Kahrolsun Amerikan EmperyalizmiYaşasın Trump–ICE Faşizmine Karşı Amerikan Halkının Sınıf Direnişi

Pentagon Trump'tan rahatsız

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Marx, “egemen fikirler, egemen sınıfın fikirleridir” derken Amerikan emperyalizmini görseydi, muhtemelen dipnot ekleme zahmetine bile girmezdi. Çünkü bu sistem, ideolojisini saklama gereği duymayacak kadar pervasızdır. Demokrasi der, ama kararlar şirket yönetim kurullarında alınır. Özgürlük der, ama pasaport ve ten rengiyle ölçer. Hukuk der, ama sermaye konuştuğunda mahkeme salonları susar.

Lenin’in emperyalizm tanımı—sermayenin en yüksek aşaması—ABD’de artık soyut bir teori değil, günlük bir idari pratiktir. Çokuluslu şirketlerin kâr grafikleriyle Pentagon’un savaş haritaları birebir örtüşür. Dışarıda Irak, Afganistan, Latin Amerika; içeride ise ICE, polis devleti ve hapishane endüstrisi. Emperyalizm, sınır ötesinde bomba olarak patlar; merkezde cop ve kafes olarak örgütlenir.

Trumpizm bu düzenin istisnası değil, kristalize olmuş hâlidir. Liberal maskeyi atmış, çıplak sınıf diktatörlüğüdür. Göçmen düşmanlığı, ekonomik bir “güvenlik” meselesi değil; artı-değer sömürüsünün ideolojik sigortasıdır. İşçi sınıfını böl, korkut, birbirine düşür—sonra da patronları kurtar. Marx’ın 19. yüzyılda yazdığı reçete, 21. yüzyılda Fox News stüdyosunda sunulmaktadır.

ICE ise bu sınıf düzeninin üniformalı muhasebecisidir. İnsanları sayılara, dosyalara, kelepçelere indirger. Fanon’un dediği gibi, sömürge düzeni insanı önce nesneleştirir; ICE bunu ülke içinde yapar. Sınır artık coğrafi bir çizgi değil, işçi bedeninin üzerinde dolaşan görünmez bir bıçaktır. Kimin çalışabileceğine, kimin yaşayabileceğine karar verir.

Ama tarihsel materyalizm bize şunu öğretir: Hiçbir baskı aygıtı, ona karşı direnişi de üretmeden var olamaz. Amerikan halkı homojen değildir; Wall Street ile Bronx aynı sınıfa ait değildir. Trump–ICE rejimi, işte bu çelişkinin üstünü bayrakla örtmeye çalışır. Başarısız olur. Çünkü gerçek, ideolojiden daha inatçıdır.

Brecht’in dediği gibi, “Bankayı soymak mı daha büyük suç, yoksa bankayı kurmak mı?” Bugün Amerikan sokaklarında bu soru fiilen sorulmaktadır. ICE baskınlarını belgeleyenler, sınırda insan zinciri kuranlar, “Bu benim adıma yapılmıyor” diyen işçiler ve öğrenciler—hepsi, egemen anlatının çatladığı yerlerdir. Bu çatlaklar, devrimci romantizm değil; maddi çelişkilerin sonucudur.

Kahrolsun Amerikan emperyalizmi demek, Amerikan halkına karşı bir slogan değildir. Bu slogan, onları ezen sınıf düzenine yöneliktir. Yaşasın Trump–ICE faşizmine karşı direniş demek ise, Marx’ın “zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayanlar” dediği insanların uluslararası dayanışmasını selamlamaktır.

Çünkü emperyalizm evrensel bir suçtur; ona karşı mücadele de enternasyonal olmak zorundadır. Ve evet—tarih hâlâ sınıf mücadelesi tarihidir. Bayraklar yıpranır, duvarlar yıkılır, kafesler paslanır. Ama çelişkiler kalır. Onlar çözülmeden hiçbir imparatorluk sonsuza kadar yaşayamaz.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar