PARADA İSTİKRAR YOKSA…

Bülent Esinoğlu

Finans kapitalin vahşice uygulanan, para üretim düzeni ve mülkiyet ilişkileri…

 Finans kapital PARAYI ÖZELLEŞTİRDİ. KİT’lerin özelleştirilmesi devede kulak kaldı.

 Kaydi para diye bir şey duydunuz mu? Banka parası diye bir şey duydunuz mu? Kredi para diye bir şey duydunuz mu? Temsili para diye bir şey duydunuz mu?

 Ülkemizde ve dünyada parayı, devletlerin yetki verdiği servet sınıfı basar. Merkez bankaları özel sermayenin özel kuruluşudur.

Merkez bankası, Lizbon Antlaşması Madde 123 gereği, bastığı parayı, doğrudan devlete veremez. Ticari bankalara verir. Onlar da üzerine faizini koyarak devlete verir.

Bu ilişkiler doların dünya parası olması için konulmuş bir kuraldır. Haksız varlık transferine sebep olur.

Parasal mülkiyet ilişkilerini değiştirmeden sömürge olmaktan kurtuluş yoktur.

Aslında para bir kamu malıdır. Servet sınıfına bir yol ile devredilemez.

Servet sınıfı basacağı paranın miktarını, kendisi düzenler.

Piyasada para miktarı artıkça borç miktarı da artar.

Olmayan parayı kredi diye vermek, kredi sahibine alım gücü vermektir. Piyasaya karşılığı olmayan para vermektir. Sürekli enflasyona üretmektir.

Gelelim ülkemiz içindeki dolarizasyona…

Gerek “kredi para” gerekse, gerekse temsili para artıkça, Türk parasının değeri düşer. Sınırlı olan Doların fiyatı yükselir. Lira’dan kaçış başlar.

Zenginler Dolar ile alış-veriş yapar. Fakirleşen halk lira ile alışveriş yapar.

Bir ülkede iki para olması; sürekli fakirden alıp zengine para aktarılmasıdır.

Özetle, ülke parasında istikrar yoksa, hiçbir şeyde istikrar olmaz. Kurumlar belirsizlik içinde kalır. Yatırım olmaz. Üretim olmaz. Fiyatlar başını alıp gider. En sonunda, iktidarda da istikrar olmaz. İktidar bunun için tepe taklak oluyor.

Sermaye birikim modelini ve mülkiyet ilişkilerini yeniden düzenlemezsek, felaketten çıkış yoktur. Aynı sistemi uygulamakta ısrar eden, Japonya gerilemeye başlamıştır.

Finans kapital olmayan parayı borç vermiştir. Şimdi o borçların parasallaştırılmasına sıra gelmiştir. Parasallaşması ya da reel servet konumuna ulaşması üretmekle mümkündür.

Üretmek için emek gereklidir. Zaten sermayeyi de üreten emektir. Acilen fakirleştirici ihracattan vaz geçerek, on yıl kendimiz için üretim yapmalıyız. İç pazarımızı kendimiz kullanmalıyız.

Dışarıdan dolarla, yarı mamul alıp, son ürün haline getirerek, ihracat yapmak, emeği aşırı ucuzlatmak demektir.

Emek ucuzladığı zaman, o emeğin ürettiği her şey ucuzlar ama iç Pazar yok olur. İç Pazar yabancıların olur. Yaşadığımız durum budur.

Finans kapital ve zenginlerden yana olan iktidarlar, iç pazarı korumazlar. Acil halktan yana iktidarlar gerekir.

17 Kasım 2021, bulentesinoglu@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.