Türkiye’de 188 Parti, Bir ADD, Omurgasızlık: Siyasetin İflas Belgesi

Okuma Süresi:

2–3 dakika
😊

Türkiye’de 188 kayıtlı siyasi parti var. Bir de ADD.
Peki, irade kaç tane?
Cesaret kaç tane?
Sırtını dik tutup “dur” diyebilen kaç tane?

Cevap acı: Neredeyse SIFIR.

Çünkü siyaset risk almakla yapılır, koltuk korumakla değil. Demokrasi bedelle ölçülür, bildiriyle değil. Yüzlerce örgütlü güç, tek bir vicdanın yaptığını yapamıyorsa, orada siyaset yoktur; tabela ticareti vardır.

19 Mayıs, saat 14:00, Tandoğan Meydanı. Orada olmayan her siyasi aktör için kesin hüküm şudur:
Ya iktidarı seviyorsunuz,
ya bu düzenden memnunsunuz,
ya da korkunuz, inancınızdan büyük.

Üçüncü bir yol YOK.

Sözde Siyaset, Özde Rol Kesmek

Bu partilerin çoğu siyaset yapmıyor, siyaset taklidi yapıyor. Kongre, tweet, basın açıklaması… Hepsi göstermelik. Hiçbiri iktidarın uykusunu kaçırmıyor. Çünkü bedel ödemek yok. Kırılma anı gelince hepsi sahneden çekiliyor.

Bunlar siyasi aktör değil, sistemin dekorasyonu. Varlıkları çoğulculuğu değil, çoğulluğun nasıl etkisizleştirildiğini gösteriyor.

Örgütlü Korkaklık, Tek Başına Yürek

Modern siyasetin yalanı: “Kurumlar bireyden güçlüdür.”
Türkiye’nin gerçeği: Kurumlar, bireyin cesaretinden acizdir.

Tek bir insan, arkasında hiçbir kurum olmadan yürüyebiliyorsa, ama 182 parti toplanıp ( bölücü ve dinciler hariç) bu cesareti gösteremiyorsa, bu strateji meselesi değil; karakter meselesidir. Bu, kurumların ruhunun çürüdüğünün kanıtıdır.

“Erken”, “Provokasyon”, “Zamanı Değil” Diyenlere

Tarih boyunca her korkak aynı mazeretleri sıraladı:
“Zamanı değil.”
“Provokasyona gelmeyelim.”
“Seçimi bekleyelim.”

Bu cümlelerin ortak anlamı: “Ben risk almayacağım.”

Hiçbir hak, “uygun zaman” gelip de verilmedi. Haklar, “Artık yeter!” diyenler tarafından alındı. O ses çıkmazsa, tarih durur.

Ana Muhalefet de Dahil: Sorumluluktan Kaçanlar

İktidarı eleştirmek değil, kendi iktidar alanında hesap vermek zordur. “50 şehirde çalıyorlar” naraları atıp, kendi belediyelerindeki iddialara sırtını dönenler, muhalefet değil; sistemin tampon mekanizmasıdır.

Böyle bir muhalefet, iktidarı değiştirmez; iktidarın ömrünü uzatır.

Temsil Çöktü: Kimse Kimse İçin Duran Yok

Toplum kendini temsilsiz hissediyor. Çünkü temsil, sandıkta oy toplamak değil; davada saf tutmaktır. 182 partinin toplam siyasi ağırlığı, tek bir bireyin duruşuna denk gelmiyorsa, siyaset iflas etmiştir.

Kurumlar konuşuyor, ama yerinde sayıyor.
Birey yürüyor, ama yalnız bırakılıyor.


Netleşme ve Taraf Olma Günü: 19 Mayıs

19 Mayıs bir protesto günü değil, bir ayrışma anıdır. O gün Tandoğan’ da olmayan her parti, her sivil toplum kuruluşu, her aktivist şunu açıkça ilan etmiş olur:
“Ben bu düzenin devamından yanayım.”

Tarafsızlık yoktur. Ya bu yürüyüşün yanındasın, ya karşısında. Ortası, konforlu sandalyelerinde oturanlar içindir.

Son Söz Değil, Sert Bir Yüzleşme

Bu bir çağrı değil.
Bu bir yüzleştirmedir.

182 partiye, kurumsal korkaklığa ve sıfır riskli siyaset çığırtkanlığına tutulmuş bir ayna.

Ve o aynada çırılçıplak görünen gerçek şu:
Bazen tek bir dik duruş, yüzlerce siyasi partinin toplam ahlaki sermayesinden daha değerlidir.

Siyaset nihayetinde şu basit soruya indirgenir:
Kim nutuk çekiyor değil, kim bedel ödemeye hazır?

19 Mayıs günü: Safını Belli Et

· Nerede? Ankara, Kızılay’dan Saray’a.
· Ne Zaman? 19 Mayıs, Salı, saat 14:00.
· Niçin? Gayrimeşru iktidara, sivil itaatsizlikle “HAYIR” demek için.
· Kim? Avukat Muhammed Aybars Akdoğan.

Peki ya diğerleri?
Diğerlerini de orada göreceğiz.
Ya da göremeyeceğiz.

O gün, 19 Mayıs, Salı, saat 14.00’de , Ankara- Tandoğan meydanında bir Muhammed Aybars Akdoğan’ın kaç parti artı bir ADD’ye bedel olduğunu hep birlikte göreceğiz.
O gün, hep birlikte kim Köroğlu kim Ayvaz, taş taş sayacağız.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Mehmet Emin TANRIKUT avatarı
    Mehmet Emin TANRIKUT

    Doğru ve yerinde tesbit.
    %100 katılıyorum.

    Haksızlık, zulm ve adaletsizliğe boyun eğenler mağdur değil; suç ortaklarıdır.

    Bana dokunmayan bin yaşasın, yeter ki bana bir şey olmasın diyenlerin şikayete hakkı yok.

  2. Alihan Şen avatarı
    Alihan Şen

    Hadi AKP, Gelecek, Deva, Saadet, BBP, YRP, Anahtar vb. siyasal dinci partileri ile DEM/HDP/YSP, TİP, EMEP, DBP, EHP, TÖP, Hüdapar vb. solcu ve bölücü partileri anlarım. Peki CHP, İyi Parti, Zafer vb. Atatürkçü ve Milliyetçi olduğunu iddia eden partilere ne demeli?

    Ayrıca MHP’ye ve Vatan Partisi’ne yazıklar olsun bir de utanmadan Atatürkçüyüm ve Milliyetçiyim geçiniyorlar.

    Türkiye’de ve Türk milletinde Futbol takımı tutar gibi siyasi parti ve ideoloji tutma hastalığı ve Bana dokunmayan bin yaşasın, yeter ki bana bir şey olmasın zihniyeti var.

    Sorma yok, sorgulama yok, araştırma yok, özeleştiri yok, doğruya doğru derken yanlışa yanlış deme yok. Sadece körü körüne biat var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar