Uluslararası Sistemdeki Dönüşümde Japonya’nın Yeniden Yükselişi

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

Uluslararası Sistemdeki Dönüşümde Japonya’nın Yeniden Yükselişi

Japonya, iki asırdan fazla süren Tokugawa Şokunluğu döneminde (1603-1867), Hristiyan misyonerleri engellemek üzere izolasyon stratejisi izledi. 1868’de Meiji iktidarıyla dünyaya açılmak zorunda bırakıldı. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, bir doğulu gücün, Hristiyan devleti ağır bir şekilde yendiği önemli savaş kabul edilir.

Japonların askeri disiplini, değerleri ve küreselcilerin kontrolü dışına çıkabilen ekonomi, bilim ve teknolojideki başarıları, Siyonist sermayeyi daima ürkütmüştür. II.Dünya Savaşı sonrasında, 1952’de bağımsız bir devlet olarak kabul edilmişse de halen Almanya gibi Japoyna’da da ABD askeri varlığı devam etmektedir. Soğuk Savaş şartlarında yine Almanya gibi ekonomik dev haline gelirken kendisine biçilen siyasi veya askeri cüce statüsünden kurtulamamıştır.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının uluslararası sistemi yeniden yapılandırması sürecinde Japonya’nın da konumunda değişiklikler izlenmektedir. Rusya’ya karşı cepheye itilen Almanya’nın askeri bütçesini 100 milyor euroya yükseltmesi benzeri gelişmeler Japonya’da da izlenmektedir. Halbuki bu ülkelerden istenen sadece ABD askeri kontrolündeki Atlantikçi silahlara yatırım yapmasıydı. ABD askerine “defol” çağrıları kontrolden çıkarken kendi bağımsız silahlı kuvvetlerini kurma ve silah sanayiini geliştirme yolundaki iç baskılar dengeleri zorlamaktadır.

Japonya, iki asırdan fazla süren Tokugawa Şokunluğu döneminde (1603-1867), Hristiyan misyonerleri engellemek üzere izolasyon stratejisi izledi. 1868’de Meiji iktidarıyla dünyaya açılmak zorunda bırakıldı. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, bir doğulu gücün, Hristiyan devleti ağır bir şekilde yendiği önemli savaş kabul edilir.
Japonların askeri disiplini, değerleri ve küreselcilerin kontrolü dışına çıkabilen ekonomi, bilim ve teknolojideki başarıları, Siyonist sermayeyi daima ürkütmüştür. II.Dünya Savaşı sonrasında, 1952’de bağımsız bir devlet olarak kabul edilmişse de halen Almanya gibi Japoyna’da da ABD askeri varlığı devam etmektedir. Soğuk Savaş şartlarında yine Almanya gibi ekonomik dev haline gelirken kendisine biçilen siyasi veya askeri cüce statüsünden kurtulamamıştır.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının uluslararası sistemi yeniden yapılandırması sürecinde Japonya’nın da konumunda değişiklikler izlenmektedir. Rusya’ya karşı cepheye itilen Almanya’nın askeri bütçesini 100 milyor euroya yükseltmesi benzeri gelişmeler Japonya’da da izlenmektedir. Halbuki bu ülkelerden istenen sadece ABD askeri kontrolündeki Atlantikçi silahlara yatırım yapmasıydı. ABD askerine “defol” çağrıları kontrolden çıkarken kendi bağımsız silahlı kuvvetlerini kurma ve silah sanayiini geliştirme yolundaki iç baskılar dengeleri zorlamaktadır. - image

Xi Jinping’in Putin’in ayağına giderek “yanındayız” mesajının ertesinde Japonya Başbakanı Fumio Kişida’nın Ukrayna ziyareti, uluslararası sistemde önemli bir dönüşümün işaretidir. Esasen Çin’in istilacı stratejileri ile birlikte ABD merkezli sermayenin yeni arayışlarında Hindistan ile birlikte Japonya da merkeze alınmıştır. Yavuz Sultan Selim’e atfedilen “dünya bir cihangir için fazla büyük, iki cihangir için küçük” vecizesi, ABD’nin tek başına uluslararası sistemi kontrolde yetersiz kaldığını özetlemektedir. Bu süreçte kontrol altında tutulmak yerine inisiyatif kullanabilen, bunun için askeri ve siyasi rüşdünü ispatlamış bir Japonya’ya gitikçe daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Bu strateji, Siyonist lobi ile onun kontrolündeki müesses nizam (establishment) kuşatmasındaki Beyaz Saray için daha uygundur.

Kişida’nın Kiev ziyaretinin ABD kurgusu mu yoksa Japon yönetiminin kendi iradesiyle aldığı karar mı sorumuza, alanımızın en yeni doçenti Sinan Levent “yüzde elli – elli” cevabını verdi. Yıllarca Japon arşivlerinde çalışmış olan Levent, mesela 1970’lerdeki Mısır ziyaretinin ancak ABD’den yeşil ışık alındıktan sonra gerçekleştiğini resmi yazışmalardan tespit etmiş. Kiev ziyaretinin ne derece izinli olduğuna dair tereddütler bulunduğunu, çünkü Tokyo’dakilerin gittikçe daha fazla inisiyatif kullandığını da belirtti.

Ukrayna’da belirli bir başarıya karşın cephede sıkışmış Rusya’ya Çin imdadı kaderin garip cilvelerindendir. Yedi aya yakın direniş noktası haline gelen stratejik Bakhmut (bu kentin tarihinde, Giraylar döneminde, bir Mahmut var mı, bilmiyorum), Rusların kontrolüne geçerse Kırım ile kara bağlantısı çok daha kolay olacak, muhtemelen savaşın zafer sembolü olacaktır. Eğer Ukrayna burayı muhafaza edebilirse diğer bölgelere, hatta Kırım’a ulaşması çok daha kolay olacaktır. Konvansiyonel silah konusunda olduğu gibi başta Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Putin’i tutuklama kararı üzerine Jinping’in hemen imdada yetişmesinin sembolik anlamı büyüktür. Ancak bir dönem önce siyasi ve askeri bakımdan Rusya’ya muhtaç, aynı zamanda küresel sermayenin üretim üssü durumundaki Çin eli, Moskova için Deşt-i Kıpçak (Ukrayna) bozkırında sıkışan ayının, ejderhadan medet umması haline gelmiştir. Tayvan konusunda endişeleri bulunan Çin, aslında Rusya’nın Ukrayna saldırısından, yani gelişmeleri ekonomik kuşatma yerine askeri müdahale ile çıkmaza sokmasından rahatsız olmuştur. Bununla beraber gittikçe daha fazla ejderhanın kollarına kendisini bırakan Rusya, Çin için çok daha kullanılışlıdır.

Japonya, iki asırdan fazla süren Tokugawa Şokunluğu döneminde (1603-1867), Hristiyan misyonerleri engellemek üzere izolasyon stratejisi izledi. 1868’de Meiji iktidarıyla dünyaya açılmak zorunda bırakıldı. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, bir doğulu gücün, Hristiyan devleti ağır bir şekilde yendiği önemli savaş kabul edilir.
Japonların askeri disiplini, değerleri ve küreselcilerin kontrolü dışına çıkabilen ekonomi, bilim ve teknolojideki başarıları, Siyonist sermayeyi daima ürkütmüştür. II.Dünya Savaşı sonrasında, 1952’de bağımsız bir devlet olarak kabul edilmişse de halen Almanya gibi Japoyna’da da ABD askeri varlığı devam etmektedir. Soğuk Savaş şartlarında yine Almanya gibi ekonomik dev haline gelirken kendisine biçilen siyasi veya askeri cüce statüsünden kurtulamamıştır.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının uluslararası sistemi yeniden yapılandırması sürecinde Japonya’nın da konumunda değişiklikler izlenmektedir. Rusya’ya karşı cepheye itilen Almanya’nın askeri bütçesini 100 milyor euroya yükseltmesi benzeri gelişmeler Japonya’da da izlenmektedir. Halbuki bu ülkelerden istenen sadece ABD askeri kontrolündeki Atlantikçi silahlara yatırım yapmasıydı. ABD askerine “defol” çağrıları kontrolden çıkarken kendi bağımsız silahlı kuvvetlerini kurma ve silah sanayiini geliştirme yolundaki iç baskılar dengeleri zorlamaktadır. - image 1

Japon denizinde ve diğer ortak sularda işgalleri genişleten Çin ile birçok sorunu bulunan Japonya’nın aktif olarak Ukrayna yanında bulunması, önemli bir aşamadır. Bununla beraber Zelensky, Jinping’i de Kiev’e davet etmiştir. Bu davet sürecinde Kişida aklının da katkısı mümkündür. Çünkü kontrolsüz Rus-Çin yakınlaşması, Rusya’nın Çinlileşme sürecinin başlaması demek olup bu sinerji Japonya için tehlikeli gelişmedir. Diğer büyük güçler için olduğu gibi genişledikçe masrafların artması, ilişkilerin kontrolden çıkması, hedef ülkelerde tepkilerin isyan haline gelmesi Çin için şimdiden başlamıştır. Bu aşamanın doğal sonucu, daha fazla silah ve asker için daha fazla vergi vermek zorunda kalan, ezilen yığınların isyanıdır. Japonya, Çin’in süratle ilerlediği bu aşamasına dikkatli ve kararlı bir şekilde hazırlandığı açıktır. Çünkü ortak deniz yanında bir dereceye kadar ortak alfabe veya kültürü yaşayan bu iki ülkeden birinin yükselişi, tarihte diğerinin gerilemesi sonucunu doğurmuştur.

Yeniden Mançurya’yı işgal, hiçbir Şogun’un (Japon komutan) aklından geçmemektedir. Ancak Çin’in adım adım egemenlik aşamasına gelen özellikle Afrika’daki nüfuz bölgelerinde, Japon yatırımları da artmaktadır. Tarihten dersini aldığı halde stratejik gerçekleri doğru okuyabilen, siyasi bilinçaltındaki hedefleri en uygun şartlarda hayata geçirmeyi kurgulayan bir Tokyo söz konusudur. Bununla beraber Türkiye’de Çin istilası büyüdükçe Japonya’nın başta askeri alanlardakiler olmak üzere sözleşmeleri feshetmesi, yatırımları iptal etmesi, Ankara’ya uyarı niteliğindedir.

Japonya, iki asırdan fazla süren Tokugawa Şokunluğu döneminde (1603-1867), Hristiyan misyonerleri engellemek üzere izolasyon stratejisi izledi. 1868’de Meiji iktidarıyla dünyaya açılmak zorunda bırakıldı. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, bir doğulu gücün, Hristiyan devleti ağır bir şekilde yendiği önemli savaş kabul edilir.
Japonların askeri disiplini, değerleri ve küreselcilerin kontrolü dışına çıkabilen ekonomi, bilim ve teknolojideki başarıları, Siyonist sermayeyi daima ürkütmüştür. II.Dünya Savaşı sonrasında, 1952’de bağımsız bir devlet olarak kabul edilmişse de halen Almanya gibi Japoyna’da da ABD askeri varlığı devam etmektedir. Soğuk Savaş şartlarında yine Almanya gibi ekonomik dev haline gelirken kendisine biçilen siyasi veya askeri cüce statüsünden kurtulamamıştır.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının uluslararası sistemi yeniden yapılandırması sürecinde Japonya’nın da konumunda değişiklikler izlenmektedir. Rusya’ya karşı cepheye itilen Almanya’nın askeri bütçesini 100 milyor euroya yükseltmesi benzeri gelişmeler Japonya’da da izlenmektedir. Halbuki bu ülkelerden istenen sadece ABD askeri kontrolündeki Atlantikçi silahlara yatırım yapmasıydı. ABD askerine “defol” çağrıları kontrolden çıkarken kendi bağımsız silahlı kuvvetlerini kurma ve silah sanayiini geliştirme yolundaki iç baskılar dengeleri zorlamaktadır. - image 2

Uluslararası sistemin gidişatını anlamak için her ülkedeki gelişmeleri tarihiyle birlikte kendi diliyle tanımak, araştırmak ve değerlendirebilmek gerek. Ülkemiz akademisinde hemen bütün dünya İngilizce kaynaklardan araştırılır. Hatta biraz İngilizce öğrenenler Türk tarihini dahi Türkçe birincil kaynaklar yerine, İngilizce dokuzuncu kaynaktan öğrenir, araştırır, bunu da prestij sebebi olarak görür. Sömürge aydını zihniyeti, üniversitelerimizde oldukça yaygındır. Hakemlik veya jüri raporlarımın üçte birinde bu hastalığı dile getirdim, uyarı görevimi yaptım. Elbette dünya dili olan İngilizce yayınlar da takip edilecektir. Ancak Türk akademik camiasında Arapça, Rusça, Ermenice, Gürcüce, Yunanca, Farisice, İbranice, Çince, Japonca, İspanyolca, Portekizce gibi küresel aktörler ile bölge ülkelerinin dillerini bilen, gelişmeleri bu diller üzerinden de takip edebilen eleman sıkıntısı ciddi boyutta, hatta endişe sebebidir. Birçok öğrencimin ve elemanımın diğer dilleri de öğrenmesini ve alanlarında uzmanlaşmasını sağlamanın mutluluğunu yaşıyorum.

Aynı zamanda Korece ve Çince de öğrenen, Doktorasını Japonya’da yapan Sinan Levent arkadaşımızı kutlarken bu alanda daha fazla gayret gösterilmesini temenni ediyorum. Japonya ve Almanya’nın iki dünya savaşı arasındaki gibi revizyonist politikalara yöneldiği düşünülebilir. Ancak tarihten derslerini aldıkları da kesin. Gelişmelerin dikkatle izlenmesi gerekmektedir. Özellikle toplumların kendi tarihi ve toplumsal katmanlarındaki yerini doğru değerlendirmek için kendi dillerindeki yayınların da kaçırılmaması gerekmektedir.

[email protected] twitter.com/alaeddinyalcink

Haberi paylaşın
Japonya, iki asırdan fazla süren Tokugawa Şokunluğu döneminde (1603-1867), Hristiyan misyonerleri engellemek üzere izolasyon stratejisi izledi. 1868’de Meiji iktidarıyla dünyaya açılmak zorunda bırakıldı. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, bir doğulu gücün, Hristiyan devleti ağır bir şekilde yendiği önemli savaş kabul edilir.
Japonların askeri disiplini, değerleri ve küreselcilerin kontrolü dışına çıkabilen ekonomi, bilim ve teknolojideki başarıları, Siyonist sermayeyi daima ürkütmüştür. II.Dünya Savaşı sonrasında, 1952’de bağımsız bir devlet olarak kabul edilmişse de halen Almanya gibi Japoyna’da da ABD askeri varlığı devam etmektedir. Soğuk Savaş şartlarında yine Almanya gibi ekonomik dev haline gelirken kendisine biçilen siyasi veya askeri cüce statüsünden kurtulamamıştır.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının uluslararası sistemi yeniden yapılandırması sürecinde Japonya’nın da konumunda değişiklikler izlenmektedir. Rusya’ya karşı cepheye itilen Almanya’nın askeri bütçesini 100 milyor euroya yükseltmesi benzeri gelişmeler Japonya’da da izlenmektedir. Halbuki bu ülkelerden istenen sadece ABD askeri kontrolündeki Atlantikçi silahlara yatırım yapmasıydı. ABD askerine “defol” çağrıları kontrolden çıkarken kendi bağımsız silahlı kuvvetlerini kurma ve silah sanayiini geliştirme yolundaki iç baskılar dengeleri zorlamaktadır. - japonya ukrayna rusya nin saldirganligi hint 15713739 amp

GİRİŞ TARİHİ:

GÜNCELLEME:

Bu gibi içeriklerin devam etmesini istiyor, Akademik yayınları veya vatandaş gazeteciliği destekliyorsanız, maddi katkıda bulunabilirsiniz.

İçerik desteği, sponsorluk veya işbirliği teklifleri için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem

  1. ALLAH-TANRI; Kitabı KUR’AN! Ve, Akıl!? (1) (Yunus,34)”Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır-her şeyi yoktan var eden ve sonra…

  2. Eleştirdiğiniz kısımları belirtmeniz tek tek güzel bir şey ama kanıta dair herhangi bir şey göremiyorum ayetlerini ve surelerini yazarsanız çok…

  3. Siyasi Partillesme ve Milli bir Örgütlenme ile siyasi ve ekonomik isgale karsi savasmaktan baskacaremiz hic bir yok.

  4. Şimdi de Çiftçilerin önü kesiliyor. Her çiftçi her istedini ekemeyecek, ekime sınır getiriliyor, hayvancılığa sınır getiriliyor. Enflasyon düzelirim dersiniz.

  • “Kıbrıs’ta 2 ayrı devlet var…”

    “Kıbrıs’ta 2 ayrı devlet var…”

    Kıbrıs’ta sular durulmuyor. Kıbrıslı Rumlar AB’nin desteği ile iyice şımardı. Önemli haklar elde etmeye çalışıyor. Ancak karşılarında KKTC’nin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı buluyorlar. Tatar, hiç taviz […]


  • Dünya Siyasetinde Değişim Başlıyor

    Dünya Siyasetinde Değişim Başlıyor

    New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 78’inci Genel Kurulu görüşmeleri bu yıl geçmişlerden farklı ve yeni bir dönemin başlayacağının habercisi konumunda zira 2023 yılında dünya […]


  • Altın Koza’ya Altın Program

    Altın Koza’ya Altın Program

    30. yılını kutlayan Adana Altın Koza Film Festivali’nin 18-24 Eylül tarihleri arasında Esas 01 Burda AVM, Cinema Pink salonlarında gösterime sunulacak uluslararası programı; Berlin, Cannes, […]


  • Ruslar Türkiye’den ayrılıyor

    Ruslar Türkiye’den ayrılıyor

    Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan, Rus göçü, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşa daha fazla vatandaşın katılmasını gerektiren kısmi seferberlik kararından sonra […]


  • BRiCS DUVARI EMPERYALİZME KARŞI

    BRiCS DUVARI EMPERYALİZME KARŞI

    Son aylarda birbiri ardı sıra gündeme gelen uluslararası kongreler ve toplantılar sürüp giderken ,bugünkü dünya siyaseti normal koşulların ötesinde gelişmeler göstermektedir .Ülkeler ve devletler arası […]


  • SADAKA

    SADAKA

    Bir dakika durup düşünün, ne kadar aşağılayıcı bir durum içindeyiz bu günlerde. Emekli vatandaşların emekli maaşlarına 3 liramı verelim yoksa 5 liramı verelim konusu, bütün […]


  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”AB İle Yolları Ayırabiliriz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”AB İle Yolları Ayırabiliriz”

    Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurulu görüşmelerine  katılmak için  New York’a  gitmeden  önce Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”AB ile yolları ayırabiliriz” diyerek önemli bir açıklamada bulunmuştur: ”Avrupa Birliği, […]


  • BİRİ YER, BİRİ BAKAR…

    BİRİ YER, BİRİ BAKAR…

    Enflasyon altında ezilen yurttaş bütçeyi de finanse etti. Merkezi yönetim bütçe sonuçlarına göre yılın ilk sekiz ayında başta ÖTV ve KDV’de olmak üzere vergi gelirlerinde […]


  • O YILLAR

    O YILLAR

    O YILLAR                 HÜSEYİN MÜMTAZ                 Biz eskidik ama yazılar hiç eskimiyor galiba…                 Tam on yıl önce, Falih Rıfkı Atay’dan şu kısa alıntıyı yapmışız; […]


  • Sivil giyimli ÍŞGĂL ORDUSU

    Sivil giyimli ÍŞGĂL ORDUSU

    Halkımız aptal değil, tehlikenin farkında. Yıllardır „sivil işgal kuvvetleri“ ülkemize dolduruluyor. „Barış süreci“ diye, binlerce PKK askeri, davul-zurna eşliğinde silâhları ile birlikte ülkemize sokuldu. Onları […]


  • Siyasette “aptal sözcüğü”

    Siyasette “aptal sözcüğü”

    Sosyal medyada aptal sözcüğünün çok sık kullanıldığını görmüşünüzdür. Siyasi ya da ideolojik tartışmayı aptalsın, akıllısın gibi yere indirgemek, aslında “entelektüel yeteneğin” sınırlı olduğuna işaret eder, […]


  • ŞEYHÜLİSLAMLIK KURULUYOR

    ŞEYHÜLİSLAMLIK KURULUYOR

    ÇEDES PROJESİ İLE AKP KARŞI DEVRİM’İNİN ŞEYHÜLİSLAMLIK AYAĞI DA KURULMUŞ OLUYOR Çağdaş bir devlet yurttaşlarına din dayatmaz. DİB bütçeden aldığı bakanlıklar üstü ödenek ile toplumun […]


  • Avrupa’nın En İyi Türk Üniversiteleri ve Bir Gerçek

    Avrupa’nın En İyi Türk Üniversiteleri ve Bir Gerçek

    İngiltere merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS (Quacquarelli Symond)  Avrupa Konseyi’ne üye 42 ülkedeki 688 üniversiteyi değerlendirdiği “Dünya Üniversite Sıralaması: Avrupa 2024″  araştırmasında ilk defa  Avrupa […]


  • Ganire Pashayeva…

    Ganire Pashayeva…

    Ganire Pashayeva üzerinden Türklük şuurunuzu ve samimiyetinizi müşahede ettik! İsmail bey Gaspıralının işte,dilde,fikirde birlik ülküsünün uygulayıcısı, Türk dünyasının Tomris Hatunu, Türk birliğinin rol modeli Ganire […]


  • “Devletimizin tanınması gerekiyor…”

    “Devletimizin tanınması gerekiyor…”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ersin Tatar’ın inatla üzerinde durduğu bir konu var: KKTC’nin artık tanınması gerektiğini söylüyor. Bu konuda bazı ülkelerle de teması var. […]


  • ABDÜLHAMİT-HÜSEYİN MÜMTAZ

    ABDÜLHAMİT-HÜSEYİN MÜMTAZ

    ABDÜLHAMİT HÜSEYİN MÜMTAZ                 Sina Akşin şöyle anlatıyor;                 “24 Nisan günü Hareket Ordusu İstanbul’u işgal etti. Abdülhamit direnilmemesi için askere emir vermiş olmasına rağmen, […]


  • Dünya ülkeleri Türkiye’den neler almak istiyor?..

    Dünya ülkeleri Türkiye’den neler almak istiyor?..

    Üretimde artışlar yüz güldürüyor. Türkiye’den dünya ülkelerinin neler istediği belli oldu. Burada önemli olan şu: Yapılan üretimin ithalat olmadan oluşmasıdır. Yoksa ithalata dayalı üretim sadece […]


  • FEYM GRUBU BÜLTENİ

    FEYM GRUBU BÜLTENİ

    ERMENİ Faaliyetleri (22 Eylül 2023) 1.  Artsakh (“sözde” Dağlık Karabağ Ermeni devleti) ve Azerbaycan temsilcileri arasında, Azeri askeri saldırısının ardından askerlerin geri çekilmesi ve tahliye edilen […]


  • İngilizler, kesenin ağzını açtı…

    İngilizler, kesenin ağzını açtı…

    Kartla harcamalar çoğaldı. Yapılan araştırmada yurt dışına tatile çıkan İngilizlerin kesenin ağzını açtığı ifade ediliyor. Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turistlerin yaptığı fiziksel harcamalar, bir önceki […]


  • Şirketler birer birer kapanıyor…

    Şirketler birer birer kapanıyor…

    İyimserlik devam ediyor ama ekonomik kriz karşısında da şirketler birer birer kapanıyor. Yeni şirketler de kuruluyor. Ancak, bu çok sınırlı. Kapanan bazı şirketlerin yetkilileri ”Ekonomik […]