Erivan’daki Muhtıranın Darbeler Tarihindeki Yeri

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

Erivan’daki Muhtıranın Darbeler Tarihindeki Yeri

Ermenistan’ın Moskova yanlısı Genel Kurmay Başkanı Gasparyan, batı yanlısı Paşinyan’a başbakanlığı bırakması talebinde bulundu. Böylece işgal altındaki Azerbaycan topraklarında işgali sürdürmede başarısız olmanın faturasını başbakana kesmek istedi. Paşinyan ise işgal alanını daha da genişletmek, büyük Ermenistan hayaliyle daha fazla kan dökmek istemişti. Ancak “evdeki bulgurdan” da olunca askeri suçlamakla kalmadı, askerin silahını temin eden Moskova’yı da suçladı. Rusya’nın medâr-ı iftiharlarından olan iskender füzelerinin isabet kapasitesninin onda birde kaldığını söylemesi, Putin için hazmedilebilir bir durum değildi. Zira böyle bir beyanat Rusya’nın önemli bir gelir kalemi olan sadece silah sanayi açısından değil halen süper güç olduğunu iddia eden ülkenin prestijini de hedef alan bir harekettir. Buna karşı Rusya’nın Genel Kurmay Başkanı üzerinden Başbakana muhtıra ile bir anlamda darbe girişiminde bulunduğu görülmektedir.

Rus yapımı iskender füzeleri, kısa menzilli balistik füze cinsindendir. Bu alanda Rusların teknolojik markalarından biri kabul edilir. Bir füzenin vurucu gücü, hızı, yakıt gibi özellikleri yanında isabet kapasitesi de son derece önemlidir. Karabağ kurtuluş savaşında sivil hedeflere yönlendirilen, yüksek patlayıcı parçalanmalı savaş başlığı, misket bombası, sığınak delici gibi özellikleri olan bu füzelerin kullanıldığının bizzat Başbakan tarafından beyan edilmesi, uluslararası mahkemelerde ve barış müzakerelerinde Azerbaycan’a önemli deliller anlamına gelmektedir.

Füzelerde teknik olarak mesafe arttıkça hedeflerdeki isabet marjı genişler. Bu durumda hedefe onda bir isabet eden füzelerin, planlı bir şekilde vurulan hedeflerin hangileri olduğu, isabet etmeyenlerin hangileri olduğu, gerçek hedeflerin neresi olduğu muhtemel bir mahkemede sorulacaktır. Öte yandan Paşinyan’ın ancak onda birinin hedefe isabet ettiğine dair açıklaması, sadece iskender füzeleri için değil fakar Rus silah sanayi için de prestij kaybı anlamına gelmektedir. Savaşın siyasi sorumlusu Başbakanın bu tespitinin doğruluğu veya yanlışlığı ayrı bir konudur. Bununla beraber fiilen Rusya işgali altındaki Ermenistan başbakanı olarak böyle bir açıklamasına doğal olarak Kremlin sessiz kalamazdı. Nitekim bir çok sebepten dolayı göbekten Moskova’ya bağlı olan Ermenistan Genel Kurmayı üzerinden muhtıra ile cevap verilmiştir.

Hemen her demokratik ülkede başbakanın, bakanların veya devlet başkanının görevini bırakması istenebilir. Genellikle muhalefet katmanlarından gelen bu tür talepler duyulmaz. Ancak ülkenin silahlı kuvvetlerinin başı böyle bir talepte bulunduğunda durum farklıdır. Çünkü isteklerinin yerine getirilmemesi, darbenin yola çıkması demektir. Bu anlamda Türkiye’de 12 Mart Muhtırası da darbe olarak kabul edilmiştir.

İhtilaller tarihinde Fransa’nın müstesna bir yeri vardır. Daha 1789 İhtilalinden önce Fransa darbe ihraç etmeye başlamıştır. 1789-1799 arasında bu ülke bir anlamda darbeler koleksiyonu hazırlamıştır. Başta 1830 ve 1848’dekiler olmak üzere Avrupa’daki ihtilallerin başlangıcı Fransa olmuştur. Sultan Abdülaziz’i tahttan indiren darbe ile 31 Mart Vak’asına giden yolda Paris’in merkez özelliği, 1917 İhtilali öncesinde “Lenin, Paris’te”, İran’da Şah rejimine karşı Humeyni ihtilalinin Paris’ten başlaması gibi örnekler bu koleksiyondan sadece birkaç tanesidir.

Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD, ihtilalden çok darbe ihraç merkezi haline gelmiştir. Hatta kendi ülkesinin çıkarları için bir ülkede darbe yaptırmak, dış politikasının temel araçlarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu yolda oldukça da uzmanlaşmıştır.

Bolşevik İhtilalinden itibaren Sovyetler Birliği döneminde Moskova’nın darbe ihraç etmekten ziyade gizli servis operasyonları, davetle gitmek veya doğrudan müdahale alışkanlıkları vardır. Bolşevik ihtilalinden sonra Kızılordu, örneğin Buhara’yı ele geçirme gücüne sahip olduğu halde önce Ceditçilere darbe yaptırıp onların davetiyle şehre girdi. Aynı senaryo mesela Afganistan’da da uygulandı. Soğuk Savaş’ın en sert yıllarında Macaristan ve Çekoslovakya’ya doğrudan müdahaleleri Sovyetlerin haşmetli dönem örneklerindendir. Sovyetler dağılırken de cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını ilanı konusunda önde gelenler “yoğurdu üfleyerek yemişlerdir”. Zira birçok başkentte yeni bir 1956 veya 1968 benzeri müdahale endişesi bilinçaltında hep var olmuştu. Putin, “Yakın Çevre”deki eski Sovyet cumhuriyetlerini genellikle KGB operasyonlarıyla dizayn etmiştir. Bu gerçekler dikkate alındığında Kremlin’in Erivan’daki muhtıraya benzer darbe örneği pek bilinmemektedir.

Ermenistan halkı, otuz yıllık rüyadan uyanırken Karabağ’da perişan olmasının faturasını kesecek birisini aramaktadır. Bugüne kadar izlenenlerde bu sorumluluk askerle Paşinyan arasında gelip gitmektedir. Paşinyan’ın iskender füzeleri üzerinden Rusya’yı da sorumluğa ortak etmek istemesi, Moskova açısından bardağı taşıran son damla olmuştur.

Ermenistan Genel Kurmay Başkanının, muhtıra üzerine Başbakan Paşinyan tarafından görevden alınma kararnamesinin iki defa Moskova’ya daha yakın Cumhurbaşkanı Sarkisyan’dan dönmesinden sonra devreye Anayasa Mahkemesinin girmesi beklenmektedir. Bu yol kullanmılmadığı takdirde Gasparyan’ın görevi sonra ermektedir. 25 Şubat’taki muhtıra üzerine Paşinyan taraftarları Erivan caddelerini doldururken bir hafta sonra görevi tartışmalı hale gelen Gasparyan taraftarları marşlarla Başbakana karşı yürüyüşe geçmiştir. Dolayısıyla Ermenistan’da anayasal sistem çıkmazı yanında iç savaşa yol açabilecek asayiş sorunu da gündeme gelmiştir. Toplumdaki kutuplaşmanın derinleşmesiyle istikrarın sağlanması zorlaşmaktadır.

Rusya’nın Ermenistan ve Karabağ’daki askeri varlığı, Ermenistan ekonomisinin de önemli ölçüde Rusya’ya bağlı olduğu gerçekleri dikkate alındığında batının Paşinyan’ı desteklemesi temelsiz kalmaktadır. Azerbaycan ile barış müzakereleri açısından da belirleyici olan Moskova’nın tutumu olacaktır. Ermenistan’ın iç siyasal, ekonomik veya güvenlik problemleri Rusya açısından pek de önemli olmayacaktır. Esasen günümüz şartlarında Rusya’nın Güney Kafkasya’da varlığını sürdürebilmesi için istikrarsız bir Ermenistan çok daha kullanılışlıdır. Erivan’daki muhtıra girişimi ve sonuçları ise darbeler tarihinin ilginç örneklerinden biri olmaya adaydır. Çin destekli Myanmar darbesi için ise çok daha farklı hususlar sözkonusu olup ayrı bir değerlendirme konusudur.

Öncevatan, 9.3.2021

alaeddinyalcinkaya@gmail.com

Alaeddin Yalçınkaya tarafından

Alaeddin Yalçınkaya, 1961'de Elazığ'da doğdu. Adapazarı Ozanlar Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1987-1996 yılları arasında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. İ.Ü. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "Cemalettin Efgani ve Türk Siyasi Hayatı Üzerindeki Etkileri" konulu teziyle 1990’da Yüksek Lisans, “Sömürgecilik-Panislamizm Işığında Türkistan” başlıklı tezi ile 1995’te doktora eğitimini tamamladı. 1993-1994 yıllarında, New York Universty, Center for Middle Eastern Studies'de visiting scholor statüsüyle araştırmalarda bulundu. 1996’da Sakarya Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent, 2000 yılında doçent, 2007’de Profesör olan Yalçınkaya, 2013 yılından beri Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesidir. Yayınlanmış kitaplarından bazıları, "Yetmiş Yıllık Kriz: Sovyetler Birliği'nde Moskova - Türkler İlişkileri", "Almatı'dan Akmola'ya Kazakistanı'ın Başkenti", "Türk Cumhuriyetleri ve Petrol Boru Hatları", "Etnik Düğümlerden Küresel Kördüğüme Kafkasya'da Siyasi Gelişmeler" başlığını taşımaktadır. Yalçınkaya, Sakarya, Kocaeli, Bahçeşehir, Marmara üniversiteleri ile İstanbul, Şükrü Balcı Polis MYO'nda Uluslararası İlişkiler, Uluslararası Hukuk, Uluslararası Örgütler, Diplomatik Yazışma Teknikleri, Bölgesel Dış Politika, Türk Dünyası ve Kafkasya, İnsan Hakları Hukuku gibi alanlarda lisans ve lisansüstü seviyesinde dersler vermiştir/vermektedir. Evli ve iki çocuk babası olan Yalçınkaya, halen Marmara Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.