Türkiye Cumhuriyeti, 102. yılını kutlamaya çalışırken arka bahçede başka şeyler pişiyor. Ve biz hâlâ mangalı mı yakalım, yoksa sosyal medyada filtreli bayraklı story mi atalım derdindeyiz. Oysa yeni anayasa masası çoktan kuruldu. Sandalyeler dizildi. Tuzu CIA serpti, biberi MİT ekledi, garsonu Pentagon, müziği ise “Yerli ve Millî” bir nota eşliğinde servis etti.
Evet, dostlar; sözde bildirgeler, altı delik masalar ve üstü örtülü planlar arasında uyumaya devam ederseniz, bir sabah Diyarbakır’a vizeyle gitmeye kalkarsınız da pasaport kuyruklarında “Ama biz bir şey bilmiyorduk?” diye ağlarsınız. O zaman size sadece şunu derler: “Ahmak olmanın bedeli ödenir; çünkü gaflet bir tercihtir.”
Sistem Değil, Sen Değiştin
Önümüze konulan anayasa, zannedildiği gibi bir hukuki belge değil, sosyolojik bir mühendislik projesidir. “Yeni devlet” lafını duyunca gözleri parlayanlar, eski devletin cenazesinde saf tutanlardır. “Federasyon”, “Konfederasyon”, “Demokratik Açılım” gibi süslü kelimelerin arkasına saklanan büyük plan, Türk milletinin birliğini etnik şubelerle parçalamaktır. Bu; bir restorasyon değil, haritaya müdahaledir. Ve bu müdahale, haritadan önce zihinlere yapılmaktadır.
“Kürdistan Mühendisliği” Ve Kimin Parasıyla?
Bu senaryoda ilginç bir detay var: “Kürdistan’ı “ Kürtler kurmuyor, Türklere kurduruluyor. Hem de vergiyle, bütçeyle, dış borçla. “Kendi elimizle kendi devletimizi dağıtıyoruz” diyenler hâlâ marjinal sanılıyor. Oysa bu, öyle ince işlenmiş ki, silahla değil yasa maddesiyle; roketle değil retorikle yürütülüyor.
İsimler önemli değil. Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli, Hakan Fidan, İbrahim Kalın, CIA ya da başkası… Oyunun adı aynı: Parçala, federalleştir, yumuşak geçiş yap ve “yeni anayasa” ile “yeni devlet”i takdim et. Elbette ambalajda “özgürlük”, “demokrasi”, “barış” yazacak. İçindekiler kısmını okumayanlar için acı bir son olacak.
Öneri Değil, Uyandırma Çağrısı
İnanın bu sadece bir makale değil, bir siren sesi. Bu satırlar, sabaha karşı yataktan fırlatan bir deprem gibidir. “Aman siyaset konuşmayalım” diyenlere inat, siyaset konuşalım. Çünkü konuşmadığımız her konuda karar başkaları tarafından veriliyor.
Ey akademisyen, ey aydın, ey sosyal medya uzmanı! Kahveni yudumlarken yazmadığın her cümle, başkalarının senin adına yazdığı anayasa maddesi olarak geri dönüyor. Uyan. Tavır al. Göz göre göre gelen felaketi “sürpriz” sananlardan olma.
Yarın çok geç olabilir. Bugün ayağa kalk, çünkü yarın o sandalyeyi de elinden alacaklar.


Bir yanıt yazın