En geç 12 Ekim 2025 tarihinde yapılması gereken KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri nelere gebe?

Doğu Akdeniz, yalnızca fosil enerji kaynaklarının varsıllığıyla değil aynı zamanda jeopolitik belirsizliklerin, küresel hesaplaşmaların ve tarihsel hayallerin çarpıştığı bir alan olmuştur.
2025 Ekim’ine değin yapılması gereken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları çok önemli hale gelmiştir.
Ankara, Atina, Washington, Tel Aviv ve Brüksel’de bu süreci yakından izlemektedir.

Haritada görüleceği gibi İngiltere, ABD, Fransa, Yunanistan ve İsrail’in Güney Kıbrıs’taki üslerini “Operasyon Merkezi” haline getirmiş durumdadır.
KKTC ÖNE ÇIKAN iki CUMHURBAŞKANI ADAYI:
· Ersin Tatar: Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı. İki devletli çözümün ve Türkiye ile stratejik bütünleşmenin savunucusu. Anketlere göre Ersin Tatar’ın oy oranı %35,1-%37,9 arasında değişmekte.
· Tufan Erhürman: Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve adayı. Rum ve emperyalist Batının politikalarına yakın duran bir politik çizgide. Anketlere göre oy oranı %33,8-%36 arasında değişmekte.
1-ERSİN TATAR’IN TEKRAR CUMHURBAŞKANI SEÇİLMESİ HALİNDE:
– KKTC-Türkiye savunma ve enerji entegrasyonu daha da kurumsallaşacaktır.
– Türkiye, Doğu Akdeniz’de 2019 Libya Mutabakatının devamı niteliğinde yeni deniz yetki alanı antlaşmalarını KKTC üzerinden de güçlendirerek Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kazanımlarını sahada daha güçlü tahkim edebilecektir.
– Bu, teknik ve siyasi olarak GKRY-Yunanistan-Mısır üçgeninin oluşturduğu EastMed projesinin geçersizliği demektir.
Bu çerçevede:
– Ersin Tatar’ın yeniden seçilmesi, Doğu Akdeniz’de ABD-İsrail-GKRY-Yunanistan eksenli stratejik kuşatmayı dengeleyen bir güç çarpanı oluşturmayı sürdürecektir.
– KKTC’yi aktif bir jeopolitik aktör olarak uluslararası ilişkilerine devam ve genişletme olanağının önünü açacaktır.
– ABD’nin ve İsrail’in; GKRY’yi Orta Doğu’ya ikmal üssü yapma planı diplomatik meşruiyet kazanamaz.
– İsrail’in GKRY üzerinden Doğu Akdeniz’de kurmak istediği mantığa aykırı enerji transit hattı kurma hayali sönecektir.
– Türkiye ve KKTC’nin birlikte yürüteceği yeni doğalgaz arama çalışmaları ile, Türkiye’nin deniz yetki alanlarında enerji keşifleri daha fazla karşılık bulacaktır.
– ABD-İsrail destekli enerji politikalarının fiili alanı daralmış olacaktır.
– GKRY’nin AB ve NATO nezdindeki diplomatik alanı, KKTC’nin meşru yönetimi tarafından Türkiye’nin diplomatik kanallarıyla karşılanarak izolasyon siyaseti karşı propagandaya dönüşme yolunu açacaktır.
– Türkiye ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’de ortak tatbikatları ve deniz güvenliği çalışmaları ABD’nin NATO üzerinden Ada’ya yönelik askeri tahkimatını sınırlandırabilir.

2-TUFAN ERHÜRMAN’IN CUMHURBAŞKANI SEÇİLMESİ HALİNDE:
– Bu Federal çözüm ve birleşik Kıbrıs vizyonunun yeniden masaya dönmesi anlamına gelir.
– Batı’nın, özellikle ABD, İsrail ve Yunanistan’ın lehine yeni bir jeopolitik fırsat doğacaktır.
– GKRY, birleşik Kıbrıs söylemini yeniden BM ve AB’ye taşır.
– Bu durum, GKRY’nin uluslararası tanınırlık zeminini genişletirken, KKTC’nin siyasi ağırlığını ve dış politika iradesini zayıflatır.
– EastMed projesi, CTP yönetimiyle “Birleşik Kıbrıs” üzerinden meşruiyet kazanır.
– Türkiye’nin KKTC ile ortak yürüttüğü petrol/doğal gaz arama faaliyetleri ve deniz yetki alanları iddiası (MEB) “BM kararlarına ve AB müktesebatına aykırı” bularak durdurma eğilimi gösterebilir.
– ABD ve AB, federal çözüm sürecine yeniden girilmesini “barış süreci” olarak kodlayarak GKRY’ye verilen siyasi ve askeri desteği artırır.
– NATO bünyesinde GKRY’nin “özel ortaklık” statüsü yeniden gündeme gelebilir.
– İsrail’in Doğu Akdeniz’deki askeri derinliği için ileri gözetleme ve sevkiyat üssüne dönüşür
– Fransa,GKRY’deki hava üssü (Andreas Papandreou) üzerinden Ada’ya yönelik askeri ve diplomatik nüfuzunu arttırabilir. Bu süreç, Türkiye’nin NATO içindeki manevra alanını da daraltacaktır
– Yunanistan ve GKRY’nin“ Enosis” ve “Megali İdea” hedefleri, artık açık çağrılarla değil; birleşik federasyon sürecine entegre olmuş yapılar üzerinden aşamalı olarak ilerletilmeye çalışılır.
– Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenliği ve enerji güvenliğinin zayıflatmasına neden olur.
– KKTC’nin stratejik özerkliğini budar, Batı’nın bölgesel mimariyi yeniden kurgulamasını kolaylaştırır.
– Türkiye’nin bölgedeki yalnızlığı derinleşirken, İsrail-GKRY-Yunanistan üçlüsü jeopolitik üstünlük kazanır.
( BU YAZI DOĞAN AKDENİZ’İN KKTC SEÇİMLERİ EKSENİNDE DOĞU AKDENİZ’DE İKİ SENARYO İKİ STRATEJİ MAKALESİNİN KISALTMASIDIR.)



Bir yanıt yazın