Türkiye’de halk hareketleri, uzun zamandır meydanlarda ve sokaklarda tepkisini gösteriyor. Ancak bu eylemler, iktidarı uyarmaktan öteye gidemedi. Maltepe, Saraçhane ve diğer illerdeki çıkışlar, güçlü bir itirazı ortaya koysa da sonuç alıcı bir stratejiye bağlanmadığı için iktidarı sarsacak bir etki yaratmadı. Bunun en büyük nedeni, bu hareketlerin öndersiz olması ve muhalefet partilerinin, özellikle de CHP’nin, süreci yönetmek yerine eylemleri perdelemesi ve sınırlandırmasıdır.
Oysa halk hareketi, sadece iktidarı uyarmak için değil, onu devirmek ve yeni bir düzen kurmak için sahaya çıkmalıdır. Sokakları yürüyerek aşındırmak, sonuç vermeyen mitinglerle yetinmek; kitleleri bir süre sonra yoracak ve bıkkınlığa yol açacaktır. Halk, tepkisini dile getirirken aynı zamanda bir sonuç almak ister. Bugüne kadar yapılan eylemler, bir ileri aşamaya geçmediği sürece, yalnızca muhalefetin kontrollü protestoları olarak kalacaktır.
Sarayı Kuşatıp İktidarı Teslim Almaya Yönelmek Şarttır
İktidarın istifaya zorlanması ve teslim alınması için halk hareketinin daha radikal ve sonuç alıcı bir aşamaya geçmesi gerekiyor. Bu aşama; kitlesel sokak hareketlerinin merkezileşmesi, örgütlenmesi ve nihayetinde iktidarın kalbini hedef almasıdır. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yapılan yürüyüşler, kitlesel ama sınırlı bir stratejide kaldığı sürece sistem değişmeyecek, iktidar yerinde kalmaya devam edecektir.
Artık halkın ve muhalefetin önünde iki yol var:
Ya CHP ve diğer partilerin pasif eylemlerine mahkûm kalıp düzen içi itirazlarla oyalanmak,
ya da halk hareketini siyasal bir güç hâline getirip kendi liderini yaratarak doğrudan iktidarı hedef almak.
Eğer ikinci yol seçilmezse, bu süreç muhalefet tarafından yönetilen kontrollü bir gaz alma eylemi olarak kalacak ve iktidar, baskıyı bir şekilde absorbe ederek ayakta kalacaktır.
Sonuç Alıcı Pratik: Kitlesel Kuşatma ve İktidarı İstifaya Zorlama
Halk hareketinin sonuç alıcı olması için öncelikle şu aşamalar takip edilmelidir:
1. Örgütlü ve Merkezi Bir Liderlik Kurmak:
Halk hareketi, bir öncü kadro ve liderlik ortaya çıkarmalıdır. Dağınık ve öndersiz protestolar, yalnızca kısa vadeli baskı oluşturur; ancak nihai bir dönüşüm sağlayamaz.
2. Meydanlardan Saraya Yönelmek:
Protestolar artık sadece meydanlarda veya yürüyüşlerle sınırlı kalmamalı, doğrudan iktidarın merkezine yönelmelidir. Stratejik olarak belirlenen noktalarda uzun süreli kuşatmalar gerçekleştirilmelidir.
3. Kitlesel ve Sürekli Hareket Planı:
Hareket, bir günlük veya haftalık eylemlerle sınırlı kalmamalı; sürekli bir direniş hattı oluşturmalıdır. Tarih boyunca başarıya ulaşan halk hareketleri, süreklilik kazandığında sonuç almıştır.
4. İktidarı Doğrudan Hedef Alan Talepler:
Sadece adalet veya demokrasi talepleriyle yetinmek yerine, doğrudan iktidarın istifasını talep eden net bir söylem benimsenmelidir.
Bugün Türkiye’de muhalefetin yönlendirdiği ve sınırlarını çizdiği protestolar, halkın gerçek gücünü açığa çıkarmaktan uzaktır. Eğer halk hareketi gerçekten bir değişim istiyorsa, bunu sadece yürüyerek veya miting yaparak değil, doğrudan iktidarı teslim alacak bir stratejiyle yapmalıdır. Sarayın çevresi halk tarafından kuşatıldığında ve iktidar istifaya zorlandığında, işte o zaman gerçek bir değişim gerçekleşecektir.


Bir yanıt yazın