ESKİASKERLER (6)-HÜSEYİN MÜMTAZ


Okuma Süresi: 8 Dakika

ESKİ ASKERLER (6)

HÜSEYİN MÜMTAZ

                “Kitap yazan Eski Askerler”de bugünkü konuğumuz, Kâzım Karabekir.

                1882’de İstanbul’da doğdu. Babası Mehmed Emin Paşa, annesi Havva Hanım’dır.

Türkmenler’in Avşar koluna mensup olan ailesi Karaman’ın Kasaba köyündendir. İstanbul’da başladığı ilk öğreninimi jandarma subayı olan babasının görevi dolayısıyla bulunduğu Van, Harput ve Mekke’de tamamladı. Orta öğrenimini İstanbul’da Fâtih Askerî Rüşdiyesi ile Kuleli Askerî İdâdîsi’nde gördü ve 1902’de Harp Okulu’ndan, 1905’te de Harp Akademisi’nden mezun oldu.

Kurmay yüzbaşı olarak Manastır’da staja başladı, bölge kurmay başkanlığı görevini de üstlendi. Rum ve Bulgar çetelerine karşı gösterdiği başarıdan dolayı kolağası oldu (1907). Enver Bey’le birlikte İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin Manastır ve İstanbul şubelerinin açılışında görev aldı. II. Meşrutiyet’in ilânından sonra Edirne’deki 3. Piyade Tümeni kurmay başkanlığına getirildi (19 Kasım 1908). Otuzbir Mart Vak‘ası üzerine Selânik’ten gelen Hareket Ordusu’nun kurmay başkanı olarak Beyoğlu kışlalarının ve Yıldız Sarayı’nın ele geçirilmesinde ve isyanın bastırılmasında önemli rol oynadı. Arnavutluk isyanının bastırılmasında da görev aldı (1910).  Nisan 1912’de binbaşılığa terfi etti ve Balkan Savaşı’na katıldı. Edirne savunması sırasında Bulgarlar’a esir düştüyse de aynı yıl imzalanan antlaşma üzerine serbest bırakıldı (1913).

Dünya Savaşı’nın başında yarbaylığa yükseltildi. 1. İran Kuvve-i Seferiyyesi kumandanlığına getirilip Bağdat’a gönderildiyse de İstanbul’a çağrılarak Kartal’daki 14. Tümen kumandanlığına tayin edildi (6 Mart 1915). Tümeniyle birlikte Çanakkale savaşlarına katıldı, Kerevizdere’de Fransızlar’a karşı savaştı ve başarılarından dolayı albaylığa terfi etti. Irak’ta bulunan Altıncı Ordu kumandanlığına tayin edilen Colmar von der Goltz Paşa’nın kurmay başkanı vekili olarak Bağdat’a gönderildi (10 Kasım 1915) ve 18. Kolordu kumandanlığına getirildi (1916).

Kûtül‘amâre’de İngilizler’le yapılan savaşlara iştirak etti. 2. Kolordu kumandanı ve İkinci Ordu kumandan vekili olarak doğuda Ruslar’a karşı savaştı. Ruslar’ın savaştan çekilmesinden sonra bölgede tedhiş faaliyetlerini arttıran Ermeniler’le mücadele etmek üzere Üçüncü Ordu’ya bağlı 1. Kafkas Kolordusu kumandanlığına tayin edildi (31 Aralık 1917). Ağır kış şartlarına rağmen Erzincan’ı, Erzurum’u ve Hasankale’yi geri alarak bölge halkını Ermeniler’in katliamından kurtardı. Brest-Litovsk Antlaşması ile (3 Mart 1918) Ruslar’ın terkettiği elviye-i selâseyi (Kars, Ardahan, Batum) Ermeniler’den ve Gürcüler’den almak için harekâtını sürdürdü. 25 Nisan 1918’de Kars’ı kurtardıktan sonra 15 Mayıs’ta Gümrü’ye girdi. Bu başarılarından dolayı 28 Temmuz’da mirlivâ rütbesine yükseltilerek Ermenistan ile Güney Azerbaycan’ı zaptetmekle görevlendirildi. 5 Eylül 1918’de Bakü’yü ele geçirmek için Tebriz’e doğru ilerleyen İngilizler’i geri püskürttü ve İran Azerbaycanı’na hâkim oldu. Osmanlı ordusunun diğer cephelerde yenilgiye uğraması üzerine birliklerini Nahcıvan’a çekmek zorunda kaldı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının (30 Ekim 1918) ardından İstanbul’a çağrıldı. İstanbul’a geldikten sonra kendisine teklif edilen Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye reisliği görevini kabul etmedi. İstanbul’da bir şey yapılamayacağını, kumandanların ordularının başına gönderilmesi gerektiğini ilgililere anlattı. Tekirdağ’daki 14. Kolordu kumandanlığına getirildiyse de kendi isteğiyle görev yerini Erzurum’daki 15. Kolordu kumandanlığına naklettirdi (13 Mart 1919).

Kâzım Karabekir 19 Nisan’da Trabzon’a ulaşarak Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleriyle toplantı düzenledi. 3 Mayıs’ta Erzurum’a gelip Erzurum Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleriyle görüştü ve bir kongre tertiplemelerini sağladı. Bu sırada Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ile haberleşerek Erzurum’da buluşan Kâzım Karabekir, müfettişlikten azledilen ve 8 Temmuz’da askerlikten istifa eden Mustafa Kemal’e kendisini önceden olduğu gibi bundan sonra da kumandanı kabul ettiğini bildirdi. 21 Temmuz’da Mustafa Kemal’den boşalan Üçüncü Ordu müfettiş vekilliğine getirilerek yetkileri daha da arttırılan Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’in kongreye girmesine karşı çıkan bazı delegeleri ikna ederek onu 23 Temmuz’da başlayan kongreye başkan seçtirdi. Kongrenin sekizinci günü, Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesini isteyen Harbiye Nezâreti’ne emrini yerine getirmeyeceğini bildirdi. Sivas Kongresi’nin toplanmasında ve başarıyla sonuçlanmasında da Mustafa Kemal’e yardımcı oldu.

Millî Harekât Esas Planı’na göre Şark Cephesi kumandanlığına getirilen Kâzım Karabekir (14 Ocak 1920), İngilizler’in İstanbul’u işgal edip meclisi dağıtmaları üzerine mütareke uygulamasını kontrol için Erzurum’da bulunan İngiliz subay ve erlerini tutuklattı (bunlar 1921’de Malta’daki Türk sürgünleriyle değiştirilmiştir). Bütün valiliklere tamim göndererek İstanbul ile haberleşmeyi yasakladı.

Büyük Millet Meclisi’ne Edirne’den milletvekili seçildiği halde doğudaki görevini sürdürdü. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti kendisine Erzurum valiliği görevini de verdi (6 Mayıs). Mütareke gereğince Türk ordusunun çekilmesinden sonra İngilizler tarafından Ermenistan’a ve Gürcistan’a verilen (Nisan 1919) elviye-i selâsedeki tedhişçiliğe karşı Türk direnişçilerini destekledi. Bu üç sancağın Mîsâk-ı Millî içine alınmasını sağladı.

Bölgede Ermeni mezaliminin artması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinden harekât izni istedi. Sevr Antlaşması’nın Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis ve Bingöl’ü Ermeniler’e vermesi karşısında hükümet harekâta izin verdi (20 Eylül 1920). Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir, Soğanlı dağı geçitlerini tutan birliklerine taarruz emrini vererek 28 Eylül’de doğu harekâtını başlattı. Sarıkamış, Göle, Kağızman ve Kars’ı ikinci defa kurtardı (30 Ekim). Başarılarından dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla ferik rütbesine yükseltildi. Harekâta devam ederek 7 Kasım’da Gümrü’yü ve 12 Kasım’da Iğdır’ı aldı. Mütarekeye razı olan Ermeniler’le müzakereler yaptı. 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması’nı imzalayıp Ermenistan’ın Sevr Antlaşması’nda kendisine tanınan bütün haklardan vazgeçmesini sağladı. Ardahan da alınarak (23 Şubat 1921) Çürüksu, Acara ve Batum kazaları dışında kalan elviye-i selâse toprakları kurtarıldı. Kâzım Karabekir’e “doğu fâtihi” unvanını kazandıran bu zafer Millî Mücadele’ye katılanların ümidini arttırdı. Buradaki birliklerin bir kısmı batı cephesine kaydırıldı.

Kâzım Karabekir doğuda Ermeni mezalimi sonucu yetim kalan binlerce çocuğa sahip çıktı. Kolordunun imkânlarını kullanarak yetimler için Sanayi Mektebi, Leylî Eytâm İbtidâî Mektebi, Erzurum Ana Mektebi, İş Ocağı, Sıhhiye Mektebi, Sarıkamış Askerî İdâdîsi ve Sarıkamış Ana Mektebi gibi eğitim kurumlarını açtı. Kolordudaki ustalar sanat, subaylar da okuma yazma ve terbiye öğretmeni olarak görevlendirildi. Sanatkâr olan çocukların bir kısmı kolorduda bırakılıyor, diğerlerinin dışarıda iş bulmasına yardım ediliyordu. Zeki olanlar ise özel eğitime tâbi tutuluyor ve askerî mektebe gönderiliyordu.

Kâzım Karabekir zaferden sonra Ankara’ya geldi (15 Ekim 1922) ve Edirne milletvekili olarak meclisteki görevini sürdürdü. İzmir İktisat Kongresi’ne başkanlık etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne II. dönemde İstanbul milletvekili seçildi (29 Haziran 1923). Şark Cephesi Kumandanlığı lağvedilince (21 Ekim 1923) merkezi Ankara’da bulunan Birinci Ordu müfettişliğine tayin edildi. Bu sırada bir kararnâme neşredilerek hem milletvekilliği hem de askerlik görevi olanların bir tercih yapmaları istendiğinden 26 Ekim 1924’te müfettişlikten istifa ederek milletvekilliğini seçti.

Halk Fırkası’ndan ayrılan, aralarında Rauf (Orbay), Refet (Bele), Ali Fuat (Cebesoy) ve Cafer Tayyar (Eğilmez) gibi Millî Mücadele’de önemli rol oynayan kişilerin de bulunduğu otuzu aşkın milletvekili tarafından kurulan Terakkîperver Cumhuriyet Fırkası’na Kâzım Karabekir genel başkan seçildi (27 Kasım 1924). Ancak bu ilk muhalefet partisi Şeyh Said isyanıyla irtibatlandırılıp irticacı ve din istismarcılığı ile suçlanarak kapatıldı (3 Haziran 1925). Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’e karşı düzenlenen İzmir suikastından haberdar olduğu halde bunu bildirmediği gerekçesiyle Ankara’da tutuklanarak İzmir İstiklâl Mahkemesi’nde sorgulandı. Bir ay sonra da beraat etti (23 Temmuz 1926). II. dönem meclisi sona erince milletvekilliği sıfatı kalmadı. Askerliği bırakıp milletvekilliğini seçtiği için birinci ferikliğe yükseltilerek emekliye sevk edildi (5 Aralık 1927).

İsmet İnönü cumhurbaşkanı olunca onun desteğiyle Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul milletvekili oldu (31 Aralık 1938). Böylece yeniden siyasî hayata başladı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçildi (23 Temmuz 1946). Meclis başkanlığı görevi Ankara’da vefat edinceye kadar sürdü (26 Ocak 1948). (Kaynak TDV İslâm Ansiklopedisi)

 7 Temmuz 1924’te İzmir’de İclâl Hanım ile evlenen Karabekir’in öldüğünde üç tane kız çocuğu vardı. Kâzım Karabekir’in cenazesi Ankara’da 28 Ocak 1948 günü Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Hasan Saka ve üst düzey askerî ve mülkî erkânın katılımıyla resmî törenle defnedilmiştir. Yaptığı vasiyete uyularak tabutu Ermenilerden alınışı esnasında Kars Kalesi’ne çekilmiş olan Türk Bayrağı’na sarılmıştır. Cenaze namazı Hacı Bayram Camii’nde Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki tarafından kıldırılmıştır. Ardından Karabekir’in naaşı Ankara’da Cebeci Askerî Şehitliği’ne defnedilmiştir. Kâzım Karabekir’in naaşı, burada 40 yıl kaldıktan sonra 30 Ağustos 1988’de Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Devlet Mezarlığı’na nakledilmiştir.

Otuzu aşkın eseri vardır. Bende mevcut olan kitabı, “İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ” (Türdav. 1982. İstanbul) dir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hüseyin Mümtaz
Yazılarını sayfanda yayınla (RSS)
mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Diğer Yazıları
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

Son Yazılar

  • FEYM GRUBU BÜLTENİ
    Okuma Süresi: 4 Dakika Ermeni Faaliyetleri ( 05 Ekim 2022 ) 1..Jake Sullivan 17 Ermeni savaş esirinin dönüşünü memnuniyetle karşılıyor…Beyaz […]
  • Sansür yasasına direnmemek ölümü kabul etmektir. Sefa Yürükel
    Okuma Süresi: 1 Dakika Zalimliğin ayan beyan ayyuka çıkması olan ifade ve düşünce özgürlüğünün bir ülkede bir kanunla iktidar ve […]
  • “Şiddet topumu olduk…”
    Okuma Süresi: 2 Dakika Toplumda özellikle son günlerde şiddet olaylar, kadın cinayetleri ve ölümcül kavgalar sıklıkla gündeme geliyor. Söz konusu […]
  • İngiliz turist olmazsa olmazımız…
    Okuma Süresi: 2 Dakika Bu sezon belki istediğimiz oranda İngiliz turist konuk edemedik. Havalarındaki grev ve sıkışıklık bunun nedenleri arasında. […]
  • Çin Zindanlarında TC Vatandaşları ve Diplomatik Himaye
    Türkiye’nin yaklaşık 3 katı büyüklüğündeki Doğu Türkistan’ı Çinlileştirme projesi, bilinen Çin işkenceleri yanında en son teknolojik imkanlarla desteklenmektedir. On milyonlarca Müslümana yönelik zulüm ve tecavüzlerde milyonlarca Çinli görevlendirilmiştir. Kamplardakiler gibi evlerindekiler de izlenmekte, uygun görülen seçilmekte, kirli amaçlarla kullanılmaktadır. Fotoğraflar, videolar, resmi belgelerin önemli bir kısmının dijital tekonoloji sayesinde dünya ile paylaşılabilmesi, Müslümanları sessizce yok etmek isteyenlerin aşamadıkları bir ironi haline gelmiştir. Bu gerçekleri inkar eden yönetim için tek yol vardır: Başta Doğu Türkistan’da yakınları olanlar olmak üzere isteyen herkes Kaşgar’dan, Aksu’ya, Beşbalık Urumçi’ye, Tarım’a, Turfan’a, Hoten’e… köyleri, mahalleleri, evleri polis olmadan ziyaret edebilmeli, istediği kişilerle görüşebilmeli, kamplardakilerle gözetleme olmadan dertleşebilmeli, camilerin yıkılmadıklarını, ayakta kalanların eğlence mekanlarına dönüşmediklerini gözleriyle görebilmeli, gelerek herkese anlatabilmelidir. Sadece çıkar ilişkisi olan Çin işbirlikçileri değil milyonlar rahatlıkla bunu yapabilmelidir. Tıpkı Türkiye’nin Doğu, Güney Doğu dahil her kentine, köyüne herkesin gidebildiği gibi.

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1

Turkish Forum, içeriklerin arşivlenmesi, yazarların yazılarının sizlere ulaştırılması için bilgisayar altyapısına yatırım yapmaktadır. Bu hizmetlerimizden memnun iseniz QR kodunu kullanarak bağış yapabilirsiniz.