İRAN TÜRKLERİ – 104

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Hem musikişinas hem de edebiyatçı olan bir şahsiyet de Urmiyeli Ebülkasım Kâmil (1897-1964)’dir. Genç yaşlarında şiir yazmaya başlamıştır. 1956 yılında Tebriz’de kurulan Şairler Meclisi’nin çeşitli kademelerinde de görev alan Ebülkasım Kâmil’in geride 30 bin beyitlik Türkçe ve Farsça dîvânı kalmıştır. Onun şiirleri “Peyman”, “Asayiş”, “Tebriz”, “Veten Yolunda” adlı dergi ve gazetelerde
yayımlanmış, ancak henüz kitap hâlinde basılmamıştır (Heyet 1998: II/314).

Ticaret ile edebî çalışmayı birlikte yürütmeye çalışan, İran’da Rıza Şah’ın, Tiflis ve Bakü’de Stalin’in baskısı sebebiyle köşe bucak kaçarak yazan Abbas Vasig (1898-1956), millî muhtevalı güzel şiirler yazmıştır. Vasig’in şiirlerine bakıldığında güçlü bir şair olduğu görülmektedir (Heyet 1998: II/314). Tiflis’te kaldığı yıllarda orada yayımlanan “Yeni Fikir” gazetesinde “Vasiġ” adıyla yazdığı şiirlerde olsun Bakü ve Şebüster’de yazdığı şiirlerde olsun İran Türklerinin haklı mücadelesini desteklemiştir.

Bir yaşında babasını kaybetmesi sesebiyle ilk okuldan fazla tahsil alamayan ancak kendi gayretleri ile Türk edebiyatı hakkında hayli malumat edinen Mehmet Ali Fahrettin Mahzun (1899-1986), 1938 yılında Tebriz’de İran Türklerinin bağımsızlık hareketlerine katılır. 1946 yılında İran Azerbaycanı hürriyet ve bağımsızlık hareketi emperyalist güçler tarafından yıkıldıktan sonra Tahran’a sürgün
edilir.

Mahzun, daha gençlik yıllarında yazdığı şiirleri ile dikkatleri çeker. Sonra gazelleri ile Azerbaycan ve İran Türkleri arasında şöhret kazanır. Şiirleri âşıklar ve hanendeler tarafından sürekli meclislerde, radyolarda okunur. Genceli Sebahî “Hicran Hastası” adlı kitabın ön sözünde (Mehzun 1358/1979: 1) onun için şu
değerlendirmeyi yapar: Onun şiirleri, “dinleyenlerin yüreklerini nevaya gelen ney gibi okşayıp heyecanlandırmıştır. Onun gazellerinde, hayatta daima ezilmiş, ömür boyu hasret çekmiş, hayatın bütün acılarını tadmış, hayatın ağırlıklarını omzunda
taşımış bir insan kalbinin nâlesi duyulmaktadır. Gazellerdeki elem, keder ve gamlar ise ferdî bir nâle değildir. Belki de içtimâî derdlerin terennümü ve figanıdır.” Bir kısım gazelleri “Veten Yolunda” gazetesinde yayımlanan Mahzun’un şiirleri “İran’da 1979 yılında “Hicran ┬estesi” adlı kitapta toplanmıştır. Mahzun 1986 yılında Tahran’da vefat etmiştir.

Şiirlerinde “Müherrer” ve “Şehidî” mahlasını kullanan ve geride “Gülşen-i Éşġ” adlı bir divan bırakan Zencanlı şair (Heyet 1998: II/310) Abdulvasi Şehidî (d. 1900) İran Türk edebiyatına edebî değeri yüksek şiirler bırakmıştır.

Bu dönemin şairlerinden önemli biri de Kaşkay Türklerinden olup, kırk yaşında görme yeteneğini kaybeden ve ömrünün sonuna kadar Harakan şehrinde yaşayıp yazan Mirza Muhammet Ali Meddah’tır. Kabri Kerec’de bulunan Meddah eski şiir
geleneğini devam ettirmiştir.

Bu dönemin edebiyatçılarından Mir Mehdi İtimad Natikî (1900-1981), Alekber Pâkzad Haddâd (1901-1966) gibi bazı edebiyatçılar 1920-1941 Şah Rıza Pehlevî Dönemi şairleri oldukları gibi yüklendikleri misyon, savundukları düşünce, eserlerinin içerikleri ve idrak ettikleri hayat yolu itibariyle aynı zamanda Azerbaycan Millî Hükûmeti Dönemi İran Türk Edebiyatı’nın yani 1941-1946
dönemi edebiyatının da temsilcileridir. Bu dönemleri ve bu dönemlerin edebî şahsiyetlerini kesin çizgilerle ayırmak elbette ki mümkün değildir. Ancak genel karakteristik özellikleri göz önüne alınarak bu şekilde tasnif edilmiştir.

Mir Mehdi İtimad Natikî44, ahlâkî ve sosyal muhtevalı şiirler ve kitaplar yazmıştır. Onun Rıza Şah diktatörlüğü zamanında yazdığı “Menazé-yi Edebî” adlı ahlâk kitabı sekiz defa, “Ayné-yi E{laġ” adlı şiir kitabı yirmi defa, “Bedirġé-yi el Sebiyan” adlı kitabı on defa yayımlanmıştır. Tabiî ki Mir Mehdî’nin kitaplarının, Rıza Şah zulmüne rağmen, böyle çok okunmasının sebebi, Azerbaycan Türkçesi ile
yayımlanmış olmasıdır (Menafi ve dğr. 1983: 214). Şairin “Doğma Azerbaycan” gibi birçok şiiri bestelenerek türkü biçiminde dilden dile dolaşmaktadır (Müciri 1990: 154).

Natikî’nin “Elifba-yi Cedid”, “Cidayet’ül Kelâm”, “Te{t’ül Sebiyan”, “Gelinler Bezeyi”, “Gül Ġönçesi” adlı şiir kitapları da kısa sürede defalarca yayımlanmıştır.

Mir Mehdi İtimad, kalemi güçlü, sözleri düzgün, ifadeleri sade ve fikri açık olan bir şair idi. O, İran Türk edebiyatının gelişmesi için çok büyük hizmet vermiştir. 1981 yılında Tahran’da vefat eden şair uzun süre şairler meclisinin başkanlığını da yapmıştır (Menafi ve dğr. 1983: 214).

Alekber Pâkzad Haddâd45, İran Türkleri arasında neşvünema bulan “Mirza Alekber Sabir Satirik Şiir Mektebi”nin en önemli temsilcisidir. Çok şiir yazmıştır.

Şiirlerinin tamamı yayımlanmamıştır. Yahya Şeyda, büyük bir gayretle Haddâd’ın şiirlerinin bir kısmını onun dostlarından derleyerek 1984 yılında “Odlu Sözler” adlı kitabında yayımlamıştır (Şeyda 1984).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar