İRAN TÜRKLERİ – 103

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Bu dönemde İran Türk şair ve yazarları ekseriyetle Farsça yazmak mecburiyetinde kalmışlardır. Ancak bütün bu baskılara rağmen
bazı Türk şair ve yazarları Türkçe yazma cesareti göstermiş, hatta bazıları eserlerini gizli şeklide yayımlamışlardır (Heyet 1364/1985: 18). Bu şair ve yazarlar arasında şunları sayabiliriz: Mirza Ali Mu’ciz Şebüsterî (1873-1934), Cebbar Askerzâde Bağçaban (1885-1969), İbrahim Zakir (1892 -1971), Hacı Şeyh Zeynalabidin İman (Mecnun)
(1892- ? ), Emir Hüsrev Daraî (1892-1953), Cafer Kâşif (1894-1945), Cafer Bedâyî Kelamî (1896-1969), Ebülkasım Kâmil (1897-1964), Abbas Vasig (1898-1956), Şirvan Necefî Kuhva, Mehmet
Ali Fahrettin Mahzun (1899-1986), Abdulvasi Şehidî (1900- ? ), Mir Mehdi İtimad Natikî (1900-1981), Âşık Gaşem Caferi (1901-1989), AlekberPâkzad Haddâd (1901-1966), Mirza Muhammet Ali Meddah, (1901-1973)…Eserlerini Türkçe yazan şairler arasında Mirza Ali Mu’ciz Şebüsterî (1873-1934)’nin önemli bir yeri vardır. İran Türklüğünün en önemli kültür ve bilim ocaklarından biri olan Şebüster’de doğup, büyüyen ve Arapça, Farsça, Türkçe
dillerini tahsil eden Mu’ciz, 19. yüzyılın son yıllarında İstanbul’a gidip orada 16 yıl kalır. İstanbul’da kaldığı yıllarda divan edebiyatı ve yeni oluşmakta olan yeni Türk edebiyatı ile yakından ilgilenir. Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal gibi edebiyatçıların eserlerini inceleme fırsatı bulur. Tabiî ki bütün bunlar da onun dünya
görüşüne hayli tesir eder.

Mirza Ali Mu’ciz, halkının hürriyete kavuşmasını, başta kızlar olmak üzere, gençlerin tahsil görmelerine bağlar. Bunun için de İran’da kız okulları açmak için büyük mücadele verir. Nihayet 1931 yılında bir kız okulu açmayı başarır.

“Molla Nasreddinciler”in İran Türkleri içerisindeki en önemli takipçilerinden biri olan Mirza Ali Mu’ciz, şiirlerinde Türk dili, alfabe, kadınların hürriyeti, eğitim ve kültürün önemi; dinî fanatizm, cehalet ve gericiliğin tenkidi; emperyalizme karşı mücadele, barış ve demokrasinin terennümü gibi konuları işler. Sade ve duru bir
üslûba sahip olan Mu’ciz, Sabir’in başlattığı satirik şiirin İran’daki en önemli temsilcisidir.

Mirza Ali Mu’ciz’in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında pek çok çalışma yapılmıştır. Şairin eserleri defalarca Bakü’de ve Tebriz’de yayımlanmıştır. Bu çalışmalardan en önemlisi Gulam Memmedli’nin hazırladığı “Mirze Eli Mö’cüz, Eserleri” adlı çalışmadır (Memmedli 1982: 6).

1923 yılında ilk defa Tebriz’de daha sonra Şiraz’da Anaokulu (Uşaġlar Ba{çası) ile Tahran’da Sağırlar ve Dilsizler okulu açan ve bu münasebetle de “Bağçaban” lakabıyla anılan Cebbar Askerzâde Bağçaban (1885-1969), hem bir gazeteci, hem
eğitimci hem de bir şair olarak İran Türk dili, edebiyatı ve eğitimi hususunda önemli çalışmalar yapar.

O, Celil Memmedguluzâde’nin başkanlığında yayımlanan “Molla Nesreddin” gazetesinde güldürü türünde şiirler yazmış, Revan’da “Leylek” adlı mizah gazetesini ve “Zeban” adlı eğitim gazetesini çıkarmış; Merend’de “Ehmedî”, Tebriz’de “Danéş” adlı okulda öğretmenlik yapmış; 1925 yılında Tebriz’de “Muallimler
İttifakı”nı kurmuştur. O, halkın eğitimi için tiyatro ve aktör heyeti oluşturarak, tiyatro eserleri sahneye koymuştur.

Bağçaban, yalnız İran Türkleri ve Azerbaycan’da değil bütün Kafkasya’da hatta bütün Yakın Doğu’da meşhur olmuştur. Ne yazık ki, Tebriz millî eğitim müdürü Fars milliyetçisi Dr. Muhsinî tarafından kitapları toplatılmış, kendisi sürgün edilmiş, hizmeti engellenmiştir (Menafi ve dğr. 1983: 131).

Zencan’da doğup büyüyen ve Necef’te iyi bir tahsil alan Hacı Şeyh
Zeynalabidin İman (Mecnun) (d. 1892), Birinci Dünya Savaşı yıllarında Zencan’da kısa bir süre cuma imamlığı, daha sonra da Zencan deftardarlığı görevlerinde bulunmuştur. “Mecnun” mahlasını kullanarak üç dilde (Türkçe, Farsça ve Arapça) şiir yazmıştır. Ayrıca Türkçe bir mesnevî ile Zencan Tarihi adlı iki de kitap yazmıştır (Heyet 1998: II/304). Hem dinî meclislerde hem de edebî sohbetlerde İran Türk edebiyatını geliştirmeye çalışmıştır.

Kaçar Türk hanedanından olan ve Zencan’da yüksek tahsilini tamamlayan (Heyet 1998: II/303) Emir Hüsrev Daraî (1892-1953), genç yaşlarında Racî, Sarraf ve Hidecî gibi şairlerin şiirlerini okuyup, incelemiş ve onların tesirinde şiirler yazmıştır. Zamanın ağır şartlarına rağmen, şiirlerinde halkı çağdaş eğitime, ilme,
sanata davet etmiştir. İran Türk kadınının çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve her türlü haklara kavuşması için mücadele etmiştir. İlk gazelini Azerbaycan ve İran Türk kadınlarına hasretmiştir (Ekberov ve dğr. 1994: 9).

Bir müddet Tarim’de hâkim naibi olarak, 1940’lı yıllarda da “Sovyet-İran Medenî Alâkalar Cemiyeti”nin Zencan Şubesinin başkanlığını yürüten Darâî, Zencan’da ileri ve aydın görüşlü bir edebî sima olarak ün yapmıştır. İran Türklerinin bağımsızlığı için de önemli çalışmalar yapmıştır (Heyet 1998: II/303). 1953 yılında
vefat eden ve doğum yeri Binarud’a defnedilen Daraî, 27 bin beyitten ibaret bir dîvân ile birçok eser geride bırakmıştır.

Musiki âlimliği ile birlikte, hattatlık, nakkaşlık ve eski ilimlerde de ünlü olan Cafer Bedâyî (1896- 1969) şiirleri ile İran Türk edebiyatına katkıda bulunmuştur.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar