Türkiye’de laiklik, Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olarak varlığını sürdürmeye çalışırken, siyasal İslamcı politikaların etkisi altında giderek daha fazla tehdit altına girmektedir. Özellikle son yıllarda devlet kurumlarının belirli bir ideolojik anlayış doğrultusunda şekillendirilmesi, laik ve Atatürkçü kesimler açısından ciddi bir güven sorunu yaratmıştır.
Tarihsel süreçte Maraş, Çorum, Sivas gibi olaylarda laik ve Alevi topluluklar hedef alınmış, bugün ise benzer bir zihniyetin uluslararası ölçekte faaliyet gösterdiği görülmektedir. AKP hükümetinin doğrudan desteklediği Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi terörist ve soykırımcı örgütler, Suriye’de Alevi ve laik Sünni nüfusa yönelik soykırım gerçekleştirmektedir. Aynı zamanda, AKP medyasına propaganda olarak yansıdığı gibi Türkiye içinde de benzer bir yapı oluşturulmakta, laik kesimler için olası bir tehdit ortamı giderek güçlenmektedir.
Bu tehdidin en somut örneklerinden biri, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında devlet envanterindeki 100 bin silahın kaybolmuş olmasıdır. Bu silahların akıbeti hakkında resmi bir açıklama yapılmazken, bu durum Türkiye içinde örgütlü silahlı grupların varlığına dair endişeleri artırmaktadır. Ayrıca, AKP iktidarı tarafından Afganistan ve Suriye’den getirilen radikal cihatçı unsurların “yedek güç” olarak tutulduğu iddiaları ciddi bir güvenlik sorunu oluşturmaktadır.
Bu bağlamda, Türkiye’deki laik kesimler, sıranın fiili olarak kendilerine gelmesini beklemeden örgütlenmeli ve fiili demokratik, anayasadan kaynaklanan meşru öz savunma mekanizmalarını fiziki ve her anlamda kurmalıdır. Devletin adalet sistemine ve güvenlik kurumlarına mutlak bir güven duymak yerine, bireysel ve toplumsal güvenliği sağlamak için güvenilir ve örgütlü bir fiziki öz savunma ağı oluşturulmalıdır.
Tarihsel Arka Plan: Siyasal İslamcı Tehdit ve Laik Kesimler Üzerindeki Baskılar
Türkiye’de laikliğe yönelik tehditlerin geçmişi Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in kuruluş sürecine kadar uzanmaktadır. 1950’lerden itibaren siyasal İslamcı hareketler devletin çeşitli kademelerinde güç kazanarak laik yapıyı aşındırmıştır.
1990’lardan itibaren AKP çizgisindeki siyasal İslamcı akımların yükselişiyle birlikte, devletin laik yapısı hızla zayıflatılmış ve toplumsal kutuplaşma derinleşmiştir. Maraş (1978), Çorum (1980), Sivas (1993) gibi olaylar, sistematik olarak laik ve Alevi kesimleri sindirme girişimi olarak tarihe geçmiştir. Bugün ise AKP’nin desteklediği HTŞ gibi terörist ve soykırımcı örgütler, Suriye’de doğrudan Alevi ve laik Sünni nüfusa karşı soykırım yapmaktadır.
Bu gelişmeler, Türkiye’deki laik kesimler açısından açık bir uyarıdır. AKP tarafından Türkiye içinde de benzer bir tehdit ortamı oluşturulmaktadır ve AKP hükümeti, 15 Temmuzda devletin envanterinden 100.000 nin üzerinde o gün kaybolan ve dağıtılan silahlar ve radikal cihatçı militanların ülkeye getirilmesi gibi hamlelerle bu sürece zemin hazırlamaktadır.
Öz Savunma Ağlarının Önemi ve Laik Kesimler İçin Stratejik Önlemler
Devletin kurumlarının siyasal İslamcı bir anlayışla dönüştürüldüğü bir ortamda, laik kesimlerin güvenliklerini sağlamak için devletten bağımsız ve örgütlü fiili savunma mekanizmaları oluşturması artık kaçınılmazdır.
- Güvenilir Bir Öz Savunma Ağı Kurmak
Laik kesimler, olası tehditlere karşı güvenilir ve örgütlü bir öz savunma ağı oluşturmalıdır. Bu ağ:
• Bölgesel bazda organize olmalı, şehirlerde ve kırsal alanlarda iletişim kanalları kurulmalıdır.
• Tehdit analizleri yapılmalı, olası saldırılara karşı güvenli alanlar belirlenmelidir.
• Fiili Savunma eğitimi verilmeli, bireylerin temel güvenlik ve acil durum bilgisi edinmesi sağlanmalıdır.
. Askerliğini yapmış kişiler hem aile fertlerine ve hemde mahalle fertlerine 15 yaş üstü tüm kadın ve erkek kişilere TSK’da ki öğrendiği ve edindiği askeri yetenekleri onlarada öğretmeli ve yetenek kazandırmalıdır.
. Meşru yollardan öz savunma teçhizatları ve iletişim materyalleri temin etmelidir
. Öz savunma yapmak için gerekirse kendini savunma dallarındaki sportif yetenekler ve teknikler çocuklarda dahil tüm laik bireylere öğretilmelidir.
Bu öz savunma mekanizması sadece bireysel güvenliği değil, laik kesimlerin toplumsal dayanışmasını da ve TC nin laik kalmasınıda güçlendirecektir.
- Öz Savunma (Esnek Savunma) Modeli
Laik kesimler için esnek ve yarı merkezi olan bir öz savunma modeli benimsemek, güvenliği sağlamak açısından önemli bir alternatiftir. Öz Savunma (Esnek Savunma) modeli, bireylerin birbirleriyle koordineli ( yarı merkezi) ancak tam merkezi bir otoriteye bağlı olmadan hareket etmesini sağlar.
Bu model:
• Küçük gruplar halinde organize olmayı,
• İnternet üzerinden şifreli iletişim sağlamayı,
• Kriz anlarında hızlı hareket edebilmek için stratejik planlar oluşturmayı içerir.
Esnek savunma modeli, hem bireysel güvenliği sağlar hem de otoriter ve islamcı baskılar ve saldırılar karşısında toplumsal direnci artırır.
- Sivil Toplum Örgütlerini ve Dayanışma Ağlarını Güçlendirmek
Laik kesimler, AKP’ nin ellinde ki devlet destekli baskılara karşı da örgütlü bir toplum yaratmalıdır. Bunun için:
• Bağımsız sivil toplum örgütleri güçlendirilmelidir.
• Demokratik ve laik değerleri savunan platformlar kurulmalıdır.
• Dayanışma ağları oluşturulmalı, bireylerin fiili, hukuki, psikolojik ve maddi destek alabileceği bir sistem kurulmalıdır.
- Alternatif Medya ve Bilgi Ağları Kurmak
Ana akım medyanın hükümet kontrolüne geçtiği bir ortamda, laik kesimler kendi bilgi akışlarını oluşturmalıdır:
• Bağımsız haber platformları kurulmalı,
• Şifreli haberleşme sistemleri kullanılmalı,
• Halkı bilinçlendirmek için alternatif yayınlar yapılmalıdır.
- Hukuki Mücadele ve Bölgesel Dayanışma
AKP hükümetinin kontrolündeki adalet sistemi güvenilir olmaktan çıkmış olsa da, Türkiye de ki ve uluslararası hukuk yolları etkin bir şekilde kullanılmalıdır.
• Bölgedeki diğer laik kesimlerle dayanışma artırılmalı,
• Türkiye’deki laik kesimlerin maruz kaldığı baskılar ve yasa dışı fiziki eylemler belgelenerek raporlar hazırlanmalıdır.
• Bölgedeki demokratik ve laik hareketlerle işbirliği yapılmalı, ortak fiili mücadele yolları aranmalıdır.
Sonuç: Geç Olmadan Örgütlenmek ve Fiili Olarak Birlikte Hareket Etmek
Türkiye’deki laik kesimler için en büyük tehdit, örgütsüzlük ve bölünmüşlüktür. AKP’nin desteklediği siyasal İslamcı yapılar sadece Suriye’de değil, Türkiye’de de laik kesimlere karşı sistematik bir savaş yürütmektedir.
Bu nedenle:
• Sıranın Türkiye’deki laik kesimlere gelmesini beklemeden öz savunma güçleri oluşturulmalıdır.
• Bölgesel laik kesimlerle dayanışma içinde olunmalı, ortak stratejiler geliştirilmelidir.
• Flexible öz savunma modeli benimsenerek, merkezi olmayan ancak dayanışma içinde olan bir direniş mekanizması oluşturulmalıdır.
Geç kalındığında, bireysel ve toplumsal hakların geri kazanılması çok daha zor olacaktır. Bu yüzden, bugün harekete geçmek ve örgütlenmek kaçınılmaz bir zorunluluktur. Demedi demeyin!




Bir yanıt yazın