Turhan FEYİZOĞLU
Temmuz 1996

Emperyalizm, her dönem, dünyadaki değişen güç dengelerine göre değişik yöntemler bularak, sömürü çarkını döndürmeye çalışmıştır.

Kendisini “dünyanın jandarması” olarak gören ABD de, Ortadoğu’daki çıkarlarını korumak amacıyla Çekiç Güç yöntemini bulmuş ve şimdilik bu planını uygulamaya sokmuştur.
Çekiç Güç olarak adlandırılan askeri güçün Ortadoğu’daki görevi ve amacı nedir buna kısaca gözatalım.

Ortadoğu bölgesi, 1990 yılı istatistiklerine göre, önümüzdeki 20 yıl boyunca, dünya petrol kaynaklarının yüzde 85’ine sahiptir. ABD, dünya nüfusunun sadece yüzde 5’ini oluşturduğu halde, dünya petrol üretiminin dörtte birini tüketmektedir. 

Dünyanın diğer önemli iki emperyalist gücünden biri  olan Almanya, Ortadoğu petrolüne yüzde 90, diğer emperyalist güç olan Japonya ise yüzde 98 oranında bağımlıdır.
ABD, Almanya’nın önderliğindeki Avrupa ve Japonya karşısında, Ortadoğu bölgesini denetimi altında bulundurmak, siyasi-askeri ve ekonomik nüfuzunu korumak ve artırarak sürdürmek için, “Çekiç-Güç” adıyla bir güç oluşturmuştur. Bu güç aracılığıyla, ABD, Ortadoğu bölgesini tam bir denetim altına almayı amaçlamıştır. 
Bu nedenle ABD, Türkiye, İsrail, Ürdün arasında yeni ittifaklar yapılmıştır. Bunun dışında ve bu ittifaka bağlı olarak bu ülkeler arasında ikili ittifaklargeliştirilerek, pekiştirilmeye çalışılmıştır. En son Türkiye ile İsrail arasında yapılan ittifaklar gibi.

Her ülkenin dış politikasındaki temel ilkelerden birisi, o ülkenin diğer ülkelere karşı kendi çıkarlarını korumasıdır. Fakat, her nedense, tarih boyunca Türkiye-ABD ilişkilerinde çıkarını koruyamıyan ve bu ilişkiden zarar gören taraf sürekli Türkiye olmuştur.

Geçmişten buna ilişkin çok örnekler verilebilir. Fakat, buna en güzel örnek yakın zamanda yayınlanan iki haberdir.

Gazeteci Melih Aşık, Türkiye’de üretilen F-16 uçakları hakkında Milliyet gazetesindeki köşesinde 8 Haziran 1996 günü özetle şu bilgileri vermektedir:

“Uçak Ankara’daki Mürted’deki fabrikada imal ediliyor. General Dynamics firması bu uçağı üzerine yüzde 60 kar koyarak Amerikan Hava Kuvvetlerine satıyor, ABD Hava Kuvvetleri de üzerine yüzde 15 garanti payını koyarak Türkiye’ye satıyor. Kağıt üzerindeki bu işlemler sonucu…

Türkiye’de üretilen beher uçak için ABD’ye 26 milyon dolar ödeniyor. Beher uçak için ABD’ye “fazladan” 6 milyon dolar ödeniyor. Bugüne dek 160 uçaklık ilk parti üretim tamamlanmış. Ve Türkiye adına anlaşmaya imza atanların armağanı olarak ülkemiz bu ilk partiden en az 960 milyon dolar (80 trilyon TL?) kazık yemiş.”

Bir başka kazığın ne olduğunu yine 5 Haziran 1996 günü Milliyet gazetesinde yayınlanan bir haber şöyle açıklamaktadır:

“Türkiye’nin ABD’den ikisi hibe, biri kiralama yoluyla alacağı üç adet Perry sınıfı firkateynnin teslimi, Rum lobisinin etkin muhalefeti nedeniyle tam bir fiyaskoya dönüştü. Başkan Bill Clinton’ın 31 Mart’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e gönderilmesi için söz verdiği firkateynler, lobi engeline takılınca, bu gemileri almak üzere haftalardır ABD’de bekletilen personelin “eli boş” geri dönmesi kararlaştırıldı. Ankara, 480 Deniz Kuvvetleri pesonelinden 429’unu geri çekeceğini bildirirken, bu personel için ABD’de bulundukları süre içinde yapılan harcama, Türk diplomatlarınca yaklaşık 40 milyon dolar olarak ifade edildi.”

Türkiye, ABD tarafından atılan bu kazıkları tarihte de yemiştir. Bu nedenle Türkiye-ABD ilişikilerine kısaca gözatmakta yarar vardır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ortaya çıkan yeni pazar paylaşımı  içerisinde Türkiye, ilişkilerini kapitalist sistem içerisinde sürdürmüştür.

Kapitalist sistem ilişkileri içerisinde kapitalist sistemin liderliğini yapan ve dünyanın jandarmalaığını üstlenen ABD’nin Başkanı Harry S. Truman, 12 Mart 1947’de Türkiye ile Yunanistan’ın sosyalist sistemin liderliğini yapan Sovyetler Birliği karşısında savunmalarına yardım için Kongre’ye bir askeri ve ekonomik yardım tasarısı sunar. Tasarı, ABD’nin güvenliğini sağlamak için oluşturulan Truman Doktrini’nin bir bölümüydü. Kongre’nin yardımı onaylaması ABD’nin Türkiye’nin güvenliği ve ekonomik gelişmesine müdahalesinin başlangıcı sayılır. Ankara’ya gelen ABD askeri uzmanlarıyla yapılan görüşmeler sonunda 1 Eylül 1947’de Türkiye-ABD askeri yardım ve işbirliği anlaşması hazırlanır.

5 Haziran 1947’de açıklanan Marshall Planı, Türkiye’yi ekonomik açıdan ABD’ye karşı daha da bağımlı kılar. İki ülke arasında 8 Temmuz 1948 tarihinde imzalanan ekonomik anlaşma ilişkilerinin dayandığı ikinci bağlantı olur.

Türkiye-ABD ilişkileri özellikle Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra siyasi, ekonomik, askeri, kültürel alanlarda yapılan ikili anlaşmalarla daha da kuvvetlenmiştir.
Demokrat Parti Hükümeti, NATO ve Birleşmiş Milletler Örgütü’ne girebilmek için  25 Temmuz 1950 tarihinde asker gönderme kararı alır. Bu nedenle, ABD Başkanı Truman, 26 Temmuz 1950 tarihinde, Karşılıklı Savunma Yardımı Kanununda bir değişiklik yaparak Türkiye’ye yardım yapılmasını sağlar. Türkiye’nin Kore savaşına katılmasını protesto etmek için Türk Barışseverler Cemiyetinin dağıttığı broşürler polis tarafından toplatılır ve Cemiyet Başkanı Behice Boran ile Cemiyet Genel Sekreteri Adnan Cemgil, tutuklanır.

Türkiye, 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya resmen kabul edilir. Ancak, 1950’den sonra ortaya çıkan Kıbrıs sorunu, NATO üyesi Yunanistan’la Türkiye arasında büyük gerginliklere yol açar.
Yunanistan’la birleşmek (ENOSİS) amacını güden Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklere sürekli saldırarak katliamlar yapması Türk-Yunan ilişkilerini 1955’den sonra iyice bozar. 1959 Şubat’ında sorun Türkiye, İngiltere ve Yunanistan arasında önce Zürih, sonra da Londra’da yapılan anlaşmalarla geçici olarak çözümlenir. 16 Ağustos 1960’da Kıbrıs, bağımsız bir cumhuriyet olur, Türklerin korunması imzacı üç devletin güvencesine bırakılır. Ancak Kıbrıs Hükümetinin kilit noktalarında Rumlar bulunuyor, ticaret ve ekonomiye onlar egemen oluyor, en kötü toprak ve en önemsiz işler ise Türklere bırakılıyordu.

1963 Aralık ayında, Rumlar, ENOSİS  istemi ile Kıbrıs’ta Türklere karşı kanlı katliamlar başlatır. Bu nedenle Türkiye’de, Kıbrıs Türklerini korumak için adaya silahlı kuvvetlerin müdahalesini isteyen ve katliamı protesto eden yoğun gösteriler yapılır. Kıbrıs’taki yoğun olaylar üzerine, Birleşmiş Milletler, 4 Mart 1964 tarihinde,  oy çoğunluğuyla bir karar alarak, Kıbrıs’a uluslararası bir barış gücü yollanmasını önerir. Bu karar, Kıbrıs’ı uluslararası bir sorun haline getirir ve Türkiye’nin dış politikadaki durumunu zayıflatır. Emperyalist güçlerin amacı da budur. Başbakan İsmet İnönü, BM’in bu kararıyla birlikte, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkını yitirdiğini açıklar. BM’in, bu kararına rağmen Rumların, Türklere karşı saldırıları artarak devam eder. 16 Mart tarihinde, Meclis, gizli ve olağanüstü olarak toplanır, hükümete Kıbrıs konusunda gerekli yetkiyi verir.

5 Haziran 1964 tarihinde, ABD Başkanı Johnson, Başbakan İsmet İnönü’ye, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmemesini ihtar eden bir mektup gönderir. Aslında bu bir ülkenin bağımsız dış politikasına ve siyasi iradesine müdahaleydi.

Başbakan İnönü, buna yanıt olarak tarihi demecini verir: “Üçüncü bir dünya kurulur ve Türkiye bu dünyada onurlu yerini alır.”

Johnson’un mektubu ve İsmet Paşa’nın ona verdiği yanıt, kamuoyua yansıyınca, ABD karşıtı tepkiler artar.

Üniversiteli gençler, 27 Ağustos 1964 Perşembe günü, Ankara Zafer Meydanında, 1960 sonrası, “Türkiye’de ilk ABD aleyhtarı” mitingi düzenler.

Bu dönemde, Türkiye-ABD arasındaki ilişkiler kamuoyunda açıkça tartışılmaya ve eleştirilmeye de başlanmıştır.

Demirel, 8 Kasım 1965 günü, Türkiye’de ABD üsleri bulunmadığını ileri sürer. Türkiye İşçi Partisi (TİP), buna yanıt olarak, Türkiye’de, Türk yetkililerinin bile girmesinin yasak olduğu 35 milyon m2’lik ABD üsleri bulunduğunu açıklar. Hemen ardından SBF, Hukuk Fakültesi ve ODTÜ’den kırk öğretim üyesi, ABD’nin Kıbrıs ve Vietnam siyasetlerini suçlayan bir bildiri yayınlar. Bildiride aynı zamanda Türkiye’nin dış siyasetini değiştirmesi, bağımsızlık savaşı veren ülkelere destek olması istenmekteydi. Dört gün sonra, Istanbul Üniversitesi’nden seksen öğretim üyesi, bu bildiriyi desteklediklerini kamuoyuna açıklarlar. TMTF ve TMGT başta olmak üzere öğrenci kuruluşları yayınladıkları bildirilerle, ABD’nin Türkiye’nin iç işlerine karışmasını şiddetle eleştirirler. TİP Milletvekili Behice Boran da, 19 Şubat 1966 tarihinde, TBMM’de, dış politika konusunda yapılan görüşmede, Türkiye’nin NATO’dan çıkıp Üçüncü Dünya blokunun lideri olmasını önerir.

TİP ve ilerici-sosyalist gençlerin ABD’ye karşı tepkileri giderek yoğunlaşır. Hatta Türkiye’ye rahatlıkla gelerek, limanlara demir atan ABD Altıncı Filo’su, ilerici-sosyalist güçlerin tepkileri sonucu gelemez olur. ABD Altıncı Filosu ancak 12 Mart 1971 döneminde verilen askeri muhtıradan sonra kurulan baskı yöntemiyle ilerici-sosyalist güçlerin ezilmesinden sonra gelmeye başlar.
Dönemin Başbakanı Nihat Erim, ABD’ye yapacağı bir ziyaret öncesi Associated Press muhabiri Nick Ludington ile yaptığı ve 15 Mart 1972 tarihli Günaydın gazetesinde yayınlanan özel görüşmesinde, özetle şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Solcu Amerikan aleyhtarı unsurların başarı ile ezilmesi sonucu artık Amerikan askeri gemilerine limanların açılması için herhangi bir sakıncalı durumn mevcut değildir.
Türkiye’deki aşırı solcuların baskısı ile bozulan Türk-Amerikan münasebetlerinin düzelme yolunda olduğunu söyleyen Erim, sözlerine şunları eklemiştir, “1964 yılında Johnson’un bir mektup göndererek Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini önlemesi Türk kamuoyunda çok kötü bir etki yapmıştır. Bu Türk-Amerikan ilişkilerinin bozulmasında da bahane teşkil etmişti. İki ülke arasında ilişkileri bozmak isteyen bu kişiler ve örgütler bugün türkiye’yi bir komünist diktatörlüğü kurmak için yıkmaya çalışan tedhişçilerden başkası değildir.”

Erim’in söylediğinin aksine, Türkiye’nin çıkarlarına ters düşen politikalara karşı olmak ve bir ülkenin bağımsızlığını savunmak yurtseverlikten başka birşey değildir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz.”

Bu nedenle Türkiye, “Çevik Güç”ün uzatılıp uzatılmaması yönündeki tartışmaların yapıldığı şu günlerde, ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarının bekçisi olma yerine, ulusal çıkarlarımızı koruyacak bir politika izlemek zorundadır.

1961-1971 DÖNEMİNDE ABD, NATO ve ALTINCI FİLO’YA KARŞI YAPILAN BAZI EYLEMLER
Turhan FEYİZOĞLU
27 Ağustos 1964 Perşembe: Ankara’da ABD aleyhinde gösteri yapılır.
28 Ağustos 1964 Cuma:Istanbul’da ABD aleyhtarı gösteri yapıldı.
29 Ağustos 1964 Cumartesi: Istanbul’da yine ABD aleyhtarı bir gösteri yapılır.
28 Kasım 1965 Pazar: Ankara’da 38 öğretim üyesi bildiri yayınlayarak, ABD’nin Kıbrıs, Ortadoğu, Vietnam politikasına karşı çıkar.
1 Aralık 1965 Çarşamba: Istanbul’da 80 öğretim üyesi bildiri yayınlayarak, Ankara’daki öğretim üyelerinin yayınladığı bildiriyi desteklediklerini açıklarlar.
1 Mart 1966 Salı: ABD Cumhurbaşkanı Johnson’un Türkiye’yi Vietnam’a benzetmesi ilerici-sosyalist gençlik arasında büyük tepki yaratmış, gençlik kuruluşları yayınladıkları bildirilerle Johnson’u kınamışlardır.
16 Nisan 1966 Cumartesi: İlerici gençlik örgütleri, “Türkiye’nin Dış Politikası, İkili Anlaşmalar ve Yabancı Üsler” konusunda açık oturum düzenlemişlerdir.
26 Mayıs 1967 Cuma: İlerici öğrenci örgütleri, ABD’nin Yunanistan ve Vietnam’da giriştiği faaliyetleri yeren bildiriler yayınlamışlardır.
27 Haziran 1967 Perşembe: Istanbul’da bulunan Altıncı Filo’yu protesto etmek amacıyla ABD’lilerin Taksim Atatürk Anıtına koyulan çelenk yakılmıştır.
24 Haziran 1967 Cumartesi: Istanbul’da ABD Altıncı Filo aleyhinde miting yapıldı.
1 Ekim 1967 Pazar: Adana’da ABD aleyhtarı bir miting yapılmıştır.
7 Ekim 1967 Cumartesi: Istanbul’da ABD Altıncı Filosu’nu protesto etmek amacıyla miting yapılır.
10 Ekim 1967 Salı: ABD Altıncı Filosunu protesto etmek amacıyla bir grup genç, Istanbul’da açlık grevi yapmaya başlar.
15 Ekim 1967 Pazar: İzmir’de ABD Altıncı Filosu’nu protesto mitingi yapılır.
16 Ekim 1967 Pazartesi: Altıncı Filo’yu protesto amacıyla Taksim’de ABD bayrağı yakılır.
22 Kasım 1967 Çarşamba: Istanbul’da düzenlenen Kıbrıs mitinginde ABD bayrağı yakılır.
9 Aralık 1967 Cumartesi: Ankara’da “NATO’dan Çık” mitingi yapılır.
4 Nisan 1968 Perşembe: NATO’nun kuruluş yıldönümünde Istanbul’dan 308 bilim adamı NATO’ya Hayır bildirisi yayınladı
14 Mayıs 1968 Çarşamba: Istanbul’da NATO’YA HAYIR haftası bugün başladı.
15 Temmuz 1969 Pazartesi: Istanbul’a ziyareti sekiz gün sürecek olan ABD Altıncı Filosuna karşı eylemler başladı. 17 Temmuz günü ITÜ Yurdu polis tarafından basıldı. Vedat Demircioğlu, yurdun penceresinden kaçmak isterken, düşerek sağır yaralandı.
18 Temmuz 1968 Perşembe: Ankara’da ABD binaları taşlandı. 
19 Temmuz 1968 Perşembe: Trabzon’da ABD aleyhtarı gösteriler yapıldı.
20 Temmuz 1968 Cumartesi: Istanbul’da, “Barış için ABD emperyalizmle savaş” mitingi yapıldı. İzmir ve Amasra’da Altıncı Filo’yu protesto eden eylemler yapılmıştır.
24 Temmuz 1968 Çarşamba: Altıncı Filo’yu protesto eylemleri sırasında ağır yaralı olan ITÜ öğrencisi ve TİP üyesi Vedat Demircioğlu’nın hastahanede ölmesi üzerine protesto gösterileri yapan öğrencilerle-polis çatıştı.
25 Temmuz 1968 Perşembe: ABD Altıncı Filosu’nun Istanbul’a gelişi sırasında ITÜ Gümüşsuyu Öğrenci Yurduna yapılan baskında yaralanan öğrenci Vedat Demircioğlu’nun ölmesiyle başlayan olaylar bugün Istanbul’da devam etmiştir.   
27 Temmuz 1968 Cumartesi: Istanbul’da ABD aleyhtarı bir miting yapıldı.
28 Temmuz 1968 Pazar: ABD aleyhtarı gösteriler sırasında yaralanan Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi ve TİP üyesi Atalay Savaş, bugün ölmüştür.
29 Ağustos 1968 Perşembe: ABD Altıncı Filosuna Hayır mitingi İzmir’de yapıldı.
6 Eylül 1968 Cuma: Tam Bağımsız Türkiye Mitingi İzmir’de yapıldı.
7 Eylül 1968 Cumartesi: Tam Bağımsız Türkiye Mitingi’nin ikincisi İzmir’de yapıldı.
1 Kasım 1968 Cuma: ITÜ’nün açılışı dolayısıyla, “NATO’ya Hayır” bildirisi yayınlanmıştır.
8 Şubat 1969 Cumartesi: Altıncı Filo’ya Direnme Haftası, bugün Istanbul’da başladı.
11 Şubat 1969 Salı: Altıncı Filo’nun Istanbul’a gelişini protesto etmek amacıyla Istanbul’da protesto mitingi yapıldı.
16 Şubat 1969 Pazar: “ABD Emperyalizmine ve 6. Filo’ya” karşı Istanbul’da düzenlenen mitinge gericiler saldırdı. İki ölü yüzlerce yaralı var.
20 Aralık 1969 Cumartesi: Ankara ve İzmir’de Altıncı Filo’yu protesto yürüyüşü yapıldı.
16-21 Mart 1970 tarihleri arasında: Istanbul ve Ankara’da “Bağımsızlık Haftası” düzenlendi.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.