Site icon Turkish Forum

KUR’AN’da Muhammed Peygamber!

(Haşr,21)”Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, o dağın Allah’a karşı saygıdan paramparça olduğunu görürdün.” - Landscape view in Circumpolar Urals ural daglari

(Haşr,21)”Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, o dağın Allah’a karşı saygıdan paramparça olduğunu görürdün.”

TEK doğru bilgi kaynağı KUR’AN, metafor yaparak! dağın bile, KUR’AN’ın ihtişamına, önemine, değerine, TANRI bilgisine binaen, saygıdan parçalandığını
söylerken;
insanlıktan gerekli
saygıyı görüyor mu sizce?!

KUR’AN yakıldığına, tekmelendiğine,
üfürük, tecavüz aracı yapıldığına, çoğunluk aydın ve filozoflar tarafından yok! sayıldığına(TANRI bilgisi eksik, Spinoza gibi) göre;
KUR’AN’ın HAK ettiği SAYGIyı görmediği kesin!

En başta KUR’AN’ın tebliğcisi Peygamber bile, insanlıktan çıkarılıp ilahlaştırılmış halde ALLAH’a ortak!

Ortak koşanların peygamberi, Allah’a ortak etmeleri şirk, tamam!
Ayrıca sapık, sapkın, kara cahil,
kara kapkara yobazların
peygamber hakkında uydurduklarında
(deve? içtiği?, cinsel hayatı?gibi),
had, insaf hiç yok, bu da tamam!

Pekiii, bırakın peygamberi,
insanım diyenin bile yap(a)mayacağı bu iftiraları,
Peygambere inanmayan(özgür seçim);
aydın, âlim, bilgili geçinenlerin, yazar ve gazetecilerin
‘gerçek’miş gibi halka
aktarmalarına ne demeli?
Bu zalimliğe, ortaklık etmeleri
daha can yakıcı!

Bu yüzden, o AZÎZ Peygamberi sadece Yaratıcısının Sözlerinden tanımak, Yaratıcısının BİLGİ kaynağı KUR’AN’dan anlamak en sağlıklı yol!

Yaklaşık binbeşyüzyıl önce yaşamış, KUR’AN tebliğ görevi bitince ölmüş, insan, Muhammed Peygamber!
En doğru, en gerçek haliyle,
KUR’AN’da elçi Muhammed’in görevleri ile ilgili Ayetler!

(Alak,1,3)”Ey Muhammed! Her şeyi yaratan Rabbin adına oku-öğren. Duyur-Öğren ve öğret! Senin Rabbin en büyük lütuf sahibidir.”

(Kalem,2)”Sen Rabbinin nimetini lütfettiği-iyiliğine erişmiş bir elçisin, yoksa ortak koşucu Arapların dediği gibi, deli filan değilsin.”

(Müzzemmil,1-7)”Ey sen ağır yük yüklenen Muhammed! Bazı geceler, gecenin ortasına doğru bir vakitte kalk, Kur’an’ı ağır ağır, sindire sindire okuyarak düşün! Zira biz sana, çok ağır ve meşakkatli bir sorumluluk yükleyeceğiz-sorumluluğu ağır bir söz vahyedeceğiz. Gecenin sakinliği ve sessizliği Vahyi anlaman için daha etkilidir. Çünkü gündüz düşünmene vakit bırakmayan-seni uğraştıracak birçok görev vardır.”

(Müddessir,1-7)”Ey elçilik görevini yüklenen kişi! Çık ve halkı uyar.
Giysilerini-bilincini temizle! Pislikten-şirkten uzak dur. Yaptığın hizmetleri çok görerek başa kakma ve Rabbin yolunda karşılaşacağın zorluklara sabret-göğüs gererek çaba göster.”

(Tekvir,22,25)”Ey ortak koşucular Arkadaşınız-Muhammed, deli filan değildir. Muhammed’in tebliğ ettiği Kur’an ayetleri, sizlerin iftira edip yakıştırdığınız gibi asla şeytanın sözü de değildir.”

(A’la,6,8,9)”Ey Muhammed! Biz sana Kur’an’ı öğreteceğiz-belleteceğiz sen de unutmayacaksın. Kolay olanı sana daha da kolaylaştıracağız.
Sen sadece öğüt ver.”

(Duhâ,7)”Seni şaşırmış-bir arayış ve bocalayış içinde bulup, sana Vahiyle doğru yolu göstermedi mi?”

(İnşirah,1-4)”Ey Muhammed! Biz senin yüreğini Vahiyle ferahlatmadık mı? Üzerindeki ağır sorumluluğunu azaltmadık mı? Ki sen o ağır sorumluluğun-yükün altında eziliyordun. Ve senin itibarını-şanını yüceltmedik mi-arttırmadık mı?”

(Necm,1-11)”Ey ortak koşucular! Parça parça gönderdiğim Ayetler kanıttır ki arkadaşınız Muhammed ne sapmıştır, ne de azıtmıştır. Ne de kişisel arzusundan-hevâsından konuşmaktadır. Kur’an Allah tarafından indirilen Vahiydir. Bu Vahyi elçisine, en büyük güç sahibi olan Allah şöyle öğretti. Üstün güç ve otoritenin sahibi, ufkun en yüksek noktasında olanca haşmetiyle Kendini gösterdi. Sonra ona doğru yaklaşıp indi. Öyle ki araları iki yay mesafesi kadar hatta bundan daha yakın idi. İşte o anda Allah vahyedeceğini kuluna vahyetti-bildirdi. Allah’ın kulu Muhammed gözleriyle gördüğünü kalbi ile de onayladı.”

(Necm,56)”Daha önce uyaran elçiler gibi, Muhammed de bir uyarıcıdır.”

(Kaf,39)”Ey Muhammed! Sen ortak koşucuların ileri geri konuşmalarına karşı sabret-göğüs ger.”

(Kaf,45)”Ey Muhammed! Sen, onları zorla inandıracak değilsin. Söz verdiğim kıyamet gününün sorumluluğunu taşıyanlara, sen, Kur’an ile öğüt ver!”

(Sad,65)”Ey Muhammed! Ortak koşuculara de ki, ‘Ben sadece bir uyarıcıyım. Mutlak otorite olan tek Allah’tan başka ilah-tanrı yoktur.”

(Sad,70)”De ki, ‘Bu bilgiler bana sadece görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor.’ ”

(Sad,86)”De ki, ‘Ben, yaptığım bu tebliğe-haber verdiğim bu bilgilere karşılık, sizden bir ücret istemiyorum. Ben bu yükümlülükleri kendiliğimden de uydurmuyorum.’ ”

(A’raf,158)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ey insanlar, ben, göklerin ve yerin egemenliğinin yalnızca Kendisine ait olduğu, Kendisinden başka ilah olmayan, hayatı ve ölümü yaratan Allah’ın görevlendirdiği elçisiyim.”

(A’raf,184)”Arkadaş-Muhammed’de, hiçbir anormallik yoktur. O, ancak açıkça-apaçık bir uyarıcıdır.”

(A’raf,188)”Ey Muhammed! De ki, ‘Allah dilemedikçe benim kendim için bir fayda sağlamaya ve başıma gelecek belâyı def etmeye gücüm yetmez. Ben inanmak isteyen bir toplum için sadece bir uyarıcı ve müjdeciyim.”

(A’raf,199)”Sen affefici ol, iyi ve güzel olanı tavsiye et-iyiliği öğütle ve kendini bilmezlere-cahillere aldırış etme!”

(A’raf,203)”Ortak koşuculara bir ayet getirmediğin zaman, ‘Sen bir tane uydursaydın ya’, derler. De ki,’ Ben, ancak Rabbimden vahyedilene uyuyorum. Bu ayetler-Kur’an, Rabbinizden bir bilinç kaynağıdır, inanmak isteyen bir toplum için doğru yol kılavuzu ve iyiliktir.”

(Cin,20-23)”Ey Muhammed! De ki, ‘Rabbime hiç bir kimseyi ortak ederek şirk koşmam. Ben, ne doğru yoldan saptırma, ne de doğru yola iletme gücüne sahibim.
Beni Allah’a karşı ne kimse koruyabilir ne de ben Allah’tan başka bir sığınak bulabilirim.
Benim görevim, Allah’tan gelen Vahyi size tebliğ etmek-doğrudan duyurmak, böylece bana yüklediği elçilik görevini yerine getirmekten ibarettir.’ ”

(Cin,27,28)”Allah razı olup seçtiği elçilerine gayb ile ilgili bazı bilgileri Vahy ederek bildirir ve Allah elçisinin önüne ve arkasına gözcüler koyar ki elçilerin, Vahyi eksiksiz bir şekilde ilettiğini ve Rabbinin onları her taraftan kontrol ettiğini ve her şeyi bir bir kaydedip muhafaza ettiğini ortaya koysun.”

(Yâsin,3-5)Ey Muhammed! Sen kesinlikle gönderilmiş elçilerden birisin. Sen bu Kur’an sayesinde dosdoğru bir yol üzerindesin.
Bu Kur’an’ın indirilişi çok güçlü ve rahmeti bol Allah katındandır.”

(Yâsin,69,70)”Biz sana şiir öğretmedik, şairlik senin yapacağın iş değildir. Sana gelen Vahiy sadece bir öğüt ve apaçık-gerçekleri açıklayan Kur’an’dır. Ki, bu Kur’an ile diri olanlar uyarılsın ve gerçekleri örtbas eden kâfirlere de azabın hak olduğu bildirilsin diye indirdik.”

(Furkan,20)”Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yiyip içer, çarşılarda dolaşırlardı.”

(Furkan,32)”Gerçekleri örtbas edenler-ortak koşucular, ‘Kur’an, Muhammed’e bir defada toptan indirilseydi ya’, dediler. Oysa biz bu Kuran’ı senin belleğine iyice yerleştirmek için kısım kısım indiriyor ve o ayetleri, belirlenmiş bir diziliş sırasına göre okuyoruz.”

(Furkan,43)”Ey Muhammed! Arzu ve heveslerini-egosunu ilah-tanrı edinen kimseyi gördün mü? Onu, sen mi yola getireceksin?”

(Furkan,52)”Evrensel-tüm halklara elçilik görevini sana verdik. Öyleyse bu sorumluluğun farkında ol ve sakın gerçeği örtbas eden-ortak koşuculara uyayım deme ve onlara karşı Kur’an’la büyük bir gayretle mücadele et-bu Kur’an’ı onlara rağmen, var gücünle insanlara duyurmak için çaba sarfet!”

(Furkan,56,57)”Ey Muhammed! Biz seni, sadece bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak görevlendirdik. De ki, ‘Ben görevime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum.’ ”

(Fâtır,4)”Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa, bil ki senden önceki elçiler de yalanlanmıştı.”

(Fâtır,8)”Ortak koşucu inkârcılar için üzülüp kendini mahvetme!”

(Fâtır,23,24)”Ey Muhammed! Sen kabirdeki ölüler gibi işitmeyenlere, işittiremezsin. Sen sadece bir uyarıcısın. Kuşkusuz biz seni bu Kur’an ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Kendilerine uyarıcı gelmemiş hiç bir toplum yoktur.”

(Meryem,97)”Ey Muhammed! Biz bu Kur’an’ı, Allah’a ortak koşmaktan sakınanları müjdelemen ve ortak koşmada-küfürde inat eden bir toplumu uyarman için, senin dilin ile kolaylaştırdık.”

(TaHa,99)”Ey Muhammed! Tarihsel gerçeklerin-geçmişte yaşanan olayların bir kısmını sana aktardık. Sana da tarafımızdan bir zikir-Kur’an vermiş bulunuyoruz.”

(TaHa,114)”Ey Muhammed! Kur’an sana vahyolunurken-Vahiy tamamlanmadan önce, Kur’an’ı anlamak-herhangi bir konuda hüküm vermek için acele etme! Ve ‘Rabbim bilgimi-ilmimi arttır!’ de.”

(TaHa,130,131)”Sen ortak koşucuların söylediklerine karşı dirençli ve dayanıklı ol. Güneşin doğuşundan önce ve batışından sonra Rabbini överek, yücelterek an. Onlardan bir kısmına sırf sınamak için verdiğimiz dünya hayatının aldatıcı görkemine gıpta etme.”

(Şuara,3)”Ey Muhammed! Ortak koşucular inanmıyorlar diye neredeyse, kendi kendini tüketir gibisin-kendini helak edeceksin.”

(Şuara,192-195)”Şüphe yok ki bu Kur’an, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Güvenilir Vahyi, senin kalbine, ana dilin apaçık Arapça ile indirdik. Güvenilir bilgi Vahiy ile, dili Arapça olan halkını uyarasın diye.”

(Neml,6)”Ey Muhammed! Hiç şüphe yok ki Kur’an sana, her hükmü doğru olan-bilge ve her şeyi bilen-âlim olan Allah’tan ulaştırılmaktadır.”

(Neml,79,80,81)”Ey Muhammed! Sen sadece Allah’a dayanıp güven! Çünkü sen, doğruluğu apaçık ve kesin bir gerçeği-Kur’an’ı izlemektesin. Sen, ölülere duyuramazsın, bir de bu davete sırtını dönen sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. Sen, gerçeklere gözlerini kapatıp körleşenleri saptıkları yoldan çevirip doğru yola getiremezsin. Sen, ayetlerimize inananlara duyabilirsin; ancak onlar anlattığın gerçeği kabul ederler.”

(Neml,91,92)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ben yalnızca, dokunulmaz kıldığı şu beldenin Rabbi olan Allah’a kulluk etmekle emrolundum, her şey Allah’ındır. Ben, Müslümanlardan olmakla ve Kur’an’ı okuyup tebliğ etmekle görevlendirildim. Ben sadece uyarmakla görevliyim.”

(Kasas,45,46)”Sen, Medyen halkının arasında bulunmuş bu bilgileri onlardan öğrenmiş değilsin.
Musa’ya seslendiğimiz zaman sen Tur dağının yamacında da değildin. Ancak bu Kur’an, öncekilerin uyarıldıkları gibi, senden önce uyarı gelmemiş toplumunu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak verildi.”

(Kasas,56)”Ey Muhammed! Şüphesiz ki sen, sevdiğin-istediğin herkesi doğru yola yöneltemezsin. Allah, isteyeni doğru yola iletir.”

(Kasas,86)”Sen, Vahyin-Kur’an’ın sana indirileceğini bilmiyordun, bu Kur’an Rabbinden bir rahmettir. Sakın ortak koşucu inkârcı-kâfirlere arka çıkma!”

(Kasas,87,88)”Sana indirilmiş olan bu Vahiyden-Kur’an’dan sonra, sakın Allah’ın ayetlerinden seni alıkoymalarına-saptırmalarına izin verme, sen sadece Rabbine çağır; ortak koşanlardan olma! Allah ile birlikte başka bir ilahı çağırma! Allah’tan başka ilah-tanrı yoktur.”

(İsra,1)”Tüm noksanlıklardan arınmış, yüceler yücesi Allah, ayetlerini göstermek-elçiliğini ve Vahyini iletmek-bildirmek için, bir gece kulu Muhammed’i, Mescidi Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız en uzak mescide- -Mescid-i Aksa’ya yürüttü.”

(İsra,45)”Ey Muhammed! Sen Kur’an’ı anlatırken-okuduğun zaman, ahirete-öteki dünyaya inanmayanlar seninle aralarına perde çekerler.”

(İsra,54)”Ey Muhammed! Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.”

(İsra,73,74)”Ey Muhammed! Ortak koşucular, Kur’an dışında; bizim adımıza birtakım şeyler uydurtarak, böylece bize iftira etmen için neredeyse-az kalsın seni ayartıp, sana vahyettiğimiz Kur’an’dan koparıp saptıracaklardı. O zaman-o takdirde seni candan dost edineceklerdi. Eğer biz seni sağlam tutmamış olsaydık-korumasaydık, yemin olsun, ortak koşuculara az da olsa-neredeyse meyledecektin.”

(İsra,78,79)”Güneşin batışından, gecenin yarısına kadar Vahyi öğret ve özellikle sabah okumasına dikkat et-sabahın erken saatlerinde de Kur’an’ı öğretmeye devam et. Ve ek olarak sen, geceleyin uykuna ara vererek Kur’an’ın anlatmak istediğini iyice düşün-okumayı yap!”

(İsra,86,87)”Eğer istersek, sana vahyettiğimizi-Kur’an’ı geri alırız. Sonra onu geri alabilmek için bir yardımcı bulamazsın. Vahyettiğimiz Kur’an, Rabbinden sana verilmiş bir rahmettir. Çünkü Rabbinin sana olan lütfu çok büyüktür.”

(İsra,93)”De ki, ‘Ben Allah’ın görevlendirdiği elçi olan bir insandan-gücü sınırlı bir beşer elçiden başka neyim ki?”

(İsra,105,106)”Ey Muhammed! Gerçekten Kur’an’ı biz hak olarak indirdik ve Kur’an gerçekleri getirdi. Seni de, bu Kur’an’la, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ve bu Kur’an’ı, insanlara sindire sindire okuman-iyice anlatıp kavratasın diye, biz Vahyi sana koşullara uygun olarak-uzun süreye yayarak kısım kısım-peyderpey indirdik.”

(Yunus,15,16)”Ey Muhammed! Bize bu Kur’an’dan başka bir Kur’an getir veya Kur’an’ı değiştir diyenlere, de ki, ‘Kur’an’ı değiştirmem hiç mümkün değil. Çünkü ben, yalnızca bana vahyedilen Kur’an’a uymak zorundayım. Kur’an dışında kendiliğimden bir söz uyduramam. Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.
Eğer Allah elçi olarak beni görevlendirmiş olmasaydı, bu Kur’an’ı bana bildirmez, ben de size bu ayetleri okuyamazdım ve sizin de bu Kur’an’dan haberiniz olmazdı. Düşünsenize bundan önce aranızda bir ömür yaşadım, şimdiye kadar size kendiliğimden böyle bir şey söyledim mi? Hiç düşünüp, aklınızı kullanmıyor musunuz?’ ”

(Yunus,41,42,43)”Ey Muhammed! Seni yalanlayanlara de ki, ‘Benim yaptıklarım bana, sizin yaptıklarınız da size aittir. Siz benim yaptıklarımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim.’ Onlardan güya seni dinleyenler de var, akıllarını kullanmayan sağırlara sen mi işittireceksin? Onlardan güya sana bakanlar var. Gerçeği görme kabiliyetlerini kaybetmişlerse bu körlere sen mi yol göstereceksin?”

(Yunus,49)”Ey Peygamber! De ki, ‘Ben Allah’ın dilediğinden başka, kendim için herhangi bir zarar da fayda da sağlayamam.’ ”

(Yunus,94,95)”Ey Muhammed! Sana bildirdiğim tarihsel olayların gerçekliği hakkında herhangi bir şüphen varsa, senden öncekilere gönderilmiş kitapları okuyanlara sor. Andolsun ki sana Rabbinden tarihsel olayların gerçeği-hakikatin kendisi Kur’an gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma! Ve sakın, Allah’ın ayetleri karşısında yalana sarılanlardan-bildirdiğim bu gerçekleri yalanlayanlardan olma; yoksa kaybedenlerden olursun!”

(Yunus,99)”Ey Muhammed! Eğer Rabbin isteseydi, yeryüzünde bulunanların tümü inanırdı-iman ederdi. Hal böyleyken, insanları iman edinceye kadar-inanmaya sen mi zorlayacaksın?”

(Yunus,108,109)”Ey Peygamber! De ki, ey insanlar! Rabbinizden size hakikatin kaynağı olan Kur’an gelmiştir. Kim inanırsa-Kur’an ile doğru yola girerse sadece kendisi için girmiş ve kim de bundan yüz çevirip saparsa da kendi zararına sapmıştır. Ben, sadece bana bildirileni size bildirmekle görevliyim-sizden sorumlu-vekiliniz değilim. Ey Peygamber! Sen, sadece sana vahyedilen Kur’an’a uy-sana vahyedileni tebliğ et ve Allah hüküm verinceye kadar mücadeleni sürdür-sabret!”

(Hud,1,2)”Bu-Kur’an, Allah’tan başkasına kul olmayasınız-ortaklar edinmeyesiniz diye, her şeyden haberdar olan, her hükmünde doğru karar veren Allah tarafından ayetleri kolaylaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır. Ben ise Allah’ın görevlenderdiği sadece bir uyarıcı ve müjdeciyim.”

(Hud,12)”Ey Muhammed! ‘Sen, sana bir hazine indirilmeli veya seninle birlikte bir melek gelmeli değil miydi?’ dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilenlerden bir kısmını az kalsın terk ediverecektin. Unutma ki sen sadece bir uyarıcısın ve yalnızca Benim vahyettiğimi aynen duyurmakla görevlisin, her şeye vekil olan sadece Allah’tır.”

(Hud,13)”Ortak koşucular, ‘Kur’an’ı Muhammed kendisi uydurdu mu diyorlar?’ De ki, ‘Eğer iddianızda samimi iseniz, Allah ile aranıza koyduğunuz herkesi-ortakları yardıma çağırın da uydurulmuş on sure de siz getirin bakalım.’ ”

(Yusuf,3)”Bu Kur’an’ı Arapça olarak vahyederek, kıssaların-daha önceki milletlerin ve elçilerin haberlerini anlayabileceğiniz en güzel anlatımla sana aktarıyoruz. Halbuki sen, Vahiyden önce bu tarihsel olaylardan habersizdin.”

(Yusuf,103,104)”Sen ne kadar çok istersen iste, insanların çoğu yine de inanmayacaklar! Oysa sen, Kur’an ayetlerini anlatarak elçilik yaptığın için, onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. Kaldı ki bu Kur’an, tüm dünya halkları için de bir uyarıdır-öğüt kaynağıdır.”

(Yusuf,109)”Bizim senden önce vahyettiğimiz elçiler, o ülkelerin içinden seçtiğimiz adamlardan başkaları değildi.”

(Hicr,85)”Ey Muhammed! Şu bir gerçek ki bu dünyanın sonu, o saat mutlaka gelecektir. Öyleyse onların tavırlarına aldırma ve güzel davran.”

(Hicr,88,89)”Sakın ortak koşuculardan kimilerine verdiğimiz geçici dünya nimetlerine imrenme ve inkârcılıklarından dolayı tasalanma-üzülme. Sen inananlara alçak gönüllü ol, onları koru!
Ve ilan et! ‘Ben evet ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım!’ ”

(Hicr,94)”Sen, sana buyrulanı-Vahyi açıkça söyle-ortaya koy ve ortak koşuculara-müşriklere de aldırma!”

(Hicr,97-99)”Yemin olsun, biz ortak koşucuların söyledikleri sözlerden ötürü içinin daraldığını biliyoruz.
Sen Rabbini yüceltip çoşku-övgü ile an ve O’na saygıda kusur etme!
Ve ölüm gelip seni buluncaya kadar da Rabbine kulluğa devam et!”

(En’am,7)”Ey Peygamber! Sana, bu Vahyi kâğıtta yazılı bir metin-kitap halinde göndermiş olsaydık da buna elleriyle dokunsalardı bile ayetlerimizi alaya alanlar, ‘Bu apaçık bir büyü kitabıdır.’ derlerdi.”

(En’am,19)”Ey Peygamber! De ki, Benimle sizin aranızda, Allah şahittir ve bu Kur’an, bana, sizi ve tüm insanları uyarmam için vahyolundu.”

(En’am,33)”Ey Peygamber! O zalimler, aslında seni yalanlamıyor, gerçekte onlar, bu Kur’an’ı-Allah’ın ayetlerini reddediyorlar.”

(En’am,35)”Ey Peygamber! Ortak koşucuların yüz çevirmeleri senin zoruna gidince, eğer yerin dibine doğru bir tünel kazmaya veya göğe merdiven dayamaya gücün yetseydi, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah, isteseydi hepsini hidayet-doğru yol üzerinde toplardı. Sakın cahillerden olma!”

(En’am,50,51)”Ey Peygamber! De ki: ‘Ben size, Allah’ın hazineleri benim elimde demiyorum. Gaybı-gizlilikleri de (gelecekte neler olup biteceğini) bilmiyorum, Size, meleğim-kralım da demiyorum. Ben, ancak bana vahyedilen Kur’an’a uyuyorum.’
Rablerinin huzuruna çıkacaklarının heyecanıyla dolanları bu Kur’an ile uyar ki korunabilsinler. Onların Allah’tan başka veli-koruyucu ve şefaatçileri yoktur.”

(En’am,70)”Dünya hayatının aldattığı, böylece dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri kendi haline bırak ve sen Kur’an’la uyar ki, bir kişi kazandığının felaketli sonucunu çekmesin.”

(En’am,90)”Ey Muhammed! Bütün peygamberler, Allah’ın dosdoğru yola ulaştırdıklarıdır. Sen de onların yolunu izle ve de ki, ‘Ben bu tebliğ için sizden bir ücret istemiyorum.’ Bu Kur’an, sadece size değil, tüm insanlara çağrıdır-uyarı ve öğüttür.”

(En’am,104)”Ben, sizin koruyucunuz-üzerinize bekçi değilim.”

(En’am,106,107)”Rabbinden sana vahyedilene-Kur’an’a uy! Allah’tan başka ilah-tanrı yoktur. Ortak koşanlardan yüz çevir-eziyetlerine aldırma. Biz, seni onların başına bekçi kılmadık. Sen onların avukatı-onlara vekil de değilsin.”

(En’am,114)”Allah, size Kur’an’ı en ayrıntılı olarak indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine-sözlerine mi uyayım? Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, iyi bilirler ki bu Kur’an, Rabbin tarafından indirilmiş hak-gerçeğin kendisidir. Sen sakın şüpheye düşenlerden olma!”

(En’am,131)”Gerçek şu ki; Rabbin uyarmadan toplumları yok ederek haksızlık etmez. Rabbin bütün toplumları; neden, hangi suçlardan yok edilecekleri konusunda mutlaka bilgilendirir.”

(En’am,159)”Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin hiçbir ilişkin yoktur-olamaz.”

(En’am,161-163)”Ey Peygamber! De ki, ‘Hiç kuşku yok ki Rabbim beni, dosdoğru yola, tek bir Tanrı’ya inanan, her türlü şirkten arınmış İbrahim’in inanç sistemi sağlam dine yöneltti. İbrahim, asla Allah’a ortak koşanlardan olmadı. Salâtım-vahyi tebliğdeki çabam, bağlı olduğum ilkem, hayatım ve ölümüm âlemlerin-evrenlerin Rabbi, sahibi Allah içindir. Allah’ın hiçbir ortağı ve benzeri yoktur. Ben, sadece bu tevhit ile emrolundum ve ben herkesten önce teslim olurum.”

(Saffat,37)”Sizin ‘deli şair’ dediğiniz Muhammed, size hakkı-Kur’an’ı getirmiş ve daha önce gelen elçileri de doğrulamıştır.”

(Lokman,23)”Ey Muhammed! Gerçekleri örtbas edenin küfrü-ortak koşucu inkârcıların yalanlamaları seni üzmesin.”

(Sebe,28)”Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat onların çoğu bunu bile bilmiyorlar.”

(Sebe,46,47)”Ey Muhammed! De ki, ‘Sizin arkadaşınızda-Muhammed’de delilikten bir eser yoktur. O, sadece şiddetli-çetin bir ceza öncesinde sizi uyaran bir elçidir.
Ben bu tebliğe karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak Allah’tandır.’ Allah, her şeye şahittir.”

(Sebe,50)”De ki, ‘Ben saparsam kendi kusurumdandır, doğru yola girmişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği Kur’an sayesindedir.’ ”

(Zümer,2)”Ey Muhammed! Hiç kuşkun olmasın ki Biz bu Kur’an’ı sana hak-gerçek olarak indirdik, sen dini sadece Allah’a özgüleyerek-has kılarak Allah’a kulluk et!”

(Zümer,19)”Ey Muhammed! Cezası kesinleşmiş ve ateşe atılmış olanı sen mi kurtaracaksın?”

(Zümer,41)”Ey Muhammed! Biz sana bu Kur’an’ı, insanlara insanlara duyurasın diye-hak ve hakikati göstermek amacıyla, gerçek olarak indirdik. Kim bu Kur’an’ı rehber edinirse bu kendi lehinedir. Kim de saparsa kendi aleyhinedir. Sen onların vekili-savunucusu değilsin.”

(Zümer,64-66)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ey cahiller topluluğu siz benim Allah’tan başkasına kulluk etmeye mi teşvik ediyorsunuz?’ And olsun! Sana ve senden öncekilere şöyle vahyedilmiştir, ‘Eğer Allah’a ortak edinip şirk koşarsan tüm yaptıkların boşa gider ve kesinlikle kaybedenlerden olursun.’ Öyleyse, yalnızca Allah’a kul ol ve şükret!”

(Mü’min,55)”Sen, ortak koşucuların inkârlarına karşı azimle mücadelene devam et-sabret. Unutma ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir.”

(Mü’min,78)”Ey Muhammed! Senden önce de birçok elçiler gönderdik. Onlardan bazılarının kıssalarını-mücadelelerini sana anlattık bazılarını ise anlatmadık. Şunu bil ki hiçbir elçi Allah’ın izni olmadan, kendiliğinden bir ayet-mucize getiremez.”

(Fussilet,6)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ben de sizin gibi bir beşer-insanım. Ancak bana, ilahınızın-tanrınızın tek bir ilah-tanrı olduğu vahyediliyor.”

(Fussilet,34)”İyilik ile kötülük bir olmaz, sen kötülüğe, en güzel-iyi şekilde karşılık ver, bak gör o zaman seninle aranda düşmanlık olan kişi samimi, yakın bir dost oluvermiş.”

(Fussilet,36)”Eğer şeytan tabiatlı kimseler senin sabrını zorlarlar ve seni kötü düşünce ve davranışa sevk ederlerse hemen Allah’a sığın.”

(Fussilet,43)”Ey Muhammed! Sana yapılan bu ithamlar senden önceki elçilere yapılan ithamlardan hiç de farklı değildir. Unutma ki senin Rabbin sonsuz bir mağfiret sahibidir ama aynı zamanda hak edene acı azap verendir.”

(Şura,3)”Ey Muhammed! Her işinde mükemmel ve her hükmü doğru olan Allah senden öncekilere vahyettiği gerçekleri sana da aynen vahyediyor.”

(Şura,6,7)”Allah ile aralarına birilerini evliya koyanlar-Allah’tan başkasını veliler edinen ortak koşucuları, bizzat Allah gözetim altında tutmaktadır. Sen onların vekili, gözetleyicisi değilsin. Biz, sana Kur’an’ı Arapça olarak vahyettik ki ana kent ve civarındaki şehir halklarını, gelmesinde hiç şüphe olmayan o toplanma gününe karşı ikaz etmen-uyarman için.”

(Şura,13)”Ey Muhammed! Daha önce Nuh’a, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya öğütlediğimiz dinin aynısını, şimdi de sana vahyediyoruz. Onu, sizin için ilke haline şöyle getirdik, ‘Allah’ın dinini dosdoğru ikâme edin-uygulayın, rivayetler uydurarak onda grup grup ayrılmayın.’ Ortak koşan-müşriklere ağır gelen bu ilke, senin davet ettiğin tevhit inancıdır.”

(Şura,15)”Ey Muhammed! Sen bıkıp usanmadan tevhide davet-çağrına devam et ve kendin o ilkeyi-dini dosdoğru uygula! Ortak koşanların arzularına uyma ve de ki, Ben Allah’ın bana indirdiği kitabı tebliğ etmem ve aranızda adaletle davranmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz-sahibimiz, sizin de Rabbiniz-sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize ait, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Aramızda kavga ve tartışmaya gerek yok. Nasıl olsa Allah, hepimizi bir araya getirecektir. Çünkü dönüş yalnızca Allah’adır.”

(Şura,23)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ben bu tebliğ vazifesine karşılık sizden bir ücret istemiyorum.”

(Şura,48)”Ey Muhammed! Yüz çevirirlerse, bil ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece mesajı apaçık tebliğ etmektir-duyurmaktır.”

(Şura,52)”Ey Muhammed! İşte böylece sana da emrimizden bir ruh-Kur’an vahyettik. Sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin.”

(Zuhruf,40,43,44)”Ey Muhammed! Kulaklarını gerçeğe kapatmış sağıra, sen mi işittireceksin, yahut gözünü gerçeğe kapatmış görmezi ya da büsbütün yoldan sapmış olanı sen mi yola getireceksin? Sen, sana vahyolunan Kur’an’a sımsıkı sarıl! Çünkü sen bu Kur’an sayesinde dosdoğru yoldasın. Kuşkusuz bu Kur’an sana ve kavmine-insanlara bir öğüttür; Kur’an’dan sorumlu tutulacaksınız-sorgulanacaksınız.”

(Zuhruf,45)”Ey Muhammed! Senden önce elçiler gönderdiğimiz toplumlara sor bakalım, Rahman ile aralarına koyacakları bir takım varlıklara ilahlık yakıştırıp kulluk edilmesini söylemiş miyiz?”

(Câsiye,6)”Ey Muhammed! İşte bunlar, sana hak olarak indirdiğimiz Allah’ın ayetleridir. Ortak koşucular, Allah’tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?”

(Câsiye,18)”Ey Muhammed! Sana din ve dünya işleriyle ilgili konularda bir yol-yöntem-şeriat gösterdik; sen o yönteme uygun hareket etmelisin. Sakın bilgiden yoksun-hak ve hukuk bilmeyenlerin yoluna uyma!”

(Ahkaf,8)”Yoksa, ‘Bu Kur’an’ı kendisi uydurdu’ mu diyorlar? Ey Muhammed! De ki, Eğer onu ben kendiliğimden uydurmuş olsaydım o zaman hiç biriniz beni Allah’ın azabından kurtaramazdınız. Sizin bu Vahiy-Kur’an ayetleri hakkında söylediğiniz iftiraları, en iyi bilen Allah’tır. Benimle sizin aranızda şahit-tanık olarak Allah yeter.”

(Ahkaf,9)”De ki, ‘Ben, elçilerin ilki değilim, benden önce de birçok elçiler geldi. Gelecekte beni ve sizi nelerin beklediğini de bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyedilen Kur’an’a uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.’ ”

(Ahkaf,35)”Ey Muhammed! Sen de kararlılık ve direnç sahibi elçilerin direndiği gibi zorluklara göğüs ger ve inkârcılar için de acele etme!”

(Zâriyat,50,51)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ey halkım-insanlar! Allah’a koşun-sığının, ben, Allah tarafından size gönderilmiş apaçık uyarıcıyım.
Sakın Allah ile beraber kimseye ilahlık yakıştırmayın-başka ilahlar edinmeyin. Ben, Allah tarafından görevlendirilmiş bir uyarıcıyım!’ ”

(Zariyat,54,55)”Ey Muhammed! Artık o fanatik inkârcılara boş ver. Bu yüzden sen kınanacak değilsin. Sen öğüt vermeye devam et! Çünkü öğüt; inananlara fayda-yarar sağlar.”

(Gâşiye,21,22)”Ey Muhammed! Sen öğüt verip uyarmaya devam et! Zira sen ancak uyarmakla mükellefsin.
Yoksa sen onlara zorla kabul ettirecek bir zorba değilsin.”

(Kehf,6)”Ey Muhammed! Şimdi sen, ortak koşucular bu Hadis’e-Kur’an’a inanmıyorlar-inanmadılar diye, arkalarından kendini sorumlu tutarak, neredeyse üzülüp kendini perişan edeceksin.”

(Kehf,27,28)”Ey Muhammed! Rabbin Kur’an’da ne vahyetmiş-bildirmiş ise, sen ona bak! Rabbinin kelimelerini değiştirebilecek bir güç yoktur, O’ndan başka bir sığınak bulman da mümkün değildir. Sen, Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona yalvaranlarla birlikte ol! Dünya hayatının çekiciliğine aldanıp onlardan yüz çevirme. Hevasının peşinden gittiği için işi gücü aşırılık olan bundan dolayı kalbini zikrimiz Kur’an’dan gafil bırakan kodamanların arzularına uyma.”

(Kehf,57)”Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında, ondan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Dolayısıyla sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla doğru yola gelmezler.”

(Kehf,110)”Ey Muhammed! De ki, ‘Şüphesiz ben de sizin gibi bir insan-beşerim; yalnızca bana sizin İlahınızın-Tanrınızın tek bir İlah-Tanrı olduğu vahyedildi.’ ”

(Nahl,35-37)”Elçilerin Vahyi apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka ne görevi var? Yemin olsun biz, her topluma ‘Yalnızca Allah’a kulluk edin ve Allah’a ortak koşmaktan sakının’ diyen bir elçi gönderdik. Ey Muhammed! Sen, onların doğru yola girmelerini ne kadar çok istersen-ne kadar uğraşsan da; Allah sapıklığı tercih edeni doğru yola yöneltmez.”

(Nahl,43)”Ey Muhammed! Senden önce kendilerine vahyederek elçi olarak gönderdiklerimiz de senin gibi adamlardan başkası değildi.”

(Nahl,64)”Biz sana bu Kur’an’ı, hakkında anlaşmazlığa düştükleri konuların çözümünü onlara beyan etmen ve inanan toplumlara rehber ve rahmet olsun diye indirdik.”

(Nahl,82)”Ey Muhammed! Ortak koşucular, bütün gerçeklere rağmen yine de yüz çevirecek olurlarsa, unutma ki sana düşen yalnızca-sadece apaçık tebliğdir.”

(Nahl,98)”Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”
*(Tüm önyargılardan uzaklaşıp, tertemiz zihinle KUR’AN’ı oku!)

(Nahl,123)”Ey Muhammed! Sana da ‘Her türlü şirkten arınmış olan İbrahim’in inanç sistemine uy!’ diye vahyettik. İbrahim, asla Allah’a ortak koşucu olmadı.”

(Nahl,125,127)”Ey Muhammed! Sen hikmetle ve güzel öğüt Kur’an ile Rabbinin yoluna çağır. Ortak koşucularla en güzel bir metotla-yöntemle mücadele et!
Ve sen, sana yapılanlara karşı-güçlüklere göğsünü siper et! Senin güçlüklere karşı mücadele edip, göğüs germen de ancak Allah’ın yardımıyladır-sabır-direnme gücü veren Allah’tır. Ve ortak koşucuların sana yaptıklarından dolayı da sakın üzülme, çevirdikleri entrika-tuzaklarından dolayı için daralmasın-endişelenme.”

(İbrahim,1)”Ey Muhammed! Sana indirdiğimiz Kur’an, insanları Rabblerinin izniyle insanları karanlıklardan-bağnazlık ve cehaletin taassubundan kurtarıp bilimin aydınlığına çıkarmak, çok güçlü ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletmek içindir.”

(Enbiya,7)”Senden önce de, kendilerine Vahiy vererek elçilikle görevlendirdiğimiz kişiler ancak senin gibi birer insandılar.”

(Enbiya,45)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ben sizi sadece Vahiy-Kur’an ile uyarıyorum.”

(Enbiya,107)”Ey Muhammed, Biz seni tüm insanların iyiliği için-bütün toplumlara rahmet olarak gönderdik.”

(Mü’minun,70,72,73)”Yoksa elçinin deli olduğuna mı karar verdiler. Halbuki elçi, onlara gerçeği-hakkı getirdi. Fakat onların çoğu bu haktan-Kur’an’dan hoşlanmıyorlar.
Yoksa sen, onlardan herhangi bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin vereceği ücret bütün dünyalıklardan üstündür. Kuşku yok ki sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.”

(Mü’minun,96)”Sen, kötülüğe en güzel şekilde-iyilikle karşılık ver, zira biz onların neler saçmaladıklarını çok iyi bilmekteyiz.”

(Tûr,48)”Ey Muhammed! Rabbinin sana yüklediği görevin zorluklarına sabret-mücadelene devam et! Hiç şüphen olmasın ki sen bizim himayemizdesin.”

(Hakka,44-47)”Eğer Peygamber bir takım sözler uydurup bize isnat edecek olsaydı-kendi sözlerini Allah’ın Kur’an’ıyla eş tutmuş olsaydı, Biz peygamberi kıskıvrak yakalar. Sonra da onun can damarını keserdik. Ve sizden hiç kimse de buna engel olamazdı.”

(Rum,47)”Yemin olsun! Biz senden önce de, kendi toplumlarına elçileri apaçık kanıtlarla gönderdik.”

(Rum,52,53)”Ey Muhammed! Sen bu mesajı ölülere duyuramazsın, kulaklarını tıkayıp, arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını işittiremezsin. Sen gerçekleri görmek istemeyeni de sapıklıktan kurtarıp doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin ki onlar hemen Allah’a teslim olurlar.”

(Rum,60)”Ey Muhammed! Sen her şeye rağmen mücadelene devam et. Allah’ın sözü gerçektir. Yürekten inanmayanlar sakın seni kötü düşünce ve davranışa-gevşekliğe sürüklemesin.”

(Ankebut,18)”Biliniz ki elçinin görevi sadece, Allah’ın ayetlerini-ilahi mesajı açıkça tebliğ etmektir.”

(Ankebut,45)”Ey Muhammed! Sana vahyolunan Kur’an’ı oku-iyice kavra.”

(Ankebut,47)”Biz bu Kur’an’ı sana diğer kitapları da kapsayan bir mesaj olarak indirdik.”

(Ankebut,51)”Kur’an’ı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi?”

(Bakara,99)”Andolsun biz, sana apaçık ayetler indirdik.”

(Bakara,119)”Ey Peygamber! Biz seni hak-Kur’an ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.”

(Bakara,120)”Ey Peygamber! Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların inanç sistemine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. De ki, ‘Allah’ın gösterdiği yol, işte gerçek doğru yol budur-dosdoğru yasa Allah’ın yasasıdır.’ Sana gelen bilgiden sonra, onların arzularına uyarsan, Allah’a karşı seni savunacak-koruyacak ne dost ne de yardımcı-destekçi bulamazsın.”

(Bakara,147)”Ey Peygamber! Hak-Gerçek, Rabbinden gelen Kur’an’dır. Sakın şüpheye düşenlerden-kuşkulanan olma!”

(Bakara,151)”Size ayetlerimi okuyan, sizleri ortak koşucu düşüncelerden temizleyecek kitap ve hikmeti öğreten, bilmediklerinizi bildirecek bir elçiyi aranızdan seçip gönderdik.”

(Bakara,252)”Ey Muhammed! Bunlar, sana olayların gerçek yüzünü aktardığımız Allah’ın ayetleridir. Elbette ki sen gönderilmiş elçilerden birisin.”

(Bakara,272)”Ey Peygamber! İnsanları doğru yola getirmek senin görevin değildir-sana düşmez.”

(Enfâl,30)”Ey Peygamber! Hani bir zaman, ortak koşucu Araplar seni hapsetmek yahut öldürmek veya sürgün etmek için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlardı ama Allah da o tuzakları bozuyordu.”

(Enfâl,63)”Sen, yeryüzünde olan bütün serveti harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın, Allah, onların kalplerini kaynaştırdı.”

(Âli İmran,20)”Ey Peygamber! Seninle tartışırlarsa, ‘Ben ve beni izleyenler varlığımızı Allah’a teslim ettik,’ de. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki, ‘Siz de teslim oldunuz mu?’ Teslim olurlarsa, doğruyu bulurlar. Yüz çevirirlerse, tartışmayı uzatma, senin görevin yalnızca tebliğdir. Allah kullarını zaten görmektedir.”

(Âli İmran,79)”Allah’ın kendisine kitap hikmet ve nebilik verdiği hiçbir beşer-insan kalkıp, ‘Allah’ın yanısıra bana da kulluk edin’ diye, insanları kendisine bağlamaya çalışmaz. Tam tersi, ‘Kitabı okuyup, incelediğinize göre, Allah’tan başkasını Rabler edinmeyin. Yalnızca Allah’ın kulları olun,’ der.”

(Âli İmran,128)”Ey Peygamber! Sen, onların akıbeti hakkında hüküm verme yetkisinde değilsin!”

(Âli İmran,144)”Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Eğer Muhammed ölür veya öldürülürse, dininizden vazgeçip, eski durumunuza mı döneceksiniz?”

(Âli İmran,159)”Ey Peygamber! Sen, Allah’ın sana lütfettiği şefkat ve merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve kırıcı-otoriter davranmış olsaydın, elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Ve yönetim işinde onlarla istişare et-onlara da danış, karar verdiğinde de yalnızca Allah’a güven.”

(Âli İmran,164)”Andolsun! Allah, inananlara, ayetlerini-buyruklarını okuyan-bildiren, onları ortak koşmaktan alıkoyan-şirk ve küfür pisliklerinden arındıran Kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermekle büyük iyilikte bulundu, oysa onlar bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler.”

(Âli İmran,179)”Gaybı bildirmek için Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Allah’a ve Allah’ın buyruklarını tebliğ eden-bildiren elçilerine inanın.

(Âli İmran,184)”Ey Muhammed! Seni yalancılıkla suçluyorlarsa, senden önce de apaçık deliller, hikmet yüklü sahifeler ve aydınlatıcı Vahyi getiren elçiler de yalancılıkla suçlanmıştı.”

(Ahzab,1,2,3)”Ey Nebi Allah’a saygılı ol-karşı gelmekten sakın, gerçekleri örtbas eden kâfirlerin ve inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkların isteklerine uyma! Sen,
sadece Rabbinden sana vahyedilen Kur’an’a uy-sana bildirileni uygula! Ve yalnızca Allah’a dayanıp güven. Vekil olarak Allah yeter.”

(Ahzab,40)”Muhammed sizin adamlarınızdan hiçbirisinin babası değildir. O, Allah’ın elçisi ve nebilerin sonuncusudur.”

(Ahzab,45,46)”Ey Nebi! Biz seni hak ve hakikatin şahidi bir örnek, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, Allah’ın izniyle Allah’a çağıran bir davetçi ve etrafını Vahiyle aydınlatıcı olarak gönderdik!”

(Ahzab,48)”Sakın ortak koşucu kâfirlere ve inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklara uyma-boyun eğme, eziyetlerine aldırma! Sen sadece Allah’a dayan ve güven; koruyucu otorite olarak Allah yeter.”

(Ahzab,56)”Allah ve melekleri nebiye-peygambere yardımcı olmakta-destek vermektedirler. Ey inananlar! Siz de peygambere destek-yardımcı olun, gereksiz davranışlarınızla onu incitmeyin, ona gereken saygı ve itaati gösterin-her türlü şaibe ve çirkin yakıştırmalardan uzak tutun.”

(Nisa,59)”Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajını tebliğ eden-buyruklarını bildiren elçisine uyun; sizden ehil ve adil olan yöneticiye de uyun. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz ve gerçekten Allah’a ve ahiret gününe bilinçli inanıyorsanız, çözüm için Allah’a ve elçisine (Allah’ın elçisi ile tebliğ ettiği Kur’an’a) başvurun. Bu sizin için daha iyi ve en güzel çözüm yoludur.”
*(Peygambere, yöneticiye itaat; tarihsel, elçi sağ ve yaşarken!)

(Nisa,63)”İkiyüzlülere aldırma-itibar etme, onları aydınlat-öğüt ver ve onlara açık ve etkileyici söz söyle.”

(Nisa,79)”Sana iyilik olarak gelen Allah’tandır. Kötülük olarak gelen kendi yaptığın yanlışlardandır. Biz, seni tüm insanlara elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.”

(Nisa,80)”Kim Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine uyarsa, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de elçinin bildirdiklerine uymazsa bilsin ki; biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik.”
*(Peygambere itaat; yaşarken!)

(Nisa,81)”Ey Peygamber! Seni dinleyenler yüzüne karşı, ‘Tamam, söylediklerine inanıyoruz’, derler. Ama yanından ayrılınca da onlardan bir grup, söylediklerinin tam tersini yaparlar. Allah, onların gece boyunca yaptıkları planları kaydediyor. İkiyüzlülere aldırma-yüz çevir; sen Allah’a güven-dayan. Destekleyici-vekil olarak Allah yeter.”

(Nisa,105,107)”Ey Peygamber! Biz sana, gerçeği içeren bu Kur’an’ı insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hüküm-karar veresin diye indirdik. Hak’kı gözet ve sakın hainlerden yana olma! Sakın, kendilerine ihanet edenleri savunup durma.”

(Nisa,153)”Ey Peygamber! Kitap sahipleri, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve ‘Bize Allah’ı apaçık göster’, demişlerdi. Bu zalimlikleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı.”

(Nisa,164)”Elçilerden bir kısmını, sana daha önce anlattık; bir kısmını da anlatmadık.”

(Hadid,8)”Elçi sizi Rabbinize inanıp güvenmeniz için çağırdığı halde, niçin hâlâ Allah’a inanmıyorsunuz? Oysa Rabbiniz daha önce sizden misak-kesin söz almıştı.”

(Muhammed,33)”Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçiye uyun ve yaptıklarınızın işe yaramaz hale gelmesine-işlerin boşa gitmesine sebep olmayın.”
*(İtaat, sadece Allah’a, KUR’AN’a!)

(Ra’d,7)”Ortak koşucular, ‘Eğer Muhammed, peygamber ise, ona Rabbinden bir mucize indirilseydi’, diyorlar. Senin görevin mucize getirmek değil, senin asıl görevin, uyarmaktan ibarettir.”

(Ra’d,19)”Ey Muhammed! Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın hak olduğunu kavrayan kimse ile bu hakikate karşı kör kesilen-inkâr eden bir olur mu?”

(Ra’d,36)”Kendilerine kitap verdiklerimizden bazı kimseler, sana indirilen Kur’an’la sevinirler Fakat hizipçilik yapan bazı gruplar ise, Kur’an’ın bir kısmına inanmazlar.”

(Ra’d,37)”Sen, sana Vahiy geldikten sonra onların uyduruk inançlarına uyarsan, Allah’a karşı ne bir veli-dost ne de bir koruyucun olamaz.”

(Ra’d,40)”Ey Muhammed! Biz, ortak koşucular için söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz yahut da göstermeden seni vefat ettiririz. O bizim takdirimizdir. Senin görevin sadece, Allah’ın sana bildirdiklerini eksiksiz tebliğ etmektir. Hesaba görme işi yalnızca Allah’a aittir”.

(Ra’d,43)”Ey Muhammed! ‘Sen, gönderilmiş bir elçi değilsin’, diyorlar. De ki, ‘Benimle sizin aramızda şahit olarak Allah yeter, bir de bu Kur’an-mesajın bilgisine sahip olanların tanıklığı.’ ”

(İnsan,24,25)”Rabbinin sana yüklediği görevin zorluklarına göğüs gererek sabret-dirençli ol, sakın ortak koşuculardan hiçbir günahkâra veya küfre dalan inkârcıya boyun eğme! Sabah akşam Rabbinin adını yücelterek anmaya devam et!”

(Beyyine,1,2)”Kitap halkından ve müşriklerden bu Vahye inanmak istemeyen kâfirler, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri Kur’an gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Yani, Allah’tan kendilerine gelen tertemiz sahifeleri okuyan bir elçi.”

(Nur,54)”Ey Muhammed! Allah’a itaat edin, mesajlarını tebliğ eden elçiye uyun. Eğer kabul etmezseniz bilin ki o kendi görevinden sorumludur, siz de yüklendiğiniz görevden sorumlusunuz. Eğer elçinin bildirdiklerine uyarsanız, doğruyu bulursunuz. Elçinin tek görevi, ilahi mesajı apaçık bir şekilde tebliğ etmekten ibarettir.”

(Hac,49)”Ey Muhammed! De ki, ‘Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.’ ”

(Cuma,2)”O Allah ki ümmi-vahiy kültürüne sahip olmayan ve apaçık bir sapkınlık içinde bulunan bir topluma kendi içlerinden Allah’ın ayetlerini ileten, onları şirkten arındıran Kur’an’ı ve bu kitabın anlaşılması ve hayata taşınmasını öğreten elçi gönderdi.”

(Fetih,1)”Ey Muhammed! Hiç şüphen olmasın ki Biz sana, tüm insanlığı cehaletten kurtarmak için, apaçık bir medeniyet ufku açtık.”

(Fetih,8)”Ey Muhammed! Hiç şüphe yok ki Biz seni bir şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik.”

(Mâide,48)”Ey Muhammed Peygamber! Sana, daha önceki kitapları-vahiyleri doğrulayan, o kitapların yerine geçen Kur’an’ı, gerçekleri kapsayıcı olarak indirdik.”

(Mâide,49)”Ey Peygamber! Sana gelip hakem olmanı isteyen kitap sahipleri için de, Allah’ın indirdiği Kur’an ile karar ver. Kitap sahiplerinin keyfine-yalan beyanlarına göre karar verme. Kur’an’ın-Allah’ın sana indirdiklerinin bir kısmından sakın seni şaşırtmasınlar-yanıltmasınlar.”

(Mâide,67)”Ey Elçi! Rabbinden sana indirilen Kur’an’ı duyur-aynen beyan et! Bunu yapmazsan, Allah’ın sana verdiği tebliğ-iletme elçilik görevini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır.”

(Mâide,92)”Allah’a itaat edin, Allah’ın buyruklarını tebliğ eden elçiyi dinleyin, dikkatli olun. Biliniz ki elimizin görevi, sadece açıkça tebliğ etmektir-size duyurmaktır.”

(Mâide,99)”Elçinin görevi sadece apaçık tebliğdir-duyurmaktır.”

(Tevbe,55)”İkiyüzlülerin mallarının ve çocuklarının çokluğu seni imrendirmesin-etkilemesin.”

(Tevbe,61)”Allah’ın elçisini incitenler için çok acı bir azap vardır.”

(Tevbe,85)”Ey Peygamber! İkiyüzlülerin servetleri ve çocukları seni etkilemesin-imrendirmesin.”

(Tevbe,128)”And olsun, size içinizden bir elçi-peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, müminlere karşı çok şefkatlidir. Merhametlidir.”

(Tevbe,129)”Ey Muhammed! İnkârlarına devam ederlerse de ki, ‘Allah bana yeter. Allah’tan başka ilah yoktur. Ben sadece Allah’a güvenip dayanırım, Allah yüce arşın Rabbi-mutlak hükümranlık makamının sahibidir.’ ”

KUR’AN Türkçe çeviri kaynaklar:
kuranmeali.com-Mustafa Çavdar
Mustafa Sağ

*Döneminin şartları içinde ‘tarihsel’; tarihi araştırmalar, veriler ışığında değerlendirilmesi gereken Peygamberin eşleri? kölesi? gibi, ilgili ayetler sıralama içinde yok!??
Sebebi;
(Kehf,54)”Yemin olsun! Kur’an’da insanlar için, her şeyi ayrı ayrı örnek vererek açıkladık. Fakat insanların çoğunun tek yaptığı tartışmak-insan tartışmaya çok düşkündür.”(!??)

Exit mobile version