İktisadi, Askeri, Siyasi
İKİLİ ANLAŞMALARıN İÇYÜZÜ adlı kitap Ocak 1970 te satışa çıktığında, ilk baskı rekor denecek kısa bir sürede tükendi ve Şubat 1970 te ikinci baskısı yapıldı. Okuyuculardan aldığım mektuplar son baskının da kısa sürede tükendiğini gösteriyordu.
Özellikle, T.C. hükümeti ile A.B.D hükümetleri arasında yapılmış olan askeri, ekonomik ve siyasi ikili anlaşmalan inceleyen bu belgesel yapıt, basında ve kamuoyunda geniş yankılar yaptı.
12 Mart öncesi ve sonrasında, Türkiye’nin bağımsız olmadığını ileri sürenlerin yargılanmalarında kitap, savunma avukatlarının temel dayanağı olmuş, tarafsız ve vicdanlı yargıçlara yol göstermek gibi
önemli bir görevi de yerine getirmiştir.
Değişik adlar altında ve değişik zamanlarda imzalanarak yürürlüğe konulmuş olan ikili anlaşmalar incelendiğinde, yalnız A.B.D. nin çıkarlarının korunduğu ve güvence altına alındığı, Türkiye’nin bağımsızlığını gölgeleyen, iç işlerimize müdahale, Anayasa ve Kanunlanmızı, mahkemelerimizi hiçe sayan hükümleri de beraberinde getirdiği görülür. Egemen ve Eşit haklara sahip bir ulus böyle anlaşmalan asla imzalamaz.
Türkiye’nin, herhangi bir ikili anlaşmanın hükümlerinden herhangi birini yerine getirmemesi halinde Amerika’nın Türkiye’ye karşı uygulayacağı cezai tedbirler uzun, uzun sıralandığı halde, Amerika’nın Anlaşma hükümlerini bozması halinde ona karşı Türkiye’nin uygulayabileceği hiç bir tedbir bu anlaşmalarda yer almamıştır.
Bugünlerde yeniden güncellik kazanan ve çok tartışılan Temel ikili Anlaşmalar da bunlardan biridir. 3. Temmuz. 1969 tarihinde imzalanan bu Anlaşma hakkındaki eleştirilerimi hem bu kitapta hem de senatoda yapmıştım. Zaman ve olaylar beni haklı, onlan haksız çıkardı.
Dış işlerinin basın tebliğinde bu anlaşma ile ilgili açıklanan 18 ilkenin kısa bir incelenmesi, ötekilerden hiç de farklı olmadığını, şekil yönünden yapılmış olan değişikliklerin esasta ve uygUlamada etkisi olmayacağını anlamaya yetecektir.
23 Haziran. 1954 tarihli Askeri Kolaylıklar Anlaşmasının yerini alan Temel ikili Anlaşma, eskisinde olmayan, yeni bir hüküm (Amerika Birleşik Devletleri Hükumeti, Kongrenin hareketine bağlı olarak, Türk savunma gayretine, münasip istişare ameliyesi yolu ile tesbit edilecek bir seviyede destek sağlayacaktır.) getirmiştir ..
Amerika’nın Türkiye’ye vermiş Olduğu silah, araç ve gereçler 12. Temmuz 1947 tarihli Yardım Anlaşması çerçevesinde yürütülüyordu. Veriliş maksadı dışında kullanılması yasaklanmıştı. Johnson’un mektubunda da yasağın sert bir dille tekrarlanması üzerine, Basında ve Türk Kamuoyunda, ikili Anlaşmalar ve Amerika aleyhine gelişen kampanya sonunda ikili anlaşmaların sözde düzeltilmesi için başlayan müzakerelerde Türk Hükumeti, kendi topraklanndaki Amerikan üs ve tesisleri için kıra yerine, Amerika’nın, Milli savunmamıza her Vıi belirli ölçüde silôh vermesini daha uygun bulmuş olacak ki, Anlaşmaya böyle bir madde eklenmiştir.
Ancak, yapılacak bu savunma desteğinin Amerikan kongresinin kararına bağlı olması koşulu, o günlerin havası içinde; 1947 yardım Anlaşmasında ki kullanma yasağını, bu yeni Anlaşmaya koydurmayı uygun bulmayan A.B.D. lerinin, gerektiğinde bunu Türkiye üzerinde bir baskı aracı olarak kullanabilmesi için kasten bırakılmış bir açık kapı idi.
Biz bu konudak.i görüş ve uyarılarımızı bu kitapta vs senatodaki görüşmelerde açıkca belirttik.
Anayasamıza göre, Anlaşmanın parlamentodan geçirilmesinin zorunlu olduğunu savunduk. Eğer, bu yol iz!enmiş olsaydı, Anlaşmanın hota!arırın düzeltilmesi şansı doğacak ve Amerikan Kongresi de Türkive’vi düşman ilim ederek ambargo kararı alıp bu Anlaşmayı tek yanlı bozarlcen bir hayli düşünmek zorunda kalacaktı. Çünkü, o zaman Anlaşmayı tek yanlı bozarak taahhüdünü yerine getirmeyen Amerika’va Türkiye’nin uygulayacağı cezai müeyyideler bu anlaşma da yer alacak ve Türk hükumeti de bunları derhal uygulamaya koyabilecekti.
O gün bu hatayı yapanların, ilginç bir tesadüf eseri, hugün de aynı sorumlu makamları işgal etmelerini kaderin garip bir cilvesi olarak değerlendirmek daha doğru olur. Ülkeyi sürüklemiş oldukları bu cıkmazdan nasıl kurtaracaklannı herkesle birlikte ben de merakla bekliyorum.
Kanaatimce, bugün yapılacak iki iş vardır:
1 – Türk Hükumeti, Ambargonun yürürlüğe girdiği 5. Şubat. 1975 tarihinden itibaren her geçen gün için bir milyon dolardan az olmamak üzere, Türkiye’de ki Amerikan üs ve tesisleri için kira tahakkuk ettlrmelidir.
Türkiye’nin Amerika’ya olan borçlarından anapara ve faiz ödemeleri, müzakerelerden olumlu sonuç alınıncaya kadar durdurulmalıdır.
Türkiye’deki Amerikalılara ait üs ve tesislerin kullanma haklarına son verilerek bunlara Türk birliklerince el konulmalıdır.
2 – Temel ikili Anlaşmanın bir maddesi uyarınca, Amerikalılara tanınan 4,5 yıl süreyle Kongrenin kararını sabırla beklemek.
Basına ve kamuoyuna övünçle açıklanan ve büyük bir boşarı gibi gösterilmek istenen Temel ikili Anlaşmalar da diğerleri gibi yalnız A.B.D. lerinin çıkarlarını korumaktadır. Gerektiğinde tek yanlı ola-
rak bozulmak suretiyle de Türkiye’ye karşı bir bas-
kı aracı olarak kullanılabilmektedir.
işbaşında olan sorumlular bu acı olaylardan
gereken dersleri çıkararak hatalarını düzeltebilecek
cesareti gösterebilecekler mi?


Bir yanıt yazın