Eduardo Galeano’nun işaret ettiği gibi, Latin Amerika tarih boyunca “keşfedilen” değil, sömürülen kıta olmuştur. Madenler, kahve tarlaları, petrol sahaları… ve en önemlisi, insanların emeği, “özgürlük” ve “demokrasi” masalları eşliğinde elinden alınmıştır. Bu tarihsel süreklilik, ABD’nin emperyal pratiğinde sadece coğrafi uzaklıkla sınırlı değildir; Trump döneminde ICE ile Amerikan topraklarında yeniden üretilmektedir.
Trump–ICE rejimi, sınır politikalarını sertleştirerek ve göçmenleri disipline ederek, Latin Amerika’daki emperyal geçmişin içerideki yansımasını sunar. Galeano’nun ifadeleriyle, sınırlar sadece coğrafi değil, insan emeğini ve yaşamını sınıflandıran bir araç hâline gelir. Çocukların kafeslere konması, işçi ve göçmenlerin sürekli tehdit altında bırakılması, tarihsel bir “yeni sömürgecilik” figürüdür: Dışarıdan farklı, içeriden tanıdık.
Allende’nin Şili’deki deneyimi, halkın örgütlenmesi ve sınıfsal çıkarları uğruna devlete karşı direnmesi bağlamında hâlâ yol göstericidir. ABD’nin desteklediği darbeler, serbest piyasa muktedirlerinin ve emperyal çıkarların yerel halk üzerinde kurduğu hegemonik baskının kanıtıdır. Trump–ICE rejimi de farklı bir formda ama özünde aynı mantığı sürdürür: Sömürü düzeninin ideolojik ve bürokratik araçlarını kullanarak itaat üretmek.
Latin Amerika perspektifi, Trumpizm’in iç politikalarını yalnızca ABD iç siyaseti olarak okumayı yetersiz kılar. Sömürgeci mantık, sınır ötesi bağlantılara sahiptir: Küresel sermaye ve askeri müdahaleler, içerideki göçmen ve işçi politikalarıyla birleşir. Galeano’nun dediği gibi, tarih “yerle bir edilmiş insanların hikâyesidir”; bugün ABD’de ICE ile yaşananlar, bu hikâyenin devam eden bir bölümü, sadece yeni bir coğrafyada sahnelenmiş hâlidir.
Bu bağlamda Amerikan halkının direnişi, Trump–ICE rejimine karşı yürütülen mücadele, yalnızca yerel bir tepki değil, küresel bir karşı-hegemonya pratiğinin parçasıdır. Allende’nin halkı organize etme biçimi, kolektif eylem stratejileri ve dayanışma anlayışı, bugün göçmen hakları, sınır politikaları ve devlet baskısına karşı ortaya çıkan direnişlerde yankılanmaktadır.
Sonuç olarak, Amerikan emperyalizmine karşı eleştiri, sadece ABD’yi değil; tarihsel sömürü ilişkilerini ve küresel kapitalist yapıyı da hedeflemelidir. Galeano ve Allende’nin perspektifinden bakıldığında, Trump–ICE rejimi bir anormallik değil, tarihsel sürekliliğin güncel bir tezahürüdür. Direnişin anlamı ise açıktır: İnsanlar, sınırları ve bürokrasiyi aşan dayanışma pratikleriyle, tarih boyunca ezilenlerin hikâyesini yazmaya devam eder.



Bir yanıt yazın