1985-1990 yılları arasında 5 yıl Paris’te Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) nezdinde “Planlama Müşaviri” olarak görev yaptığım Kuruluş, ülke bazlı ekonomik incelemeleri kapsamında hazırladığı “Türkiye İnceleme Raporu”nu yayınlamıştır. Rapor’da, Türkiye’nin uluslararası piyasalarda iyileşen algıdan faydalanabilmesi için, “Hedeflerle uyuşana kadar temkinli makroekonomik politikalara devam edilmesi” tavsiyesinde bulunulmuştur.
Türkiye ekonomisi, son 10 yılda OECD ülkeleri arasında en hızlı gelişen ekonomilerden biri olarak yıllık ortalama yüzde 4,9 oranında büyümüştür. Bu dönemde halkın yaşam standartları 4 kat iyileşmiş, işgücü piyasası ve sosyal göstergelerde önemli iyileşmeler sağlanmıştır.

OECD Rapor’unda; Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3.1, 2026 yılında yüzde 3.9 büyüyeceği öngörülmüş, son 10 yılda OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olduğu açıklanmıştır. Türkiye’nin uluslararası piyasalarda iyileşen algıdan faydalanabilmesi için, “enflasyon, hedeflerle uyumlu bir patikaya oturana kadar temkinli makroekonomik politikalara devam edilmesi” tavsiyesinde bulunulmuştur.
OECD’nin, ülke bazlı ekonomik incelemeleri kapsamında hazırladığı “Türkiye İnceleme Raporu” başlıklı raporda, son 10 yılda OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olduğu, yıllık ortalama yüzde 4,9 büyüdüğü açıklanmıştır. Sürdürülebilir büyümenin yeniden oluşturulmasına katkı sağlayan ihtiyatlı makro ekonomik politika ile enflasyonun kontrol altına alınması önemlidir.
Bu kapsamda, daha sıkı finansal koşullar ile kısıtlayıcı para ve maliye politikalarının hane halkı tüketimini sınırlaması beklenmektedir. OECD, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3.1, 2026’da yüzde 3.9 büyüyeceğini, enflasyonun yıl sonunda yüzde 31.4, 2026’da yüzde 17.3 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin etmektedir.
Türkiye’nin kamu borcunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı nisbi olarak seyrederken, bütçe açığının 2026’da yüzde 2.6’ya gerilemesi beklenmekte, yatırımlar ve kamu harcamalarının azalacağı, dış ortamın iyileşmesiyle ihracatta kademeli artış yaşanacağı öngörülmektedir. OECD, Türkiye’de 2023 yılı ortasından sonra yaşanan ekonomik politikalardaki dönüşümün ardından cari açığın azaldığını, enflasyon ve enflasyon beklentilerinin kademeli olarak düştüğünü açıklamıştır.
Enflasyonun yüksek olmasına rağmen düşüş eğiliminin sürdüğü belirtilen Rapor’daki şu tespit önemlidir: “Para ve maliye politikalarındaki uygulamalar, bizim öngörülerimizle uyumlu. Maliye ve para politikalarındaki sıkı duruş, enflasyon kontrol altına alınana kadar sürdürülmeli. Eğer hükümet, Orta Vadeli Program hedeflerine ulaşır ve uzun vadede bu seviyede bütçe açığını korursa, kamu borcu sürdürülebilir olacaktır.”
Swaplar dışında net rezervlerde artış olduğu açıklanan Rapor’da, “Ancak, (son dönemdeki gelişmeler nedeniyle) şu ana kadar yaşanan azalma gözlemlenebilir olsa da, bu düşüş son 2 yıldaki birikim kadar yüksek değil. Bu açıdan, yine de rezervlerdeki artışı oldukça olumlu bir gelişme olarak görüyoruz” denmiştir. Makro ekonomik politikalar öncesinde Türkiye’deki ekonomik büyümenin “sürdürülemez derecede yüksek” olduğu belirtilerek, sıkı para ve maliye politikasının büyümeyi sürdürülebilir bir duruma getirmeye yardımcı olduğu açıklanmıştır. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1 büyümesi beklenmektedir.
Potansiyel büyüme, ekonominin fazla enflasyonist baskı oluşturmadan ne kadar büyüyeceğini göstermektedir. Makro ekonomik politikaların uygulandığı son dönemde, yabancı yatırımcı algısı iyileşmeye başlamıştır. Bunun en önemli kanıtlarından biri, kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımları olmuştur. Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların; dalgalı sermaye akışları olarak değil de ekonomide kalıcı olan doğrudan yatırımlar şeklinde olması önemlidir. Bunun sonucunda Türkiye’ye güven artabilir, bu da yabancı yatırım girişlerini kalıcı duruma getirir.
Türkiye İnceleme Raporu‘nda; sıkı para ve maliye politikasının sürdürülmesi tavsiyesinde bulunulmuş, mali disiplinin güçlendirilmesi, harcama verimliliğinin artırılması, vergi gelirlerinin genişletilmesi ve kapsayıcı büyümeyi teşvik etmek için yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğu açıklanmıştır. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,1 ve 2026’da yüzde 3,9 büyüyeceği, enflasyonun yıl sonunda yüzde 31,4 ve 2026’da yüzde 17,3 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülmüştür.
OECD verilerine göre ekonomi son 10 yılda OECD ülkeleri arasında en hızlı gelişen ekonomilerden olmuş, yıllık ortalama yüzde 4,9 oranında büyümüştür. Türkiye İnceleme Raporu’nun yazarları arasında bulunan OECD Türkiye ekonomisti Sebastien Turban, Türkiye’de 2023 ortasından bu yana yaşanan makro ekonomik politikalardaki dönüşümün ardından cari açığın azaldığını, enflasyon ve enflasyon beklentilerinin kademeli olarak düştüğünü açıklamıştır:
“Para ve maliye politikalarındaki uygulamalar, bizim öngörülerimizle uyumlu. Maliye ve para politikalarındaki sıkı duruş, enflasyon kontrol altına alınana kadar sürdürülmeli. Eğer hükümet, Orta Vadeli Program hedeflerine ulaşır ve uzun vadede bu seviyede bütçe açığını korursa, kamu borcu sürdürülebilir olacaktır.”
Turban, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve maliye otoritelerinin bu duruşu sürdürmek için güçlü taahhütler verdiğine işaret ederek, “Merkez Bankası’nın iletişimine bakıldığında, enflasyon kontrol altına alınana kadar para politikasının sıkı kalması gerektiği ve faiz kararının enflasyon ve beklentiler doğrultusunda belirleneceği oldukça net bir şekilde ifade ediliyor” derken haklıdır. Turban, Türkiye’nin mevcut ekonomi politikalarını sürdürmesi durumunda yatırımcı güveninin artacağını ve ekonomik büyümenin 2026’da sürdürülebilir seviyeye ulaşacağını özellikle belirtmiştir.



Bir yanıt yazın