MAVİ PATİKLER

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Okuyucularım bana soruyor:
“Bugün 18 Mart neden Çanakkale için bir şeyler yazmadınız?

Evet yazmadım. Daha doğrusu yazamadım
Neden mi?
Peki okuyun sonra siz karar verin sevgili dost arkadaş ve okuyucularım.

*
Lord Richard Casey (Çanakkale savaşı’nda Avustralya ordusunda üsteğmen)
(1)
“Çanakkale savaşında iki olay var ki beni çok derinden etkilemiş ve tüm düşüncelerimi altüst olmasına sebep olmuştur.
Conk Bayırı’nda mahsur kalmıştık. Defalarca yapılan süngü hücumları herhangi bir sonuç vermediği gibi bu taaruzlar her iki tarafında müthiş kayıplar vermesine sebep oluyordu. Yaptığımız süngü çatışmaların dan birinin sonrasında bölük komutanımız olan yüzbaşı geri dönemedi. Fena halde yaralanmıştı ve bir bacağı kopmak üzereydi. Avazı çıktığı kadar bağırıyor bizden yardım istiyordu. Ancak yardım etmemiz imkansızdı. En küçük bir harekette bile yüzlerce kurşun yağıyordu. Tam bu sırada akıl almaz bir olay yaşandı. Türk siperlerinden beyaz bir bayrak sallandı ve bir Türk askeri, silahsız olarak siperden çıktı. Hepimiz şaşırmış ve donup kalmıştık. Asker yaralı yüzbaşımızın yanına kadar geldi. Onu kucaklayarak düşmemesi için kolunu omzuna attı. Zorlukla yürüyordu. Bize doğru ağır adımlarla yürümeye başladı. Sperlerimizin önüne geldiğinde yüzbaşıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi geri döndü. Her iki taraftan o gün ve ertesi gün sabaha kadar tek bir mermi dahi atılmadı. Günlerce bu kahraman Türk askerinin merhameti, mertliği ve cesareti konuşuldu.’’

Lord Richard Casey (Çanakkale savaşı’nda Avustralya ordusunda üsteğmen)
(2)

  • Bu olay sonrası sadece taraflar arasında hiçbir kaydı, imzası veya emri olmayan gayri resmi bir ateşkes anlaşması devreye girmişti. Siperde ki askerlerimiz silahsız bir şekilde yerlerinden ayrılarak muharebe alanında ölen askerimizi gömmek için bir araya topluyor, yaralı olan askerlerimizi ise cephe gerisine getiriyorlardı.
    Gözüme birden gömülmek üzere topladığımız ölü askerlerimizin arasında bir elin tuttuğu mavi bir bebek patiği takıldı.
    Savaş alanında o kadar aykırı duruyordu ki…
    Üzerindeki kendi askerlerimizi kaldırdık.
    Bunun bir Türk askeri olduğunu yanlışlıkla orada bulunduğunu gördük. Avucunda tuttuğu bebek patiğinin içinde çok kısa yazılmış bir mektup vardı. Tercümanı çağırdım ve o mektubu bana okumasını istedim.

“- Yiğidim bir oğlumuz oldu. Yavrumuzun kokusunu duyman için patiğini sana gönderiyorum.”

İşte o an kafama bir merminin isabet etmesini dileyerek ölmek istedim. Ayaklarım bedenimi taşımıyordu. Dizlerimin üzerine çöktüm. Gözyaşlarıma engel olamıyordum.

**

Fransız Generali Bridges:
Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları iftihar etmelidirler.
Savaş sahasında dövüş bitmişti.Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi.
Yerde bir Fransız askeri yatıyordu . Yanında ise yine yaralı bir Türk askeri, gömleğini yırtmış bizim askerimizin yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:

  • Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun?

Kendiside aynı durumdaki Türk askeri şu karşılığı verdi:

  • Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.
    Bir şeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.
    Benim ise kimsem yok.İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün”. Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım

Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim.

Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı.
Az sonra ikisi de öldüler…

*

Yazarsam bunları yazacaktım. O günlerdeki birlik ve beraberliğimizin, o asil,mert, gururlu ve onurlu davranışlarımızın yerini alan makam, mevki ve para hırsının bizleri ne hale getirdiğini düşündüm.
Utandım ve kahroldum.

Biz böylesi şartlarda kazanılmış bir vatana sahip çıkamadık.
Nefsimize yenik düşüp vatanımızı parsel parsel satanlara itibar ettik.

O dünyanın en şerefli,en kahraman ve en asil ordusunu liyakatsiz insanların ellerine sessizce teslim ettik
Bir ton kömür, üç beş paket makarnaya o şehitlerimizin kemiklerini sızlattık.

İşte tam olarak bu yüzden yazmak istemedim.


Turkish Forum AI Soruyor

🤔 Tartışmaya Katılın

Yazar metindeki olayları niçin yazmadığı hakkında ne düşünmektedir?


Fikrinizi Paylaşın


Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. H Murat Tnrkl avatarı
    H Murat Tnrkl

    Mustafa Kemal Atatürk ölünce “öldürülünce” TC’si ölmüş, Nato’ya girdikten sonra da askerleri ölmüştür. Başta kendisi, uçkur düşkünü Adnan ve sonrasında gelenler için İsmet İnönü’nün şu cümlesinin altına imzamı atarım;
    “Hiç bir ülke yoktur ki içinde bizim kadar hain yetiştirsin”….
    Mondros ateşkes antlaşması şartlarını Lozan’da cebine koyanlar 100 yıl sonra tekrar önünüze koyacağız demişlerdi ve maalesef öyle de olmak üzere…
    AFFET BİZİ ATAM AÇTIĞIN YOLLAR VE GÖSTERDİĞİN HEDEFLER KUYRUĞUNA BASTIĞIN İTLER İLE DOLU.

  2. Hürriyet avatarı
    Hürriyet

    Böyle içten yazılmış bir yazıyı okuyan her Türk göz yaşını tutamaz. Çok teşekkürler sayın Temel bey.

    Türkiye’ de hemem, hemen her Türkün evinde ya bir Gazi, yada bir şehit var.

    Bende büyüklerimden, Çanakkale harbine gidipte gelemeyen, baba, amca ve dayısını kaybeden akrabalarımdan duyardım.. Büyük annemin yanında konuşulmazdı ağlamasın diye, kalbi zayıf birşey olur diye. Eşini, babasını ve kardeşlerini harpte kaybetmişti…

    Türklerin tarihi büyük savaşlarla geçmiştir. Osmanlı 600 yıl sadece savaşlarla ayakta kaldı. Ardından, Kurtuluş savaşı.

    Şimdi’de bize İsrailin, Avrupanın, Amerikanın beslediği kürtler rahat vermiyor.

    Türkiye, dış politikasına ve sınırlara çok önem verecek, bu devirde kimseye inanılmaz. Hertaraf , içte, dışta kalkeş sürüsü ile dolu. Azüllerin bizim askeriyemiz de işi yok.. Türk vatandaşlığına girmemek le kimse asla TÜRK olmaz.

    Ne olursa olsun, üstün yetenekli ve elinde her gereken malzemesi askerimizin olması şart.

    Zayıf askeriye demek, düşmanın eline düşmek demektir.

    Türk halkının, kendi öz kimliğine dönmesi gerekiyor, son yıllarda sahte, para ile gözleri dönmüş müslümanlar, halkımızın beynini manupule ettiler.

    Arabistana ve onların katı sunni dinine hayranlık uyandırma modeli uyguladılar.
    Hepsi nafile, Türk asla öz’ ünden dönmez…!

    Bakın arkadaşlar, eğer Amerikada şavaş çıksa veya Avrupa devletlerinde. İnsanlar 3 gün sonra birbirlerinin etini yer.

    Türk dayanır, aç durur, karanlıkta oturur, yinede gününe şükür eder. İşte Türkü Asil yapan dayanıklılığı, birliği ve beraberliği. Türk sosyaldir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Turkish Forum AI Analiz Etti

Çanakkale ile ilgili yazı yazmadığı için okuyucuları tarafından eleştirilen yazar, Çanakkale Savaşı'nda yaşanan iki olayı anlatarak niçin yazmadığına dair okuyucularına kararı bırakıyor.

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar