MİLLİ İHANET TEŞKİLATI: WASHINGTON’UN TÜRKİYE ŞUBESİ

Başkan Erdoğan ABD’ye gidecek mi? Kritik kabine sonrası İbrahim Kalın açıkladı videosunu izle

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Tabelada “Milli”, Ruhta ABD

Türkiye’nin en “gizli” kurumu MİT’in tabelasında “Milli” yazıyor. Ama perde arkasında işler öyle mi? Hayır! Raporlar, Türk halkına ulaşmadan önce Washington’un ofislerinde okunuyor. Bu noktada Kalın’ın ABD’de en çok takdir edilen refleksleri devreye giriyor: kararnameleri bir elinde Nutuk, diğer elinde Pentagon raporu gibi taşıyor. Vatandaşın kahvesi soğuyor, ama ABD’nin raporları hâlâ sıcak.

Fidan’ın “veri akışı” metodolojisi de ayrı bir trajikomediydi. Her kritik bilgi, sanki bir uzay mekiği gibi önce ABD’ye fırlatılıyordu, Türkiye’ye gelmesi birkaç hafta sürüyordu. Ankara’da oturan vatandaş, gazeteyi açınca ülkenin sırlarını New York Times’tan “tercümeli” olarak öğreniyordu. Bu sahne, MİT’in “gözümüz, kulağımız” iddiasının nasıl satirik bir performansa dönüştüğünü gösteriyor değilmi?.

Atasagun ise bu “milli” tiyatronun başrol oyuncusuydu ( hala Bahçeli ile birlikte oyuncusu) . ABD, onun reflekslerini o kadar çok sevmiş ti ki ( sevmişki) , her raporun sonunda “harika” notu düşüyorlardı / düşüyorlar. Türkiye’deki millî refleksler ise raflarda tozlanmış, kahveyle birlikte buharlanıyor. Böylece MİT, tabelada milli, ruhta ise tamamen Washington’un Türkiye şubesi hâlinde olduğu görülüyor.

Özetle, halkın güvenliği, devletin gözleri ve kulakları tarafından değil, ABD’nin kahve molaları ve onaylarından geçerek şekilleniyor. Türkiye’nin “milli” istihbaratı, aslında alaycı bir hiciv sahnesi gibi, hem korkutucu hem de komik bir performans sergiliyor.

İç Tehdit Algısı: Balonlar ve Fişlemeler

İç tehdit algısı, MİT’in kara mizah repertuarının en sevilen sahnesi. Gözetleme balonları, herkesimden , her sınıftan; gerçek Atatürkçüleri, ülkücüleri ve devrimcileri izliyor; ama raporlar ABD’ye öncelikli olarak uçuyor. Fidan kendi döneminde, bu balonları yönetme konusunda en çok takdir edilen yetenekleri gösteriyordu. Sanki halkın güvenliği değil, Pentagon’un merakı öncelikliydi.

Kalın’ın fişleme metodolojisi ise tam bir hiciv şaheseri. Her vatandaş, bir balonun altında potansiyel tehdit olarak etiketleniyor. ABD’deki rapor okuyucuları bu balonları öylesine beğeniyor ki, her yeni fişleme bir kutlama gibi not alınıyor. Türkiye’deki vatandaş ise hâlâ kendi devletine güvenmeye çalışıyor, ama güvenlik sahnesi tamamen Washington odaklı.

Atasagun’un dokunuşları, bu balon tiyatrosunu daha da dramatik hâle getiriyordu/ getiriyor. Balonlar, sadece gözetlemekle kalmıyor, aynı zamanda Türk milletinin millî reflekslerini de gölgelemeye yarıyor. ABD, her raporun sonunda “mükemmel” yorumunu düşerken, Ankara’da halkın sabrı tükeniyor.

Bu absürt sahne, Türkiye’de toplumsal güvenin nasıl erozyona uğradığını gösteriyor. Balonlar ve fişlemeler, hicivli bir şekilde millîlik iddiasının içinin boşaltıldığını sergiliyor. MİT’in tabelası hâlâ parlak, ama ruhu Washington’un kahve fincanlarıyla dolu.

Önemli Not: MİT’de çalışanların yurtsever olanlarını tabiki tenzih ediyorum.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1.  avatarı
    Anonim

    Sayın Sefa Yürükel,
    23 ṣubat 1945 Ankara ve 26 ṣubat 1946 Kahire anlaṣmaları ile Türkiye fiilen ABD Mandası olmayı kabul etmiṣtir. Yine 1946 Eḡitim, 1952 NATO anlaṣmaları ile , tüm eḡitim ve savunmasını ABD’ye teslim etmiṣtir. En azından 1952 den itibaren, Türkiye Cumhuriyeti ABD tarafından yönetilmektedir.
    Bütün bu anlaṣmaların resmi gazetede yayınlanan metinleri resmi gazete kopisi olarak internette mevcuttur.
    Menderes’den Erdoḡan’a kadar bütün Türkiye hükümetleri, ABD’nin izni ve kabulü ile yönetimde bulunmuṣlar, ABD gerek gördüḡünde deḡiṣtirilmiṣlerdir.
    Türkiye bütçesini denkleṣtirmediḡi ve NATO’dan çıkmadıḡı sürece, „Milli“ kelimesi, sadece lâfta kalan, halkımızın çoḡundan gizlenen bir kandırmacadan ibarettir.
    Halkımıza ve politikacılarımıza bu durumu bütün acılıḡına raḡmen anlatmak zorundayız. Çünkü Türkiye devlet yönetiminde, ciddi olarak MÌLLÌ olan hiçbirṣey yoktur
    Yavuz Dedegil

  2. Kadriye avatarı
    Kadriye

    Hiç unutmam, 1966 yılında, Ankara da ilk okula gidiyoruz. Karaağaç ilk okulu, bize , çocuklara , torbalarla belki 1 kiloya yakın sarı renkli, katı, tereyağına benziyor bir yağ verdiler, birde az bir un. Neymiş efendim , Amerikan yardımı imiş.

    Eve geldiğimde, nineme gösterdim, verdikleri yağı bir kokukadı, hoşuna gitmedi. Bir dilim kesip bizim köpek minoşa verdik, o hiç yüzüne bakmadı ve arkasını dönüp gitti.

    Verdikleri unda’ resmen fare pisliği çıktı.

    Ne zaman Amerika aklıma gelse bu resim gözümün önüne gelir.

    Amerika önce kendine yardım etsin, biz Amerikaya nazaran çok zenginiz.Biz Amerikaya muhtaç değiliz.Amerika bize muhtaç.

    Yanlız bir eksiklik var burda, ülkemizde yeterli yatırım yok, sadece inşaat baronlarına hizmet edilmez.

    Ankara merkez ile hava alanına metro yok, her yarım saat’ te işleyen.
    Neden yapmıyorlar?

    Ama Ankara merkezden, hana alanına kadar 150 tane içi boş cami var.
    İsterseniz gidin sayın.
    Yanlış, organize, yanlış sistem.

    Yok canım yakında ay ‘ dayız.

    İkinci dünya harbinden çıkan ülkeler bile, bu tren, metro yapımında bizden çok daha önde. Almanya, Japonya.

  3. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Sayın Yavuz Dedegil , biz ne Amerikanın, nede başka bir milletin mandasıyız.

    Türkiye Cumhuriyeti özgür ve hiç bir kimseye bağımlı değildir.Ne bayrağı, ne de dili.1923

    Bu söylenilen anlaşma ile Nato ya girdik, sadece ASKERİ yardım adı altında.
    Güye Rusya bize saldırırsa. Amerikanın ve ingilterenin palavrası, Menderes denilen kişinin yeterli jeopolitik ve anlaşma deneyimi , bilgisi olmadığı için bu cambazlara inandı.Çoluğu, çocuğu Kore savaşına gönderdi.Burda Amerikanın oyununa geldik.

    Kahire hikayesi, Osmanlı kaybettiği için Mısırı kaybettik.

    Tekrarlıyorum biz kimsenin mandası falan değiliz, kendimizi kandırmıyalım lütfen.

    Bu son hükümet, sırf kendi çıkarı için, burda milli çıkar yok; Amerika ile buluşup, halkın arkasından oyunlar oynuyor. İnsanlarımızı yalanlarla manipüle yapıyorlar.

    Bu Fidan veya Kalın denilen kişiler Türk kökenli bile değil. Bu kişilerin tahsil durumuna bakalım, biri cami hocası, öbürü senelerin iş arıyanı.
    Bunlarmı dış ülkelerde benim temsilcilerim , haydi ordan..!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar