Şike Süreci ve ADALET

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Ben Fenerbahçeliyim , bilmeyen yok… Fakat , aynı zamanda , Aziz Yıldırım’ın yönetim tarzına da karşıyım . Başkanın , artık olaylara hakim olamadığını ve dolayısıyla Fenerbahçe’ye zarar verdiğini düşünüyorum . Yani , kimse bana Aziz Yıldırım’ın savunucusu demesin .

 3 Temmuz 2011’de , bu “şike operasyonu” ilk ortaya çıktığı zaman da aynı şeyi söylüyordum , şimdi de aynı şeyi söylüyorum . Yapılanlar , Fenerbahçe kamuflajı altında , Kadıköy’ü , Türk futbolunu , NATO ihalelerini ele geçirme savaşıdır . Beşiktaş , Trabzonspor ve diğer kulüpler , bu oyunu zenginleştirmek ve hedef şaşırtmak için , ortaya sürülmüşlerdir . Nitekim , Karadeniz bölgesinden gelen itirazlar üzerine , oy kaybetme kaygısı ile , Trabzonspor fiilen senaryodan çıkarılmıştır .

 Niçin Kadıköy ? Çünkü , AKP’nin bir türlü nüfuz edemediği , sosyo-ekonomik yapısı ile güçlü ve potansiyel tehlike oluşturan bir bölge ; aynı şey Beşiktaş için de geçerli … Niçin Türk futbolu ? Çünkü , gittikçe büyüyen bir potansiyelin var olduğu , hem ekonomik olanaklarından yararlanmak ve hem de insanları etki altına almak için ideal bir alan… Niçin NATO ihaleleri ? Çünkü , Hükümet ve Cemaatin henüz kontrol edemedikleri çok cazip bir ihale alanı…

 Olayın ilk açığa çıktığı günleri hatırlayın . Bütün gazetelere servis edilen haberler , fotoğraflar , hikayeler… Hemen tüm kanallarda boy boy üretilen senaryolar… “Aksi ispat edilene kadar herkes suçsuzdur” ilkesi rafa kaldırılmış , bütün televizyonlarda ve gazetelerde , kerametleri kendilerinden menkul , sözüm ona “uzmanlar” , tabiri caizse , adam asmakla meşgullerdi… Tam anlamı ile , klasik bir “cadı avı” tezgahlanıyordu…

 Konunun çok daha fazla detayları var . Türkiye Futbol Federasyonu’nda yer alan bazı görevlilerin kasıtlı olarak yalan ve yanlış bilgi vermeleri , Mehmet Ali Aydınlar’ın acemilikleri , vs… UEFA ,   bu olayın içinde bu kadar olduysa , bunun nedeni , o dönemdeki bazı kasıtlı bilgilendirmelerdir . Ancak , yazının amacını saptırmamak için , bunları burada yazmayacağım .

 * * * * *

 Şimdi , gelelim asıl konuya…

 Yukarıda yazdıklarımın anahatlarını alın , kişileri ve kurumları ve de hedefleri değiştirin , adını da “Ergenekon” veya “Balyoz” veya “Askeri Casusluk”  koyun… Tanıdık geliyor , değil mi ?…

Hepsinin de ortak tarafı , senaryosu önceden yazılmış davalar olması !…

 Hiç aklınız alıyor mu ? Suçlanan insanlar , mahkemeye çıkarılmadan önce , aylarca yıllarca hapiste tutuluyorlar . Hani , bu şahısların işledikleri suçlar sabitti ?

 Suçlamalara gelince , hepsi aynı konfeksiyon atölyesinden çıkmış gibi , “terör örgütü mensubu veya yöneticisi olmak , terör örgütüne destek vermek , hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek , halkı kin ve nefrete teşvik etmek” gibi kimsenin ne olduğunu bilmediği fakat kimsenin de aksini ispatlayamayacağı iddialar…

 Duruşmalara gelince , TRT spikerlerinin günlerce okuduğu bitmez tükenmez iddianameler , suçlanan insanlara verilen kısıtlı savunma hakları ve süreleri , yeri yurdu ve kim oldukları belli olan insanların tahliye taleplerinin “olmaz kaçarsın” veya “delilleri karartırsın” cevabı ile reddedilmeleri… Hani , deliller kesindi , hani kanıtlar sağlamdı ?… Bir Genelkurmay Başkanı’nın , Kuvvet Komutanlarının , yıllarca terörle mücadele etmiş komutanların subayların , “terör örgütü lideri veya üyesi olmak”suçundan içeride tutulmalarını aklınız ve vicdanınız kabul edebiliyor mu ?…

Evrensel kuraldır , “suçlayan suçu ispat etmek zorundadır” , “suçlanan suçsuzluğunu kanıtlamak zorunda” değil…

 Herkes diyor ki , yanlış kararlar Yargıtay’dan döner . Kimse kusura bakmasın , ama ben buna katılmıyorum . Yüksek Yargı’da da ne kadar kadrolaşma olduğu hepimizce malum . Bu kadar zamandır , Yürütme’nin Yargı üzerindeki etkisinden şikayetçi değilmiydik ?

Hadi , varsayalım ki , mahkemeler tarafından verilen yanlı ve yanlış kararlar , gerçekten    Yargıtay’dan dönecek… Hapiste bu kadar zamandır tutulan insanların kaybedilmiş yılları nasıl geri verilecek , kendilerinin ve ailelerinin çektiği acılar nasıl telafi edilecek ? Ölen ve ağır hastalığa yakalanan insanlara yapılan muamelenin manevi bedeli ne olacak ?

 Peki , bu durumda , biz , toplum olarak , adaletten nasıl medet umacağız ?

Toplumun temelindeki yapı taşıdır ADALET !!! Adalet kaybolmuşsa , kimsenin uşağı olmayan ,   biz sıradan insanlar nereye sığınacağız !!!???…

 Polis deseniz , şu son Gezi olayları , polisin ne durumda olduğunu açıkça gözler önüne serdi !…

 Basın deseniz , birkaç küçük televizyon ve gazete hariç , topluma karşı duyarsız , kör , sağır ve dilsiz !…

Sözün özü , birbirimizden , sosyal medya aracılığıyla haberleşmemizden başka , güvenebileceğimiz bir dal yok !!!

 Hepimiz , tehlike altındayız ! Yarın öbür gün , yeni bir “iftira ve suçlama” piyangosunun hangimize vuracağını bilmiyoruz ! Bizler , yönetimin gözünde , potansiyel suçlularız ; çünkü , düşünüyoruz ve doğruyu arıyoruz ! Din üzerinden dahi toplumu bölmeyi göze almış bir yönetim , her şeyi ama her şeyi yapabilir !

Son söz : Bu bir örümcek ağıdır !!! Örümcekler , avlarını önce yakalarlar , sonra uyuştururlar , en sonunda da içlerini emerek boşaltırlar !!!



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar