişlerin çoğu, Osmanlı’nın güçlü merkezi yönetimi karşısında başarısız olmuştur. Bu sebepten dolayı esasen yüzde 90 alevi – türk- türkmen olan Anadolu’daki halk zulüm, soykırım ve sürgün tehditleriyle,
Anadolu ideolojik ve kültürel Emeviliğin hakim olduğu bir coğrafyaya dönüşmüştür. Anadolu Türkmenleri o dönemde sert bir asimilasyona tabi tutulmuş ve sünnileştirilmiştir. Bugün bu yüzden Türkiye’de ki yaşayan halkın kökeni esasen araştırıldığında Kızılbaştır ( Türkmen- Alevidir) .
Tüm töre, geleneksel motiflerinde bu durum antropolojik , etnografik ve arkeolojik, dilbilimsel olarak milletin köklerinin derinine gidince, asimile edilseler bile, milletin töresel ve geleneksel ince hatlarında açıkça görülür.

Kaynakça
1. İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Dönem 1300-1600. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2012.
• Halil İnalcık’ın bu eseri, Osmanlı İmparatorluğu’nun klasik dönemine dair kapsamlı bir inceleme sunar ve Kızılbaşlar ile Osmanlı arasındaki mezhebi çatışmalar üzerine önemli bir perspektif sunar. Yavuz Sultan Selim’in Safevîler’e karşı uyguladığı politikalar ve bu dönemde Kızılbaşlara karşı işlenen şiddet olayları, bu eserde derinlemesine tartışılmaktadır.
2. Bağcı, Hüseyin. Osmanlı İmparatorluğu’nda Sünnilik ve Şiilik. İstanbul: İletişim Yayınları, 2011.
• Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki mezhep çatışmaları detaylı şekilde ele alınmakta, özellikle Kızılbaşların hedef alındığı Sünni-Şii rekabeti üzerine yoğunlaşılmaktadır. Bağcı, Kızılbaşların dini kimlikleri üzerinden Osmanlı yönetiminin benimsediği politikalara dair önemli analizler sunar.
3. Gökbilgin, M. Tayyip. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu ve İlk Yüzyılı. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2006.
• Gökbilgin, Osmanlı İmparatorluğu’nun erken dönemini ele alırken, özellikle Yavuz Sultan Selim dönemindeki Safevîlere karşı savaşlar ve Kızılbaşlara karşı uygulanan zulmü tartışır. Kızılbaşların Osmanlı yönetimiyle yaşadıkları gerilimli ilişkiler, bu dönemdeki en önemli sosyo-politik olaylardan biridir.
4. Kafadar, Cemal. Osmanlı Kimliği. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2009.
• Kafadar, Osmanlı toplumunun kimlik inşasını ele alırken, heterodoks inançlar ve Kızılbaşların kimlik mücadelesine dair kapsamlı bir inceleme sunar. Bu eser, Osmanlı’daki mezhebi çeşitliliği ve devletin bu çeşitliliği nasıl yönetmeye çalıştığını tartışmaktadır.
5. Toprak, Zafer. Osmanlı İmparatorluğu’nda Toplumsal Hareketler ve İsyanlar. Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları, 2015.
• Toprak, Osmanlı’daki toplumsal hareketler ve isyanların Kızılbaşlar ile olan ilişkisini incelerken, Celali isyanları başta olmak üzere bu dönemdeki toplumsal patlamaların sebeplerini analiz eder. Bu kitap, Osmanlı’daki yerel isyanların ve büyük halk hareketlerinin kökeninde Kızılbaşların karşılaştığı baskıların önemli bir yeri olduğunu vurgular.
6. König, Gerhard. Osmanlılar ve Safevîler: 16. Yüzyıl Mezhebi Savaşları. İstanbul: Türk Tarih Kurumu, 2000.
• Gerhard König’in eseri, Osmanlı ve Safevîler arasındaki mezhebi çatışmayı ele alırken, bu savaşların Kızılbaşlar üzerindeki etkilerini derinlemesine tartışır. Yavuz Sultan Selim’in Safevîler’e karşı yürüttüğü savaşlar sırasında Kızılbaşlara karşı uygulanan kitlesel şiddet ve baskı bu eserde önemli bir tema olarak yer alır.
7. Shaw, Stanford J.. History of the Ottoman Empire and Modern Turkey: Volume 1: Empire of the Gazis: The Rise and Decline of the Ottoman Empire 1280–1808. Cambridge: Cambridge University Press, 1976.
• Stanford J. Shaw, Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihini geniş bir perspektiften ele alırken, özellikle 16. yüzyıldaki mezhebi çatışmalara, Safevîlerle olan rekabete ve Kızılbaşlar’a yönelik uygulanan baskılara değinir.
8. Köprülü, Mehmed Fuat. Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Dergah Yayınları, 2006.
• Köprülü’nün bu eseri, Osmanlı kültür ve toplum yapısına dair derinlemesine bir inceleme sunar. Edebiyat üzerinden Osmanlı’daki heterodoks inanç sistemleri tartışılırken, Kızılbaşlar’a yönelik baskıların edebi ve kültürel yansımaları da ele alınır.
9. Çelik, Zeynep. Osmanlı’da İsyan ve Protesto: 16. ve 17. Yüzyıllarda Celali İsyanları. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 2014.
• Çelik, Osmanlı’daki Celali İsyanları ve bu isyanların nedenlerini, toplumsal ve dini faktörlerle birlikte ele alır. Kızılbaşların bu isyanlardaki rolü, özellikle bu isyanların yerel yönetimlere karşı bir protesto olarak şekillenen yapısı detaylandırılmaktadır.
10. Erdem, Mehmet. Osmanlı Döneminde Kızılbaşlar ve Alevi Kimliği. Ankara: Nobel Yayıncılık, 2010.
• Erdem’in eseri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Kızılbaşlar ve Alevilerin sosyal, dini ve kültürel kimliklerini inceler. Bu çalışmada, Kızılbaşların karşılaştığı soykırım ve zulüm, toplumsal dışlanma ve devlet politikalarının etkileri detaylı olarak ele alınır.
11. Oktay, İbrahim. Osmanlı İmparatorluğu’nda Dini Politika ve Mezhep Çatışmaları. İstanbul: İletişim Yayınları, 2008.
• Oktay’ın bu eseri, Osmanlı’daki mezhebi gerilimleri, özellikle Sünnilik ile Alevilik ve Kızılbaşlık arasındaki çatışmayı ele alırken, bu çatışmaların toplumsal ve dini yansımalarını tartışır. Kızılbaşların maruz kaldığı şiddet ve toplumsal dışlanma üzerinde durulur.
12. Hassan, Khaled. The Ottomans and the Safavids: A Conflict of Empire and Religion. London: Routledge, 2003.
• Khaled Hassan, Osmanlı ve Safevîler arasındaki dini çatışmaların, Kızılbaşlar üzerindeki etkisini tartışır. Safevîlerin Şii inançlarının Osmanlı’daki Sünni yönetim tarafından nasıl tehdit olarak algılandığı ve Kızılbaşların bu süreçte nasıl hedef haline geldiği ele alınmaktadır.
13. Yılmaz, Meryem. Osmanlı’da Kalenderîlik ve Alevîlik: Mezhep, Kimlik ve Sosyal Hareketler. İstanbul: İletişim Yayınları, 2021.
• Yılmaz, Kalenderîlik ve Alevîlik üzerine bir inceleme sunarken, bu inanç sistemlerinin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yerini ve özellikle Kalender Çelebi İsyanı’nı inceler. Kızılbaşların bu isyanlardaki rolü, Osmanlı yönetimine karşı direnişleri ve yaşadıkları şiddet detaylı olarak tartışılır.
14. Zürcher, Erik Jan. Turkey: A Modern History. London: I.B. Tauris, 2004.
• Zürcher, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet dönemi geçişine kadar olan süreci analiz ederken, mezhebi gerilimlerin ve Kızılbaşların maruz kaldığı şiddetin sosyo-politik sonuçlarını tartışır.
15. Aksoy, Asım. Osmanlı Dönemi Alevilik ve Kızılbaşlık. Ankara: Akademi Yayıncılık, 2009.
• Aksoy, Osmanlı İmparatorluğu’nda Alevi ve Kızılbaşlık üzerine kapsamlı bir inceleme sunar ve bu gruplara yönelik uygulanan toplumsal baskılar ve kitlesel şiddet olayları üzerinde durur.
16. Erdoğan, Ali. Osmanlı İmparatorluğu’nda Heterodoksi: Kızılbaşlık ve Alevilik. İstanbul: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2013.
• Erdoğan, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki heterodoks inanç sistemlerinin tarihsel arka planını tartışırken, Kızılbaşlar’a yönelik uygulanan şiddet ve dışlanmanın toplumsal ve dini dinamiklerini ele alır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. EMİN EĞRİ avatarı
    EMİN EĞRİ

    Çok emek verilmiş, araştırılmış değerli bir yazı için teşekkürler. Toplum olarak ne yazık ki; bu konuda bildiklerimiz çok az. Belki de öyle olsun istendiğindendir. Elinize ve emeğinize sağlık. Çok yararlandım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar