Yunanistan ve „Güney Kıbrıs“ 1981 de iki ayrı devlet olarak Avrupa Birliḡine (AB) alındılar Böylece Yunanistan’ın AB’de iki oyu oldu. AB’nin kuruluṣ sözleṣmesinde kararların „oybirliḡi“ ile alınması ṣartı vardır. Dolayısıyla 1981 den sonra Türkiye’nin AB ye alınma ṣansı sıfırlanmıṣ oldu.
AB’nin özellikle Güney Kıbrıs’ı almasının en önemli sebebi, Malta, Girit ve Kıbrıs’ın doḡu Akdeniz‘de birer uçak gemisi iṣlevi görmesidir Kıbrıs’da eskiden beri, toplam alanı 254 km² olup üzerinde 7500 kadar ingilizin yaṣadıḡı iki Ìngiliz askeri üssü (Ağrotur ve Dikelya) vardı. Ìngiltere AB’ye girerken, fiilen kendi parçası olan bu alanları AB dıṣında bıraktırmıṣtı. Güney Kıbrıs AB üyesi olunca, Fransa ve Almanya da Güney Kıbrıs’da birer askeri üs kurma ṣansını elde ettiler.
Türkiye bunları bilmezmiṣ gibi 1987 de AB’ye tam üyelik baṣvurusu yaptı. Dıṣiṣleri Bakanlıḡı konsolosluklar vasıtasıyla Almanya‘da farklı ṣehirlerde yaṣayan Türk akademisyenlerden 70 kadarını 1987 sonu ve 1988 baṣında iki defa Münih’deki Einhorn Oteline toplayarak, onların Almanya çapında lobi çalıṣmaları yapmalarını istedi. Bu toplantılara eski Dıṣiṣleri Bakanlarından Hasan Esat Iṣık, Ìhsan Sabri Çaḡlayangil ve Madrid Türk Büyükelçisi de katıldılar.
Her iki toplantıda da Almanya’dan toplanan, çoḡu birbirini önceden tanımayan Türk akademisyenler, Türkiye’den gelen dıṣiṣleri mensuplarına, sanki önceden toplanıp aḡız birliḡi yapmıṣlar gibi, bu AB’ye girme giriṣiminin baṣarı ṣansı olmadıḡını anlatmaya çalıṣtılar. Ama Türkiye’den gelen diplomatlarımızı, kafalarındaki „Avrupa birliḡi Türkiyesiz yapamaz; bizi almaya mecburlar!“ fikrinden vazgeçiremediler. Türk diplomat ve politikacıları ise, bazı AB üyesi devletlere verecekleri tavizler ile, Türkiye’yi AB’ye aldırabilme hayallerinden vaz geçmedi, ve 1987 sonrası bütün hükümetlerimiz halkımızı aldatmaya devam ettiler ve halen de ediyorlar. AB ülkeleri ise Türkiye’nin bu politikada ısrar etmesini kendi çıkarları için kullanıyorlar.
Joschka Fischer Almanya Dıṣiṣleri bakanıyken Türkiye’ye yaptıḡı bir ziyaretinde, belli ṣartları yerine getirirsek, AB’ye girebileceḡimizi söyledi. Almanya’ya dönünce Danimarka Dıṣiṣleri bakanı kendisini telefonla arayıp, bunun mümkün olmayacaḡını söyleyince, Fischer de, bunu kendisinin de bildiḡini fakat Türklerin böyle bir vaat beklediklerini ifade etti ve bu konuṣma aynen basına da yansıdı. Yani AB‘ politikacıları Türk politikacılarını ciddiye bile almıyorlardı.
2000 senesinde (Ecevit hükümeti) dıṣiṣleri bakanımız Ìsmail Cem Ìpekçi bir ay kadar ortada görünmemiṣti. Sonradan anlaṣıldıḡına göre kendisi bu sürede Brüksel’de eski Alman dıṣiṣleri bakanı Verheugen ile görüṣmüṣ ve, Verheugen’in kısa süre sonrası Türkiye ziyaretinde AB’ye girme ṣartları olarak sunduḡu „Kopenhag Kriterlerini“ orada beraber hazırlamıṣlardı. Bu haber benim kalemimden Aydınlık dergisinde yayınlanmıṣtı.
Baṣbakan Mesut Yilmaz Alman Baṣbakanı Helmut Kohl ile Köln’de yaptıḡı görüṣmeden sonra, Almanya’da yaṣayan Türk vatandaṣlarına tanınmakta olan „çifte vatandaṣlık“ uygulamasına son vereceklerini ve buna karṣı Almanya’nın Türk vatandaṣlarına vizesiz girme hakkını tanıyacaḡını açıkladı. Türkiye çifte vatandaṣlık uygulamasını kaldırdı fakat Almanya Türk vatandaṣlarına vize uygulamasını kaldırmadı, tersine daha da zorlaṣtırdı.
Çiller hükümeti zamanında Türkiye’nin Gümrük Birliḡi’ne alınması da davul-zurna ile kutlanmıṣ ve bu, Çiller hükümetinin büyük bir baṣarısı olarak tanıtılmıṣtı. Bu anlaṣmaya göre Türkiye, Avrupa’dan ithal edilen, gıda maddeleri dahil, birçok ürüne gümrük uygulamayacak, buna karṣı kendi ürünlerini de gümrüksüz ihraç edebilecekti. Gümrüksüz ihrac konusunda ise birçok sınırlamalar vardı. Eski birlik üyelerinin önemli ihraç maddelerini, rekabeti önlemek için, Türkiye ihraç etmeyecek, Birliḡin baṣka ülkelerle ticaret kararlarını da uygulayacaktı, fakat Türkiye’nin bu kararları veren komisyonda hiçbir temsilcisi olmayacaktı. Kısacası, bu anlaṣma, Türkiye’yi eṣdeḡer bir üye olarak kabul etmeyip, sadece birliḡin kararlarını itiraz hakkı olmaksızın uygulamaya mahkȗm ediyordu. Türkiye anlaṣmanın daha ilk senesinde 60 milyar kayba uḡradı. Türkiye’ye sadece, çivi, çelik halat, çekiç gibi basit metal ürünlerini ihraç etmek kalıyordu. Türkiye’de çok ucuz üretibilen bu maddelere bile, örneḡin Almanya, anlaṣmanın „dampingi önleme“ maddesine dayanarak %25 gümrük uygulamakta. Bu anlaṣma ile Türkiye, Cumhuriyetimizin ilk senelerinde zorla kaldırdıḡımız „kapitulasyonlara“ yeniden izin vermiṣ oluyor.Dıṣiṣleri Türkiyemizin, AKP öncesinden beri büyük sorunlarından biridir. Dıṣ temsilcilerimizin hükümeti yanlıṣ bilgilendirmesi, Ìktidarların dıṣ iliṣkileri yanlıṣ deḡerlendirmesi ve halkımıza (seçmenler) gerçek dıṣı haberler yayması da ayrı bir sorun.


Bir yanıt yazın