Muammer İreç : Medyanın Arkeoloji Cehaleti ve Kutsanan Defineci lik

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Muammer İreç : Medyanın Arkeoloji Cehaleti ve Kutsanan Definecilik

16 Ekim 2016

Ülkemiz arkeolojik açıdan abartısız dünyanın en zengin ülkesi. Anadolu’nun her tarafında geçmiş uygarlıkların bize miras bıraktığı binlerce yerleşim var. Fakat bu zenginliğin kıymetini ne ülke olarak ne de millet olarak bilmiyoruz. Arkeoloji bilinci ya da Kültürel Miras bilinci, adına ne dersek diyelim ne yazık ki yıllardan beri bireylere kazandırılamayan bir yeti. Bu bilinçsizlik toplumda olduğu kadar, hatta olduğundan fazla yönetici kesiminde ve medyada da söz konusu.

Birkaç gün önce Habertürk, Sabah gibi gazetelerde ve İhlas Haber Ajansı’nda Muğla’da 500 trilyonluk bir hazine haberi geçildi. Haberin içeriğindeki bilgisizlik, saçmalık, söylenenlerin bilim temelinden uzaklığı, kültürel miras bilinçsizliğinin toplumda yarattığı batıl inancı bir kez daha sergilemiş oldu. Haberdeki şahsın hezeyanlarının da medyada haber değeri görmesi içinde olduğumuz cehaletin ne kadar vahim bir boyutta olduğunu gösteriyor. Bu medyanın ilk vukuatı değil esasında uzun zamandan beri takip ettiği bir haber yapma formu. Definecilik, eski eserlerin maddi değeri, altın bulunması teşvik edilir bir şekilde yıllardan beri sunulmakta, halktaki "kısa yoldan köşeyi dönme" hevesi medya tarafından pompalanmaktadır. Sadece gazeteler değil televizyon kanalları da aynı damarı sürekli kullanmaktan çekinmemektedir. Bu durumun binlerce örneğine basit bir Google araması ile herkes ulaşabilir. "Kazanlar dolusu atın var", "Burada Servet Yatıyor", "Bir Kamyon Altın bulundu" gibi başlıklar ile verilen haberler ve daha nicesi.

Medyanın bu konuda tavrı mevcut bilinçsizliğin korunmasından başka bir işe yaramamaktadır. Bu yaklaşımın kökten değişmesi ve terk edilmesi gerekmektedir. Hürriyet yazarı Ömer Erbil ve NTV’den Ahmet Yeşiltepe ile birlikte 2015 yılında gerçekleştirdiğiniz "Arkeoloji ve Medya" panelinde bu sorunları masaya yatırmıştık. Ömer Erbil, Kültürel Miras tahribatının medyada yer bulmasını ve korunmasının sağlanmasında son derece kritik haberler yapmakta ve önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Ahmet Yeşiltepe NTV’de yaptığı Müze Ziyaretçisi programı ile kültürel mirasa nasıl davranılması gerektiğini ve hayatımızda nasıl yer edineceğini çok isabetli bir şekilde uygulamalı olarak göstermektedir. Fakat bu çabalar kişilere bağlı kalmakta kurumsal kültürdeki yeri büyümemektedir. Nitekim her iki isimde kendi camialarında bu meselelerle ilgilendikleri için biraz da garipsendiklerini söylemişlerdi. İşte bu atmosfer değiştiğinde gerek medyadaki cehalet gerekse toplumdaki bilinçsizlik halinin uzun vadede giderilmesi söz konusu olabilir.

Burada arkeologların da kusurlarını görmesi gerekiyor. Türkiye’de toplumun bilinçlenmesi ve kültürel miras bilincinin yerleştirilmesi için arkeologların yeterli çabayı gösterdiği söylenemez. Arkeolojik kazıları gerçekleştirmek, okulda öğrencilere ders vermek ve bilimsel toplantılarda konuşmak toplumun bilinçlenmesini sağlamamaktadır. Dünyada Public Archaeology olarak isimlendirilen "Topluma Yönelik Arkeoloji ya da Kamusal Arkeoloji" ülkemizde daha fazla önemsenmeli, kazmak yerine toplumun eğitilmesi daha öncelikli bir hale getirilmelidir. Bu konuda başta Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve Doç. Dr. Necmi Karul olmak üzere bazı akademisyenler önemli başlangıçlar yapmışlardır. Bu adımların desteklenmesi ve takip edilmesi gerekmektedir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar