Turhan FEYİZOĞLU
19 Aralık 2005, sayı: 97

“Yukarıda mavi gök, aşağıda yer yaratıldıkta, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğulları üzerine atalarım Bumin Hakan, İstemi Hakan tahta oturmuş. Oturarak Türk milletinin ülkesini, töresini idare edivermiş, düzenleyivermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Asker sevkedip dört taraftaki Kavmi hep itaat altına almış, mutlu kılmış. Başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş… Ey Türk Oğuz Beyleri! Üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe bil ki, Türk Milleti, Türk yurdu, Türk devleti, Türk töresi bozulmaz.”

(Göktürk-Orhun Kitabeleri’nde yazılan Bilge Kağan’ın hitabesinden bir bölüm).

***

Türkler, insanlığın ilk devirlerinden beri Avrasya, Afrika, Ortadoğu, ve Uzakdoğu denilen bölgelere yön veren en büyük millet olmuş, günümüzde de tüm dünyaya yön verecek birikime sahip önemli bir millettir.

Tüm dünyada herkes, Türk Milleti için şunu diyor:

“Türk Milleti asker millettir.”

Neden asker millet deniliyor? En yalın haliyle açıklamaya çalışayım. Türk Milleti, insanlığın var oluşundan beri “asker millet” anlayışını tüm hayatına uygulamıştır.

“Batılı” olarak adlandırılan ve çok tartışılan bir kitabın yazarının değerlendirmesine göre bu durum şu tarihe kadar devam etmiştir:

“Süleyman Şah’ın ölümünden sonraki üç yüzyıl içinde, onun onuncu halefi olan Kanuni Sultan Süleyman, Adriyatik kıyılarındaki Arnavutluk’tan, İran İmparatorluğu sınırlarına ve Mısır’dan Kafkasya’ya dek uzanan koskoca bir imparatorluğu adalet ve dirayetle yönetmeye başlamıştı bile. Macaristan ve Kırım ona bağlı prensliklerdi. Avrupa hükümdarları getirdikleri değerli armağanlarla huzuruna çıkarak, aralarındaki antlaşmazlıklar konusunda onun hakemliğine başvuruyorlardı. Orduları, Doğuya giden yol üzerinde yerleşmişti. Filosu tüm Akdeniz’e egemendi. Kuzey Afrika, hükümranlığını tanımıştı. İstanbul onundu. Bütün bunlardan sonra dünya egemenliğini elde etmek için uğraştı. 1580’de Viyana kapılarına dayandı ve Hıristiyan alemini kıskıvrak yakalamaya çalıştı. Başaramadı ve ölümünden sonra yozlaşma başladı. Halefi ayyaş (İkinci) Selim’di. Selim’in bir Ermeni uşağının piçi olduğu ve saltanat kanının onunla değiştiği söylenir. Bir istisna dışında, ondan sonra gelen yirmi yedi padişahın her biri bir öncekinden daha da dejenere idi. Yönetimi, saray haremi, iç oğlanları ve hadım ağaları ele geçirdi. İyi bir önderden yoksun kalan Türkler, tüm insanlıkla aynı şuaya girdi. Yapılarındaki çelik doku yok olmuştu. Enerjilerinden ve canlılıklarından eser kalmamıştı. Soy ve ahlak açısından çürümüşlerdi. Egemenlikleri altındaki bağımlı halklar, onlara başkaldırdılar… Muhteşem Süleyman’ın görkemli saltanatından sonraki üç yüzyıl içinde, Osmanlı İmparatorluğu müflis, mefluç ve çürümüş bir hale gelmişti. Bu imparatorluğun artık dağıtılması gerektiğine kani olan Hıristiyan güçler, onu baskı altına alıp, cesaret edebildikleri parçalarına el koymaya başladılar.”

Neymiş. Türkler “Asker millet” olmaktan uzaklaştıkları zaman her şeyleriyle çöküntüleri olmuş. Demek ki “asker millet” özelliğini Türkler koruyacak, korumalı. Yoksa millet özelliği kalmayacak.

Bu değerlendirmeyi ben yapmıyorum. Kim yapıyor? H. C. Armstrong adlı “Batılı” bir yazar, “Bozkurt” adlı kitabının 22. sayfasında bunu açıklıyor.

Ben bir Türk vatandaşı olarak böyle bir değerlendirmeyi yapsaydım ne olurdu?

Çağdaş (!), Batılı (!), özgür düşünceli (!) olarak nitelenen bazı aydınlar (!) tarafından yanlı davrandığım ileri sürülerek her türlü alçaltıcı ifadeyle değerlendirilecek, ölümle tehdit edilecektim.

Armstrong adlı yazar, “Bozkurt” adlı kitabının 22. sayfasında yukarıda özetle aktardığım bölümde şunları diyor?

1- Emperyalist Batıcı işgalci güçlerle işbirliği yapan Türkler, yozlaştı.

2- Emperyalist Batıcı işgalci güçlerle işbirliği yapan Türkler, egemenliklerinde olan toprak parçalarını tamamen yitirdi.

3- Emperyalist Batıcı işgalci güçlerle işbirliği yapan Türkler, savaşçılıklarını yitirdi.

AB-ABD-İngiltere ve diğer emperyalist işgalci güçler bunu bildikleri için Türk toplumundan askerin özelliğini silmeye çalışıyorlar.

Türk Milleti buna izin vermemeli.

Türk Milleti “asker millet” olma özelliğini yitirmedi, yitirmemeli. Bu özelliğini korumalı.

Avrupa Birliği (AB), İngiltere, ABD ve emperyalist işgalci güçler, 2005 yılında da Türklerin bu özelliğinden vazgeçmesini istiyor, bunun için çaba gösteriyor ve her türlü yolu deniyorlar.

Ne diyorlar?

“Askerin gücü azaltılsın”, “asker şuradan çıksın”.

Bunu insan hakları, barış, kardeşlik adına söyleyen emperyalist işgalci-alçaklar, kendi askeri güçlerini artırmak için her türlü çabayı sarf ediyor.

Seni hareketsiz hale sokuyor ki istediği gibi hareket etsin, sömürücü-işgalci emperyalist güç.

Bunun son örneğini Irak’ta görüyoruz.

AB-ABD-İngiltere-Fransa gibi emperyalist işgalci güçler Irak’ta soykırım yapıyor.

Yarın, İran’da, bir başka gün Suriye’de, bir başka gün Türkiye’de aynı emperyalist işgalci tavırlarını sergileyecekler. Bunun için hazırlıklar yapıyorlar.

Bunun için dikkatli ol sevgili kardeşim, arkadaşım, dostum.

Günümüzde “kapkaççı” olarak nitelendirilen şahıslar bile senden daha örgütlü hareket etmektedirler. Bunu bilmeniz gerekiyor.

“Kapkaççı” örneğin, cüzdanınızı çalıyor.

Emperyalist-işgalci-kapkaççı güçler sizin tüm hayatınızı alabilir, yok edebilir. Bu örnekler yaşanıyor.

Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde, AB-ABD-İngiltere işgalci emperyalist güçlerin desteğindeki maşalar-uşaklar tarafından alçakça yapılan saldırı sonucu yiğit yurtsever Türk gençleri asteğmen Ömer Fidan, asker Mehmet Duru, asker Cihan Olhan ve asker Mehmet Ali Çetin, şehit oldu. Yiğit yurtsever Türk gençleri Türk tarihinin ölümsüzleri arasına adlarını yazdırdılar. Onları unutmayacağız.

Bu nedenle, Türk Milleti, doğuştan sahip olduğu “asker millet” özelliğine sahip olmalı, bu özelliğini korumalı, buna göre hareket etmelidir.

“Asker millet” olma özelliği sadece “silahşor” olarak değerlendirilmemeli.

“Asker millet” özelliği yaşamın her alanı kapsar.

– Bayrağına sahip çıkman amacıyla savaşmalısın.

– Dilini yaşatman amacıyla savaşmalısın.

– Kültürünü yaşatman amacıyla savaşmalısın.

– Ekonomine sahip olman amacıyla savaşmalısın.

– Özgürlüğüne sahip olman amacıyla savaşmalısın.

– Öz değerlerini koruman amacıyla savaşmalısın.

– Ülkene sahip olman amacıyla savaşmalısın.

Bütün bunların olabilmesi için ilk önce kendi varlığını korumalı, ülkene-toprağına sahip çıkmalısın.

Bu nedenle Türk vatandaşı olarak ilk başta vatandaş olarak görevlerinin ne olduğunu bileceksin, sorumluluklarını yerine getireceksin. Bunları yerine getirebilmen amacıyla savaşçı olmalı, başarmak amacıyla savaşmalısın.

Türk ve Türkiye’nin geleceğini korumak amacıyla ayrıca bu ülkenin askeri var, güvenlik güçleri var.

Türk Milleti’ni ve Türk devletini korumak için binlerce yıldır varolan “asker millet” özelliğiyle oluşturulan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait “F-16” savaş uçakları her zaman korunma-savunma amacıyla istediği her bölgede uçmaya devam edecektir.

Türk Milleti’ni ve Türk devletini koruma-savunma amacıyla başta tanklar olmak üzere her türlü zırhlı araç her bölgede yürütülecektir.

Türk Milleti’ni ve Türk devletini koruma-savunma amacıyla savaş gemilerimiz, donanmamız denizlerimizi korumaya-savunmaya devam edecektir.1

Türk Milleti “asker millet”tir.

Türk ve Türkiye için kim nerede aşkla, sevgiyle hizmet veriyorsa onların yanındayız, hepsini seviyoruz, destekliyoruz.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.