Biden 24 Nisan’da Sözde Ermeni Soykırımını Tanıyacak

Bundan  yaklaşık iki hafta önce 19 Mart 2021 tarihinde,  ABD  Başkanı Biden’ın  sözde Ermeni soykırımını tanıyacağı  medyada yer almıştır: “Biden: Ermeni Soykırımını Resmen Kabul Edecek”  (Exclusive: Biden Admin to Officially Acknowledge Armenian Genocide  Quick Take  GZERO Media) GZERO Medya’da yayın yapan siyaset uzmanı ve Eurasia Group Başkanı Ian Bremmer, Beyaz Saray’daki kaynaklarına dayandırdığı özel haberinde, Biden’ın seçim kampanyasında da vadettiği gibi  sözde  soykırımı tanımak için çalışmalara başladığını  açıklamıştır:

“Türkiye’yi takip edenler bilecektir, son birkaç hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan için zorlu geçti, çok hatalar yapıldı. Önce İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiler. Diğer yanda Merkez Bankasının başkanı bir kez daha değişti. Ekonomi kötüye gidiyor, Türk Lirası değer kaybediyor, cumhurbaşkanı halk desteğini yitiriyor.”

Bremmer, HDP’nin kapatılma davasına da değinerek, Erdoğan için asıl büyük zorluğun ABD’den geleceğini söylemiştir. İddia edildiği gibi Osmanlı dönemindeki 1915 olaylarının ABD tarafından soykırımın  resmen tanınması sürpriz olmayacak.  Çünkü  Biden, seçilmesi halinde bu karara imza atacağını kampanyası boyunca sıkça dile getirmiştir.

20 Mart 2012 tarihinde  Turkish Forum ile Milli Strateji Araştırma Kurulu’nda yayınlanan yazımın başlığı Biden’a Sözde Ermeni Soykırımını Tanı Baskısı”   idi.   19 Mart 2021 tarihinde  ABD’li bir grup senatör, Ermenistan’da 1915 olaylarının yıldönümü kabul edilen 24 Nisan öncesinde Başkan  Biden’a sözde Ermeni soykırımını tanıma çağrısı yapmıştır. (https://www.turkishnews.com/tr/content/2021/03/20/bidena-sozde-ermeni-soykirimini-tani-baskisi/ https://millidusunce.com/misak/joe-biden-sozde-ermeni-soykirimini-taniyacak-mi/)

Öncülüğünü Demokrat Senatör Bob Menendez ile Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn’in yaptığı ve 37 senatörün imza attığı mektup, Senato Dış İlişkiler Komitesi tarafından duyurulmuştur. Her iki partiden de senatörlerin isimlerinin yer aldığı mektupta,   Biden’ın geçen yıl yaptığı bir konuşma hatırlatılarak, “Ermeni soykırımı gerçeğini resmen tanıma çağrısını güçlü şekilde yapmak üzere size yazıyoruz. Geçmişte Ermeni soykırımını soykırım  olarak tanımıştınız, şimdi Başkan olarak yine aynı şeyi yapmaya çağırıyoruz”  denmiştir.  

2019 yılında ABD Kongresi’nin her iki kanadında  kabul edilen 1915 olaylarının soykırım olarak tanınması yönündeki karar tasarılarına atıf yapılan mektupta, Biden yönetiminin olayı “soykırım” olarak  tanıyarak Kongre’ye katılması gerektiği savunulmuştur.  4 Nisan 2021 tarihinde “24 Nisan Yaklaşırken Sözde Ermeni  Soykırımı Sorunu  başlıklı yazımda  bu konuya dikkat çekmiştim.

(https://www.turkishnews.com/tr/content/2021/04/04/uluc-gurkan-24-nisan-yaklasirken-sozde-ermeni-soykirimi-sorunu/)

İki  yazımı paylaştığım  arkadaş grubunda  SBF’den arkadaşlarımın yorumları aşağıdadır. İsim vermeden değerlendirmelerini sizlerin takdirine  bırakıyorum ki, işin ciddiyeti anlaşılsın. Yorum yapanların kamuda üst seviye   görev yaptıklarını da hatırlatırım.

“Soykırım iddiası devletlere, uluslara vb. değil, ancak gerçek kişilere karşı yöneltilebilir..  BM Soykırım Sözleşmesinin açık  hükmü. Ama ne yazık ki bu iddia , ulusumuza ve ülkemize yöneltiliyor.. Ne yazık ki şurada kaç gün kaldı, bizim yetkililerden çıt çıkmıyor.. Uluç, Amerika’daki sivil kuruluşlar, dernekler ile birlikte elinden geldiğince mücadele veriyor.. Camala  Haris’e ve diğer yetkililere ulaşmaya çalışıyor.. Ama bizim bu konudaki lobi işlerimizi yürüten , bu iş için çuvalla para alan ABD deki hukukçulardan veya Sefaretten bir çaba, ses duyan var mı? Hükümetimiz de yakında bir uluslararası toplantı yapacakmış duyduğumuza göreGeçmiş olsun demeyiz inşallah..”

[15:21, 07.04.2021] +90 532 218 48 34: Kimsenin inkar ettiği yok ki!  Almanya suçunu kabul etti. Tazminat ödedi… Bir de anıt dikti…Tekrar gündeme getirilip durulmasına gerek kalmadı… [15:25, 07.04.2021] +90 505 957 87 97: Almanya ile Türkiye’nin durumu kesinlikle ayni değil. Türkiye soykırım yapmadı. [15:26, 07.04.2021] +90 532 218 48 34: Ben “ Almanya niye soykırım ile suçlanmıyor?” sözüne cevap verdim [15:35, 07.04.2021] +90 532 218 48 34: Ayrıca 83 milyon Türk de vebal altında kalmaz.  Bir insanın dedesi katil diye torunu sorumlu tutulamaz… Bu memlekette, resmi tarihimizin de kabul ettiği cinayetler, katliamlar yaşandı. Bu mantıkla, onlardan da bu gün yaşayan 83 milyonun sorumlu olduğu düşünülüyor, demektir. [15:42, 07.04.2021] +90 505 957 87 97: Türkiye Buna rağmen  Avrupa ülkeleri, Balkan ülkeleri  ve ABD gibi katliam yapmadı. Buna rağmen onlara hesap sorulmuyor. Bizimle uğraşılıyor. Türkleri şamar oğlanı bellemişler.”

“[15:48, 07.04.2021] +90 532 218 48 34: Ermeni soykırımını zaten 20 kadar ülke tanıdı . ABD’nin bir sürü eyaleti de… Bu konuda, kimin, ne yapabileceğini düşünüyorsunuz, anlamadım…. [15:53, 07.04.2021] +90 532 218 48 34: Tartışılan şey, Türkiye’de katliam olup olmadığı değil. Pek çok yerde olduğu gibi, Türkiye’de de katliamlar olduğunu inkar etmiyoruz. Tartışılması gereken bunun, soykırım tanımına girip girmediği bence…[15:54, 07.04.2021] +90 505 957 87 97: Ülkelerin tanıması hukuken anlamsızdır. Zaten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi Kararıyla Soykırım olmadığı bu hukuken tescillendi. ABD’nin yerel mahkeme kararı bu nedenle anlamsızdır. Rıdvan tespitlerin çok doğru ülke ve nesilleri bağlayacak problemleri kısır döngülü politikalar içinde kaybolması ve buna aydın aymazlığı da girince yazık oluyor ülkeye.”

Biden’ın 20 Ocak’ta yemin ederek görevi devralmasının ardından Washington ile Ankara arasında ilk temas Şubat ayı başında kurulmuştur.  Yaklaşık 1 saat süren görüşmede  İbrahim Kalın, göreve yeni başlayan Jake Sullivan‘a tebriklerini iletmiştir. Kalın-Sullivan görüşmesinde, Türkiye-ABD ikili ilişkileri başta olmak üzere Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Afganistan, Yukarı Karabağ, Covid-19 ve uluslararası iklim rejimi konularının ele alındığı  açıklanmıştır.  Görüşmeyle ilgili Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada  işbirliğinin genişletilmesinin yanı sıra demokrasi ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapıldığı belirtilmiştir.

Türkiye son zamanlarda tamamen içine kapanmış,  Türk kamuoyunun 24 Nisan öncesi özellikle ABD’deki son gelişmelerden bilgisi olmamıştır. Gelişmeler  amirallerin yayınladıkları bildiriler konusundaki tartışmalardan çok daha önemlidir. Çünkü bu tartışımalar bizlerle bizle arasındadır, uluslararası boyuta henüz taşınmamıştır. Oysa Biden 2 hafta sonra “soykırım” (genocide) derse, Türkiye’nin başı çok ağrıyacaktır ama kamuoyu bunun farkında   değildir. Aşağıda ABD basında 23 Mart’ta yer alan  haber vardır:  “Başkan Biden  Osmanlı yönetimi altında yaşayan ve 1915 yılında öldürülen Ermenilere soykırım yapıldığını tanıyacak ilk Başkan olacaktır.”

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçimler sonrasında oyların çoğunluğunu alarak yeni dönemde ABD Başkanı olmaya hak kazanan Joe Biden    göreve başlamış olmasına rağmen Türkiye’yi henüz aramamıştır. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gelecek haftalarda veya aylarda bir telefon görüşmesi yapacağını söylemiştir. 

Biden’ın  araması gereken birçok dünya lideri olduğunu vurgulayan Psaki, “Biden, gelecek hafta ve aylarda bu görüşmeleri yapacaktır. Bir noktada Erdoğan ile de görüşeceğinden eminim” demiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan   Biden’a geçte olsa  tebrik mesajı göndermiştir: “Ülkelerimiz arasındaki güçlü iş birliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum.”

Biden, göreve başladığı 20 Ocak’tan sonra  2,5  ay geçmesine rağmen henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iletişim kurmamıştır. Türkiye, geçmişte Beyaz Saray’da yapılan görev değişikliğinin ardından ilk aranan ülkeler arasında yer  almıştı. Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı  aramamıştır ama Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını eleştirmiştir:

“Türkiye’nin ani ve nedensiz yere İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çekilmesi derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Tüm dünyada, sözleşmeyi imzalayan ilk ülke olan Türkiye’de kadın cinayetlerinin arttığına dair haberler dahil olmak üzere, ev içi şiddet olaylarının arttığını görüyoruz. Ülkeler, kadınlara yönelik şiddetin sona erdirilmesine dair taahhütlerini güçlendirmeye ve yenilemeye çalışmalı, kadınların korunmasına işaret eden ve istismarcıları hesap verebilir hale getiren uluslararası anlaşmaları reddetmemeli.  Bu, dünya genelinde kadınlara yönelik şiddeti sona erdirme hareketi için ümit kırıcı bir geri adımdır.” (https://www.theguardian.com/world/2021/mar/21/joe-biden-condemns-turkey-for-withdrawing-from-accord-designed-to-protect-women)

Biden, 36 yıl senatörlük ve 8 yıl Başkan Yardımcılığı  yapmış,  yardımcısı  Kamala D. Harris ile birlikte sözde Ermeni soykırımı konusunda seçimlerde sözde Ermeni soykırımını tanıyacakları  sözü vermişlerdir.  Bu söze rağmen TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Akif Çağatay Kılıç  katıldığı bir TV kanalında  Biden’ın açıklamalarını görmezden gelmiştir.  Gazeteciler unutmuş olabilirler ama  TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı’nın görevi gereği bu konuyu unutmaması gerektiğini düşünüyorum.

Merkezi Washington’da bulunan Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı Başkanı Gönül Tol, iki ülke ilişkilerinde ciddi  sorunların  bulunduğunu  açıklamıştır. Biden’ın farklı öncelikleri olduğunu  açıklayan   Tol, Covid-19 salgını ile mücadele,  Rusya, Çin ve İran’ın nükleer çalışmaları  konularında  öncelikleri olduğuna dikkat çekmiştir: “Türkiye eksiden, özellikle de Obama döneminde, daha önemli bir aktör olarak görülüyordu. Onun üzerinden çok zaman geçti, dengeler çok değişti.”

Tol, mevcut sorunların içerisinde “çok fazla bir çıkış görünmediğini, en büyük sorunun S-400 olduğunu” açıklamıştır.  Kongre’de dengelerin değiştiğine  değinerek şunları söylemiştir: “Bir de Kongre var, her iki partiden de Erdoğan’ın ABD çıkarlarının altını oyan politikalarını artık tolere etmeme eğilimi var. Bütün bu faktörlerin ışığında değerlendirmek gerekiyor.”  

ABD Temsilciler Meclisi Virginia Demokrat  üyesi  ve aynı zamanda Dış İlişkiler Komitesi’nde üye olan Abigail Spanberger,  “İki  ülke ilişkilerinin oldukça zorlu bir dönemden geçtiğini, ABD’nin eskiden olduğu gibi artık Türkiye’ye güvenebilecek bir pozisyonda olmadığını” söylemiştir: “Suriye üzerinde itişip kakışmaktan Türkiye’nin Rus hava savunma sistemini satın almasına kadar NATO müttefikleri arasında yıllarca algılanan kısırlıklara rağmen – veya belki de bu nedenle – Ankara’da önemli bir haber haline geldi. Ancak bir düzineden fazla yetkili, milletvekili ve diğer uzmanlarla yapılan röportajlar, ABD başkanının sessizliğinin Türkiye’ye karşı daha sert bir Amerikan üslubunun göstergesi olduğunu açıkça ortaya koyuyor: Ankara politikasını hızlı bir şekilde  değiştirmedikçe  soğukkanlılığını sürdürecek.” Bu açıklamaları sebebiyle Abigail Spanberger’e  Ermeni kuruluşu  ANCA 2020 yılında tam puan vermiştir.

ABD tarihine geçen tartışmalı seçim sürecinin ardından görevi devralan Biden, Kanada, İngiltere ve Fransa liderleri ile telefonda görüşerek ikili ilişkileri değerlendirmiştir.  Biden’ın Alman lider Merkel’den önce Fransız lider Macron’u araması, Paris’in AB lideri olarak görüldüğü yorumlarına  yol açmıştır.  Biden, doğal müttefiki sayılan bu ülke liderlerinin tebriklerini kabul ederken bazı liderlere da mesafeli davranmıştır. Biden, İsrail lideri Benyamin Netanyahu ile de 1 ay beklettikten sonra bir saat süren bir telefon görüşmesi yapmıştır. Biden,  ayrıca  Suudi Arabistan, Çin, Rusya, Kenya, Güney Kore, Meksika ve Japonya liderleriyle de telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.

Benim  görüşüm şudur: Biden 24 Nisan öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek istememektedir. Çünkü 24 Nisan’da daha önce  açıkladığı gibi sözde Ermeni soykırımını tanıyacaktır. Türkiye’yi en az S – 400  kadar ilgilendiren bir konuda ilgililerden ses çıkmamasını hayretle karşılıyorum. Bu konu S-400 sorunundan çok daha önemlidir. 24 Nisan 2021’de eğer Biden söz verdiği gibi  “gonocide”  (soykırım) derse, bu Türkiye Cumhuriyeti ve 83 milyon Türk vatandaşını vebal altında bırakacak, yapılmayan bir soykırımı Türkiye’ye kabul ettirmek isteyen Ermeni lobisine çok büyük destek verilmiş olacaktır.

Biden’ın Başkan olması,   sözde Ermeni soykırımını tanıyacağını seçim

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk tarafından

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım. 1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı. 1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim. 1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum. İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim. “Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır. Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü. ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır. Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.