Siyonist Stratejilerin Kırılma Noktası Olarak Netanyahu

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Siyonist Stratejilerin Kırılma Noktası Olarak Netanyahu

Benî İsrail (Hazret-i Yakup oğulları) olarak bilinen Yahudiler birçok peygamber katletmiş, sürgünler dönemi başlamıştır. Türkistan’dan İspanya’ya bulundukları toplumla derin çatışmaları, fitne-fesat sabıkaları ve cezalandırılmaları, müstakil ansiklopedi konusudur. Bu alanda zengin kaynak bulunmakla birlikte ulaşılabilenler genellikle yaşanan mağduriyetleri anlatır. Suçları bilinmez, anlatılmaz veya çarpıtılır. Siyonist aktivistlerden Polonya Yahudisi tarihçi profesör Benzion’un (Mileikowsky) oğlu olan Binyamin Netanyahu’nun, kişiliğinin oluşmasında elbette babasının etkisi vardır. Benzion aynı zamanda, Uzlaşmaz Revizyonist Siyonist Hareket mensubudur. Çarpıtılmış tarih bilgisiyle şekillenen kişilik, özel psikiyatristi Moşe Yatom’un, Gazze soykırımı devam ederken şu notu bırakarak inthar etmesine yol açmıştır: “Dokuz yıl boyunca Netanyahu’nun ‘esrarengiz’ zihnine girmeye çalıştım fakat ‘yalan şelalesi’ tarafından mağlup edildim. Netanyahu’yu tedavi ederken yenilmez olan kişiliğim parçalandı”.

Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerin çoğu Benî İsrail’den olup bu kavimden peygamberlerden başka nice dürüst insanlar da çıkmıştır. İslamiyetin gelmesinden sonra birçok Yahudi Müslüman olmuştur. İnancını değiştirmediği halde insanlığa faydalı hizmetleri geçmiş, dürüstlükten ayrılmamış birçok Yahudi de vardır. Siyonizmin sınırsız vahşetine tahammül edemeyen nice Yahudiler de kendi dindaşları/soydaşları tarafından cezalandırılmıştır. Mordechai Vanunu, İsrail dışında da olsa hayatına son verilenlerden sadece biridir. Batılı ülkelerde birçok Yahudinin Gazze soykırımına karşı protestolarda ön saflarda yer aldığı sık sık görülmektedir. Bununla beraber uluslararası ekonomiye, politikaya, medyaya yön veren Siyonistler, her türlü işkence, zulüm ve soykırımı, Yahudi etnisitesinin tartışılmaz hakkı haline getirmişlerdir.

Siyon (Kudüs) merkezli Yahudi devleti ideolojisine kadar, Yahudiler hayatta kalarak zenginleşme, ekonomik ve siyasi nüfuz kazanma yollarını aramışlardır. Ancak hemen her dönemde bu hedeflere ulaşmak için diğerlerini sömürme, toplumsal düzeni bozarak ahlaken çökertme, daha fazla servet için her yola başvurma eylemleri veya iddiaları, haklarındaki suçlamaların başında gelir. Siyonizmin kurucusu olarak Theodorl Herzl kabul edilir, ancak temel hedefler, Babil sürgününe kadar uzar.

İspanya sürgününden sonra Avrupa’da hayatta kalma mücadelesi, Yahudilere yeni bir dinamizm vermiştir. Çok çalışıp az tüketerek biriktirdikleri sermaye ile teknolojik ve siyasal gelişmelerin öncüsü olmuşlardır. 1648 Westfalya barışı, ABD bağımsızlığı, Fransız İhtilali süreçlerinde devlet yönetimleri hanedanlardan halka geçerken toplumsal yapıda yeri olmayan Yahudiler, ekonomik ve teknolojik gücünü hukuk ve siyasette tahkim etmişlerdir. 19. Yüzyıl Yahudi banker ve tüccarların aynı zamanda bakan, başbakan, devlet başkanı olarak sıklıkla sahneye çıktığı dönemdir. 20. Yüzyılda ise ulus devlet veya ihtilal süreçlerinin çoğunda Siyonist önderlerin imzası bulunmaktadır. Modern uluslararası ilişkiler, önemli ölçüde Siyonist stratejilerin ürünüdür.

Ekonomide, teknolojide, siyasette, medyada, akademide güçlenen Siyonistler, diğer milletlerden devşirmeye de başvurmuşlar, gizli örgütlenmeleri ustaca kullanmışlardır. Siyonizm, Siyon merkezli Yahudi devleti olduğu gibi duvar ustası demek olan masonluğun hedefinde de Siyon’da Yahudi mabedini yeniden inşa hedefi bulunmaktadır. Arınma, kurtuluş, hür gibi sembolik isimler Yahudi olmayanların kendi inancını bırakmaları; yükselme, olgunlaşma, kalkınma vb. adlandırmalarda ise Siyonist değerleri içselleştirme, bu davaya hizmet yolunda gayret etme anlaşılır.

Kudüs’ü kurşun atmadan İngilizlere teslim eden paşalara bütün kapılar açılmıştır. Filistin’e Yahudi göçünü, uluslararası hukuk açısından kazanılmış hak haline getiren İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour, Siyonizmin büyüklerinden sayılır; her ne kadar İngiltere’nin hedefi ülkesindeki Yahudilerden kurtulmak olsa da. I. ve II. Dünya savaşlarının birçok cephesi İsrail’in kuruluş yollarını güçlendirmiştir. Bu süreçte silah ve diplomasi gücüne sahip Siyonist teröristler, Filistin’de korkunç katliamlar yapmışlardır. İsrail’in kuruluşundan günümüze hemen bütün bakanlar, gençliğinde eli kanlı teröristlerdir.

Netanyahu, İsrail’in en uzun süreli başbakanlık koltuğunu işgal eden isimdir. 2025 itibariyle toplam 20 yıl civarında başbakanlık yapmıştır. Vahşetlerle dolu askerlikten yüzbaşı rütbesiyle ayrılmış diplomatlık, maliye, güvenlik bakanlığı gibi görevlerde bulunmuştur. Dolayısıyla teröristlikten başbakanlığa hayat hikayesiyle Netanyahu diğer İsrail yöneticilerinden pek farklı değildir.

Siyonizm davasında lafı dolaştırmadan, diplomatik nezakete başvurma gereği duymadan sarfettiği sözler ve uygulamalar ise onu özel bir konuma getirmiştir. Filistinlilerin, Müslümanların, Yahudiler dışındakilerin hiçbir hakkı olmadığını, körükörüne İsrail’e hizmetkâr olma veya ölmeleri gerektiğini muharref kitaplarından delillerle her zeminde dile getirmiştir. Gazze soykırımının ilk günlerinde, Müslüman yöneticilerin koltuklarını İsrail’e borçlu olduğunu, Gazze konusunda İsrail’e ciddi zarar verecek eylemlerden kaçınmalarını hatırlatmıştır. Gazetecilere, ellerindeki telefonların dahi İsrail’in bir parçası olduğunu söylemesi Siyonizmin üretim başarısı ötesinde ekonomik ve teknolojik kuşatma tehdidi demektir. Aselsan’ın piyasa için telefon üretmeyi sonlandırarak bu hususta gerekli stratejilerin oluşturulmamasının ve gerekli desteğin sağlanmamasının bu açıdan değerlendirilmesi lüzumunu bu vesileyle hatırlatalım.

Hiçbir kuralı, hakkı, hukuku takmaksızın Siyonizmin gücünü kullanma yetkisini kendinde gören Netanyahu, kıyamet savaşlarını bekleyen Yahudi fanatiklerce sempatiyle karşılanmaktadır. Hatta Netanyahu’yu yetersiz bularak daha fazla kan dökülmesi gerektiğini haykıran bakanlar da bulunmaktadır. Mesela soykırım suçu kapsamında gerekli delilleri sunan Ben Gvir’e karşı, başta Türkiye olmak üzere bir Müslüman ülke veya kurumları tarafından niçin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne hâlen başvurulmadığı önemli bir soru işaretidir. Bununla beraber İsrail’dekiler dahil Yahudi toplumu içinde Netanyahu’nun hukuk tanımaz çıkarlarının İsrail, Yahudi toplumu ve Siyonizmin geleceği için tehlike arzettiğini savunan kitleler gittikçe güçlenmektedir.

Netanyahu karşıtlarının, Filistinlilerin de insan olduğunu savunduklarını söylemek zor. Ancak ezilen ve horlanan Yahudilerin haklarını savunmak için önemli ölçüde yine Siyonist hukukçular ve siyasiler sayesinde ulaşılan insan hakları ve insancıl hukukun İsrail yöneticileri tarafından yok sayılması ciddi endişe kaynağıdır. Ünlü Siyonist Rockefeller’in bursiyeri Macron’un dahi İsrail karşıtı söylemlere başvurma mecburiyetinde bu endişenin etkisi vardır. Çoğu Türk veya İslam devletinde miktar veya mahiyet açısından önemsiz olsa da batı hukuk sisteminin uyarlandığı İsrail siyasetinde kabul edilemez yolsuzlukları, Netanyahu’nun diğer bir çıkmazıdır. İsrail başsavcılığı masasında bekleyen dosyalarıyla uluslararası mahkemelerdeki soykırım davalarının kesişme ihtimali, Siyonizm açısından önemli bir yol ayırımı haline gelmiştir. Bu aşamada Netanyahu’nun yolsuzluk iddialarıyla ilgili, cumhurbaşkanlığından af talebi son derece önemli bir gelişme olup bunun ulusal ve uluslararası hukuk boyutları söz konusudur.

Netanyahu’nun kendi yolsuzluklarını da gölgelemek amacıyla gözü kara vahşetini Yahudilerin yarısı büyük bir şevkle karşılamakta, hatta onu beklenen kurtarıcı olarak görmektedir. Diğer yarısı ise bu gidişin asırları aşan Siyonist birikim için ciddi tehdit haline geldiğini, bir an önce bu tehlikeli adamdan kurtulmak gerektiğini savunmaktadır. Gizlenmesi mümkün olmayan soykırım suçunun, İsrail ve halkı tarafından değil de Netanyahu ve çevresince işlendiğini, dolayısıyla bunların yargılanmasının Yahudi davası açısından bir zorunluluk olduğunu görmektedirler. Bu anlamda Yahudi toplumu daha önce benzeri görülmeyen bir düzeyde ortadan ikiye bölünmüş olup kutuplaşma şiddeti yükselmektedir. Sonuç olarak Siyonizmin tarihi kırılmasında, Netanyahu çıkmazı daha sık telaffuz edilecektir.

[email protected]        

twitter.com/alaeddinyalcink



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Oğuz Kulsever avatarı
    Oğuz Kulsever

    Yahudiler ülkelerine, kültürlerine, insanlarına, Türkler’den daha çok sahip çıkıyorlar, daha çok değer veriyorlar.

    Bizim başımızdaki politikacılar gibi, kendi cebine ve çıkarına çalışmıyorlar.

    İlim, bilim’ de -kadın, erkek, baş örtülü, baş örtüsüz ayrımı, gayrımı yapılmadan,
    hayatta kalmaya bakıyorlar.

    İlimde, bilimde, Tıp’ da yahudi bilim
    adamları en önde..

    Çalışkan insanlar.

    Bizede çekememezlik, fesatlık düşüyor.

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Doğru söylüyorsun. Biz siyasi ve ideolojik kavgadan ilime, bilime, teknolojiye, sanayiye, tıp’a vb. zaman ayıramadık bu Osmanlı’dan beri var. O yüzden Türkiye ve Türk milleti futbol takımı tutar gibi siyasi parti ve ideoloji tutma hastalığından vazgeçip birlik olması lazım. 1923’den 1938’e kadar Türkiye ve Türk milleti uyanışa başladı fakat 1938’de Atatürk’ün erken vefatı sonrası gelen siyasetçiler sadece kendi ceplerine ve çıkarlarına önem veriyor. Artık uyanmamız lazım artık oy verdiğimiz siyasi partileri ve ideolojileri sorgulamamız lazım. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demeliyiz.

  2. alaeddin yalçınkaya avatarı
    alaeddin yalçınkaya

    Bilimde, teknolojide, ticarette Yahudilerin başarılı oldukları, kesin. Günümüz küresel finansal birikimi ile medyasının yaklaşık %70’i bunların kontrolünde.
    Sorun, bu birikimi gerçekleştirirken ne derece etik oldukları. Eğer insanlar gıda, ilaç, kötü alışkanlıklar ve diğer endüstriyel ürünler üzerinden zehirlenirken birileri sermaye biriktiriyorsa bunun takdir edilecek tarafı yok. Rockefeller, “insanları ilaca öyle alıştıracaksınız ki çiklet gibi ilaç tüketecekler, kullanılan her ilaç yenilerini mecbur kılacak…”.
    Diğer önemli sorun ise, bu başarının desteğindeki soykırımlar. Sadece Gazze’de veya bugün değil. Belirtelim ki Gazze soykırımına karşı küresel tepkilerin yetersiz kalmasında da Siyonist medya ve sermayenin büyük baskısı bulunmaktadır. Elon Musk, başta soykırımı kınadı, gelen baskılar, borsadaki kayıplar üzerine derhal geri adım attı.
    Netanyahu karşıtı Yahudilerin kahir ekseriyetininin derdi, soykırım vahşeti değil fakat Siyonist projelerin tehlikeli bir viraja girmesidir.

  3. Oğuz Kulsever avatarı
    Oğuz Kulsever

    Sayın Alaeddin bey,

    ben bu dünyada kul hakkı yemeden birinin zengin olduğunu görmedim.

    Yahudilerin bu hale gelmelerindeki en önemli etken, 1946 yılına kadar her yerde dışlandılar, kovuldular. Meslek öğrenmeleri yasaklandı. O insanlarında ailesi, çoluğu çocuğu var. Hayat şartları bu insanları bu hale getirdi. Gittikleri yerde zulüm göre, göre onlarda zülüm etmeyi öğrendi.
    Bu bütün yahudiler için geçerli değildir. Rocafeller, soyu Urfa Viran şehire kadar uzanıyor. Zamanın’ da birine borç vermişler, bu borcu geri alamayınca, aynen bu Rocafeller borç verdikleri adamlar gibi olmuşlar.

    İsrailde’ de çok fakir yahudiler vardır, çok yardım sever insanlar vardır.

    Bir toplumu dışlamak iyi değildir, sonu savaş ile biter.

    Zaten insanların en büyük düşmanı “din” denilen terimdir. Dinsiz olsaydık, kimse, kimseye bu denli düşman olmayacaktı.

    Geçenlerde bir şeye tanık oldum. Bir yerde birkaç tane arkadaşla oturuyorduk, bir arkadaş daha yanımıza geldi. İki arkadaş birbirine , buda bizden diye fısılda’ dı, bu ara ben o ne demek bizden kelimesi diye sorduğumda, arkadaş; bizim köylü diye cevap verdi.

    Yani, her yerde ayrım, gayrım var. Bu insanların yapısında.

  4. Samiye Mor avatarı
    Samiye Mor

    Çok çalışıp az tüketen bir millet. Çok doğru, tasarruf lu yaşayan insanlar.
    Netanyahu, kendi milletine ve halka, Erdoğan’ dan çok daha iyi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar