Tabelada “Milli”, Ruhta ABD
Türkiye’nin en “gizli” kurumu MİT’in tabelasında “Milli” yazıyor. Ama perde arkasında işler öyle mi? Hayır! Raporlar, Türk halkına ulaşmadan önce Washington’un ofislerinde okunuyor. Bu noktada Kalın’ın ABD’de en çok takdir edilen refleksleri devreye giriyor: kararnameleri bir elinde Nutuk, diğer elinde Pentagon raporu gibi taşıyor. Vatandaşın kahvesi soğuyor, ama ABD’nin raporları hâlâ sıcak.
Fidan’ın “veri akışı” metodolojisi de ayrı bir trajikomediydi. Her kritik bilgi, sanki bir uzay mekiği gibi önce ABD’ye fırlatılıyordu, Türkiye’ye gelmesi birkaç hafta sürüyordu. Ankara’da oturan vatandaş, gazeteyi açınca ülkenin sırlarını New York Times’tan “tercümeli” olarak öğreniyordu. Bu sahne, MİT’in “gözümüz, kulağımız” iddiasının nasıl satirik bir performansa dönüştüğünü gösteriyor değilmi?.
Atasagun ise bu “milli” tiyatronun başrol oyuncusuydu ( hala Bahçeli ile birlikte oyuncusu) . ABD, onun reflekslerini o kadar çok sevmiş ti ki ( sevmişki) , her raporun sonunda “harika” notu düşüyorlardı / düşüyorlar. Türkiye’deki millî refleksler ise raflarda tozlanmış, kahveyle birlikte buharlanıyor. Böylece MİT, tabelada milli, ruhta ise tamamen Washington’un Türkiye şubesi hâlinde olduğu görülüyor.
Özetle, halkın güvenliği, devletin gözleri ve kulakları tarafından değil, ABD’nin kahve molaları ve onaylarından geçerek şekilleniyor. Türkiye’nin “milli” istihbaratı, aslında alaycı bir hiciv sahnesi gibi, hem korkutucu hem de komik bir performans sergiliyor.
İç Tehdit Algısı: Balonlar ve Fişlemeler
İç tehdit algısı, MİT’in kara mizah repertuarının en sevilen sahnesi. Gözetleme balonları, herkesimden , her sınıftan; gerçek Atatürkçüleri, ülkücüleri ve devrimcileri izliyor; ama raporlar ABD’ye öncelikli olarak uçuyor. Fidan kendi döneminde, bu balonları yönetme konusunda en çok takdir edilen yetenekleri gösteriyordu. Sanki halkın güvenliği değil, Pentagon’un merakı öncelikliydi.
Kalın’ın fişleme metodolojisi ise tam bir hiciv şaheseri. Her vatandaş, bir balonun altında potansiyel tehdit olarak etiketleniyor. ABD’deki rapor okuyucuları bu balonları öylesine beğeniyor ki, her yeni fişleme bir kutlama gibi not alınıyor. Türkiye’deki vatandaş ise hâlâ kendi devletine güvenmeye çalışıyor, ama güvenlik sahnesi tamamen Washington odaklı.
Atasagun’un dokunuşları, bu balon tiyatrosunu daha da dramatik hâle getiriyordu/ getiriyor. Balonlar, sadece gözetlemekle kalmıyor, aynı zamanda Türk milletinin millî reflekslerini de gölgelemeye yarıyor. ABD, her raporun sonunda “mükemmel” yorumunu düşerken, Ankara’da halkın sabrı tükeniyor.
Bu absürt sahne, Türkiye’de toplumsal güvenin nasıl erozyona uğradığını gösteriyor. Balonlar ve fişlemeler, hicivli bir şekilde millîlik iddiasının içinin boşaltıldığını sergiliyor. MİT’in tabelası hâlâ parlak, ama ruhu Washington’un kahve fincanlarıyla dolu.
Önemli Not: MİT’de çalışanların yurtsever olanlarını tabiki tenzih ediyorum.


Bir yanıt yazın