Irak Türkmenlerine Yönelik Ekonomik Savaş: Varlığı Hedef Alan Sinsi Politika

Okuma Süresi:

4–5 dakika
❤️


Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve 1918 yılında İngilizlerin Irak’ı işgaliyle başlayan süreç, bölgedeki Türkmenler için yeni ve zorlu bir dönemin başlangıcı oldu. İşgal güçleri tarafından Irak yönetimine atanan ardışık hükümetler, ne yazık ki, Irak Türklerini resmen hedef alan politikaları uygulamaya koydu. Bu politikaların ardındaki asıl amaç, Türkmen varlığını eritmek ve asimilasyondu.

Türkmenler Antlaşmaların Kurbanı:

Lozan Barış Antlaşması (1923), Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını belirlerken Musul vilayeti (içinde Kerkük, Süleymaniye ve Musul’un bulunduğu) sorununu Türkiye ile İngiltere arasında dokuz ay içinde dostça bir çözümle halledilmek üzere ertelemiştir. Ancak, bu süre zarfında bir anlaşmaya varılamamış ve konu Milletler Cemiyeti’ne taşınmıştır. Milletler Cemiyeti’nin kararıyla Musul vilayeti, İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılmış ve bu durum 5 Haziran 1926’da imzalanan Ankara Antlaşması ile kesinleşmiştir.

Lozan’daki Erteleme (1923): Musul meselesinin çözülememesi, bölgedeki Türk nüfusunun Türkiye sınırları dışında kalmasına giden sürecin ilk adımı olmuştur.

Ankara Antlaşması (1926): Türkiye’nin Musul üzerindeki hak iddiasından, o dönemdeki iç siyasi zorluklar (Şeyh Said İsyanı) ve İngiltere’nin baskısı nedeniyle vazgeçmesi, Irak Türklerinin Türkiye ile bağlarının siyasi ve coğrafi olarak kopmasına yol açmıştır.
Bu antlaşmalar, Irak Türkmenlerinin (Irak Türkleri) siyasi statüsü, kültürel hakları ve Türkiye ile olan ilişkileri açısından derin ve kalıcı sonuçlar doğurmuştur. Tarih boyunca farklı Irak yönetimleri altında zaman zaman baskı, asimilasyon ve hak ihlallerine maruz kalmalarının temelinde, Türkiye’nin Musul üzerindeki hak talebinden vazgeçmek zorunda kalması yatmaktadır.

Ekonomik Savaş: Asimilasyonun En Etkili Silahı
Irak’ta Türk nüfusunun azaltılması ve varlıklarının hedef alınması adına uygulanan politikalar zincirinde, ekonomik savaş en önemli ve en yıkıcı kısmı teşkil etti. Türkmenler, siyasi adlarıyla daha sonra tanıtılan Irak Türkleri, yaşadıkları bu sistematik ekonomik sıkıntıdan derinlemesine etkilendiler.

Ekonomik fırsatların bilinçli olarak kısıtlanması, iş imkanlarının engellenmesi ve bölgenin kaynaklarından adil pay alamamaları gibi uygulamalar, Türkmenleri yaşam mücadelesinde zor durumda bıraktı. Bu baskı, tahmin edildiği gibi, nüfusun coğrafi dağılımını değiştirmeyi amaçlıyordu.

Yüzyıllık Yurtları Terk Etmek Zorunda Kaldılar

Uygulanan ekonomik abluka ve işsizlik dalgası, birçok Türkmeni iş fırsatı arayışı içinde doğup büyüdükleri toprakları terk etmeye zorladı.

Başta Kerkük olmak üzere, yüz yıllarca barındıkları kadim Türkmen yörelerinden göç etmek zorunda kaldılar.

Bu zorunlu göç, yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal doku tahribatına yol açtı.

Ailelerin ve aşiretlerin dağılması, kültürel merkezlerin zayıflaması ve Türkmen toplumunun geleneksel yapısının bozulması, asimilasyon hedefine ulaşmada sinsi bir adım olarak kullanıldı. Türkmenler, ekonomik baskı yüzünden sadece geçim kaynaklarını değil, aynı zamanda toplumsal bütünlüklerini ve kültürel kimliklerini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar.

Varlık Mücadelesi Devam Ediyor

Irak Türkmenlerinin tarih boyunca yaşadığı bu ekonomik savaş, onların yalnızca refah seviyesini düşürmekle kalmadı, aynı zamanda siyasi ve kültürel varlıklarını da derinden sarstı. Yüzyıl önce başlayan bu politikaların etkileri, günümüzde bile Irak’taki Türkmen toplumunun karşı karşıya olduğu zorlukların temelini oluşturmaktadır. Türkmenler, tüm bu baskılara rağmen, kimliklerini ve kültürel miraslarını koruma mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedirler.

Irak Türkmenlerinin Sessiz Çığlığı: Ekonomik Dışlanma ve Demografik Kriz

Irak’ın köklü ve asli unsurlarından biri olan Türkmenler, uzun süredir ekonomik dışlanma, siyasi ötekileştirme ve bunun sonucunda ortaya çıkan demografik baskı ile mücadele etmektedir.
Ülke genelinde uygulanan projelerde ve kamu hizmetlerinde Türkmenlerin adil pay alamaması, gençlerin işsiz kalmasına ve dolayısıyla evlilik ve çocuk sahibi olma oranlarının düşmesine yol açarak, Türkmen toplumunun geleceğini tehdit eden bir kısır döngü yaratmıştır.

Kurumsal Dışlanma: Kalkınmada Adaletsizlik
Proje ve Yatırımlardan Uzak Tutulma:
Devlet Projeleri: Altyapı, sanayi ve kalkınma projelerinin dağıtımında Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerin (özellikle Kerkük) kasıtlı olarak geri planda tutulması.
Fırsat Eşitliğinin İhlali: Bu durum, sadece Türkmenleri ekonomik faydalardan mahrum bırakmakla kalmaz, aynı zamanda bölgedeki istihdam olanaklarını da kısıtlar.
Görev Dağılımında Ayırımcılık:
Kamu Pozisyonları: Kamu kurumlarındaki üst düzey ve kilit görevlere Türkmenlerin atanmaması veya hak ettikleri temsiliyetin verilmemesi.

Siyasi Ötekileştirme: Türkmenlerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi karar alma mekanizmalarından da dışlanması anlamına gelir.

Ekonomik Savaşın Yıkıcı Etkisi: İşsizlik ve Güvencesizlik
Genç İşsizliği ve Gelecek Kaygısı:
Türkmen gençlerinin kendi bölgelerinde dahi iş bulma konusunda ayrımcılığa uğraması. Bu durum, eğitimli gençlerin dahi umutsuzluğa kapılmasına neden olur.
Örnek Durum: Yükseköğrenim görmüş bir Türkmen gencin bile, liyakatten ziyade etnik, mezhepsel kayırmacılığın öne çıktığı bir ortamda iş bulamaması.

Maddi Gelirin Yetersizliği:

Düşük ücretli veya geçici işlerde çalışan Türkmenlerin sayısındaki artış.
Enflasyon ve Hayat Pahalılığı karşısında yetersiz kalan mali gelirin, aile kurma ve geçindirme yükünü karşılayamaması.

Demografik Kriz: Evlilik ve Nüfus Artış Hızı Üzerindeki Baskı
Evlilik Yaşının Yükselmesi ve Evlilikten Kaçınma:
Ekonomik Zorunluluk: Bir Türkmen gencinin, iş güvencesi olmadan evlenmeyi ve aile kurmayı ertelemesi veya tamamen kaçınması.
Geleneksel Yapının Zorlanması: Geleneksel olarak aile bağlarına önem veren bir toplumun, ekonomik nedenlerle bu değerlerden ödün vermek zorunda kalması.
Düşük Doğurganlık Oranı:
İki Çocuktan Fazla Yapmaktan Sakınma: Evli Türkmen çiftlerin, çocuklarına iyi bir gelecek, eğitim ve sağlık hizmeti sağlayamama korkusuyla çocuk sayısını bilinçli olarak sınırlaması.
Toplumsal Sonuç: Bu eğilim, uzun vadede Türkmen nüfusunun toplam nüfus içindeki payının azalmasına ve demografik yapının daha da zayıflamasına neden olmaktadır.

Bir Çözüm Çağrısı

Toplumsal Adalet Vurgusu: Türkmenlerin sadece siyasi haklarının değil, ekonomik vatandaşlık haklarının da tanınması gerektiği.
Somut Çözüm Önerileri:
1. Kotanın Uygulanması: Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde kamu projelerinde ve işe alımlarda adil bir kota sisteminin getirilmesi %32 oranı Türkmenler tarafından zaten yıllardır istenmektedir.
2. Kalkınma Fonları: Türkmen bölgelerine yönelik özel ekonomik kalkınma fonlarının oluşturulması.
3. Uluslararası Kamuoyu: Yaşanan ayrımcılığın uluslararası insan hakları örgütleri ve ilgili devletlerin dikkatine sunulması.

Mehmet Haşim Salihi- Kerkük IRAK



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar