2021 i HİÇ SEVMEDİM GÜLE GÜLE

Dünyada en yaygın olarak kullanılan Gregoryen Takvimine göre:31 Aralık’ı 1Ocak’a bağlayan gece yılbaşı akşamı ya da yılbaşı gecesidir.

Ne güzeldir insanların gülüp eğlenmesi,birbirine hediyeler alması… Çocukluğumun yılbaşı eğlenceleri…Tombala oynardık,dansöz çıkacak diye bekleşirdik.Kimimiz saz çalar,kimimiz şarkılar türküler söyler,kimimiz de oynayarak kutlardık yeni gelen yılı…

Noel:Bizim kutladığımız yılbaşı ile hiçbir ilgisi yoktur.Hristiyanlar 25 Aralık’ta İsa’nın doğum gününü kutlamaktadırlar.

Noel Ağacı:Noel şenlikleri sırasında ışık ve  süslerle donatılan ve özel olarak yetiştirilip her noel de ve yılbaşında satılan çam ağacına denir.

Ayrıca,caddeler ve sokaklar ışıl ışıldır.Noel Ağacı Pagan geleneklerinden gelmektedir.

Noel Yemeği:25 Aralık akşamı hindi ve sosisten oluşan özel noel yemeği yenir.Bizim dni bayramlarımızda yaptığımız gibi hristiyanlar da aile büyüklerinde toplanırlar bu yemek için.

Yemekten sonra noel ağacının altındaki hediyeler açılır.

Noel Baba:Antalya ‘da 4.  yüzyılda yaşamış Hristiyan Aziz ‘i olan Piskopos Nilkola’ya dayanır.

Efsaneye göre Kuzey Kutbu’nda eşi ve Elfleri ile birlikte yaşar ve bütün yıl çocuklara oyuncak yaparlar.Çocuklar ona isteklerini yazar mektupla,o da Ren Geyiklerinin çektiği kızağa bu oyuncakları doldurur ve evlerin bacalarından girerek Noel Ağacı’nın altına bırakır.

Ailedeki herkes günler öncesinden birbirine hediyeler alıp süslü paketler hazırlayarak Noel Ağacı’nın altına bırakır.

Okullarda ve yollarda korolar Noel  ilahileri söyler…

Ekonomistler Noel ve yılbaşı alışverişlerinin ekonomiyi canlandırdığını düşünürken,hristiyanlar da bu hediye konusunun abartıldığını ve dini inancı gölgelediğini düşünüyor.

İşin özü olarak bizim kutladığımız yılbaşı eğlencesinin dini bir tarafı yok sadece eski yılın bitip, umutlarla,beklentilerle yeni bir yılın başlamasını kutluyoruz.

Her yıl gazetelerimiz yazar,TV lerimiz çığırtkanlık yapar”Müslüman yılbaşı kutlamaz,içki içmez,Haramdır,günahtır,gavur adetidir”diye.

Ben de diyorumki “Ey müslüman kardeşim,yurtlarda ve sokakta bulduğunuz her fırsatta erkek -kız demeyip küçücük çocuklara tecavüz etmeniz,6 yaşındaki kız evlendirilir diye fetvalar vermeniz,yaptığınız her türlü yolsuzluk,hırsızlık,ahlaksızlık,iftira,aldığınız rüşvet,yediğiniz faiz ve tüyü bitmedik yetimlerin hakkı,kul hakkı” haram değil de insanların kendince sadece eğlenmek için kutladıkları yılbaşı mı haram…

Yılbaşına gösterdiğiniz hassasiyeti niye tecavüz edilen çocuklar için göstermiyorsunuz…

Açın Kur’an’ı Kerim’i gösterin,neresinde “yeni yıl kutlamak haramdır,ya da günahtır” diyor…Ama pek çok yerinde iyi ve ahlaklı bir insan olun,kul hakkı yemeyin,hırsızlık ve ahlaksızlık yapmayın diyor…

Gerçek müslüman Kur’an’ın da emrettiği bu saydıklarımı yapan insandır.

Bizi hiç ilgilendirmediği halde,gereksiz sebeplerle savaşlar yaratılıp sırf sınırımızda diye insanların ülkelerine girip katledilmelerine sebep olup,yerinden yurdundan edilmelerine seyirci kalıp,sonra da sığınmacı adı ile ülkeye doldururken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

çocukların öldürülüp,komşu ülkenin sınırlarını değiştirilmeye çalışırken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

insanları inanan -inanmayan,açık-kapalı diye ayrıştırıp,kamplara bölerek birbirine düşman ederken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Sırf sizin gibi düşünmüyor diye düşündüğünü söyleyen ve yazan insanları hapishanelere gönderirken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Çıkar uğruna ormanları içindeki canlılarla cayır cayır yakarken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz…

Binlerce ağacı sırf rant uğruna”yaş kesen-baş keser”atasözlerine bile kulak asmadan hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Kadınlar canice katledilirken ,katillerini sokağa salarken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Kız-erkek demeden küçücük çocuklara tecavüz edilirken,üstünü örtmeye çalışıp,tecavüzcüleri elini kolunu sallayarak ortalık da dolaşırken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

İnşanlar açlıktan intihar ederken hala zengini daha zengin,fakiri daha fakir yapan politikaları yürütmeye çalışırken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Fabrikalar kurup,işsize iş sağlamak,tarım politikalarını iyileştirip çiftçiyi destekleyerek ülke ekonomisini güçlendirmek varken,olan herşeyi satıp köylüyü kentliyi bir lokmaya muhtaç ederken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

İstanbul boğazı dururken ve ülke ekonomisi bu kadar kötüyken,kapalı kapılar ardında birilerine verilen gizli sözler verildiği ve eş-dosta rant sağlamak uğruna ille de “Kanal İstanbul” u açacağım diye diretirken hiç günah işlemiş olmuyorsunuz….

Yılbaşı ağacı süsleyen,yılbaşı kutlayan günah işlemiş oluyor öyle mi…Hadi ordan…

Milletvekili maaşlarına durmadan zam yaparken emekli ve asgari ücrete vereceğiniz zammı neden kuruş kuruş hesaplıyorsunuz

Siyasi kaygılardan dolayı uygulanan yanlış eğitim politikası zaten eğitimi bitirip tüketmişti.Kayıp nesil dediğimiz bu çocuklar nasıl düzelecek,bunların yetiştireceği çocuklar nasıl olacak?Corona da üstüne tuz biber ekti.

Corona sadece eğitime mi zarar verdi.Ya sağlık!İnsanlar korkudan sokağa çıkamaz oldu.Eğlence ve turizm sektörü de bundan çok büyük zarar gördü.

İnsanların sokağa çıkamaması,hayat pahalılığı,işsizlik,adam kayırmacılık yönünden insanların kendi branşları yönünde iş bulamaması,haketmeyen ve işin ehli olmayan insanların iş başına geçmesiyle toplumda bir kaygı oluştu,yarınından emin olmayan insanlarda,stresten ve bağışıklık sisteminin çökmesinden zona hastalığı atağa kalktı.Kendi başıma gelinceye kadar hiç duymamıştım.Korkunç ağrılı ve uzun süren bir hastalık.Tam bir yıl sürdü benimki.İnsanın verimini de düşürüyor üstelik.

Ekonomiye gelince, Türkiyenin toplam borcunun büyük bölümü dövizle olduğundan risk seviyesi,TL deki değer kaybı ile birlikte artıyor.2021 raporuna göre Türkiye kırınganlıkta 95 ülke içinde 91. sırada.Yanlış yönetimden dolayı 2020 den beri Türkiyenin risk notu zayıflıyor.Dolar,faiz,merkez bankası ,enflasyon,yastık altı döviz ve altınlar derken hem ekonominin hem halkın pusulası şaştı.Şu anda ekonomi bence yola çıkan ama nereye gideceğini bilmeyen bir şöfor gibi yalpalayıp duruyor,bu da TL nin değerinin düşmesine sebep oluyor.Hani haberlerde dinliyoruz ya dolar yükseldi diye,aslında yükselen dolar değil,TL değer kaybettiği için halk böyle hissediyor.

 Ekonomi bir anlamda üretimdeki düşüşten de etkilenerek,iyice dibe vurdu.Ne demişler üretmeyen toplumlar batmaya mahkumdur.Biz samanı bile dışarıdan alıyorsak batmaya mahkumuz demektir.Ekonomi sıkıştıkça borç para almakla ya da iki de bir faizi indir,doları çıkar,ya da tersini yap,köşe kapmaca oynayan çocuklar gibi düzeltemezsiniz.Taşıma suyla değirmen dönmez demezmi hep büyüklerimiz…

 Sokaktaki gence soruyorsun‘okusam ne olacak okumasam ne olacak. Okuyanlar iş bulamıyor, ben nasıl iş bulacağım’ diyor.Yarınından emin değil. Yoldan geçenlerin yüzüne baktınız mı hiç?Kimsenin yüzünün güldüğünü göremezsiniz.

Sadece bana mı öyle geliyor,yoksa gerçekten ülkemiz yokuş aşağı mı gidiyor?Dünyadaki birçok ülke faizleri arttırıyor, bizim ülkemizde düşürüldü.Ekonomistler de  şaşkın ama doğru olmadığını söylüyorlar.Dolar kuru, ve fiyatlar sürekli artıyor ülkede…

“Faiz indirimi kim için yapılıyor? Dövizi bu müdahale indirebilir mi?Ancak üretimle yaparsak dolar kurunu düşürebiliriz.

Şubat 2022’de insanlar 4 bin 250 TL yeni asgari ücreti almaya başlayacaklar.Ama göreceksinizki şu anki 2 bin 825 TL’yle aldıklarımızı yeni maaşla alamayacağız.

Putin’in söylediğine bir kulak verelim.“Yüzde 8 enflasyon çok fazla, bu nedenle yüzde 4 olan hedefimize dönmemiz gerekiyor. Reel sektörün faiz artışı kararından memnun olmadığını biliyorum ama bu yapılmazsa Türkiye’yle aynı sorunu biz de yaşarız. Bu ciddi bir sorun” dedi.

Türk ekonomisini haftalardır türbülansa sokan ‘‘kur fırtınası’’ dinmiş görünüyor.Ama acaba gerçekten dindi mi?Belki de kapalı kapılar atdında yapay olarak pompalandı,bazı eş-dostu zengin etmek için. Bazı çevreler,iktidarın erken seçim için koşulları olgunlaştırmaya çalıştığı görüşünde

Önce hayvancılık,daha sonra tarım ve ormanlar bitti.hayvancılık ve tarım desteklenmezse ,çiftçiye sübvansiyon yapılmazsa,bu yanlış tarım ve konomi poliyikaları sürdürülürse varın siz düşünün durumu…Kahin olmaya gerek var mı?

2022 yılı için brüt asgari ücret 5 bin 4 TL olacak. Nette bu rakam 4 bin 253 lira 40 kuruşa karşılık geliyor.

Net asgari ücret 2022’de 274 Amerikan doları oldu. 2021 başında 385 dolar idi. 2000 yılında asgari ücret maaşıyla 132 dolar alabiliyorlardı.2011 yılında bir önceki yıla göre 5 dolar eriyen net asgari ücret 394 dolara geriledi. 2021 başında 385 dolar idi. 2021 yılının Aralık ayında 206 dolar seviyelerine kadar indi.Yükselen enflasyon oranları ve açlık sınırını neredeyse 4 bin TL’ye dayanmasıyla birlikte asgari ücretle çalışan kişilerin geçim standartları iyice düştü. 

yıl 2002, asgari ücret 235 milyon 437 bin 875 lira ve işçi 10 çeyrek altın satın alabiliyor. 2020 aralık ayı itibariyle ise 2 bin 324 TL asgari ücret maaşının karşılığı sadece 2,9 çeyrek altın ediyor.İşçilerin asgari ücretleriyle 15 sene öncesindeki gibi 10 çeyrek altın alabilmesi için 2021 asgari ücretinin 8 bin TL’ye çıkması gerekiyor.

2002 – 2016 yılı arasında asgari ücretli bir kişi 1,25 TL üzerinden ekmek aldığında yılda 2601 tane ekmek alabilirken en düşük SGK emeklisi ise 2400 tane ekmek alabiliyordu.2009 yılından bu yana asgari ücretlinin ekmek cinsinden alım gücünde %36,5, en düşük SGK emeklisinin ekmek cinsinden alım gücünde ise %48 azalma olduğu belirlendi.2018 yılı itibari ile Ankara’da ekmek fiyatları 1,25 TL oldu. Buna göre asgari ücret ile ayda 1282 ekmek alınabiliyor.

Ben bu 2021 i hiç sevmedim,çabuk gitsin,hastalıkları ve açlığı da götürsün giderken diyor torunum.Ben de hiç sevmedim çok çektirdi hepimize.

Çocukların öldürülmediği,durup dururken ülke sınırlarının değiştirilmediği,insanların çıkar uğruna birbirini boğazlamadığı,bir gecede insanlara suçlar yaratılıp hapishanelere tıkılmadığı,herkesin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu,çocukların sadece oyuncaklarıyla oynayıp,iyi bir eğitim aldığı,insanların koltuk derdine ötekileştirilmediği,din ,dil,ırk ayırımı yapmadan insanın sadece insan olduğu için birbirini sevdiği,doğaya ve hayvanlara hakettiği gibi davranıldığı,ben ben ben değil biz olmayı başarabildiğimiz,açlık,eğitim ve barınma kaygısı olmadan insanca yaşayabildiğimiz nice sağlıklı,huzurlu ve mutlu yıllara…

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.