Başka bir partinin oyuyla seçilip,her gün hakaretler yağdırdığı partiye geçen annelerin günü mü,ya da utancından insanların yüzüne bakamayan onların annelerininin günü mü!
Kendi çocuklarını dış ülkelerde okutup,yurdum annesinin çocuklarına”İmam Hatip açtık orda çocuklarımız okusun diye”konuşan annelerin günü mü!
Çocuğu okusun diye varını yoğunu yoluna döküp,yavrusuna hasret, diplomasını beklerken bir gün kapıya kör kurşuna kurban giden yavrusunun cenazesi gelen annelerin Gününü mü!
Kendi çocuklarına çürük raporu alıp askerlik yaptırmayan”ne mutlu size anneler,sizin çocuklarınıza şehitlik mertebesi nasip oldu”diyerek yüreği evlat acısıyla yanan terör kurbanlarının annelerini teselli ettiğini sanan annelerin günü mü!
15 temmuz masalıyla köprüde boğazı kesilen askeri öğrencinin annesinin günü mü!
Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençlerimiz ve hergün mezarının başında ağlayan annelerin günü mü!
Kardeşim kaybolmuştu ,acısından annem komada kalıp bebeğini kaybetti,dedem kalp krizi geçirip öldü.Çalınıp kaçırılan çocukların her gün evlat acısıyla tekrar tekrar yanan annelerin günü mü!
Tarlasını ekecek tohumu,fidesi,gübresi,hayvanına verecek yemi olmayan,otlatacak merası kalmamış köylü annelerin gününü mü!
Sırf Cumhurbaşkanı olmak için aday olduğu ve Kanal İstanbul Projesine karşı çıktığı için,hiçbir suçu olmadığı halde tutuklanan ve hapiste olan Ekrem İmamoğlu’nun ve diğer belediye başkanları nın annelerinin günü mü!
Haksızlığa-Hukuksuzluğa dayanamayıp isyan eden,gerçekleri halka haykırmaya çalışan, siyasetçi, öğrenci,gazeteci,düşünen ve sorgulayan herkesi hapse atılan insanların annelerinin gününü mü!
Parasızlıktan ve işsizlikten yuva kuramayan gençlerin annelerinin gününü mü!
Köyünü maden şirketlerine kaptırmamak için kendini makinelerin önüne attı diye tutuklanan gencecik kızın annesinin günü mü!
İhmal yüzünden ölen madencilerin,tren kazasında ölen çocukların annelerinin günü mü!
Bir kaç senede bir savaş çıkarıp,Iraktaki,İran’daki,Filistindeki,Lübnan’daki ,evlatları gözlerinin önünde öldürülen annelerin günü mü!
Vatan savunması yaparken teröristlerin öldürdüğü çocuklarımızın annelerinin,terörist başını salıverilmek için taklalar atanların karşısında ,içi kan ağlayan annelerin günü mü!
Hayatlarının baharında asılan üç fidan Deniz Gezmiş,Yusuf Aslan, Hüseyin İnan,birini asarken ötekine seyrettirmiş duygu yoksunu yaratıklar.O yüzden en son kalan Deniz Gezmiş, tabureye kendi vurmuş tekmeyi,onların asmasına fırsat vermeden…Onların annelerinin gününü mü!
İşsiz,okuluna parasızlıktan gidemeyen,tayinleri yapılmayan öğretmenler,Hak-Hukuk-Adalet diye sokaklarda sessizce yürüyüş yaptıkları için tutuklanan gençlerin annelerinin gününü mü!
Hangisini yazayım…
Çocuk sahibi olamayanlar,Çocuk Esirgeme Kurumları bir yudum sevgiye muhtaç çocuklarla dolu,şart mı dünyaya getirmek?
Önemli olan, yüreğindeki sevgi ve şefkati aktarabileceğiniz, büyütüp, topluma yararlı bir insan yetiştirmek değil midir?
Ayrıca sadece doğurmakla anne olunmuyor. Etrafınıza şöyle bir bakın!
Kimisi sadece çocuk doğurup, kocasına kendisine baktırmak için ,çocukları gelir kaynağı olarak görüyor.
Kimisi de annesi olmadığı halde, kimsesiz kalmış bir yavruyu bağrına basarak, tüm sevgisini şefkatini ona akıtarak, topluma kazandırmaya çalışan, ,onun için canını bile vermeye hazır anneler…
İşte ben en çok bu annelerin yüreklerinden öpüyorum ve kutluyorum… Gerçekten anneliği hak eden kişiler bu annelerdir.
Bir arkadaşım var,çocuğu olmadı,annesiyle yaşıyor yıllardır.”artık çocuktan farkı yok,o da benim çocuğum”der ve annesine bir bebek bakar gibi bakan kız anneler var…Onları yürekten kutluyorum…Kimbilir nasıl bir güzel duygudur, annesinin annesi olabilmek.
Dokuz ay yolunu gözleyip yavruma sarıldığım anlar geldi aklıma…Hani o minik parmak larıyla elinizi sımsıkı kavrayan o tatlı bebek…Bir daha hiç bırakmıyor o eli…Siz de bırakamıyorsunuz.Bırakılmıyor bir türlü ,hep bir bahaneniz oluyor.
Çocuklarım 3-4 lü yaşlardayken onların okula başlayacağını ve artık peşlerinden koşmayacağımı düşünüyordum.
Hepsi büyüdü anne-baba oldular hala ülkeler arası peşlerinden koşuyorum.
Hani okula başlarsınız,bir sürü okullar bitirirsiniz,size onca notlar verilir sınıfınızı geçersiniz,diplomanızı alır, sonunda düşlediğiniz iş hayatına başlarsınız.
Annelik hiç bitmeyen bir okul gibi geliyor bana. Belki çocuklarınızın başarıları sizin sınıf geçme notunuz oluyor ama asla mezun olamıyorsunuz…
Anneciğim biz iki kız okuyalım diye nasıl da çırpınmıştı.Kendisi ailesi izin vermediği için okuyamamıştı ve çok üzülürdü…
Annem sen başardın… Senin sayende ben çocuklarımı en iyi okullarda okutup başarılı ve mutlu insan olmalarına katkıda bulunabildim. Mekanın cennet olsun…
Babaannem”Allah anneliği önce dağlara taşlara vermiş,onlar feryat etmiş dayanamıyoruz artık ne olur al bizden bu duyguyu diye,sonra alıp insanoğluna vermiş”derdi.
Kızım hem annelerin,hem de evlatların en tatlısı… Ben hem anneden hem kızımdan yana çok şanslıyım…
Sistemin içinden gelenler…Din ve gelenek görenekler onların hayatlarını biçimlendiriyor…Kimse duymamalı…Kimse bilmemeli çocuğuna tecavüz edildiğini…Yoksa elalem ne der!
Biz hep elalem için yaşamıyor muyuz!Kaçımız baş kaldırabiliyor toplumun görünmeyen kurallarına…Başkaldırma yürekliliğini gösteren sayılı insana da hemen bir damga yapıştırılıp içinde bulunduğu toplumdan dışlamıyor muyuz….
Bir tarafta düzene isyan edip,tek başına mücadele verip,çocuklarını yetiştiren anne…
Diğer tarafta”adın çıkarsa seni öldürürüz,o yüzden okumayı falan bir tarafa bırakıp,hemen kocaya gidip,çoluk çocuğa karışacaksın,namusunla ,şerefinle,iffetinle kocana itaat edeceksin”diye ayıplarla günahlarla büyütülen bir anne…Kendine… Geleceğine sahip çıkamamış,çocuklarına nasıl sahip çıksın…
İşte bu yüzden tarikatlar türetildi ve çoğalmakta…Dini kullanarak insanları ayıp ve günahlarla baskı altına alıp,kendi istedikleri gibi yönetmek…Öyle de yapıyorlar…
Ayıplayıp kınayacağımıza,çocukları yetiştiren annelere sahip çıkalım,onların eğitim yollarını açalım,yetmedi kapı kapı dolaşıp ezilmiş kadınlarımızı aydınlatalım,bunun bir kader olmadığın ,isterlerse kendi kaderlerini kendilerinin tayin edebileceğine inandıralım onları…
İçlerindeki gücü keşfetmelerine ve isterlerse kendine de çocuklarına da sahip çıkabilmeyi başaran kadınları örnek vererek inandıralım kendilerine…
Yüzlerce …Binlerce kadın kolları var…Ben içlerinde çalıştığım için biliyorum…Göstermelik toplantılar yapıp yiyip içme derdinde çoğu…Gerçekten amacına uygun çalışan dernekler de var…Onları konu dışı bırakıyorum…
O tarikat yuvaları ve vakıf denilen yerleri kapattırmak için mücadele verelim…Çökmüş olan eğitim sistemini ayağa kaldırmak için hangimiz ne yapıyoruz,eleştirmenin dışında…Madem teşhisi koyuyoruz o zaman tedavisi için de mücadele verelim…Yoksa kolaya kaçıp,o şunu şöyle yaptı,bu şunu böyle yaptı diyerek tecavüz edilen çocukları paylaşarak bu işi çözemeyiz…
Köklü çözümler gerek,bu da eğitimden geçer…
Çocuğu tecavüz edilen babalar sesini çıkaramıyor…Neden…Kimbilir belki çocukken o da aynı korkunç olayları yaşadı…Kimbilir nasıl bir travma geçirdi ki bunu olağan kabul edebiliyor
Ya anneler…Bir anne nasıl dayanabilir çocuğunun incitilmesine,onurunun kırılmasına,canının yanmasına…
Biz klavye silahşörleri onları sadece aşağılayıp,toplum dışına atmaktan başka ne yapıyoruz…Hangi olumlu katkıda bulunuyoruz
Kaç gazeteci bu konu hakkında derinlemesine araştırma inceleme yaptı…Öyle ya bu çok büyük bir toplumsal problem…Onarılamaz bir Psikolojik yara…
Oğullar…Babalar…Kocalar aynı yoldan geçiyor..,Kimse sesini çıkaramıyorum…Elalem ne der…Kimsenin umurunda değil onların ruhunda kopan fırtınalar…
Kızlar ve annelerin söz hakkı yok o sistemde…Onlar sadece pişirir kurtarır,temizler,doğurur ve kocasına itaat ederler…
Neden tecavüz edilen çocukların anneleri tarikat yurtlarının ve vakıfların önünde oturma eylemi yapmıyor diye eleştirirken,biz bu konuda ne yaptık diye kendimize dönelim biraz da…
Eğitim konusu hepimizin konusu,hepimiz mücadele verip eğitime katkıda bulunmak zorundayız, yoksa sapık bir toplum olmak üzereyiz…
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dersen bir gün o yılan seni de sokar emin ol…
Kadınlarımıza ,kızlarımıza sesleniyorum,ben,”kızlarım okuyacak” diye mücadele veren annem ve trenden atılıp hiç bilmediği bir köyde,hiç tanımadığı bir adamla evlendirilen halam bunu başardık…İçinizdeki güce inanın güvenin eminim siz de başaracaksınız…
Sağlıklı,mutlu nesiller yetiştirmek sizin elinizde…Çocuklarınıza kararlı ve güçlü olmayı borçlusunuz…Onlar sizin canınızdan birer parça ve bu sizin elinizde inanın güvenin kendinize…
Annenize alacağınız en güzel hediye,Cumhuriyet’in ve çocuklarınız geleceği için,demokrasi için,ülken için,artık annelerin ağlamaması için belediyelere,Tema vakfına,Darüşşafakaya,eğitimini parasızlıktan yapamayan öğrencilere yapacağınız bağıştır.
Daha önce çeşitli vakıflara bağışladınız…Kızılaya bağışladınız…Kurbanlarınızı çeşitli kuruluşlara bağışladınız…Ne oldu?Nereye harcandığını asla öğrenemediniz?Çoğunuzun aklında”acaba seçim yatırımı mı yapıldı,ya da tarikatlara mı akıtıldı”şüphesi var mı yok mu!
Gerçekten anne olmayı başarabilen annelerin Anneler Günü Kutlu Olsun…




Bir yanıt yazın