Türkiye’de İktidarın Küresel Bağımlılık İlişkileri İçinde İnşası (BOP Eş Başkanlığı) : Jeopolitik Bir Çözümleme

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

2000’li yılların başından itibaren Türkiye’de gözlemlenen siyasal dönüşüm, geleneksel siyaset bilimi kavramlarıyla sınırlı bir şekilde anlaşılamayacak kadar kapsamlı yapısal kırılmalar içermektedir. Seçim dinamikleri, parti rekabeti veya toplumsal talepler gibi iç faktörler, bu dönüşümü açıklamada tek başına yetersiz kalmaktadır. Zira devlet-toplum ilişkilerinin yeniden tanımlanması, bürokratik vesayetin tasfiyesi ve ekonomik entegrasyon süreçlerinin hızlanması gibi olgular, daha geniş bir uluslararası bağlamda ele alınmayı zorunlu kılmaktadır.

Bu noktada Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasal yükselişi, bireysel liderlik vasıflarıyla sınırlı bir fenomen olmanın ötesine geçmektedir. Bu yükseliş, uluslararası sistemin yeniden yapılandığı bir dönemle eşzamanlı olarak gelişmiş ve bu sistemle organik bağlar kurmuştur. Bu nedenle, ortaya çıkan siyasal yapı, yalnızca ulusal dinamiklerin bir ürünü değil, aynı zamanda küresel güç ilişkilerinin yerel düzlemdeki somut bir tezahürüdür.

Siyasal iktidarın oluşum süreçlerini incelerken, küresel projelerin yerel aktörler aracılığıyla nasıl hayata geçirildiği sorusu belirleyici bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda, “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) çerçevesi, Türkiye’deki dönüşümü kavramak için kritik bir analitik araç sunmaktadır. Özellikle Erdoğan tarafından kullanılan “eş başkanlık” söylemi, bu ilişkinin basit bir iş birliğinden öte, kurucu bir unsur olduğuna işaret etmektedir. Siyasal aktörlerin dili, çoğu zaman onların sistem içindeki konumlarını ve işlevlerini açığa çıkardığı için bu ifadeler, retorik bir tercih olarak değil, yapısal bir aidiyetin dışa vurumu olarak okunmalıdır.

Jeopolitik Çerçeve ve Küresel Stratejik Tasarım

Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde şekillendirilen BOP, 21. yüzyılın başında küresel güç dengelerini yeniden tesis etmeyi amaçlayan kapsamlı bir stratejik girişimdir. Bu girişim, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki siyasal, ekonomik ve toplumsal yapıları dönüştürmeyi hedefleyen çok katmanlı bir stratejiye dayanmaktadır. Stratejinin temelinde, enerji kaynaklarının denetimi ve jeostratejik bölgelerin kontrolü gibi klasik güç politikası unsurları bulunmakla birlikte, bu hedeflere ulaşmak için doğrudan askeri müdahaleden ziyade, siyasal dönüşüm, kurumsal reformlar ve ideolojik yeniden üretim süreçleri devreye sokulmuştur.

Bu durum, modern hegemonya biçimlerinin giderek daha dolaylı ve çok boyutlu hale geldiğini göstermektedir. Bu çerçevede BOP, yalnızca bir dış politika aracı değil, aynı zamanda küresel kapitalist sistemin devamlılığını sağlamaya yönelik yapısal bir müdahale biçimidir. Projeye dâhil olan yerel aktörler, bu süreçte yalnızca pasif birer uygulayıcı değil, aynı zamanda sistemi dönüştüren aktif unsurlar haline gelmektedir. Türkiye’nin bu çerçevede üstlendiği rol, coğrafi konumunun ötesinde, siyasal iktidarın küresel sistemle kurduğu ilişkiler üzerinden şekillenmektedir. Bu sayede Türkiye, edilgen bir bölgesel nesne olmaktan çıkarak, bölgesel dönüşüm süreçlerinde aktif bir özne konumuna yükselmektedir.

Siyasal İktidarın İnşası ve Yapısal Uyum

Türkiye’deki iktidar yapısının dönüşümü, sadece seçim sonuçlarıyla açıklanamaz. Bu süreç; devletin kurumsal yapısında meydana gelen değişimleri, ekonomik politikaların yeniden yönlendirilmesini ve toplumsal alanın radikal bir biçimde yeniden düzenlenmesini içermektedir. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği bu süreçte belirleyici bir rol oynamıştır. Ancak bu rol, klasik anlamda karizmatik liderlik çerçevesinde değil, daha çok yapısal uyum mekanizmalarının taşıyıcısı işleviyle öne çıkmaktadır.

Siyasal iktidarın inşasında uluslararası aktörlerle kurulan ilişkiler belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile geliştirilen stratejik iş birlikleri, Türkiye’nin dış politika yönelimlerini doğrudan etkilemiştir. Bu ilişkiler, diplomatik düzeyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda güvenlik, ekonomi ve ideoloji alanlarında da derinleşmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan siyasal yapı, yerel ve küresel dinamiklerin kesiştiği noktada şekillenmiştir. Bu yapı, bir yandan iç meşruiyet üretirken, diğer yandan uluslararası sistemle uyumlu bir çizgi izlemektedir. Bu çift yönlü işleyiş, iktidarın sürdürülebilirliğini sağlayan temel mekanizmalardan biridir. Dolayısıyla mevcut siyasal iktidar, bağımsız bir oluşumdan ziyade, küresel sistemle bütünleşmiş bir yapı olarak değerlendirilmelidir.

Söylem, Kimlik ve Ontolojik Bağ

“Eş başkanlık” söylemi, siyasal analiz açısından salt bir ifade olmanın ötesinde, bir kimlik inşası aracı işlevi görmektedir. Bu söylem, siyasal aktörün kendisini nasıl konumlandırdığını ve hangi yapısal bağlam içinde hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Recep Tayyip Erdoğan’a ait bu ifadeler, geçici bir politik tercih olarak değil, daha derin bir yapısal ilişkinin göstergesi olarak ele alınmalıdır. Zira bu ilişki, zaman içinde aktörün siyasal kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

“Ontolojik bağ” kavramı, bu durumu açıklamak için önemli bir teorik araç sunmaktadır. Bu kavrama göre, siyasal aktör ile içinde bulunduğu yapı arasındaki ilişki yüzeysel değil, kurucu bir nitelik taşır. Bu nedenle bu ilişkinin ortadan kaldırılması, yalnızca politik bir değişimi değil, aynı zamanda kimliksel bir dönüşümü de zorunlu kılar. Bu çerçevede, Erdoğan’ın BOP ile olan ilişkisi konjonktürel bir iş birliği olarak değil, yapısal bir bütünleşme olarak değerlendirilmelidir. Bu bütünleşme, siyasal söylemden politika üretimine kadar geniş bir alanda kendini göstermektedir. Bu ilişkinin sürekliliği, yalnızca dış faktörlerle değil, aynı zamanda içsel dinamiklerle de açıklanmalıdır.

Sonuç

Türkiye’deki siyasal yapının sağlıklı bir analizi, çok katmanlı ve disiplinlerarası bir yaklaşımı gerektirmektedir. Bu yaklaşım, iç dinamikler ile küresel güç ilişkilerini birlikte ele almalıdır. Aksi takdirde yapılacak analizler eksik ve indirgemeci kalacaktır. Bu bağlamda Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasal rolü, yalnızca ulusal düzeyde değil, küresel sistem içindeki konumu üzerinden de değerlendirilmelidir.

BOP çerçevesi, Türkiye’deki son yirmi yıllık dönüşümü analiz etmek için güçlü bir teorik zemin sunmaktadır. Ancak bu çerçevenin tek başına yeterli olmadığı, diğer faktörlerle birlikte ele alınması gerektiği de açıktır. Siyasal iktidarın yapısal niteliği, bireysel liderlik tartışmalarının ötesine geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Liderlik, sistem içindeki işlevi üzerinden değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, Türkiye’deki mevcut siyasal yapı, küresel ve yerel dinamiklerin kesişiminde şekillenmiş karmaşık bir oluşumdur. Bu oluşumu anlamak için eleştirel, çok boyutlu ve bağımlılık ilişkilerini merkeze alan analizlere ihtiyaç duyulmaktadır.

Kaynakça

· Laclau, E., & Mouffe, C. (1985). Hegemonya ve Sosyalist Strateji: Radikal Demokratik Bir Politikaya Doğru. Verso. (Türkçe çeviri: İletişim Yayınları, 2015)
· Harvey, D. (2005). Yeni Emperyalizm. Oxford University Press. (Türkçe çeviri: Sel Yayıncılık, 2005)
· Keyman, E. F., & Öniş, Z. (2007). Turkish Politics in a Changing World: Global Dynamics and Domestic Transformations. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
· Jessop, B. (2008). Devlet Teorisi: Kapitalist Devleti Yeniden Konumlandırmak. Palgrave Macmillan. (Türkçe çeviri: Epos Yayınları, 2008)
· Yılmaz, S. (2008). Büyük Ortadoğu Projesi: Stratejik Vizyon mu, Yeni Sömürgecilik mi? IQ Kültür Sanat Yayıncılık.
· Fairclough, N. (2010). Söylem ve Toplumsal Değişim: Eleştirel Söylem Analizi. Polity Press. (Türkçe çeviri: Bilim ve Sanat Yayınları, 2015)
· Oğuzlu, T. (2015). Türk Dış Politikasının Eksen Kayması: Neo-Osmanlıcılık mı, Batıdan Kopuş mu? Uluslararası İlişkiler Dergisi, 12(46), 39-58.
· Tuğal, C. (2016). Pasif Devrim: İslami Neoliberalizmin Yükselişi. Cambridge University Press. (Türkçe çeviri: Koç Üniversitesi Yayınları, 2016)
· Bacevich, A. J. (2016). America’s War for the Greater Middle East: A Military History. Random House.
· Akça, İ., Balta, E., & Altan, B. (Ed.) (2018). Türkiye’de Otoriterleşme ve Dış Politika. İletişim Yayınları.
· Ünal, M. (2018). Türk-Amerikan İlişkilerinin Jeopolitiği: Soğuk Savaş’tan Günümüze. Bilgesam Yayını.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar