Nova Kakhovka Barajı’nın Tahribi ve Wagner İsyanı

Rusya’nın 2014’de ilhak ettiği Kırım’da yaşayanlar dahil 700 bin kişinin içme suyu kaynağı Kakhovka barajını kimin vurduğuna kilitlenmiştik. Bu baraj Zaporijya nükleer santralinin suyunu, bölgenin elektrik ihtiyacını karşılamaktaydı. Hem Ukrayna hem de Kırım yanında Rusya’nın kontrol altına almaya çalıştığı bölgeler için son dereci hayati idi. Barajın yıkılmasıyla sular yerleşim yerlerini, tarlaları istila etmiş, şehirler, kasabalar balçık yığınına dönmüş, insanlar hayatını kaybetmiştir. Rusya ve Ukrayna barajın vurulmasında birbirini suçlamıştır. Geçen süre zarfında konu, küresel medya tarafından halı altına süpürülmüştür. Halbuki bölgeye yönelik radar kayıtları faili kolayca tespit edebilirdi. Küresel medya basit bir olayı kabarttıkça kabartıp bir yerlere sürüklerken milyonlarca insanı ilgilendiren barajın yıkılmasının “kim vurduya gitmesi” son derece önemlidir. Baltık’taki Rusya-Almanya doğalgaz hattının vurulması da önce Rusya’ya yüklenmişti, sonra Ukrayna’ya. Nihayet Beyaz Saray’dan “kim vurduysa vurdu, fakat iyi oldu” açıklaması gelmişti. Çünkü artık Avrupa, Rusya’dan aldığı doğalgaz yerine LNG tesisleri kurarak ABD’den ihtiyacını karşılamaktadır. Trump’ın her seferinde Merkel’e “hâlâ niçin Rusya’dan doğalgaz alırsınız” sitemi, 2022’de başlayan savaş ile meyvelerini vermiştir. Esasen “kim vurduya gitmek” başta Suriye olmak üzere ipin ucunun kaçtığı benzer çatışmalarda sıkça görülen bir olaydır. Bununla beraber bu dev saldırının faili üzerinde durulmuyor, unutturulmaya çalışılıyorsa arkasında dev bir güç var demektir. Bu güç İngiltere’yi, Beyaz Saray’ı aşabilir, onları da kullanabilen küresel sermaye olabilir. Bölgedeki savaşın bitmesini istemeyen küresel güçlerce Wagner’e de ihale edilmiş olabilir. - z ukraynada nova kakhovanin yikilmasi 230611213934 01 nova kakhovka gallery update 0611

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

Nova Kakhovka Barajı’nın Tahribi ve Wagner İsyanı

Rusya’nın 2014’de ilhak ettiği Kırım’da yaşayanlar dahil 700 bin kişinin içme suyu kaynağı Kakhovka barajını kimin vurduğuna kilitlenmiştik. Bu baraj Zaporijya nükleer santralinin suyunu, bölgenin elektrik ihtiyacını karşılamaktaydı. Hem Ukrayna hem de Kırım yanında Rusya’nın kontrol altına almaya çalıştığı bölgeler için son dereci hayati idi. Barajın yıkılmasıyla sular yerleşim yerlerini, tarlaları istila etmiş, şehirler, kasabalar balçık yığınına dönmüş, insanlar hayatını kaybetmiştir. Rusya ve Ukrayna barajın vurulmasında birbirini suçlamıştır. Geçen süre zarfında konu, küresel medya tarafından halı altına süpürülmüştür. Halbuki bölgeye yönelik radar kayıtları faili kolayca tespit edebilirdi.

Rusya’nın 2014’de ilhak ettiği Kırım’da yaşayanlar dahil 700 bin kişinin içme suyu kaynağı Kakhovka barajını kimin vurduğuna kilitlenmiştik. Bu baraj Zaporijya nükleer santralinin suyunu, bölgenin elektrik ihtiyacını karşılamaktaydı. Hem Ukrayna hem de Kırım yanında Rusya’nın kontrol altına almaya çalıştığı bölgeler için son dereci hayati idi. Barajın yıkılmasıyla sular yerleşim yerlerini, tarlaları istila etmiş, şehirler, kasabalar balçık yığınına dönmüş, insanlar hayatını kaybetmiştir. Rusya ve Ukrayna barajın vurulmasında birbirini suçlamıştır. Geçen süre zarfında konu, küresel medya tarafından halı altına süpürülmüştür. Halbuki bölgeye yönelik radar kayıtları faili kolayca tespit edebilirdi. Küresel medya basit bir olayı kabarttıkça kabartıp bir yerlere sürüklerken milyonlarca insanı ilgilendiren barajın yıkılmasının “kim vurduya gitmesi” son derece önemlidir. Baltık’taki Rusya-Almanya doğalgaz hattının vurulması da önce Rusya’ya yüklenmişti, sonra Ukrayna’ya. Nihayet Beyaz Saray’dan “kim vurduysa vurdu, fakat iyi oldu” açıklaması gelmişti. Çünkü artık Avrupa, Rusya’dan aldığı doğalgaz yerine LNG tesisleri kurarak ABD’den ihtiyacını karşılamaktadır. Trump’ın her seferinde Merkel’e “hâlâ niçin Rusya’dan doğalgaz alırsınız” sitemi, 2022’de başlayan savaş ile meyvelerini vermiştir. Esasen “kim vurduya gitmek” başta Suriye olmak üzere ipin ucunun kaçtığı benzer çatışmalarda sıkça görülen bir olaydır. Bununla beraber bu dev saldırının faili üzerinde durulmuyor, unutturulmaya çalışılıyorsa arkasında dev bir güç var demektir. Bu güç İngiltere’yi, Beyaz Saray’ı aşabilir, onları da kullanabilen küresel sermaye olabilir. Bölgedeki savaşın bitmesini istemeyen küresel güçlerce Wagner’e de ihale edilmiş olabilir. - image 4

Küresel medya basit bir olayı kabarttıkça kabartıp bir yerlere sürüklerken milyonlarca insanı ilgilendiren barajın yıkılmasının “kim vurduya gitmesi” son derece önemlidir. Baltık’taki Rusya-Almanya doğalgaz hattının vurulması da önce Rusya’ya yüklenmişti, sonra Ukrayna’ya. Nihayet Beyaz Saray’dan “kim vurduysa vurdu, fakat iyi oldu” açıklaması gelmişti. Çünkü artık Avrupa, Rusya’dan aldığı doğalgaz yerine LNG tesisleri kurarak ABD’den ihtiyacını karşılamaktadır. Trump’ın her seferinde Merkel’e “hâlâ niçin Rusya’dan doğalgaz alırsınız” sitemi, 2022’de başlayan savaş ile meyvelerini vermiştir. Esasen “kim vurduya gitmek” başta Suriye olmak üzere ipin ucunun kaçtığı benzer çatışmalarda sıkça görülen bir olaydır. Bununla beraber bu dev saldırının faili üzerinde durulmuyor, unutturulmaya çalışılıyorsa arkasında dev bir güç var demektir. Bu güç İngiltere’yi, Beyaz Saray’ı aşabilir, onları da kullanabilen küresel sermaye olabilir. Bölgedeki savaşın bitmesini istemeyen küresel güçlerce Wagner’e de ihale edilmiş olabilir.

Varşova Paktı dağıldıktan sonra Putin, Leningrad’dan ilk ismine dönen St.Petersburg (önceki ismi Petrograd) belediye başkan yardımcısı oldu. Sovyet döneminde Doğu Almanya’nın başkenti Berlin’in KGB şefliği sona erince doğduğu şehirde bu görev nasip oldu. Sosisli tost işine girmiş olan Prigojin ile tanıştı. Prigojin evlerden çanak çömlek çalmak, sokakta kadınların küpelerini gaspetmek dahil birçok adi hırsızlık suçundan 9 yıl hapis yatmıştı. Putin’le tanıştıktan sonra işini büyüttü. O dönem St.Petersburg’da kirli işlerle lokanta işleri iç içe yürümekteydi. Prigojin’in iş ortakları da kumarhane sahipleriydi.

Okumaya devam et  Pelosi’nin Tayvan Ziyareti, Xi Jinping Döneminin Sonu mu?
Rusya’nın 2014’de ilhak ettiği Kırım’da yaşayanlar dahil 700 bin kişinin içme suyu kaynağı Kakhovka barajını kimin vurduğuna kilitlenmiştik. Bu baraj Zaporijya nükleer santralinin suyunu, bölgenin elektrik ihtiyacını karşılamaktaydı. Hem Ukrayna hem de Kırım yanında Rusya’nın kontrol altına almaya çalıştığı bölgeler için son dereci hayati idi. Barajın yıkılmasıyla sular yerleşim yerlerini, tarlaları istila etmiş, şehirler, kasabalar balçık yığınına dönmüş, insanlar hayatını kaybetmiştir. Rusya ve Ukrayna barajın vurulmasında birbirini suçlamıştır. Geçen süre zarfında konu, küresel medya tarafından halı altına süpürülmüştür. Halbuki bölgeye yönelik radar kayıtları faili kolayca tespit edebilirdi. Küresel medya basit bir olayı kabarttıkça kabartıp bir yerlere sürüklerken milyonlarca insanı ilgilendiren barajın yıkılmasının “kim vurduya gitmesi” son derece önemlidir. Baltık’taki Rusya-Almanya doğalgaz hattının vurulması da önce Rusya’ya yüklenmişti, sonra Ukrayna’ya. Nihayet Beyaz Saray’dan “kim vurduysa vurdu, fakat iyi oldu” açıklaması gelmişti. Çünkü artık Avrupa, Rusya’dan aldığı doğalgaz yerine LNG tesisleri kurarak ABD’den ihtiyacını karşılamaktadır. Trump’ın her seferinde Merkel’e “hâlâ niçin Rusya’dan doğalgaz alırsınız” sitemi, 2022’de başlayan savaş ile meyvelerini vermiştir. Esasen “kim vurduya gitmek” başta Suriye olmak üzere ipin ucunun kaçtığı benzer çatışmalarda sıkça görülen bir olaydır. Bununla beraber bu dev saldırının faili üzerinde durulmuyor, unutturulmaya çalışılıyorsa arkasında dev bir güç var demektir. Bu güç İngiltere’yi, Beyaz Saray’ı aşabilir, onları da kullanabilen küresel sermaye olabilir. Bölgedeki savaşın bitmesini istemeyen küresel güçlerce Wagner’e de ihale edilmiş olabilir. - image 5

Azıcık devlet imkanına sahip olanın köşeyi döndüğü 1990 başlarında Putin sadece maaşıyla geçinmiş, mütevazi bir hayat sürmüş, makamını şahsi çıkarları için kullanmamıştı. Bu özelliklerinden dolayı Yeltsin Moskova’ya getirtmiş, hızla yükseltmiştir. Bir süre sonra Prigojin de Moskova’ya getirtilmiş, yabancı devlet başkanlarının ağırlanması dahil bir numaralı restorant işlerinin sahibi olmuştur. Nihayet Putin, dünyanın en güçlü özel silahlı kuvvetlerinden sayılan Wagner’in kurulmasını Prigojin’e havale etmiştir. Belirtmek gerekir ki Wagner kuruluşundan itibaren Venezuela, Orta Doğu ve Afrika’da Putin açısından iyi işler çıkarmıştır. Ta ki Rusya’nın yanıbaşındaki Ukrayna’da da görevlendirilene kadar. Sâbıkası bu derece kirli birisine en kritik işlerin havale edilmesini, Putin’in istihbarat geçmişiyle açıklayabiliriz.

İsyan sabahına kadar Wagner’in 50.000 civarında askeri olduğu, bunların çoğunu hapishanelerden çıkarılan mahkumların oluşturduğu bilinmektedir. Rusya’nın resmi ordusu, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı bulunmasına rağmen doğrudan Putin’e bağlı böyle bir kuvvetin, Kremlin’de rahatsızlık sebebi olması kaçınılmazdır. Ukrayna’da olduğu gibi iki ordu yan yana çarpışıyorsa sürtüşmeler daha da artar. Nihayet Savunma Bakanı Şoygu’nun önerisiyle bu kuvvetlerin kendisine bağlanması girişimi isyan sürecini tetiklemiştir.

Önemli soru, her işi para olan Prigojin’in arkasında hangi dış güç bulunmaktadır? Belirtmek gerekir ki Çin, Putin sonrası Kremlin yatırımlarına çoktan başladı. Mart ayında Moskova’yı ziyaret eden Cinping’in 12 maddelik Rusya-Ukrayna barış planını Putin’in iki kelimeyle reddetmesini Çin başkanı tatlı dille geçiştirdi. Aynı tatlı dille Bilge Kağan’ı, kendi vezirine zehirletmişti. Bilinenler Şi Cinping’in Kremlin’e Putin’in yakın çevresinden birini hazırladığı. Wagner’in safdışı edilme sürecinde bu ihtimal güçlüdür. Paranın temel etken olduğu bu gücün küresel sermayenin oyuncağı haline gelmesi gayet normaldir. Dolayısıyla Wagner üzerinden Çin-Batı veya küresel sermaye-saraylar çatışması ihtimali de bulunmaktadır. Muhtemelen Çin Şoygu’ya yatırım yaparken, Batı ise Wagner üzerinden Putin’e muhalefet zemini hazırlamkatadır. Küresel sermaye ise her ihtimali de bitmeyecek çatışmalar için fırsat olarak değerlendirmektedir.

Okumaya devam et  Çatışmaların Beklenenden Uzun Sürmesine Dair Rusya ve Ukrayna Mutabakatı!
Rusya’nın 2014’de ilhak ettiği Kırım’da yaşayanlar dahil 700 bin kişinin içme suyu kaynağı Kakhovka barajını kimin vurduğuna kilitlenmiştik. Bu baraj Zaporijya nükleer santralinin suyunu, bölgenin elektrik ihtiyacını karşılamaktaydı. Hem Ukrayna hem de Kırım yanında Rusya’nın kontrol altına almaya çalıştığı bölgeler için son dereci hayati idi. Barajın yıkılmasıyla sular yerleşim yerlerini, tarlaları istila etmiş, şehirler, kasabalar balçık yığınına dönmüş, insanlar hayatını kaybetmiştir. Rusya ve Ukrayna barajın vurulmasında birbirini suçlamıştır. Geçen süre zarfında konu, küresel medya tarafından halı altına süpürülmüştür. Halbuki bölgeye yönelik radar kayıtları faili kolayca tespit edebilirdi. Küresel medya basit bir olayı kabarttıkça kabartıp bir yerlere sürüklerken milyonlarca insanı ilgilendiren barajın yıkılmasının “kim vurduya gitmesi” son derece önemlidir. Baltık’taki Rusya-Almanya doğalgaz hattının vurulması da önce Rusya’ya yüklenmişti, sonra Ukrayna’ya. Nihayet Beyaz Saray’dan “kim vurduysa vurdu, fakat iyi oldu” açıklaması gelmişti. Çünkü artık Avrupa, Rusya’dan aldığı doğalgaz yerine LNG tesisleri kurarak ABD’den ihtiyacını karşılamaktadır. Trump’ın her seferinde Merkel’e “hâlâ niçin Rusya’dan doğalgaz alırsınız” sitemi, 2022’de başlayan savaş ile meyvelerini vermiştir. Esasen “kim vurduya gitmek” başta Suriye olmak üzere ipin ucunun kaçtığı benzer çatışmalarda sıkça görülen bir olaydır. Bununla beraber bu dev saldırının faili üzerinde durulmuyor, unutturulmaya çalışılıyorsa arkasında dev bir güç var demektir. Bu güç İngiltere’yi, Beyaz Saray’ı aşabilir, onları da kullanabilen küresel sermaye olabilir. Bölgedeki savaşın bitmesini istemeyen küresel güçlerce Wagner’e de ihale edilmiş olabilir. - image 6

Rostov’u kontrol altına aldıktan sonra Moskova’ya yönelen Wagner güçleriyle Putin’in Belarus Başkanı Lukoşenko üzerinden anlaşması önemli bir aşamadır. Moskova’ya 200 km kala isyan çetesini yok etmesi için Putin’in elinde yeterli imkan vardı. Ancak çete lideri isyan etse de mensupları Rus çocuklardı. Her ne kadar prestiji sıfıra yaklaşmış olsa da bu davranışı Putin’in ülkesine yaptığı büyük iyiliklerden olarak anılacaktır. Tıpkı cephede savaş devam ederken Suret Hüseynov’un başkana karşı isyana kalkışması üzerine Ebulfez Elçibey’in muhafız kuvvetlerine tek kurşun attırmadan başkanlığı bırakması gibi. Tıpkı muhafız alayı komutanının aldığı istihbarata göre çapulcular sürüsü olarak İstanbul’a yaklaşan Hareket Ordusu’na karşı Sultan II.Abdülhamid’in tek kurşun attırmaması gibi. Yarısını Sırp, Bulgar, Rum ve diğer gayr-i Müslimlerin olduşturduğu hareket ordusu 15.000 civarında iken Sultan’ın hususi eğitimli Hassa ordusu 30.000’den fazla idi. Hassa Ordusu komutanının ısrarına rağmen Hareket Ordusu’na karşı koymasına izin verilmemesi üzerine komutan, Sultan’ın huzurundan “hakkını veremediği” kılıcını zemine saplayarak ayrılmıştır.

Ukrayna’da savaş devam ederken Putin’in Rusların birbirini kırdığı çatışmaların önünü kapatması Kremlin açısından rasyonel karardır. Bununla beraber isyan çetesiyle pazarlık tercihi de prestijini bitirmiştir. Her hâlükârda Wagner’in yönetici kadrosu Belarus’a, Rusya dışına itilmiştir. Elbette bundan sonra tahsisat da bitecektir. Mevcut Wagner mensupları bir şekilde Rus ordusuna katılacaktır. Veya yeninde yapılandırılacak Wagner, Prigojin’den koparılacaktır. Putin’in Kremlin’deki gün sayısını ise küresel siyasetteki dengeler belirleyecektir. Esasen Avrupa ile arasına duvar örülmesi oyununa gelerek Anglo-Amerikan çıkarları açısından Putin, büyük işler başardı. Yahudi kökenli Zelenski ile birlikte yüzbinlerce Yahudi’ye nüfus yapısı krizi gittikçe derinleşen İsrail istikametini gösterdi. Bundan sonraki gelişmelerin temelinde Putin’in küresel sermaye açısından işinin bitip bitmediği sorusu bulunmaktadır. Bitti ise yerine kimin geleceği konusunda mutabakat süreci veya bu süreçte hangisinin etkin olacağı da. Bütün bu rekabet, çatışma, kirli hesaplarda Türkiye nerededir diye merak edilirse merkezin ilk halkasında olduğu kanaatindeyim.

Okumaya devam et  Pelosi’nin Tayvan Ziyareti, Xi Jinping Döneminin Sonu mu?

[email protected]

twitter.com/alaeddinyalcink


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir