Sorun İran’ın nükleer programına dair uluslararası kamuoyu ile tam işbirliğinin olmayışı gibi görünse de ABD’nin  hem çıkarları ve bu çıkarlara İsrail etrafında şemsiye oluşturan İslam ülkeleri kurgusu,hem ağır borçlarına rağmen askeri üstünlüğünü korumak iddiasıyla harcamalarını o bölge ülkelerine yüklemek çaresizliğidir.

Teminen  küresel olaylarda nerede ve ne zaman ve nasıl olursa olsun düşmana karşılık vermek yeteneğini  öngören yeni Askeri Stratejisinin öngördüğü yeni nesil savaş konseptini tarihin en savaşçı uygarlıklarının birikiminde İran’a karşı uyguluyor…

*

Önce İsrail etrafında ABD çıkarlarına şemsiye oluşturacak  Arap-İslam ülkeleri bir şekilde istikrarsızlığa sevkediliyor.

Bu suretle Arap İslam ülkelerinin yapılarına,sorunlarını aşma kapasitelerine bağlı olarak ekonomik değişkenler ile sosyo-politik değişkenlerin etkileşmesiyle oluşan istikrarsızlıkla orantılı büyümesine neden olunurken,ihtiyaçları olan barışı ve istikrarı küresel piyasa ülkelerinden -mecbur,satın almaları  isteniyor!

Sonra sıra son vuruştadır-ki,ABD Kasım2012’de Başkanlık Seçimi kampanyasında vatandaşlarına İran’a açacağı savaşı satmak hedefindedir.

Tıpkı İran’ın Mart 2012’de parlamento  seçimleri ve ardından 2013 yazındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yapacağı gibi…

*

Sykes-Picot,1916’da İngiltere ve Fransa’nın,Türkiye’nin Orta Doğu topraklarını paylaşmayı öngördükleri gizli anlaşmadır.

Mekke Şerifi Hüseyin destekleniyor ve kutsal Filistin’de uluslararası bir yönetim ile etrafında Doğu Akdeniz bölgesinde Fransa,Mezopotamya bölgesinde İngiltere denetiminde tek bir Arap devleti kurulması hedefleniyor -ki,Osmanlı’nın kesin paylaşımına bu anlaşma yol açıyor.

*

Bugün de İngiltere ve Fransa NATO’nun bir müdahale unsuru olarak benimsediği “Koruma Yükümlülüğü”(Responsibility to Protect)  çerçevesinde Mekke Şerifi Hüseyin’in rolünde AKP iktidarında Türkiye ile birlikte Suriye rejimini devirmek üzere işbaşındadır.

Hatay ili Suriye’ye yönelik saldırganlığın merkez üssüdür,İngiliz ve Fransız Özel Kuvvetleri Suriye içinde istihbari,operasyonel ve lojistik destek görevini sürdürüyor.

Esad rejimine yönelik mücadele stratejilerindeki görüş farklılığı günden güne derinleşen muhalif Ulusal Konsey ile Suriye ordusu firarilerinden oluşan Özgür Suriye Ordusuna rejim karşıtı eylemler için terör,suikast,kundaklama,bombalama eğitimleri veriliyor.

Böylece Fransa’nın,Suriye’nin Türkiye ve Lübnan sınırları boyunca oluşturulmasını önerdiği insani yardım koridorlarının ne anlama geldiği de anlaşılıyor…

*

Beşşar el-Esad Şam Üniversitesi’nde konuşmaktadır,”Suriye’de olanlar on yıllardır bölge için planlananların bir bölümünü oluşturuyor.Sykes-Picot’un torunları hala bölme rüyası görüyor.Hedefleri kimliğimizi ve şahsi kültürümüzü yok etmektir.Bu nedenle Suriye’yi Arap Liginden çıkarmaktan çok Araplığı askıya almaya odaklanıyorlar.Politikalarıyla ve Arap sahasında oynadıkları rolle uyumlu Araplaştırılmış Lig istiyorlar.Siyonist düşmana benzeri görülmemiş ve makul olmayan bu nezaket ve Suriye’ye  karşı gösterilen kararlılık ve baskı nasıl açıklanabilir?Suriye’yi  İsrail’le değiştirmek istiyorlar.Sinsi ve kötü niyetleri açıkça ortadadır”diyor.

*

Türkiye’nin Suriye ile ticaretten enerjiye,sağlık,turizm,ulaşım,eğitim daha pek çok alanda işbirliğinin yolunu açtığı,sorunların tek devlet gibi çözülebilmesinin niyetine girdiği Yüksek Düzeyli Stratejik Ortaklığı  üzerinden çok geçmemiştir.

Başbakan Erdoğan partisinin TBMM Grubunda yakın coğrafyada yaşanan olayları değerlendiriyor,Suriye’de bizzat Esad yönetimi eliyle,gerek tahrikler yoluyla şiddetin tırmandırıldığını ve toplu katliamların yaşandığını söylüyor!

*

Öte yanda Türkiye, ABD’nin misyonunu tamamlamadan ayrılmasıyla doğan siyasi boşluk sürecinde Irak iç işlerindeki gelişmeleri uluslararası olaya dönüştürmek hesabında son derecede önemli ve tehlikeli bir strateji izlemektedir.

Başbakan Nuri El Maliki,”Türkiye,bazı siyasi şahsiyetleri ve blokları destekleyerek Irak’ın içişlerine karışıyor.Siyasi konularda kabul edilemez biçimde karışıyorlar”diyor.

O esnada Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi -ki,ABD’nin Irak işgalinin devam etmesini isteyen El Irakiye ittifakının üyesidir, Irak Meclisine düzenlenen terör saldırısında Türkiye’de yetiştirilmiş adamların örgütleyicisi ve sorumlusu olmakla suçlanıp, Irak mahkemesi tarafından sanık olarak mahkemeye çağrılıyor.

Türkiye’nin sadece Libya’da,Mısır’da,Suriye’de rejimleri  düşürmek, yerine Sünni İslami  rejimler kurmayı teminen muhalifleri eğittiğine dair kötü  şöhretinden sonra -şimdi,El Irakiye liderlerinin Haşimi olayını kullanarak ABD’nin Ortadoğu’da Şii İran’a karşı kurmak istediği Sünni eksen için müslümanları mezhepleri çerçevesinde karşı karşıya getirmek faaliyetlerinin de içinde olduğu anlaşılıyor.

Nitekim CIA ve İngiliz Askeri İstihbaratı yönetimde olduğu inanılan kimi terör örgütleri Şii ve Sünni Müslümanları çatıştırmak için Irak’ın çeşitli kentlerinde bazen Şii, bazen Sünni, hatta Şiilerle Sünnilerin yaşadıkları ortak yerleşim bölgelerine  bombalı terör saldırıları düzenliyor.

*

Başbakan Erdoğan partisinin TBMM grubunda,Irak’ta mezhep temelli bir çatışma süreci yaşandığını vurguladıktan sonra,”Ne yazık ki,siyasi irade,bu kanlı çatışmaların önünü kesecek adımlar atmak yerine gerilimi tırmandıracak etnik ve mezhebi ayrımcılığı körükleyecek bir tutum izlemeye devam ediyor”diyor!

*

Diğer yanda sanki Abdullah Öcalan’ın, “ABD Ortadoğu’da ve Kafkasya’da Türkiye ve İsrail’in desteğini alabilmek için Kürtlerin kültürel soykırımına destek veriyor fakat Türkiye tarafından tümden ortadan kaldırılmasına da izin vermiyor.ABD Kürt’e kaçmak için Kuzey Irak’ta  açık bir kapı bırakmıştır. Hem Türkiye’yi hem de Kürtleri böylece kendine bağlı hale getirmiştir” ifadesi gerçekliğine yürümektedir.

AKP iktidarı temel anlayışlarında beliren uzlaşmazlık nedeniyle Kürt Sorunu Çözümünü, Terörle Mücadeleye indirgemiş bulunuyor.

Yeni terörle mücadele konsepti çerçevesinde PKK terör örgütüne operasyonlar bu kez  finansman-yatırım-sermaye alanında,kültürel ve dini boyutta türlü askeri-polisiye ve siyasal uygulamalarıyla-üstelik,akıl almaz medya desteği-fakat,karşısındaki bilinci motive edici, başarısızlığa mahkum bir tarzda sürdürülüyor.

*

Kürt Bölge Yönetimi lideri Mesud Barzani,Irak’ta yaşanan siyasi kriz konusunda gelişen olaylardan kaygısını belirtirken,Irak yönetimine katılım bağlamında ciddi tehlike yaşandığını ifadeyle bağımsız bir devlet ilanına işaret ediyor.

KCK Yürütme Kurulu Başkanı Murat Karayılan aynı paralelde devamla,”AKP iktidarının Kürt siyasetine karşı zihniyeti  bizi de farklı alternatiflere yönelmek zorunda bırakıyor ve biz önümüzdeki süreç açısından bunu tartışmaktayız. Biz Türkiye’ye göbekten bağlı bir halk değiliz. Eğer Türkiye, bütün çabalarımıza rağmen özgür kimliğimizle ortak-bir arada yaşamamızı kabul etmiyorsa, o zaman biz farklı seçeneklere yönelmek zorundayız”diyor…

*

Başbakan Erdoğan partisinin TBMM grup toplantısında,”BDP, Doğu ve Güneydoğu’nun CHP’sidir.CHP kendi ikbali ve şahsi itirazları için bu millete nasıl ağır bedeller ödettiyse, BDP de benim doğu ve güneydoğulu kardeşlerime aynı bedeli ödetmeye çalışıyor.Kabili hitap olmayanlara söz söylemek israftır”diyor!

*

Mekke Şerifi Hüseyin rolünde AKP iktidarının asla ulusal tavır içermeyen islamcı kompleksinden desteğiyle,Orta Doğu’da yeni bir Sykes-Picot oluşumu düzenlenmekte olduğu anlaşılıyor.

Bu çerçevede ABD’nin yeni Askeri Stratejisinde   hem çıkarları ve İsrail etrafında bu çıkarlara şemsiye oluşturan İslam ülkeleri kurgusu,hem ağır borçlarına rağmen askeri üstünlüğünü korumak iddiasıyla harcamalarını da başkalarına yüklemek çaresizliğiyle Sykes-Picot  deneyimini uyguladığı anlaşılıyor.

AKP’nin başı okşanmaktadır -fakat,Türkiye artık tüm sınırları boyunca müdahil olduğu Suriye,Irak ve İran’ın giderek büyüyen siyasi,ekonomik ve sosyal  krizlerinin direkt muhatabıdır ve düşmanlıkları pekişiyor-üstelik,Kürt sorunu çözümü ertelendikçe büyüyor ve  tüm sorunlarla birlikte giderek bitap düşülünüyor!

Birbiriyle ilişkili bölgesel boyutta krizler bir noktadan itibaren İsrail’in kamufle olmasına yol açıyor.

Ve başkanlık seçimi  kampanyalarında vatandaşlarına İran’a açacakları savaşı satmak hedefinde olan ABD’ye temiz bir son vuruş imkanı mı doğuyor?

Ne ki İran’ın pes etmesi kolay görünmüyor-mesela,uygulanacak her hangi bir saldırı durumunda Malatya’daki füze kalkan sistemini hedef alacağını ilan etmiş bulunuyor!

*

A’raf Suresi 7-155’te,”Şimdi,bizi içimizden o beyinsizlerin işledikleri yüzünden helâk mı edeceksin,Allah’ım?”deniliyor!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.