Peygambere de itaat nedir?

KUR’AN’da;TEK ‘ALLAH-TANRI’ya İtaat’ şartken;peygambere de ‘itaat’ aslında nedir?! - uzay yildizlar

KUR’AN’da;
TEK ‘ALLAH-TANRI’ya İtaat’ şartken;
peygambere de ‘itaat’ aslında nedir?!

turkishnews.com sitesi yazarlarından sayın Nazım Peker’in:
‘Anlamı çarpıtılan(Nisa,59)’
başlıklı yazısından esinlenerek;
ben de, aynı ayet içinde farklı bir konuyu,
yalan-yanlış bilgilerle şirke kapı açtıran peygambere-resule ‘itaat’ konusunu
KUR’AN ayetleri ile ortaya koymak istedim.

Öncelikle ‘peygamber’ kelimesinin Farsça olduğunu ‘elçi’ kelimesinin de, internette KUR’AN’sal anlam içeriğine sahip olmadığını; KUR’AN’da ki Arapça orjinal ‘resul ve nebî’ kelimelerinin anlamına denk olmadığını bilelim.

Resul ise internette gerçek anlam boyutu ile verilmiş:
Rasul (Arapça: رسول), İslam dininde insanları müjdelemek ve uyarmak için Allah tarafından gönderilen kişilere verilen isimdir. Kelime anlamı olarak: “tasarrufa hakkı olmaksızın, birinin sözünü olduğu gibi bir başkasına bildiren kimse” anlamına gelir.

kuranmeali.com sitesinden Mustafa Çavdar çevirisiyle:
(Nisa,59)”Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajını tebliğ eden elçisine itaat edin ve sizden olan yetki ve otorite sahiplerine de. Eğer, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz ve gerçekten de Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, çözüm için Allah’a ve elçisine (Allah’ın elçisi ile tebliğ ettiği Kuran’a başvurun.) Böylesi hem çok hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.”
( (Âli İmran,31,32,132)
(Nur,52,54)(Enfal,20,24)
(Nisa,13-14,69,80)(Fetih,17)(Muhammed,33)(Ahzab,36)
(Mâide,92)(Hucurat,14) bulabildiğim ‘resule itaat’ içerikli ayetler)

TANRI’ya ortaklık yakıştıranlardan; zalim, gerici, dinci, din satıcı, sömürücü, kara kapkara yobazların en çok suistimal ederek, saptırarak, şirkin-ortaklığın kapısını aralamak için kullandıkları ayetler bunlar!

Biz yine de ayetlerle yol alarak, cevapları yine KUR’AN içinde arayarak, ‘Rasul’ün tanımından yola çıkarak, gerçek anlam boyutuyla ‘resule itaat’ aslında neye işaret ediyor ona bakalım!

(Bakara,285)”Resul, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona/Kuran’a inandı.”

(Tegabün,12)”Allah’a itaat edin, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine de itaat edin. Ama eğer yüz çevirseniz, bilin ki elçimizin görevi ayetlerimizi sadece açık ve net olarak beyan etmek-duyurmaktan ibarettir-apaçık bir tebliğdir.”

İhsan Eliaçık’tan alıntı ile devam edelim:
“KUR’AN; ‘tarihsel’ kişi ve olaylar üzerinden ‘evrensel’ mesajlar veriyor.”

Okumaya devam et  Mahşere Çok Yok…

Her âna, güne, döneme, çağa, zamana, kıyamete kadar söyleyecek sözü olan KUR’AN;
TANRI tarafından KUR’AN’ı tebliğ ile görevli peygamberimize de, içinde yaşadığı topluma da, düne de, bugüne de ve sonraki dönemlere de seslenmektedir.

(Nisa,59). ayete dönersek,
Peygamberimiz sağ, yaşıyor ve görevi sadece KUR’AN’ı tebliğ etmek!
Tarihsel, ders ve ibret dolu, insanlığın en zorlu tebliğ mücadelesinde; resulün desteklenmesi, resule yardımcı olunması, arka çıkılması gerekiyor.
İşte ayeti:

(Ahzab,56)”Allah ve melekleri Peygambere yardımcı olmaktadır-destek veriyor-salât ederler. Ey inananlar! Siz de Peygambere yardımcı olun-destekleyin-arka çıkın-salât edin, gereksiz davranışlarınızla onu incitmeyin, ona gereken saygı ve itaati gösterin.”

(Necm,3-4)”O Peygamber Muhammed keyfine-kendi kişisel arzusuna göre konuşmaz.O parça parça gelen Kur’an ayetlerini Muhammed uydurmadı. Onlar Allah tarafından vahyedilen-bildirilen bir Vahiydir-onun size okudukları Rabbinizin tebliğ etmesi için gönderdiği indirilmiş vahiyden başkası değildir-Kuran kendisine indirilen vahiyden ibarettir.”

Peygamberimizin ölümünden sonraya ve günümüze gelirsek, Peygamberimiz(YOK?!) artık yaşamıyor ki, gidelim ona soralım, ona itaat edelim. Sağken, yaşarken, TANRI ile iletişim halindeyken bu zorunlu idi. Ama artık maalesef ki yaşamıyor ve biz de peygamberimizin yaşadığı dönemde değiliz!!!

O zaman neye itaat edeceğiz?

Elimizde olan;
(Hicr,9)TANRI korumasındaki orjinal metin,
TANRI tarafından yazıya geçirtilmiş,
TANRI tarafından kayıt altına aldırılmış somut, yazılı delil, kanıt, yaşayan, yaşamın içinde olan TEK kaynak;
resulün tebliğ ettiği
TANRI’nın Kitabı KUR’AN’a!

‘Resule itaat’,
resule vahyedilene, resulün tebliğ ettiğine;
‘KUR’AN’a itaatten’ başka bir şey değil!

(Zuhruf,63) ayette de İsa peygambere itaat söz konusu!?
(Zuhruf,63)”İsa, apaçık beyyinelerle-kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi ile geldiği zaman: ‘Ben size hikmeti; yasa-kural-ilkeler getirdim. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin-bana tâbi olun.’ dedi”

Ayette görüldüğü üzere, TANRI tarafından İsa peygambere de itaat isteniyor; demek ki peygamberler yaşarken yani TANRI’dan aldıkları Vahiylerle birlikte Vahyi ileten olmaları sebebiyle ve ilk uygulayan, örneklikleri söz konusu olduğundan peygamberlere itaat edilecek-örnek alınacak.

Okumaya devam et  Kader

(Mümtehine,4)”Ey inananlar! İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için iyi-güzel bir örnek vardır.”

Peygamberler öldüğüne, artık peygamber gelmeyeceğine (Ahzab,40) ve geride sadece peygamberlerin TANRI’dan alıp ilettikleri Vahiyler kaldığına göre;
doğru namına kalan tüm Vahiyleri barındıran son Vahiy,
son ilâhî Kitap KUR’AN olduğuna göre KUR’AN’a itaat şart oluyor!!!!!

(Hicr,9)TANRI korumasında olan Arapça orjinal metin KUR’AN’a;
kendi istediklerini sokuşturamadıklarından,
‘peygambere itaat’ ayetlerini işaret ederek-kullanarak,
şirk kapısını açıyorlar.
‘Peygambere itaati’, peygamberimizin yaşadığı dönemden uzaklaştırıp tüm zamanlara yayarak;
‘peygamber buyuruyor ki’ söylemi ile (buyurma izni varmış gibi) insan doğasına aykırı tüm sapkın isteklerini ‘din bu, ayet böyle, peygamber sünneti-hadisi’ diyerek, peygambere iftira ede ede, kimlerin söylediği bilinmeyen yalan sözleri, yanlış uygulamaları tek doğruymuş gibi dayatıyorlar.

(Câsiye,6)”Kur’an’dan başka hangi hadise inanıyorlar?”

Aşağıda yer alan KUR’AN’da kayıtlı, şirke-peygamber ortaklığına karşı uyaran müthiş ayetlere dönüp bakmıyorlar, duymuyorlar bile çünkü işlerine gelmiyor, çünkü
Tanrı’ya ortak olunmadan(?!),
din satıp saltanat kuramazlar, kendilerine kullar ordusu oluşturamazlar!!!

(Yusuf,40)”Hüküm, ancak Allah’ındır.”

(Kehf,26)”Allah, hükmüne kimseyi ortak etmez.”

(Hadid,9)”Sizi cehaletin karanlığından bilimin aydınlığına çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık ayetler-ilkeler indiren Allah’tır.”

(Hakka,44-45-46)”Eğer Peygamber kendi sözlerini, Allah’ın Kuran’ı ile eş tutmuş-Allah’a atfen bazı sözler uydurmuş-[kendi] sözlerinden bir kısmını bize isnat edecek olsaydı, Biz, Peygamberi kıskıvrak yakalar, sonra onun hayat-can damarını-Vahyi keserdik.”

(En’am,114)”Ey Peygamber! Onlara de ki: “Allah size Kitabı-Kur’an’ı en ayrıntılı bir şekilde-detaylarıyla açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine-sözlerine mi uyayım?”

(Nahl,64)”Biz sana Kuran’ı, anlaşmazlığa düştükleri konuları ortak koşucular için açığa koyasın ve inanıp güvenen toplumlara yol gösterici ve sevgi, merhamet kaynağı olarak indirdik.”

(En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

(En’am,106)”Sen, Rabbinden sana Vahyedilen Kuran’a uy!”

(Kaf,45)”Söz verdiğim kıyamet gününün sorumluluğunu taşıyanlara, sen Kur’an ile öğüt ver.”

(Yunus,15)”Ben sadece bana Vahyedilen Kuran’a uymak zorundayım.”

(Yusuf,108)”Ey Peygamber! Ortak koşuculara de ki: ‘Ben bilinçli bir şekilde delillere dayanarak-aklın, bilginin, sağduyunun gereği olarak Allah’a davet ediyorum! Ben asla Allah’a ortak koşan müşriklerden değilim.’”

Okumaya devam et  Mevlid diye bir gece yoktur!

(Ankebut,18)”Biliniz ki resulün görevi sadece Allah’ın ayetlerini açıkça bildirmektir.”

(Nisa,164-165)”O elçilerden bir kısmını, sana daha önce anlattık; bir kısmını da anlatmadık. O elçilere, biz uyarıcılar ve müjdeciler olarak Vahyettik ki, onların ardından insanların Allah’a karşı bir bahaneleri kalmasın.”

(Nahl,35)”Resullerin Vahyi-bizim bildirdiğimiz her şeyi, apaçık bir şekilde tebliğ etmekten başka bir görevleri mi var?”

(Bakara,213)”Allah, doğru yolu tercih edeni yoluna ulaştırır-isteyeni dosdoğru yola iletir.”

Araştırmadan, sorgulamadan her söylenene inanmak, hayatın her alanında olduğu gibi, hele bir de KUR’AN söz konusu olunca; biz insanlar için büyük kayba sebep oluyor.
İşte uyarı ayeti:

(Hucurat,6)”Ey iman edenler, hak yoldan çıkmış fasık-ara bozucu birisi size önemli bir haber getirdiğinde o haberin doğru olup olmadığını-iç yüzünü iyice araştırın.”

(Bakara,165)”Allah’ın astlarından insanları ilahlaştırarak-Allah’a denk tutan-Allah’a ortak koşanlar ve onları Allah’ı sevdiği gibi sevenler vardır. İnananların Allah sevgisi her şeyin üstündedir-her türlü sevgiden daha üstündür. Ve şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar, azabı gördükleri zaman bütün güç ve kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok çetin olduğunu keşke bu dünyada anlayabilselerdi!”

İki tanrı olmaz ya da ikisi bir arada olmaz ya da TANRI’nın yanında yedek-ortak tanrı olmaz.
ALLAH-TANRI, TEK!!!(TEVHİD)

Ayete tekrar bakalım:
(Bakara,165)”İnananların Allah sevgisi her şeyin üstündedir-her türlü sevgiden daha üstündür.”

İster TEK ALLAH-TANRI’ya inanırsınız, ister o azîz peygamberi ALLAH’a ortak ederek, hüküm ortağı yaparak iki tanrıya inanırsınız; karar sizin, seçim sizin!
Seçimin sonucu;
hesabını vermek de sadece ALLAH’a-TANRI’ya!

Son sözü TANRI’ya,
TANRI Sözü KUR’AN’a söyletelim.

(İsra,111)”Ve de ki: ‘Bütün-tüm övgüler, hiçbir çocuk edinmeyen ve sahiplikte ve kainat yönetiminde ortak tanımayan-herhangi bir ortağı bulunmayan; acze düşmediği için herhangi bir veliye, dosta ve yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah içindir.’ Böyle de ve Allah’ı alabildiğine yücelt.”


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir