Soykırım İddialarında Türkiye’nin Sorunu

Biden’ın Ermeni soykırım iddialarını açıklamasına karşı tepkiler, gaz alma mesajlarıyla sınırlı kalmamalıdır. Bir devletin tanıma kararının, Soykırım Hukuku açısından anlamı yoktur, çünkü soykırım olup olmadığı konusunda ancak mahkemeler karar verebilir. Bugüne kadarki ulusal ve uluslararası mahkeme kararları iddiaları zaten çürütmüştür. Bununla beraber sözkonusu ülke ABD olunca durumun rengi değişmektedir. Çünkü bu ülke dünya ticaretini kontrol eden önemli mekanizmalara sahiptir. Biden’ın tanıma anlamındaki açıklamasından sonra hangi yaptırım kararları alınacağı belli olmaz. Hukukun yerine siyasetin daha etkili olduğu zemin sözkonusu. Öncelikle ABD Kongresi’nin her iki kanadının da oybirliği ile soykırım iddialarını tanıma kararları sürecinde yapılanları sorgulamak gerekmektedir. 2019 sonundaki kararlar, “nasıl olsa başkan bunu dikkate almaz” beklentisiyle geçiştirilmişti. Halbuki daha önceki kararlar oy çokluğuyla alınmıştı, Kongrede daha önce kararlara karşı çıkan Türk dostları vardı. İki meclisin de oybirliği ile Türkiye aleyhine bu kararları almasında, Türk diplomasisinin ve ABD’deki Türkiye lobisinin “başarısı” son derece önemlidir.

Ukrayna Üzerinden Büyük Oyun

Rusya’nın Ukrayna sınırına yığınak yapması, Dombas bölgesini merkezden koparması, ABD’nin Karadeniz’e savaş gemileri gönderme kararı alıp Montrö gereği bildirimde bulunması, birkaç gün sonra gemi göndermekten vazgeçmesi, Rusya’nın Akdeniz’deki bazı savaş gemilerini Karadeniz’e çekmesi gibi savaş tamtamları arasında bir önemli hadise gözden kaçmıştır. ABD’nin Almanya’daki askeri varlığı azalmaktaydı. Ukrayna krizinin kızıştığı ortamda ABD Savunma Bakanı ile Alman mevkidaşının görüşmesinden Almanya’ya ilave 500 asker gönderme kararı çıktı.

Tek Çin, Tek Rusya, Tek Sırbistan…?

Dışişleri Bakanımız, Çin Dışişleri Bakanı’na Türkiye’nin tek Çin ilkesine bağlı kaldığını söylemiştir. Tek Çin ilkesinin anlamını ve kapsamını benzer örnekler üzerinden kurcalayalım: Mesela,

  • Türk Dışişleri Bakanının ziyaretinde, Çinli yetkili Pekin’de “Arnavutluk’tan Çin Seddi’ne Türk dünyası gerçeğini kabul ediyoruz, bu konuda her türlü desteği veriyoruz” demiş olsun;
  • Sırbistan Dışişleri Bakanı’na İstanbul’da Türk yetkili “Tek Sırbistan’ı kabul edip her türlü desteği veriyoruz. Kosova, Bosna-Hersek’teki Sırbistan, Karadağ, tek Sırbistan’ın ayrılmaz parçasıdır” demiş olsun;
  • Rus Dışişleri Bakanı’na, Berlin’de Alman mevkidaşı “Tek Rusya vardır; Kırım, Donetsk, Lugansk dahil Ukrayna, Beyaz Rusya, Dinyester, tek Rusya’nın ayrılmaz parçasıdır, aykırı düşünene Almanya’da hayat hakkı yoktur” demiş olsun… Örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Suriye İç Savaşı’nın 10. Yılında Katiller Yarışı

Biden-Putin arasında “kim daha katil” tartışması ilginç aşamalara evrildi. Rusya’nın Washington’dan büyelçisini istişare için çağırması, diplomaside, bağların koparılmadan önce gevşetilmesi demektir. Biden’ın Putin’i seçimlere müdahale ve zehirleme gibi gerekçelerle suçlamasına karşılık, Putin’in “aynaya bakıp kendini anlatıyorsun, adını sormadım..” türünden vecizelerini Suriye üzerinden de incelemek gerek. Bu gibi tartışmalar sayesinde Rusya’nın yeniden super güç yolu açılırken ABD’nin Avrupa’daki zemininin güçlenmesi ayrı konudur. Biden-Putin’in asıl hedefi olmasa da iki ülke mahfilleri açısından katillik başlığıyla gelişen bir anlamda danışıklı dövüş, küresel politikaları açısından verimli hale gelmiştir. ABD ve Rusya istihbaratları, hangisinin kaç yüzbinlerin katili olduğu hakkında yeterli bilgilere sahiptir. Her ikisi de ülkemize sıçrayan kan gölünün baş mimarlarıdır. Bu katliamda İsrail, Avrupa ve diğer küresel güçler ile mesela Papalık gibi aktörlerin katkısı ayrı konulardır. Papa’nın hâk ile yeksân Irak gezisinin, emniyet literatüründe “katilin, cinayet mahalline uğraması” olarak açıklanması, yerinde bir tespittir. Nitekim Irak’ı ve Suriye’yi yangın yerine çeviren sürecin başında Bush’un kilise temelli evhamları da bulunmaktaydı. Irak’taki mabetleri yıkan teröristlere silahları kimin verdiği, aptalca bir soru değilse “tecâhül-i ârifâne”dir. Cevabını çok iyi bilen Papa, soruyu yanlış yerde yanlış kişilere sormuştur. Bununla beraber bu ilginç ziyaret ile başlayan asırlık, belki milenyumluk proje ayrı bir konudur.

Erivan’daki Muhtıranın Darbeler Tarihindeki Yeri

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Erivan’daki Muhtıranın Darbeler Tarihindeki Yeri Ermenistan’ın Moskova yanlısı Genel Kurmay Başkanı Gasparyan, batı yanlısı Paşinyan’a başbakanlığı bırakması talebinde bulundu. Böylece işgal altındaki Azerbaycan topraklarında işgali sürdürmede başarısız olmanın faturasını başbakana kesmek istedi. Paşinyan ise işgal alanını daha da genişletmek, büyük Ermenistan hayaliyle daha fazla kan dökmek istemişti. Ancak “evdeki bulgurdan” da olunca… Okumaya devam et Erivan’daki Muhtıranın Darbeler Tarihindeki Yeri

Terörün Kökü ve Nigaragua-ABD Davası

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Terörün Kökü ve Nigaragua-ABD Davası Gara’da yıllardır rehin tutulan 13 vatandaşımızın şehit edilmesi, ülkemizi yeniden yasa boğmuştur. Her fırsatta dile getirildiği gibi asker, polis, güvenlik görevlisi dahil onbinlerce şehidimizin görünüşteki katili PKK terör örgütüdür. 2021 itibariyle gerçek katilin ABD, İsrail ile bir kısmı NATO müttefikimiz olan Batılı ülkeler olduğu âşikârdır. Terör örgütünün… Okumaya devam et Terörün Kökü ve Nigaragua-ABD Davası

Dünya Sağlık Örgütü, Çin ve Aşı

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Dünya Sağlık Örgütü, Çin ve Aşı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), BM bünyesinde bir ihtisas örgütüdür. Çin ve Brezilya temsilcilerinin teklifiyle toplanan delegelerin çalışmaları sonucu 7 Nisan 1948’de kurulmuştur. Epidemik, pandemik gibi hastalıklarla mücadele etmek kuruluş amaçlarındandır. Diğer örgütlerde olduğu gibi üye ülkeler gücü nispetinde bütçesine katkıda bulunurlar. ABD, DSÖ’nün en büyük finansörlerinden… Okumaya devam et Dünya Sağlık Örgütü, Çin ve Aşı

Hazar’da Azerbaycan-Türkmenistan Anlaşması

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Hazar’da Azerbaycan-Türkmenistan Anlaşması Komşu ülkeler arasında uzlaşılamayacak sorunların oluşturulması, anlaşmazlık konularının el altından kızıştırılması, kazan kazan konularının kavga, çatışma nedeni haline getirilmesi eski sömürgecilerin yeni bağımsız devletlere miras bıraktığı tuzaklardandır. Bu yüzden Afrika’da hemen her ülkenin komşularıyla “uzlaşılmaz” sorunları vardır. “Yeni Sömürgecilik” olarak adlandırılan bu düzenin temelinde, eski sömürgecilerin aynı coğrafyayı paylaşan… Okumaya devam et Hazar’da Azerbaycan-Türkmenistan Anlaşması

Kongre Baskını Üzerinden Biden’a Mesaj

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Kongre Baskını Üzerinden Biden’a Verilen Mesaj ABD’de başkanlık seçimlerinin galibi olduğu halde, seçici kurulun usulen Biden’ı bir bakıma taçlandırma toplantısı esnasındaki baskını, sadece Trump’ın aptallığı ile açıklamak gerçekleri gözardı etmektedir. Bu anlamda hemen bütün başkanlar için geçerli olan Beyaz Saray gerçeği yanında günümüz ABD toplumunun sosyal ve siyasal açıdan gittikçe derinleşen bölünmüşlüğü… Okumaya devam et Kongre Baskını Üzerinden Biden’a Mesaj

Enerji Stratejileri ve Jeotermal Santraller

Enerji Stratejileri ve Jeotermal Santraller Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Elektrik kesintilerinin tek çare olduğu, benzin kuyruklarının uzayıp gittiği dönemlerden kalan vecize: En Pahalı enerji, olmayan enerjidir. Bu sözün ne kadar doğru olduğunu o şartları yaşayanlar çok daha iyi bilir. Ancak muhtemel gelişmeleri dikkate aldığımızda yeni bir vecize ile karşılaşma ihtimalimiz var: En Pahalı Enerji, Kirli Enerjidir.… Okumaya devam et Enerji Stratejileri ve Jeotermal Santraller

İnsan Haklarında Ayrımcılık

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya İnsan Haklarında Ayrımcılık 10 Aralık, İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Hemen her ülkede görülen ayrımcılığa karşın 10 Aralık 1948’de imzalanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin (İHEB) 1. ve 2. Maddeleri, insanların eşit olarak doğduğunu, bu beyannamede sayılan hakları kullanmada ırk, cins, renk, inanç ayrımı yapılamayacağını düzenlemektedir. Bununla beraber uygulamada beyaz ile siyahın hakları… Okumaya devam et İnsan Haklarında Ayrımcılık

AB’nin Türkiye Gemisine Müdahalesi

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya AB’nin Türkiye Gemisine Müdahalesi Türkiye bandıralı ticaret gemisine müdahale, sözde müttefiklerin her fırsatta ülkemiz haklarını, ülke bütünlüğü ile prestijini hedef alan olaylar zincirinin yeni bir halkasıdır. AB projesi durumundaki Yunanca “İrini (Barış) Harekatı” tatbikatı çerçevesinde Almanya’ya ait Hamburg Fırkateyni tarafından Türk gemisi Roseline-A gemisine helikopter ile müdahale edilmiş ve saatlerce arama yapılmıştır.… Okumaya devam et AB’nin Türkiye Gemisine Müdahalesi

Karabağ’dan Dönüş: 27 Yıl Önce, 27 Yıl Sonra

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Karabağ’dan Dönüş: 27 Yıl Önce, 27 Yıl Sonra Ermenistan işgali altındaki Hankendi ve Kelbeçer’den Ermenistan’a vesait kuyruğu… Taksiler, kamyonlar, komyonetler… İşgalci Ermeniler araçlarına atabildikleri can yongası eşyalarıyla yollarda. Kamyonetlerden sarkan çarşaflar, bohçalar, dolaplar, sandalyeler, kazanlar.. Hatta klozetleri de sökmüşler Ermenistan’a götürüyorlar. Çocuklar ağlıyor, büyükler mahzun.. Kısmen özetlediğimiz bu fotoğraflar hüzün verici değil… Okumaya devam et Karabağ’dan Dönüş: 27 Yıl Önce, 27 Yıl Sonra

FRANSIZ İSLAMINA HAYIR, ÇİN İSLAMINA?!

Fransız İslamına Hayır; Çin İslamına?! Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya İslamiyeti, başlangıcından itibaren yok etmek, dejenere etmek, itikat ve ibadet usullerini tahrif etmek için sayısız tezgahlar kurulmuştur. Daha râşit halifeler devrinde yalancı peygamberler çıkmış, arkasından “gerçek İslam” adına hareket ettiklerini iddia eden nice fırkalar görülmüştür. Şartlara göre belirli bir bölgede etkinlik sağlayan “kafaya göre İslam” kumpasları tarih… Okumaya devam et FRANSIZ İSLAMINA HAYIR, ÇİN İSLAMINA?!

Gence Soykırımı, İnsancıl Hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Gence Soykırımı, İnsancıl Hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri Ermenistan’ın bir yerlere güvenip işgali genişleterek sürdürme siyaseti geri tepince, askeri mağlubiyet sivillere saldırı ile telafi edilmeye çalışılmıştır. Uluslararası Hukuk açısından son derece önemli olan BM Güvenlik Konseyi kararlarına karşı işgalin bugüne kadar elbette karşılığının olması gerekmekteydi. Fakat bütün yaptıklarının yanına kâr kalması, hatta daha… Okumaya devam et Gence Soykırımı, İnsancıl Hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri

ERMENİSTAN’IN SİNSİ STRATEJİSİ

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Ermenistan’ın Sinsi Stratejisi Klasik dönemde güç kullanarak toprak kazanmak meşru olduğu halde BM ile bu kazanım yasaklanmıştır. Bununla beraber terörle mücadele, insan hakları, demokrasi götürmek, davet edilmek gibi bahanelerle toprak kazanımları gerçekleşmiştir. Soğuk Savaş dönemi sona ererken yakın aralıklarla iki işgal yaşanmıştır: Irak’ın Kuveyt’i ve Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının bir kısmının işgali. Her… Okumaya devam et ERMENİSTAN’IN SİNSİ STRATEJİSİ

Ankara’ya Kum Fırtınası Hediyesi

Ankara’ya Kum Fırtınası Hediyesi Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Başlık hatalı değildir: Ankara’ya daha önce bilinmeyen kum fırtınası hediye olarak gelmiştir. Tıpkı bazı vilayetlerde obruk hediyeleri gibi. Herkesin felaket dediği bu hadiseler nasıl hediye olabilir? Bir doktorumuzun ifadesiyle vücudumuzdaki birçok ağrılar aslında nimettir. Çünkü ağrının sebep olduğu rahatsızlıktan çok onun delalet ettiği hastalığa bakmak gerek. Tehlikeli bir… Okumaya devam et Ankara’ya Kum Fırtınası Hediyesi

Türk ve İslam Dünyasının Doğu Türkistan’daki Soykırıma Sükut Ayıbı

Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya Türk ve İslam Dünyasının Doğu Türkistan’daki Soykırıma Sükut Ayıbı Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yapılan başta soykırım olmak üzere her türlü zulüm, tecavüz, işkence uygulamaları yeri göğü inletmektedir. Buradaki nüfusun önemli bir kısmı Uygur Türkü olup Kazak, Kırgız, Özbek ve diğer Türk boyları mensupları da bulunmaktadır. En az üç bin yıldır Doğu Türkistan… Okumaya devam et Türk ve İslam Dünyasının Doğu Türkistan’daki Soykırıma Sükut Ayıbı