ATATÜRKÇÜ HAREKETİN TARİHSEL EVRİMİ VE MEVCUT ÇIKMAZI (3)

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

“Atatürkçü hareket”, Türkiye’nin modernleşme sürecinin temel taşı olsa da, özellikle 1980 sonrası dönemde ideolojik ve yapısal dönüşüm geçirmiş, ancak bu dönüşüm hareketin halkla olan bağlarını zayıflatmıştır. CHP ve diğer Atatürkçü partilerin etkisiz muhalefet stratejileri, Kemalizm’in güncellenmesi gerekliliğini gündeme getirmektedir. Bugün Atatürkçü hareketin tarihsel evrimi analiz edilerek, günümüz siyasal ortamında yeniden etkili bir aktör hâline gelebilmesi için halka açık tartışma önemlidir.

  1. Atatürkçü düşünce, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ideolojisi olarak 20. yüzyıl boyunca belirleyici bir rol oynamış, ancak ABD destekli 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası dönemde etkisini büyük ölçüde yitirmiştir (Zürcher, 2004). Günümüzde, Atatürkçülüğü savunan siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları halkla organik bağ kurmakta zorlanmakta, söylemleri etkili bir politik karşılık üretememektedir. Günümüzü Atatürkçülüğü doğru yorumlamak için , Atatürkçü hareketin tarihsel evrimi, CHP ve diğer siyasi partilerin başarısız ve liberal dönüşümü, muhalefet stratejileri ve Kemalizm’in güncellenmesi gerekliliği zorunlu olarak birlikte ele alınması gereklidir.
  2. 1980 Sonrası Atatürkçü Hareketin İdeolojik ve Yapısal Dönüşümü

2.1. 1980 Darbesi ve Atatürkçülüğün Devletçi Yorumu

1980 askeri darbesi, Türkiye’de devlet merkezli bir Atatürkçülük anlayışını pekiştirmiştir. Darbenin ardından, 12 Eylül yönetimi Atatürkçülüğü otoriter bir çerçevede yeniden tanımlamış ve halk desteğinden çok bıktırıcı bir retorikle doğmatik “devletçi” reflekslerle savunulan bir ideoloji hâline getirmiştir (İlhan, 1992). Bu süreçte, Atatürkçülük halkın katılımını teşvik eden bir hareket olmaktan çıkıp, ABD ci Askeri yönetim ve ondan sonra evrilen CHP tarafından da egemen sınıfların ve emperyalizme bağımlı bir statükoyu koruyan bir söyleme dönüşmüştür.
• Eğitim sisteminde Atatürkçülüğün kalıplaştırılması: 1980 sonrası müfredatta Atatürkçülük dogmatik bir biçimde öğretilmiş, fakat bilime ve tartışmaya ve gelişmeye kapalı bırakılmıştır (Kongar, 2000).
• Devletçi ve bürokratik kadroların Atatürkçülüğü sahiplenmesi: Atatürkçülük, sistem tarafından sivil bir halk ideolojisi olmaktan çıkıp, emperyalizm kontrollü bürokrasiye hapsolmuş ve toplumdan kopmuştur.

2.2. 1990’lar: Küreselleşme ve Atatürkçülüğün Krizi

Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye’de neoliberal politikaların güç kazanması, Atatürkçü hareketin, emperyalizmin ve işbirlikçiletinin etkisiyle geleneksel devletçi politikalarının sorgulanmasına ve zaman içinde toplum içinde ve devlet içinde terk edilmesine neden olmuştur (Keyder, 1997). 1990’larla birlikte:
• Devletçilik politikaları etkisini kaybetmiş, serbest piyasa ekonomisi ve liberal karma ekonomi Atatürkçü gruplar içinde tartışmalara yol açmıştır.
• Sosyal demokrat hareketlerin ( özellikle CHP) yükselişi, devlet ve toplum içinde Kemalizm’in daha liberal bir yoruma kaymasını sağlamış, Kemalizm’i Türkiye’de edilgenleştirmiş ancak bu süreç başarısız olmuştur (Tuncay, 2005).

Bu dönemde Atatürkçü hareket, net bir ekonomik ve sosyal politika üretemediği için, Türkiye’deki siyasal dönüşümlere etkili bir yanıt verememiştir.

2.3. 2000’ler Sonrası: Atatürkçülüğün Toplumsal Karşılığı Azalıyor mu?

AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte, Atatürkçü gruplar sekülerlik ekseninde bir muhalefet geliştirmiş ancak bu muhalefet, geniş halk kitlelerini kapsayamamıştır (Çınar, 2011).
• 2007 Cumhuriyet mitingleri, güçlü bir Atatürkçü muhalefetin ortaya çıkabileceğini göstermiş ancak liderlik eksikliği ve katılımcı demokrasi olmadığı için örgütsel devamlılık sağlanamamıştır.
• Gezi Direnişi, seküler ve sol hareketleri bir araya getirmiş ancak Atatürkçü gruplar, bu hareketi sahiplenme konusunda çekimser kalmıştır.

Bu dönemde CHP ve diğer Atatürkçü partiler, etkili bir muhalefet geliştirememiştir.

  1. CHP ve Diğer Atatürkçü Partilerin Başarısız Muhalefet Stratejileri

3.1. CHP’nin Kimlik Krizi

CHP, 1980 sonrası dönemde net bir ideolojik çerçeve oluşturamamış, sözde “devletçi ve sosyal demokrat” ve neoliberal söylemler arasında sıkışmıştır (Kalaycıoğlu, 2014).
• CHP’nin politikaları genellikle reaktif olmuş, halkın gündemini belirleyen bir aktör olmaktan çok, iktidarın politikalarına tepki veren bir pozisyonda kalmıştır.
• CHP’nin seçmen tabanı giderek daralmış ve kırsal bölgelerde etkisini kaybetmiştir.

3.2. Alternatif Atatürkçü Partilerin Başarısızlığı

Toplumda bilinen DSP, Memleket Partisi gibi “Atatürkçü partiler”, CHP’ye alternatif olmak istemiş ancak başarılı olamamışlardır. Bunun nedenleri:
• Lider merkezli yapılar,
• Kurumsallaşamayan parti yapıları ve örgüt içi demokrasinin olmayışı
• Halkın gerçek sorunlarına yönelik çözüm üretmekte yetersizlik.

  1. Kemalizm’in Güncellenmesi Gerekliliği Üzerine Tartışmalar

Kemalizm’in günümüz koşullarına uyarlanması gerekliliği, birçok akademisyen ve siyaset bilimci tarafından dile getirilmektedir (Bora, 2017).

4.1. Kapsayıcı ve Katılımcı Bir Atatürkçülük

Atatürkçülüğün güncellenmesi için:
• Demokratik ve hakçı katılımı teşvik eden bir model geliştirilmelidir.
• Halkın doğrudan karar alma süreçlerine katılımı artırılmalıdır.
• Yerel yönetimlerde aktif rol oynayacak Atatürkçü siyasetçiler yetiştirilmelidir.

4.2. Atatürkçülüğün Ekonomik ve Sosyal Politikalara Uyarlanması

Atatürkçü hareketin sadece laiklik eksenli bir muhalefet değil, aynı zamanda ekonomi ve sosyal politikalar üreten bir yapı olması gerekmektedir (Keyder, 1997).
• Sosyal devlet anlayışına dayalı ekonomik modeller geliştirilmeli,
• Türkiye’nin yeni sınıfsal yapısına uygun politikalar üretilmelidir.

  1. Sonuç ve Öneriler

Atatürkçü hareketin günümüzde etkili olabilmesi için ideolojik ve örgütsel dönüşüm geçirmesi gerekmektedir. Günümüz Türkiye’sinde halkın beklentilerine uygun bir muhalefet geliştirmek için:
• Yeni nesil Atatürkçü liderler yetiştirilmelidir.
• Yerel örgütlenme güçlendirilmelidir.
• Sadece laiklik ekseninde değil, sosyal ve ekonomik politikalar konusunda da çözüm üreten bir Atatürkçülük benimsenmelidir.

Kaynakça
• Bora, T. (2017). Türk Sağı ve Kemalizm.
• Çınar, M. (2011). “Turkey’s ‘Western’ or ‘Muslim’ Identity and the AKP’s Civilizational Discourse.” Middle Eastern Studies, 47(3).
• İlhan, S. (1992). 12 Eylül ve Atatürkçülük.
• Kalaycıoğlu, E. (2014). Turkish Democracy Today: Elections, Protest and Stability in an Islamic Society.
• Keyder, Ç. (1997). State and Class in Turkey: A Study in Capitalist Development.
• Kongar, E. (2000). 21. Yüzyılda Türkiye.
• Zürcher, E. J. (2004). Turkey: A Modern History.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar