Kategori: Prof. Dr. A. Yalçınkaya

  • Gıda Güvenliği, Milli Güvenliğin Ayrılmaz Parçasıdır

    Gıda Güvenliği, Milli Güvenliğin Ayrılmaz Parçasıdır

    Rusya-Ukrayna Savaşı üzerinden derin stratejiler, büyük gıda krizi endişelerini gündeme getirmiştir. Hemen her kesimin kenarından köşesinden tehlikeye temas etmesi olumlu bir gelişmedir. Buna karşın on yıllardır tarlalar ekilemediği, ekilen ürünler bir yıl elde kalırken ertesi yıl ithal edildiği, ülke sathında banka haczi bulunmayan tarla ve bahçenin nadirleştiği, çiftçinin sadece alın teri karşılığını isteme feryatlarının bir türlü duyulmadığı gerçekleri ise son derece hazindir.

  • Çin Nereye? Çin’de Neler Oluyor

    Çin Nereye? Çin’de Neler Oluyor

    Rusya-Ukrayna çatışmasına odaklanmışken Çin’de tuhaf gelişmeler yaşanmaktadır. Cinping dönemiyle hızlanan, pandemi sürecinde olgunlaştırılan hazırlıkların hangi hedefe yöneldiği ciddi tahlil konusudur: Hızla silahlanma, enerji ve gıda stoklamaları, yeniden kapanma, yasaklar… Bir adım sonra Doğu Türkistan’daki işkence ve soykırım kamplarını bütün ülke sathına yayma, sesini yükseltenleri “eğitim kampları”na gönderme de beklenebilir. Elinde akıllı telefonu, milyarlık yarı aç kitle ile süper zengin sınıf arasında gittikçe büyüyen refah makasının muhtemel sosyo-ekonomik patlamaları ayrı bir konudur. Çin halkının afyon savaşları, Mao ihtilali gibi yönetime isyan tecrübelerini de hatırlamak gerek. Büyük savaşın ön cepheleri durumundaki Kuşak-Yol girişiminin ekonomik makyajlı siyasi emperyalizm projesi haline gelmiştir. Birçok ülkenin risklere katlanarak ilk istasyonda bu “trenden” inmenin çaresine baktığı bilinmektedir. Pekin yönetimi ise bu tür gelişmeleri her seferinde “kışkırtıcı” olarak nitelemiş, sonucuna katlanırsınız mesajı göndermiştir.

  • Çatışmaların Beklenenden Uzun Sürmesine Dair Rusya ve Ukrayna Mutabakatı!

    Çatışmaların Beklenenden Uzun Sürmesine Dair Rusya ve Ukrayna Mutabakatı!

    Rusya-Ukrayna Savaşı, ikinci aya yaklaşırken çatışmaların sonlandırılması, barışın sağlanması yolundaki umutlar gittikçe azalmaktadır. Aylarca önceden Ukrayna çevresinde yapılan askeri yığınağı, sadece siyasi baskı aracı olarak görmüş, sıcak çatışma cinneti aşamasına geçilemeyeceğini tahmin etmiştik. Putin’in 22 Şubat’ta Donetsk ve Luhansk’ı tanıması ile hedefe ulaşıldığını zannetmiştik. Çatışmaların çok kısa süreceği, zaten Ukrayna’nın fazla direcek hali olmadığı, Rusya’nın belirli yerleri kuşatmasıyla hedefe ulaşacağını hemen herkes beklemişti. Daha ilk günlerde Atlantik cephesinden Zelensky’ye “ülkeni bırak gel, seni koruyalım” teklifi gelmiş, buna karşın Ukrayna savunması Ruslara büyük kayıplar vermişti. Bu savaştan her iki tarafın da büyük zarar göreceğini anlaması gereken Kiev ve Moskova yöneticilerinin bir şekilde uzlaşacağı beklenmekteyken hem Zelensky hem de Putin, bu savaşın çok uzun süreceği konusunda, bir anlamda uzlaştıklarını duyurdu.

  • Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Arasında Garantörlüğü

    Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Arasında Garantörlüğü

    Rusya’nın Ukrayna sınırına askeri yığınak yapması, 22 Şubatta Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlıklarını tanıdığını ilan etmesinden sonra başlayan saldırılar sürmektedir. Daha çatışmalar başlamadan birçok ülke muhtemel felaketi önlemek için aracılık denemelerinde bulunmuştur. ABD-İngiltere öncülüğündeki Atlantikçi cephe ise her halükarda çatışmalara zemin hazırlama ve tırmandırma gayretini sürdürmüştür. Bir taraftan saldırı hazırlıklarını sürdüren Rusya’yı kışkırtırken diğer taraftan Ukrayna’ya “arkandayız” mesajlarıyla uzlaşma seçeneklerini dikkate almamasını empoze etmiştir.

  • Kömür Termik Santrali Enerjisi, En Pahalı Enerjidir

    Kömür Termik Santrali Enerjisi, En Pahalı Enerjidir

    “En pahalı enerji, olmayan enerjidir”, yaşayarak öğrenilebilen gerçektir. Elektrik kesintilerinin, maliyeti, fatura maliyetini kat kat geçebilmektedir. Sözkonusu maliyet, ödenen para olarak doğrudur. Fakat insan sağlığı, hayatın devamı sözkonusu ise hesap değişmektedir. Havayı zehirleyen, tarımı bitiren, nice hastalığın sebebi olan kömür santrallerinin maliyeti, olmayan enerjiden çok daha fazladır. Çünkü sağlık yoksa enerjinin kıymeti olmaz.

  • Ukrayna Üzerinden Çatışma Kültürü ve Kültürler Çatışması

    Ukrayna Üzerinden Çatışma Kültürü ve Kültürler Çatışması

    Ukrayna’daki çatışmaların analizinde ırk, din, dil, insanlık değerleri gibi kavramlar da gündeme gelmektedir. Çatışmalar ve savaşlarda siviller, yaralılar, muharip olmayan kadınlar, yaşlılar, çocukların güvenliği ile okullar, mabetler, sağlık vb. kapsamdaki binaların hedef alınmaması, İnsancıl Hukuk gereğidir. Uluslararası Hukukun bir dalı olan bu alanda, Cenevre Sözleşmeleri temel belgelerdir. Barış sürecinde tankların ezdiği sivil araçlar, füzeyle hedef alınan çocuk hastanesi, tahrip edilen okulların hesabı ayrıca masaya gelecek demektir. Çatışmanın kültür ve medeniyet boyutu ise bir anlamda dokunulmaz kalmaktadır. Ukrayna’da yaşananlar, çoktan çöpe atılmış olan “Medeniyetler Çatışması”nın üzerine birkaç kürek daha toprak atmıştır. Buna göre farklı medeniyetler arasındaki çatışmalar kaçınılmaz olup bir anlamda İslam dünyasına yönelik saldırı ve yok etme operasyonları, doğa yasası gereği idi. Teorik çerçeveye oturtulan, oldukça fazla ses getiren bu yaklaşım, aslında gözlemlerin bilimsel analizi değil de temenninin teorik kılıf altında sunumu olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Bu durumda aynı Hıristiyan, Slav, Ortodoks kültüründen gelen iki devletten Rusya’nın Ukrayna’ya asker, sivil demeden saldırısı mümkün değildi. Suriye’nin, Irak’ın, Afganistan’ın ve diğer İslam coğrafyasındaki Müslümanların Hıristiyan güçler tarafından bombalanması, öldürülmesi ise bilimsel gerçeklerin kaçınılmaz sonucu idi.

  • Hindistan’ın Ayrımcı Politikalarına Karşın Müslümanların Sahipsizliği

    Hindistan’ın Ayrımcı Politikalarına Karşın Müslümanların Sahipsizliği

    Hindistan’ın nüfusu ve etnik yapısı konusundaki rakamlar, birçok bölge ülkesi için olduğu gibi “yaklaşık” olarak ifade edilir. Çünkü beş yaşının altındakilerin %38’inin halen doğum raporu bulunmamaktadır. Sınır bölgelerindeki vatansızların miktarı çok daha fazla olup her dinden bu statüde milyonlarca insan bulunmaktadır. Ülkedeki vatansızların önemli bir kısmı daha çok dağlık kesimde yaşamakta olup kayıtlar konusunda kamu hizmetleri yetersiz kalmaktadır. Nesiller boyu ülkenin fiili vatandaşı olduğu halde resmiyete geçemeyen on milyonlardan bahsedilmektedir. Bunun yanında komşu ülkelerden bir şekilde gelen mülteci vb. statüdeki milyonlarca vatansızlar bulunmaktadır. Öte yandan halen Pakistan, Afganistan, Bengladeş gibi komşu ülkelerde yaşadığı halde Hindistan kökenli olan veya konsolosluklar aracılığı ile Hindistan vatandaşlığına geçmek isteyenler de vardır. Bağımsızlıktan sonra ülkede birçok vatandaşlık ve nüfus kanunları çıkarılmıştır.

  • Terör Örgütü Liderleri Cesetlerinin Yokoluş Muamması

    Terör Örgütü Liderleri Cesetlerinin Yokoluş Muamması

    Katar’da muhalefet temsilcileri, diplomatlar ve akademisyenlerin katılımıyla Suriye’nin geleceği konusunda konferans toplanmadan bir gün önce IŞİD lider Ebu İbrahim el-Haşimi el-Kureyşi’nin İdlib yakınlarında öldürüldüğü haberi geldi. Önceki terör liderleri Bin Ladin ve el-Bağdadi’nin aksine Kureyşi’nin öldürülme programı, başkan ve ekibinin naklen izlediği program halinde gerçekleşmedi. Anlaşılan Obama ve Trump’ın dünyaya servis edilen “terör başının sonu müsamereleri”nden Biden pek hazzetmemişti. Kureyşi’nin ölümü, duyurulduktan sonra Biden öncekiler gibi, ABD’nin askeri gücü sayesinde sadece Suriye’yi değil dünyayı tehdit eden İŞİD’in küresel liderinin ortadan kaldırıldığını muzaffer kumandan edasıyla açıkladı. En dikkat çeken nokta ise özel eğitilmiş birliklerin her adımı hesaplanmış operasyonuna karşın Kureyşi’nin intihar yeleğini patlatarak kendisini havaya uçurduğunun vurgulanmasıydı. Yani ortada ceset kalmamış, Kureyşi yok olmuştu.

  • Ukrayna’da Savaş Çığlıklerı ve Derin Avrasyacı-Atlantikçi Çatışma

    Ukrayna’da Savaş Çığlıklerı ve Derin Avrasyacı-Atlantikçi Çatışma

    Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Ukrayna’da Savaş Çığlıklerı ve Derin Avrasyacı-Atlantikçi Çatışma Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri yığınağından hareketle büyük bir savaşın çıkmak üzere olduğu, aylardan beri uluslararası gündemin ilk maddesini oluşturmaktadır. Bu savaşın bir kaç haftaya kadar çıkmasının kesin olduğu, birkaç güne kadar Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceği, arkasından Almanya ve diğer NATO […]

  • Kazakistan’da Ayağına Kurşun Sıkanlar

    Kazakistan’da Ayağına Kurşun Sıkanlar

    Yakıt zammı üzerine yaşanan gelişmeler, bölgeyle bağlantılı stratejileri yeniden masaya yatırmıştır. Bağımsızlığın otuzuncu yılındaki bu olayların sosyo-ekonomik hoşnutsuzluklar boyutu elbette bulunmaktadır. Birçok bakımdan zengin kaynaklara sahip olan ülkede refahın toplum kesimleriyle yeterince paylaşılmadığı açıktır. Ancak Rusya, Çin, Suudi Arabistan dahil bu gibi sorunların daha ağır yaşandığı ülkelerde benzer olayların pek görülmediği bilinmektedir. LPG zammına karşı halkın sokaklara dökülmesi makul karşılanabilir. Buna karşın eğitimli, silahlı, hareket planları hazırlanmış grupların devlet dairelerinde yangın çıkarmasını, polisleri öldürmesini, kafalarını kesmesini, arabaları yakmasını sadece hoşnutsuz kitlelere mal etmek mümkün değildir. Olayların başında IŞİD gibi MOSSAD, CIA, KGB temelli örgüt taktikleriyle ülke ve bölge halkını terörize etmenin kime ne faydası olacağının tespiti son derece önemlidir.

  • Türkiye-Ermenistan Yakınlaşmasındaki Tuhaflıklar

    Türkiye-Ermenistan Yakınlaşmasındaki Tuhaflıklar

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden Türk cumhuriyetleri gibi Ermenistan’ı da ilk tanıyan devletlerden biri Türkiye olmuştur. Ermenistan bağımsızlık deklerasyonu ile Türkiye’ye bir bakıma savaş açmış, Batı Ermenistan’ın (Doğu Anadolu) ülkesinin ayrılmaz parçası olduğunu duyurmuştur. Bağımsızlık heyecanı ile bunun geçici olması beklenirken 1995 Ermenistan Anayasası giriş kısmında “Bağımsızlık Deklarasyonu’nu anayasasının parçası olarak kabul etmiş, daha başka düşmanca maddeler düzenlenmiştir. Komşu toprağında doğrudan hak iddia etmek savaş hali anlamına gelmektedir. Sınır düzenlemeleri ayrı bir konudur. Başka ülke toprağını kendi ülkesi saymak radikal bir parti programında veya irredentist bir yazarın kitaplarında yer alabilir. Ancak ülkenin anayasasında böyle bir düzenleme varsa, her vatandaşını bağlayıcı bir durum sözkonusudur. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali, Uluslararası Hukukun yasakladığı bir eylemi idi. Bu süreçte Türkiye, Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurmadı, sınır kapılarını ve ulaşım hatlarını kapattı. Ermenistan’dan karşılık olmadan 2004’de hava ulaşımının açılması yanlış karar idi. Türkiye, bu adımıyla Ermenistan’ın düşmanca politikalarına son vereceğini beklerken başbakanı halkına biraz daha sabretmelerini, Türkiye’nin bütün taleplerini yakında kabul edeceğini söylemişti. Ankara açısından aynı hayal kırıklığının günümüzde de yaşanması için oldukça uygun zemin bulunmaktadır.

  • İran Rejiminin Garantisi Olarak ABD Yaptırımları

    İran Rejiminin Garantisi Olarak ABD Yaptırımları

    Humeyni devriminden sonra, İran’a karşı gittikçe dozu artırılan, bazen başta BM olmak üzere bazı uluslararası örgütlerin de katıldığı yaptırımların, mevcut rejimi takviye fonksiyonu son derece önemlidir. İsrail ve Siyonist lobinin yönlendirmesi ve ABD öncülüğündeki yaptırımlar yaklaşık 40 yıldır “resmi” İran ekonomisini zincire vurmuş, zincir kilidinin anahtarlarını da mollalara vermiştir. Böylece rejim her geçen gün güçlenerek varlığını ve etkinliğini sürdürmeyi başarmıştır. Halbuki bu derece ağır yaptırımlar ekonomiyi çökertir, doğal olarak kitleler büyük zarar görür, bir aşama sonra sosyal patlamayla rejimin çökmesi beklenirdi. İran ekonomisine yön veren kurumlar, dış ticaret rakamları, yaptırımların baskıladığı ekonomi ve rejim gerçeği dikkate alındığında, bu yaptırımların molla rejimini güçlendirdiği, muhalif kesimlerin ve kitlelerin sesini kestiği, dolayısıyla çarpık yönetimin varlık sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yöndeki bilimsel analizler ve araştırma sonuçları da öncelikle ABD’de yayınlanmakta, raporlar her fırsatta yöneticilere sunulmaktadır. “Ekonomik yaptırımlar, ancak katılımcı rejimlerde başarılı olabilir” tezi doğrudur. Fakat İran’da devrimin temelinde katılımcılık iddiaları bulunmasına karşılık, yaptırımlar bu yöndeki gelişmelerin en büyük engeli olmuştur.

  • Uluslararası Örgüt Olarak Türk Devletleri Teşkilatı ve Doğal Üyelik Muamması

    Uluslararası Örgüt Olarak Türk Devletleri Teşkilatı ve Doğal Üyelik Muamması

    Sovyetler Birliği’nin dağılması ile 1992’de oluşturulan “Türkçe Konuşan Ülkeler Zirvesi”, nihayet “Türk Devletleri Teşkilatı” (TDT) adıyla uluslararası örgüt haline geldi. Geçen sürede Türksoy, Türk Konseyi, Türk Keneşi gibi aşamalarında birçok alt birimler oluşturuldu. Hemen her uluslararası örgütün zirveler, konferanslar gibi toplantılarla olgunlaşan, on yılları bulabilen kuruluş süreci vardır. Önemli olan ise ne derece fonksiyonel olduğu, hedeflerinin ne derece gerçekçi olduğu, bu istikamette ne kadar başarılı faaliyetler yürüttüğüdür. Bu anlamda bir kısmı huzurevinde veya hastanede unutulmuş, pek de etkinliği olmayan birçok uluslararası örgüt bulunmaktadır. Birçok örgütler ise özürlü doğup bir şekilde hayatiyetini devam ettirebilmektedir. Bununla beraber bölge veya ortak kimlikler vb. temellerle kurulan örgütlerin bir kısmı, ne kadar işlevsiz olsa da belirli aralıklarla üye ülke temsilcilerinin aynı zeminde bir araya gelebilmeleri dahi anlamlı veya faydalıdır.

  • Doğu Türkistan’daki Soykırım ve Çin’den Sızan Kamp Belgeleri: Karakaş Listeleri

    Doğu Türkistan’daki Soykırım ve Çin’den Sızan Kamp Belgeleri: Karakaş Listeleri

    Çin’in Doğu Türkistan’daki soykırım ve tecavüz sabıkası, tarihin en korkunçlarının başında yer alacaktır. Zulüm ve tecavüzler zincirinin hedefindeki geniş coğrafya, on milyonlar, “Çin işkencesi” kapsamında bir kısmı ilk defa duyulan, insanı insanlığından utandıran muameleler yanında bir özellik daha var: Gelişmiş teknolojilerin, yapay zeka uygulamalarının, bilişim araçlarının zulüm ve tecavüzde ileri derecede kullanılması. Uzun süredir Çin’de Uygur, Türk, Türkistan gibi isimlerin kullanımı, terörist hareket kabul edilmekte, işkence kamplarına gönderilme sebebi olmaktadır. Doğu Türkistan’da Türk ve İslam varlığını yok etme planının aşamalarından olan toplama kampları hakkında batılı haber kaynakları ve kamplardan kurtulanlardan ayrıntılı bilgiler her fırsatta gelmektedir. Çin yönetiminin hemen her ilçede kurulan bu dev işkence kampüslerini, “eğitim kampı” olarak göstermek üzere yayınladığı fotoğraflar ve bilgiler dahi, buradaki baskı, işkence, katliam ve tezavüzlerin derinliğini doğrulamaktadır. Türkiye’nin bir kaç katı büyüklüğündeki Doğu Türkistan coğrafyasında kamplara henüz alınmayan veya bir şekilde evine gönderilenlerin maruz kaldıkları muamele haber ve görüntüleri, bütün yasaklara karşın çeşitli yollarla ülke dışına çıkabilmektedir. Bir şekilde teknolojik deliklerin veya rüşvetle bilgi satanların belki de insanlığını hatırlayan Çinli görevlilerin katkısı sözkonusudur. Kirli kan gölleri inşa edelerin bir aşama sonra birbirlerini hançerlemesi de kaçınılmazdır. Aynen Stalin’in, baş soykırımcısı Beria’yı öldürttüğü, bu kadar mazlumun ahıyla son demlerinde kendisinin de çıldırdığı gibi Şi Jinping’in de işkence kadrolarını ölüm mangalarına teslim edeceği günler yakındır.

  • Alman Meclis Başkan Yardımcısı Türk Milletvekili

    Alman Meclis Başkan Yardımcısı Türk Milletvekili

    Kıtlıklar, savaşlar, baskılar vb. olaylar, insanların başka coğrafyalarda yurt aramalarına yol açmış, kavimler göçü her dönemde yaşanmıştır. Dönmek niyetiyle vatanından ayrılanların birçoğu doğduğu yere dönememiş, doyduğu yeri yurt edinmiştir. İç savaşlar, sömürüdan kurtulmak isteyenler de kavimler göçünün alt gruplarıdır. Bir dönem delik postalıyla Almanya’ya ekmek parası kazanmaya gidenlerden günümüze kalanları, ne dönemin Alman yönetimi, ne de bir ev-araba parası tedarikinden sonra ülkesine dönmeye kararlı gurbetçilerimiz tahmin edebilirdi. Bu gerçekler ışığında Suriye iç savaşının başlangıcında, davetle bu ülkeye sığınan mültecilerin sonuçlarının ne olacağı ayrı bir konudur.

  • Suriye İç Savaşında Türkmenler

    Suriye İç Savaşında Türkmenler

    Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya Suriye İç Savaşı ve Suriye Türkmenleri Suriye’nin doğusunda ABD himayesindeki “teröristan” devleti kök salmaya başlarken yine ABD ve Fransa’nın desteği ile adalar istikametinden, namluları Türkiye’ye yönelik silah yığınakları hızla yükselmektedir. Osmanlıya karşı isyanından kuruluşuna ve genişlemesine her aşamada Hıristiyan dünyasının sınırsız desteğine mazhar olan komşumuzun aynı zamanda […]

  • Karadeniz’de Barış, Güvenlik, İşbirliği ve Mavi Karadeniz Kongresi

    Karadeniz’de Barış, Güvenlik, İşbirliği ve Mavi Karadeniz Kongresi

    KASAM Vakfı ile düzenlediğimiz 7.Uluslararası Mavi Karadenzi Kongresi’nin teması “Barış, Güvenlik ve İşbirliği” idi. Birçok ülkeden 60 akademisyen ve diplomat, bu çerçevede tebliğlerini sundular. Uluslararası sorunlarda, herkesin itirazsız kabullendiği bu tema, uygulamada ulaşılmaz ve çok masraflı olabilmektedir. En saldırgan politika izleyenler dahi kendilerinin barış taraftarı olduklarını, mağduriyetlerini telafi etmekten başka amaçları olmadığını iddia ederler. Türkiye’nin komşu bölgeleri, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu’da ise bu tür iddialar oldukça kördüğüm haline gelmiştir

  • İşgalden Kurtarılan Azerbaycan Topraklarından

    İşgalden Kurtarılan Azerbaycan Topraklarından

    Geçen yıl işgalden kurtarılan Karabağ’ın yanıbaşındaki Ağdam’da gördüklerimiz, derin sevinçle göz yaşartıcı hüznün muhteşem bileşkesi olarak hafızalarda kaldı. Azerbaycan’ın Bursası diyebileceğimiz her köşesi Türk-İslam tarihi kokan, yemyeşil, verimli topraklardaki programımızın konusu 15 Eylül 1918’de, Nuri İleri Paşa komutasındaki Türk ordusunun Bakü’yü kurtarmasının sene-i devriyesiydi. Bakü’deki Şehitler Meydanında annemin amcalarının izini aradım. Üç kardeş seferberlik ilanıyla cepheye gönderilmiş. Dedem yaralı olarak eve dönebildiği halde iki kardeşinin nerede şehit olduğu bilinmiyor. Mermerler üzerindeki isimler arasında Harputluları ararken Samsun, Nevşehir, Kütahya dahil bütün vilayetlerden hatta Kudüs’ten, Saraybosna’dan isimlerle karşılaştık. Çanakkale şehtiliklerinde de Balkanlar, Orta Doğu dahil Anadolu’nun her köşesinden, Bakü’den, Derbent’ten de bir sürü şehit isimleri yok mu? Bu durum, geçmişte kanları karışmış şehitler neslinin, gelecekte ortak ülkü etrafında toplanacaklarını tescil etmektedir. Bu gerçek, Hıristiyan dünyasına yaslanan Ermenistan’ın çeyrek asır sonra terkettiği toprakları niçin yakıp yıktığını da açıklamaktadır.