Beceriksizlikle İhanet Arasında Çok İnce Bir Çizgi Vardır!

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Osmanlı-Türk tarihinin en dramatik savaşlarından birisi hiç şüphesiz Balkan Savaşlarıdır. Bu savaşlar sonucu Rumeli topraklarımız tamamen elimizden çıkmıştır. Yüz binlerce Müslüman Balkanlarda yaşadıkları toprakları terk ederek Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmış, binlerce sivil ve askerimiz hayatlarını kaybetmiştir. Kısaca, Balkan Savaşları tam bir faciadır.

Peki Balkan savaşları birden bire mi patlamıştır? Elbette ki hayır. Savaşın başlangıcından önce Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Karadağ devletleri Rusya’nın önderliğinde ittifak yapmışlardı.Bu devletlerin ordularının savaş hazırlıklarına başlamaları, bölgede yaşayan Arnavutların isyanları yaklaşan savaşın ayak sesleri olmuştur.

Ancak iç siyasette İttihat Ve Terakki Fırkası-Hürriyet Ve İtilaf Fırkası ayrışmasıyla birbirlerine düşen Osmanlı yöneticileri, Balkanlarda yaşanılan gelişmeleri doğru okuyamamış, gereken tedbirleri zamanında almamışlardır. Balkan faciasını yaşamamızda Osmanlı yönetiminin hatalarını şöyle özetleyebiliriz.

Birinci hata; Müslüman oldukları için ayrılıkçı olmayan Arnavutların, uygulanan yanlış politikalar sonucu ayrılıkçı Arnavutların saflarına itilmesi.

İkinci hata; iç siyasette ki İttihatçı-İtilafçı ayrışmasının aynı şekilde orduya da yansıması ve subayların da kendi aralarında bölünmüş olması.

Üçüncü hata; gelen bütün istihbaratlara karşılık Balkanlarda bulunan 120 tabur(75 bin) askerin terhis edilmesi.

Dördüncü hata; Sırbistan’ın Osmanlı ile savaşmak için Almanya’dan satın aldığı silahların o dönem Osmanlı toprağı olan Selanik’ten Sırbistan’a sevk edilmesine izin verilmesi.

Beşinci hata; Balkan devletlerini kışkırtan Rusya’nın “Balkanlarda savaş olmayacak’’ şeklinde vermiş olduğu garantiye güvenilmesi.

Balkanlarda bu gelişmeler yaşanırken durumun kötüye gittiği konusunda hükümeti uyaranlara dönemin Dahiliye Nazırı Nazım bey 15 Temmuz 1912 de Meclis-i Mebusan’da yapmış olduğu konuşmasında ‘’Balkanlardan imanım kadar eminim’’ şeklinde cevap vermiştir.

Bu konuşmadan çok kısa bir süre sonra (8 Ekim 1912) Balkan Savaşı başlamış ve 8 ay gibi çok kısa zaman zarfında hem Balkanlardaki toprakları kaybedilmiş hem de çok ciddi bir itibar kaybına uğranılmıştır.

Bugün yaşadığımız olaylara, devletimizi yönetenlerin liyakatsızlıklarını, beceriksizliklerini, vurdum duymazlıklarını, yaşadığımız olayları doğru okuyamamalarını görünce aklıma nedense hep Balkan savaşları öncesi yaşanılanlar gelmektedir.

Güney Doğu’da bir şeylerin ters gittiğini, bu bölgemizde inisiyatifin yer yer devlet güvenlik güçlerinin ellerinden çıkıp bölücü terör örgütünün eline geçtiğini, örgütünün bölgede vali ve kaymakamlar atadığını, mahkemeler kurup yargılamalar yaptığını, vergi topladığını, askerlik şubeleri kurup dağa militan devşirdiğini, güpe gündüz şehir merkezlerinde kimlik kontrolü yaptıklarını, devlete bağlı vatandaş ve korucuları kaçırarak şehit ettiğini, bazı mahallelerde hendekler kazarak savaş düzeni aldıklarını, bölgede binlerce silah dağıtıldığını, güvenlik güçlerinin evlerinin işaretlendiğini, gönderdeki bayraklarımızın indirilip yakıldığını, bazı şehir yada ilçe merkezlerinin savaş alanlarına çevrildiğini neredeyse Mısır’da ki sağır sultan duyduğu halde Cumhurbaşkanı ve Başbakan ısrarla bu konuda üç maymunu oynamakta, bizlere sürekli olarak Lafonten’den masallar anlatarak çözüm sürecinin başarıyla yürüdüğünü söylemektedirler.

Sayın Cumhurbaşkanı ve sayın Başbakan; siz hangi çözüm sürecinden bahsediyorsunuz? Tıpkı Osmanlının Balkan savaşı öncesi yaptığı hataları yapıyor, bölgede yaşanılan olayları doğru okuyamıyorsunuz. Sayenizde Güney Doğu bölgemiz tam anlamıyla yangın yerine dönmüştür. Bunu hala göremiyor ve tedbirlerini almıyorsanız, hala lafla peynir gemisini yürütmeye çalışıyorsanız, hala Kobani’de ki şanlı (!) direnişçilere selam göndermekle yada evinize Kürtçe lügat almakla övünerek yani bölücülere mavi boncuk dağıtarak bu sorunu çözeceğinize inanıyorsanız bu yaptıklarınızı beceriksizlik olarak nitelendirmek korkarım ki çok hafif kalacaktır.

Unutmayın ki; beceriksizlikle ihanet arasında çok ince bir çizgi vardır.

ORHAN ŞEN – [email protected] -Yeniden Ergenekon



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar