TÜRK TOPLULUKLARINDAN HABERLER

Okuma Süresi:

10–14 dakika
❤️

İÇİNDEKİLER:

CSU’NUN TÜRKİYE KORKUSU

TÜRK PSİKOLOĞA İHTİYAÇ VAR

İNNSBRUCKLU TÜRKLER SESLERİNİ DUYURAMIYOR

BTKD’NİN 7. KURULUŞ BALOSU YAPILDI

HER 4 KADINDAN BİRİ ŞİDDET GÖRÜYOR

AB YIKILDI, ÇAĞIRSA DA GİTMEYİN İSLAM BİRLİĞİ LİDERLİĞİNE OYNAYIN

***

CSU’NUN TÜRKİYE KORKUSU

2 Mart 2009, Pazartesi

“Aschermittwoch”, Hıristiyan alemi için 40 gün süren oruç döneminin başlangıcıdır. YER: Bavyera’nın Passau kenti.
TARİH: 25 Şubat 2009.
KONU: “Aschermittwoch” etkinliği.

“Aschermittwoch”, Hıristiyan alemi için 40 gün süren oruç döneminin başlangıcıdır.
Hz. İsa’nın çölde 40 gün oruçlu olarak ibadet etmesi anılır bu günlerde.
Palmiye dalları yakılır ve külleri kutsanır.

Dini ayinlerde bu kutsanan küller insanların üzerlerine serpiştirilir.
“Aschermittwoch” günü, Almanya’da politikacıların boy gösterip, içlerini kemiren şeyleri diğer dönemlerden çok daha farklı ve rahat bir şekilde gündeme getirebilmeleri geleneği de vardır.
Nitekim geçen hafta da öyle oldu.

Federal Meclis’te grupları bulunan tüm partiler, geleneğin yerleştiği Bavyera’nın çeşitli kesimlerinde “Aschermittwoch” etkinliği düzenledi.

Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) genel başkanlığını yapan Başbakan Angela Merkel de, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Genel başkanı Franz Müntefering de salonları dolduranların olduğu gibi televizyon ekranları başındaki insanların desteğini alabilmek için “bu ülkeyi en iyi biz yönetiriz. Bu ülkenin sorunlarını en iyi biz çözeriz” içerikli bilinen yaklaşımlarını yinelediler.
Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin (CSU) Passau’da düzenlediği etkinlikte nedense gündeme birden Türkiye oturuverdi.

Önce bölgesel bir “taşra politikacısı” kürsüye çıkıp, “Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğini seçim kampanyasında gündeme getirmeliyiz. Hatta bu konu gündemin en önemli maddelerinden biri olmalı. Türkiye’nin yeri AB değildir” diyerek esti gürledi.

Belki bu “taşra politikacısı”nın sözleri, “Parti içinde bir yerlere gelmek istiyor. Bu hedefe de en kolay bir biçimde bu gibi popülist davranışlarla ulaşılabilir” diyerek dikkate alınamayabilirdi.
Ancak ilerleyen dakikalarda kürsüye çıkıp mikrofonun başına geçen CSU Genel Başkanı ve Bavyera Eyalet Başbakanı Horst Seehofer de “taşra politikacısı” ile tam bir dayanışma sergiledi.
Horst Seehofer, Almanya Federal Cumhuriyeti’nin hakkaniyeti Brüksel’e, yani AB’ye devretmesi ve AB’ye yeni üye alınması gibi konularda bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Almanya’da da referanduma (halkoylamasına) gidilmesi gerektiğini savundu.

Seehofer, “Ben, Avrupa ailesinin Türkiye ile büyümesinin istenip istenmediğinin Alman halkına sorulmasını istiyorum” dedi.
Böyle bir tutumun demokratik hukuk devletlerindeki “eşitlik” ilkesiyle bağdaşmadığını Horst Seehofer de çok iyi bilmektedir.
Çünkü şu ana kadar Almanya’da da- diğer ülkelerde de- hiçbir aday ülkenin AB üyeliği için referanduma gidilmemiştir.

Ayrıca Horst Seehofer’in bilmesi gereken bir şey daha vardır:
CSU’nun eski Genel Başkanı ve Bavyera’nın eski Eyalet Başbakanı Edmund Stoiber, 2002 yılında yapılan genel seçimler öncesi aylarca Türkiye’nin AB üyeliği aleyhtarı bir seçim kampanyası sürdürdü.

Ancak Seehofer’in de çok iyi hatırlayacağı gibi, Alman seçmenler, Stoiber’in bu popülist tutumunu yutmamış ve vermedikleri oylarıyla onun Almanya’nın başbakanlığına layık olmadığını göstermişlerdi.
İşte Horst Seehofer de, “taşralı politikacılar” da bunu akıllarından çıkarmamalıdır.
Hem de hiçbir zaman…

***

TÜRK PSİKOLOĞA İHTİYAÇ VAR

3 Mart 2009 / Süleyman SELÇUK

Berlin’de biraraya gelen Türk ve Alman psikologlar, Türk toplumu arasında psikolojik tedavinin yaygın olmadığına dikkat çekerken “Almanya’da Türkçe konuşan ve onların duygularını anlayabilecek Türk kökenli psikologlara ihtiyaç var” dediler.

Almanya’nın değişik eyaletlerindeki psikologlar, psikoterapistler ve sosyal psikoloji uzmanları Berlin’de buluştu. Türkçe Konuşan Psikoterapi ve Psikososyal Danışmanlık Derneği’nin (GTP-aktpt) yaptığı kongrede biraraya gelen yüzün üzerinde uzman, psikoterapi tedavisi hakkında bilgi alış verişinde bulunurken, mesleki sorunlarını tartıştılar. Psikolojik rahatsızlıkların bedensel rahatsızlıklar gibi tedavi gerektiren ve ciddiye alınması gerektiğini belirten uzmanlar, Türklerin büyük çoğunluğunun bu tür tedavi gerektiren hastalıkları kabullenmediğini, bazılarının da bunun kötü bir şey olduğunu düşünüp tedavi olmaktan utandığını kaydettiler.

Anlamakta güçlük çekiyoruz

Son yıllarda Türkler arasında psikolojik sorunların arttığnı dikkat çeken uzmanlar, “Türk kökenli hastalar için onların dillerini ve kültürlerini bilen yeterli derecede psikoterapist yok” dediler. Alman terapistler ise, göçmen kökenli hastaları dilleri ve kültürlerine dayanan zorluklardan ötürü anlamakta güçlük çektiklerini vurguladılar. Konuşmacılar toplum içinde depresyon, korku, panik ve buna benzer birçok ruhsal rahatsızlıkların da arttığına dikkat çektiler.

İç huzursuzluk yaşıyorlar

Almanya’da yaşayan bir çok Türk kökenli göçmenin psikoterapiye ihtiyacı olduğunu dile getiren GTP Başkanı Dr. Mehmet Toker “Almanya’da yaşayan Türk insanı gerek kültürel farklılıklardan dolayı, gerekse gurbet hasretliğinden dolayı iç dünyalarında huzursuzluklar yaşıyor. Bu yönde tedavi olmak isteyen hastalar ise Almanca dili yetersizliğinden dolayı tam manasıyla tedavi olamıyorlar. Toplumda kabul görmeyen ve dışlanan göçmenlerin ruhsal yönden yıkıntıya uğramaktadır. Bu yüzden acilen Türk kökenli ve Türkçe konuşan psikologlara ihtiyaç var” dedi.

***

İNNSBRUCKLU TÜRKLER SESLERİNİ DUYURAMIYOR

3 Mart 2009

“Sizin derdiniz, bizim derdimiz” toplantılarının beşincisini önceki gün Avusturya’nın İnnsbruck kentinde yaptık. Yazı İşleri Müdürü Turgay Raşit, Münih büromuzun şefi Celal Özcan ile Münih’ten yola çıktık. Avusturya’da sağımız solumuz karla kaplı yolda ilerlerken trafik durdu.

Jandarma ekipleri “Çığ tehlikesi var. Yol bir süre kapalı” dedi. Dağ yollarına saptık. Karla kaplı tepelere tırmandık. Turgay bizi ipince patika gibi yollardan ustaca geçirip tekrar vadiye indirdi.

Biz dağ yollarında adım adım ilerlerken toplantının düzenlenmesine büyük emeği geçen Avrupa Konaktepe Çevre Koruma ve Kültür Derneği Başkanı İsmail Karakuş arıyor. Geç kalmamızdan endişe ediyormuş. Ama İnnsbruck’a vaktinde varıyoruz.

İnnsbruck Tirol Eyaleti’nın başkenti. Nüfusu yaklaşık 190 bin. 19 bin civarında göçmen yaşıyor. 9 bin kadarı Türk. Kentin turistik broşürüne göre Almanca’dan sonra en çok konuşulan lisan Türkçe imiş. Şehir iki dağ arasında vadiye kurulmuş. Ortasından İnn Nehri geçiyor. Bu nehir Tuna’ya karışıyor. Yani İnnsbruck’tan geçen nehrin suyu Tuna ve Karadeniz üzerinden belki de İstanbul’a kadar gidiyor. İnnsbruck’un adı zaten ‚Inn köprüsü’ demek. Ülkenin beşinci büyük kenti. İkinci Dünya Savaşı sırasında 21 kez bombalamış. Kent ağır hasar görmüş. Tekrar inşa etmişler.

Toplantıyı garın tam karşısında Avusturya Sendikalar Birliği’ne ait binanın 6. katında yaptık. Tüm kent ayaklar altında. Tirol’de İşçi Odaları seçimi yapılıyor. Toplantı öncesi Sosyal Demokrat Sendikacılar Listesi’den Otto Leist bir konuşma yaptı. Yıllardır Metro şirketinde işçi temsilcisi olan Bay Leist, Türkler’den destek istedi.

Daha sonra vatandaşlarımız anlattı, biz dinledik. Notlar aldık. Fotoğrafladık. Onların anlattıklarını harfiyen Cumartesi ilavemizde okuyacaksınız. Sorun çok. Bir dokun bin işit misali. “40 yıldır buraya bir yetkili uğramadı” dediler. İsmail Karakuş‚ “Bakmayın buranın doğa güzelliğine. Burası mahrumiyet bölgesi” diyor. İnnsbruck’a en yakın kent Almanya’nın Münih kenti. Türkiye’ye uçakla Münih’ten gelip gidiyorlar. Büyük alışverişe Münih’e geliyorlar. İki ülke arasında sarkaç gibiler.

Hürriyet ekibi olarak biz bir sorundan çok etkilendik. Duyunca çok şaşırdık. Adeta dilimiz tutuldu. Verecek cevap bulamadık. Niye biz bu sorunu daha önce sayfalarımıza taşıyıp yetkililere duyurmadık diye kendimize kızdık.

Son üç yılda İnnsbruck ve civarında 16 gencimiz intihar etmiş. Yıldız Güner Hanım bunun üzerine basarak söyledi. Bu sorunun görmezlikten gelindiğini söyledi. Yerden göğe kadar haklı.
Yalnızlık, sorunlarla baş edememe, gelecek perspektifi olmaması gibi nedenlerle ‚Depresyon’ had safhada imiş. Feryat edecek duruma gelmişler. Bilmem Türk ve Avusturyalı yetkililer biliyor mu? Ama biz bundan sonra takipçisi olacağız.

Oturma izni, anadil dersleri, eğitim, işsizlik, aile birleşimi, yeşil sermaye, bölük pörçük dernekler… sorunlar uzayıp gidiyor.

Toplantının sonlarına doğru Trabzon/Of’lu Metin Zengin söz istiyor. Zengin’in derdi de televizyona çıkmakmış. Kendini sihirli cama kaptırmış… “Abi beni televizyona çıkar” diyor. “Yardımcı oluruz ama söz veremeyiz” diyoruz.

Toplantı sona erdi, herkesle tek tek vedalaşıp ayrıldık. İsmail Bey ile Innsbruck’un simgesi altın kaplı çatıyı görmeye gittik. Şehir merkezinde, Avusturya’da “Beş parasız Friedrich” olarak tanınan Herzog Friedrich Caddesi’nin sonunda tarihi binanın som altından kaplı balkon çatısına bakıyoruz. Yanımızda çok sayıda Uzak Doğulu fotoğraf çekiyor. İsmail Bey “Hemen yandaki pizzacıyı gösterip‚ işte başarılı bir arkadaşımız” diyor. Merak edıp giriyoruz.

Ayhan Kadıoğlu Trabzon Oflu. Eşiyle burayı işletiyor. Kulağındaki rahatsızlığın tedavisi için gelmiş. Geliş o geliş. İnnsbruck’ta İktisat ve İşletme’yi bitirmiş. Şimdi de Uluslararası İlişkiler’de dokrora yapıyor. Yakında bitirince Dr. Pizzacı olacak.
Arabamıza binip Almanya’nın yolunu tutuyoruz ama aklımız hep İnnsbruck’ta. Yetkililer sorunlara vaktinde el atsaydı gençlerimizin intihar etmeleri önlenemezmiydi acaba?

Halit ÇELİKBUDAK

NOT: Toplantının düzenlenmesinde büyük emeği geçen Avrupa Konaktepe Çevre Koruma ve Kültür Derneği Başkanı İsmail Karakuş’a, Avukat Hüseyin Kılıç’a, Denizbank İnnsbruck Şubesi Müdürü Tülay Korkmaz’a ve sosyal danışman Müslüm Demirkılıç’a teşekkür ederiz.

***

BTKD’NİN 7. KURULUŞ BALOSU YAPILDI

28 Şubat 2009 / A.A.

Britanya Türk Kadınlar Derneği’nin (BTKD) 7. kuruluş balosu İngiltere’nin başkenti Londra’da yapıldı.Ünlü şarkıcı Nükhet Duru, baloda Darüşşafaka ve Gazzeli çocuklar yararına 2 saatlik konser verdi ve birbirinden güzel şarkılarıyla büyük alkış topladı.

Duru, konserinin yanı sıra açık arttırmaya bir de kıyafetini bağışladı. Radisson SAS otelinde yapılan baloya Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Yiğit Alpogan ve eşi Bernev Alpogan da onur konuğu olarak katıldı. Baloda ayrıca Başkonsolos Bahadır Kaleli ve eşi, Büyükelçilik siyasi Müsteşarı Serra Kaleli, İşçi Partisi Enfield Milletvekili Joan Ryan, İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Şener Sağlam ile çok sayıda sivil toplum örgütünün yöneticisi de hazır bulundu.

BTKD’nin 7. kuruluş balosunda konuşan Dernek Başkanı Hülya Koçu, emeği geçen herkese teşekkür etti. Daha sonra mikrofona gelen derniğin Onursal Başkanı Sefire Bernev Alpogan ise toplanacak yardımın Türkiye’nin en eski eğitim kurumlarından Darüşşafaka ile UNICEF’in açtığı “Gazzeli çocuklar” hesabına gideceğini hatırlattı.

İşçi Partili Milletvekili Joan Ryan ise BTKD’yi yaptığı etkin yardım faaliyetleri için kutladı. Balo için İstanbul’dan Londra’ya gelen Darüşşafaka Vakfı temsilcisi Davut Küçük de 145 yıllık geçmişi bulunan Darüşşafaka’nın, binlerce çocuğu okuttuğunu, gecede emeği geçen Maviş Fucsh’un da kendi mezunları olduğunu belirterek, BTKD Başkanı Koçu’ya dernek adına kristal plaket verdi.

Gecede konser veren Nükhet Duru, alkışlarla geldiği sahnede sevilen şarkılarından örnekler sundu. Sanatçı son albümünün kapağındaki fotoğrafında giydiği lacivert simli giysisini de açık arttırmaya bağışladı.

***

HER 4 KADINDAN BİRİ ŞİDDET GÖRÜYOR

3 Mart 2009 / BERLİN

Alman Federal Aile Bakanlığı tarafından yaptırılan bir araştırmada her dört kadından birinin aile içi şiddete maruz aldığı ortaya çıktı. Raporda, her iki kadından birinin ise utandığı için yaşadığı şiddeti gizlediği belirtildi.

Bakanlık raporunda 5 şehirde, şiddete maruz kalan kadınların doktorlarda çekilen fotoğraflarına da yer verdi.
Bakanlığın araştırmasına Berlin’den 30 muayenehanenin katıldığı belirtildi. Bakanlık Sözcüsü Hanno Schaefer, “Bir çok doktor şiddetten kaynaklanan yaralanmaları bilmiyor. Çünkü bu konuda eğitimli değiller veya zamanları olmadığı için ilgilenemiyorlar” dedi.

Berlin’de 370 bin

Doktorlara yaralı halde gelen ve karşılaştıkları şiddeti gizlemek isteyen kadınların ise çoğunlukla düştüklerini veya kaza yaptıklarını söyledikleri kaydedildi. Adli Tıp Uzmanı Prof. Michael Tskokos ise doktorların, kendilerine anlatılan gerekçeleri kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Berlin’de ise 370 bin kadının aile içi şiddete maruz kaldığı tahmin ediliyor.

***

AB YIKILDI, ÇAĞIRSA DA GİTMEYİN İSLAM BİRLİĞİ LİDERLİĞİNE OYNAYIN

Ayşegül AKYARLI GÜVEN

Pentagon’un danışmanı ’Gölge CIA’ lakaplı George Friedman Türkiye’ye yol haritasında İslam ülkelerinin liderliğini çizdi. Avrupa Birliği’nin yıkıldığını ve kesinlikle girilmemesi gerektiğini ifade eden Friedman, “Türkiye artık yüzünü çoğunluğunu İslam ülkelerinin oluşturduğu bölgede liderliğe çevirsin. Bunun için ekonomik gücünüz ve Osmanlı yeteneğiniz var” dedi.

PENTAGON’un strajilerini belirleyen Stratfor adlı şirketin kurucusu ve Gölge CIA lakaplı George Friedman Büyük Ortadoğu Projesi’nin tartışıldığı bu günlerde Türkiye’ye yol haritası olarak İslam ülkelerinin liderliğini çizdi. “Avrupa Birliği yıkıldı, çağırsa da gitmeyin” diyen Friedman’a göre krizde Türkiye’nin en büyük avantajı AB üyeleri arasında bulunmaması oldu. AB’ye üye olması durumunda Türkiye’nin 5 yıl böyle büyümenisine izin verilmeyeceğini de ifade eden Friedman “Türkiye artık yüzünü çoğunluğunu İslam ülkelerinin oluşturduğu bölgede liderliğe çevirsin. Bunun için hem yeterli ekonomik gücünüz hem de Osmanlı’dan kalma yetenekleriniz var” dedi.

İş Yatırım’ın Geniş Açı toplantılarına katılmak için Türkiye’ye gelen Friedman, içinde bulunduğumuz küresel kriz döneminde artık Avrupa Birliği gibi bir birlik kalmadığını dile getirdi ve şöyle devam etti: “Türkiye şu an bir çok Avrupa ülkesinden çok daha iyi durumda. Bu nedenle ben Türkler’in neden AB üyesi olmak istediğini bir türlü anlamıyorum. Bence 20 yıl önce AB üyeliği Türkiye’de modernliği sembolize ediyordu. Bugünse Türkiye zaten çok iyi durumda. Sorun şu ki bu koşullar altında AB Türkiye’yi istemeli. Ama Türkiye bu isteği geri çevirmeli.”

Kendinizin farkına varın

Türkiye’nin bölgesinde lider olacağını da ifade eden Friedman, Türkiye’nin bu politik güce sahip olması için gerekli olan ekonomik gücü şimdiden elinde bulundurduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Şu anda zaten 17’nci büyük ekonomisiniz. Yani sorun ekonomik gücün varlığı değil, nasıl daha yukarıya çekilebileceği konusu. Beklentilerime göre önümüzdeki 30-40 yılda Türkiye en büyük 10 ekonomiden biri haline gelecek. Şimdiden Müslünman dünyanın gücünün odağı olan Türkiye dinamik ve hızla modernleşiyor.”

İslam’ın fay hattı

Türkiye’nin depremde İslam dünyasının fay hattı olacağını da belirten Friedman, “İslam dünyasını bir ülke yönetecekse o kesinlikle Türkiye olur. Olay sadece ekonomik de değil. Bölgede hem barış ortamı sağlayıp hem de Amerika’ya dost olabilecek tek ülke Türkiye. Bu nedenle ABD orduları için alması gerereken önlem de yok” dedi.

Türkçe öğrenin demişti

George Friedman, Türkiye’nin 100 yıl sonra dünyanın en büyük 4 gücünden biri olacağını iddia ettiği ’Önümüzdeki 100 Yıl’ adlı kitabını Türkiye’de de yayınlamaya hazırlanıyor. Friedman, kitabında “Çin ve Rusya gibi ülkeler gerileyip yerini Türkiye, Japonya, Meksika ve Polonya gibi yeni dünya güçlerine bırakacak. Rusça veya Çince’yi bırakın, Türkçe, Japonca, Polonya ve Meksika dillerini öğrenmeye bakın” diyor. Friedman, ayrıca önümüzdeki yüzyılın sonlarına doğru çıkabilecek savaşın ABD ile Türkiye-Japonya ittifakı arasında olacağını öne sürüyor.

Bedava para bulursanız alın, pakete takılmayın

HÜKÜMETLERİN krizde alması gereken önlemlerin yaşanan sorunlarla ilgili olduğunu dile getiren George Friedman’a göre gerektiğinde eylemsizlik de bir önlem olabiliyor. Yaşanmasından korkulan veya başkalarının yaşadığı problerle ilgili kararlar almanın yersiz olduğunu ifade eden Friedman “Şu an olduğu gibi bırakıldığında ekonominiz hala işlevsel şekilde devam ediyor. Bu en az düzeyde hükümet müdahalesi ile gerçekleşiyor. Hükümetin buradaki görevi gerekmedikçe işe karışmamak ve bir perspektifi korumak. Şu ana kadar Türk hükümeti kriz döneminde gerektiği gibi davranıyor. IMF’ye gelince: Eğer bedava para bulursanız alın. Yardım alırken IMF kontrolünden uzak durmaya çalışın.”

2030’da yine kriz çıkacak Türkiye’ye yarayacak

GEORGE Friedman’a göre içinde bulunduğumuz krizden sonraki küresel sallantı 2030’da gerçekleşecek:

2030’da kriz yaşlı nüfusun artışından ve buna bağlı olarak iş gücünün azlığından kaynaklanacak.

Yaşlı nüfus geçinebilmek için elindeki varlıklarını satmaya başlayacak.

Bu, bir kez daha varlık değerlerinde çöküş yaşatacak

Yaşlı nüfus nedeniyle çalışanın üzerinde çok yüksek vergi ve enflasyon yükü olacak.

2028’de ABD Başkanı olan kişi krizi yatırımcının gücünü artırarak çözmeye çalışacak.

Ancak bunun sonucunda zaten yetersiz olan işgücü yatırımlarla daha da pahalı hale gelecek.

Bugün göçü engellemeye çalışanlar yarın göçe yönelmeye çalışacak.

Ülkeler gençler göç etsin diye prim bile dağıtacak.

Hükümet çocuk sayısına karışamaz

HER aileye 3 çocuk önerisi hakkında George Friedman”Her ne kadar demografi kilit nokta olsa da hükümetler ailelerin kaç çocuk yaptığı konusunda ekti sahibi olamaz. Artık çocuk gerçekten çok pahalı. Kadınlar çalışıyor ve çoculklar tarım kültüründe olduğu gibi ekonomik katkı sağlayamıyor” dedi.

Davos gücünüzün göstergesi

HEM İsrail hem de Arap ülkeleriyle ilişkisi bulunan Türkiye’nin bu iki taraf nedeniyle zaman zaman gerilimler yaşadığını dile getiren George Friedman’a göre Tayyip Erdoğan’ın Davos oturumundaki çıkışına verilen tepkiler bile ülkenin önemini gözler önüne seriyor. İsrail ile Gazze arasında yaşananların Erdoğan’ı çok zor durumda bıraktığını dile getiren Friedman, konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Başbakanınız tavrı dünyada büyük bir yankı uyandırdı. Eğer Türkiye’nin dünyadaki gücü ve önemi sandığınız gibi küçük olsaydı Başbakanın Davos’ta yaptığı çıkış bu denli ciddiye alınmazdı.”

***



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar