Ulus devlet değil, küçük devletçikler

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI 103 YAŞINDA

ATEŞKES SAVAŞAN TARAFLAR ARASINDA OLMAZ MI?

O HALDE MUDANYA’DA NEDEN YUNANİSTAN YOKTU?

30 Ağustos Baş Komutanlık Meydan Muharebesinde düşman yok edilince, İngiltere “ateşkes” önerdi.

Atatürk“kabul” dedi ve ekledi, “ateşkes koşullarını görüşmek üzere 9 Eylül’de Nif’de (Kemal Paşa) buluşalım.”

Bu yanıtı ile demek istedi ki “ben düşmanı denize dökmeden masaya oturmam!..”

Ve dediğini yaptı…

9 Eylül’de düşmanı denize döktü. Belkahve’ye kadar gidip bunu gözleri ile gördükten sonra Nif’e döndü ve “biz sözümüzde durduk. 9 Eylül’de randevu verdiğimiz yere geldik. Ama onlar gelmediler” diyerek dalgasını geçti!..

İzmir kurtulmuş, ancak Trakya, İstanbul ve boğazlar hala işgal altındaydı.

Başkomutan buraların kurtarılması için Ordu’yu Çanakkale Boğazı’na yönlendirdi.

Bunun üzerine İngiltere, Fransa ve İtalya Çanakkale önünde bir tarafsız bölge oluşturmaya ve tel örgü ile çevirdikleri bu alana Türk askerinin sokmamaya karar verdiler…

Ancak Mehmetçiklerimiz kararlı bir şekilde tel örgülerin üzerine yürüyünce düşman ateşkes önermek zorunda kaldı…

3 Ekim’de Mudanya’da başlayan ateşkes görüşmeleri 11 Ekim’de Antlaşma ile sonuçlandı ve bu şekilde Doğu Trakya ve Boğazlar işgalden kurtuldu…

Kurtuluş Savaşı’nda, “başta İngiltere olmak üzere Büyük Devletlerle (Düvel-i Muazzama) değil, küçük Yunanistan ile savaştık” diyerek Türk milletinin zaferini küçük göstermek isteyen vatan hainleri, Mudanya’da İsmet Paşa’nın karşısında oturanların ve antlaşmayı imzalayanların kimler olduklarına baksınlar!..

Ateşkes antlaşmaları savaşan taraflar arasında olur:

Mudanya’da İsmet Paşa Başkanlığındaki Türk delegelerinin karşısında, İngiltere, Fransa ve İtalya delegeleri vardı ve antlaşmayı da karşı taraf olarak onlar imzaladı. Yunanistan masada değil, Mudanya’da bile yoktu…

ÇÜNKÜ YUNANİSTAN BUNLARIN TAŞERONUYDU...

Örneğin Sakarya Muharebesini biz değil de Yunanistan kazansa ve tüm Anadolu’yu ele geçirse, her yer onun olacak, bin yıllık hayalleri gerçekleşecek ve yeniden BİZANS‘ı mı kuracaklardı?..

Elbette hayır! Bu sadece onların hayali idi!..

Nasıl, günümüzde her şey “SÜPER GÜÇ” denilen Batı dünyasının patronu ABD’nin dediği gibi oluyorsa, o zamanda her şey, o zamanın süper gücü İngiltere’nin dediği gibi olacak, Yunanistan’a İzmir’i bile vermeyeceklerdi!..

İngiltere, aynı şeyi Birinci Dünya Savaşı’nda Araplara da yapmıştı. BÜYÜK ARABİSTAN KRALLIĞI vaat ederek Mekke Şerifi Hüseyin‘i kandırmış ve böylece Arapları Osmanlı’ya karşı ayaklandırmıştı. Fakat savaşın sonunda eline cetvel alarak 20’ye yakın devlet oluşturdu. Peygamberin torunu olduğunu iddia eden zavallı Şerif Hüseyin’e Suudi Arabistan Krallığını bile vermedi. O koltuğu 100 yıldır kullandığı için daha çok güvendiği Suudilere verdi. Oysa General Allenby Kudüs‘e girerken, yanında, Halife’nin Ordusuna karşı birlikte savaşmış oğlu Faysal vardı…

Şimdi emperyalistlere taşeronluk yapan PKK’lılar da aynı hayal içindeler: BÜYÜK KÜRDİSTAN kurulacakmış!..

Emperyalistler büyük devlet istemezler. Birbirleriyle çatıştırabilecekleri/ kullanabilecekleri küçük devletçikler isterler. Amerikan Büyük Elçisi daha yeni açıklamadı mı? “İsrail’in güvenliği için büyük ulus devletler olmamalı!..”

Bunun üzerine bizimkiler de “İhanet Komisyonu” kurmadılar mı?

Yunanlar yenilgiden sonra kullanıldıklarını anladılar. Bu nedenle, Yunanistan’da nadiren çıkan bir büyük devlet adamı olan Venizelos, Atatürk ile birlikte Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk paktı kurdu ve Atatürk‘ü Nobel Barış ödülüne aday gösterdi…



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Kenan Kurtulus avatarı
    Kenan Kurtulus

    Çok akilli ve sevgili Professör Bey,
    Hadiseleri o derece güzel bir gerçeklik ve düzenli bir matìk çizgisi üzerinde izah ediyorsunuz ki, yazilarinizi okurken büyük bir ihtilaç içine giriyor ve sergilediģiniz mantik silsilesinden büyük bir iftihar hissi içine düsüyorum.
    Benim hayatim Büyük Atatürk’ün hayatta olduģu ve varliģinin daha kevvetle hissedildiģi bir zaman diliminin içinde, doģum yerim Ankarada, geçti, bu sebepten sizi çok iyi anliyor ve söylediklerinizi tasdik ederek, sizinle iftihar ediyorum.
    Size subjektif karrakterdeki duygularimi, sari nokta körlüģü dolayisile, körlük icinde bulunan gözlerimle, zorlanarak, yazmak durumunda kaldigim için çok üzgünüm. Cok hatalar yapiyorum, lütfen affediniz.
    Yasanmis tarih, mantik, vatan, insanlik ve dünya sevgisi beni dürtüyor, zorluyor.
    Cüretimi ve vaktinizi almis olusumu lütfen mazur görünüz!
    Sevgi ve derin saygilarimla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar