Berlin hayır deyince…

Bülent ESİNOĞLU Son söyleyeceğimi önceden söyleyeyim. Ukrayna meselesi, artık, Amerika ve Avrupa meselesidir. Neden böyledir, bunu ülkemiz insanına açıklamak için Amerikan medyasının dışındaki medyalardan da bilgilenmeyi gerektirir. Bize Ukrayna meselesi Amerikan kaynaklarından “Rusya, Ukrayna’yı işgal edecek” diye anlatıldı. Lakin gerçek bu değildi. Biz biliyoruz ki, Amerika iki üç yıldır, Avrupa’daki kendi müttefiklerinde yığınak yapıyordu. Hatta… Okumaya devam et Berlin hayır deyince…

Sosyal Ölüm

Bülent ESİNOĞLU Bizde, üzerine ölü toprağı serilmiş ifadesinin sosyolojideki adı; Sosyal Ölümdür. Sosyal ölüm, hiçbir dünyaya ait olmamak, kayıp, yalnız bir insan olarak yaşamaktır. Etliye sütlüye bulaşmamak. Boşlukta kalan ve sosyal ölüme düşmüş kişiler, kölenin de kölesi olurlar. Kölenin de kölesi olmak, yani patronun kırbaççısının da kölesi olmak gibi bir durum. Irkçı ve cinsiyetçi kimlikler,… Okumaya devam et Sosyal Ölüm

Rusya Kırım’a Çöktü siyaseti hangi sonuçlara gebe?

Bülent ESİNOĞLU Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dış siyasette çok tartışılacak bir çıkış yatı. Arnavutluk dönüşü, uçakta, gazetecilere verdiği demeçte, “Rusya Kırım’a çöktü” ifadesini kullandı. Bilmem anlatmaya gerek var mı, Rusya’nın Ukrayna üzerinden, Amerika ve NATO ile savaşmasına saniyeler kalan bir zamanda yaşıyoruz. Bu söylem ister bir savaş olsun ister gerginlikler devam etsin, anlamı; “ben,… Okumaya devam et Rusya Kırım’a Çöktü siyaseti hangi sonuçlara gebe?

Gönüllü kulluk

Bülent ESİNĞLU Ekonomide gelecek olan felaket, konusunda epeyce yazı yazmıştım. Gelecek olan geldi. Geldi de gelmesine, bu felaketin gelmesinin ardındaki, sosyolojik yapı nasıldı, onu çok az irdeledik.  Başlangıçta, kasaba zorbalığı gibi gördüğümüz Şark Despotizmine pek bir anlam verememiştik. Siyasal söylem dilinden bir şeyler anlamalıydık, anlamadık. Bunun sebebi de kolay para denilen, Batıdan gelen ucuz para… Okumaya devam et Gönüllü kulluk

Demokrasi içinde pusuya yatmış ırkçılık

Bülent ESİNOĞLU Sessiz sadakatin tükendiği yerde, güvensizlik nöbetleri çoğalır. Sandıkta elde edilen, zorlama meşruiyet te tükenir. Evet sadakat satın alınabilir ama bir yere kadar… Tükeniş başlamışsa, siyasi ölüm de başlamış demektir. Ölümlerin en kötüsü de siyasal ölümdür. Biyolojik olarak öldüğünde, hiç olmazsa, iyi adamdı Allah rahmet eylesin derler. Siyasal ölümdeyse, Dijital Muhalefet, söylemediğini bırakmaz. Eskiden… Okumaya devam et Demokrasi içinde pusuya yatmış ırkçılık

Diktatörler ölüm döşeğinde!

Bülent ESİNOĞLU Bir araştırma yapmıştım. Tarihte, diktatörler, kaç yıl iktidarda kalabiliyorlar, diye. Moral bozucu sonuçlar çıktığını baştan söyleyeyim. Ortalama iktidar ömürleri 30 yıl diyebiliriz. Brunei Sultanı 50 yıldır iktidar duruyor. Diktatörler, söylemlerinde, halk sözcüğünü dillerinden düşürmezler. Aslında diktatörler için halk hem vardır hem de hiç yoktur. Vardır, çünkü halk yoksa kendisinin de bir anlamı yoktur.… Okumaya devam et Diktatörler ölüm döşeğinde!

İdeal şakşakçı ve patronaj

Bülent ESİNOĞLU Şark despotizminin, tüm olumsuz koşullara karşın, iktidar kalmasının sırrına aydınımız, bir türlü akıl erdiremez.  Benimde akıl erdirdiğim pek söylenemez. Batıdaki despotizm ile Şark Despotizmi arasında çok farklar var. İktidar müştemilatı ile vardır. Şark despotizminde sadece dini etnik söylemlerden giderek iktidarda kalınmaz. İktidarda kalmanın örgütlü arka planı vardır. Yunanlı tarihçi Thukydides’in, MÖ 6. ve… Okumaya devam et İdeal şakşakçı ve patronaj

Saadet Zinciri (Ponzi Scheme)

Bülent ESİNOĞLU Servet sınıfının aç gözlüğünü durduramazsak, hep beraber bu dünyayı havaya uçuracağız. Servet sınıfı, kapitalizmin ilk yıllarında, artı değer ve ticarette, değişim değeri üzerinden kazanırdı. Aç gözlü servet sınıfına, artık bu kazançlar, yeterli gelmeyince, yeni, yüksek kar mekanizmalarını kurdular. Elbette devletlerin denetim ve izinleri doğrultusunda… Bilinen bir hikayedir. Eskiden para basılacaksa, bu paranın, Altın… Okumaya devam et Saadet Zinciri (Ponzi Scheme)

İltisaklı

Bülent ESİNOĞLU Cumhuriyet döneminin aydınları, iltisaklı sözcüğünü fazla kullanmazlardı. Babamdan iltisaklı sözcüğünü, hiç duymamıştım. Söz gelimi; ben 77 yaşındayım. Cumhuriyetin ikinci nesli sayılabilirim. İltisaklı sözcüğünü Siyasal İslam iktidara gelene kadar hiç dikkatimi çekmemişti. İlişkili, alakalı, bitişik ve benzeri sözcükleri kullanırdık. Her dönem kendi ideolojik savaşımı içinde ve eylemlerinde, kendilerine göre bir dil kullanır. Bu dil… Okumaya devam et İltisaklı

Politik şizofreni

Bülent ESİNOĞLU Siyasal İslam iktidarı, büyük bir çıkmazın içindedir. Hesapsız borçlanmanın, hesapsız saldırgan siyasetin, hesapsız dış politikanın, hesapsız kültürel yapılaşmanın sonuçlarıyla karşı karşıyadır Adeta politik bir şizofreni içerisindedir. PKK ve FETO ile birlikte yapıp ettiklerini, muhalefet yapıyormuş gibi, siyaset yapmaktadır. Gerçekçi olmayan bu yapılanmaların, yani suçlarını başkasına yüklemenin bir adı vardır. Buna psikolojide, projeksiyon denir.… Okumaya devam et Politik şizofreni

Teminatlı hasarlar

Bülent ESİNOĞLU İçinde bulunduğumuz ekonomik düzenin adı; serbest piyasa ekonomisidir. Bu cümleyi bildiğinizi biliyorum. Kasıtlı olarak bu cümleyle giriş yaptım. Serbest piyasa rejimi, servet sınıfının bir rejimidir. Sermayenin, emeğe karşı, egemenliğini savunur. Devletin içinde kalan, halktan yana kurallarla savaşan bir rejimdir. Hem halkın hem sermayenin olan devleti, sadece sermayenin devleti yapmaya çalışan bir anlayıştır, finans… Okumaya devam et Teminatlı hasarlar

Normale hasret kaldık

Bülent ESİNOĞLU Bundan kırk sene önce bir kitap okumuştum. Kitabın adı; Normal Neye Denir idi. Tuğla kalınlığında psikolojik bir kitap. Normali anlatmak için sekiz yüz sayfa anlatım yapılmış, gene de normali tanımlayamadığını, kitabın kendisi ifade ediyordu. Ben burada bir “normal” tanımı yapmaya yeltenmeyeceğim. Çünkü yapamam. Çok kaypak bir kavram. O kitaptan bir tanım aklımda kalmış… Okumaya devam et Normale hasret kaldık

Ölüm noktasında bireysel çözüm yoktur

Bülent Esinoğlu Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler düzeni, halkları fakirleştirdi, bir avuç insanı zenginken daha da zengin yaptı. Krizler, krizlerin derinleşmesi derken, toplumsal ölüm noktasına gelindi. Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler düzeni; bireyselleşmenin, bireysel zenginliğin düzenizdir. Bireyciliğin, bencilliğin dünyasıdır. Hırsların dünyasıdır. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler dünyasının üyelerinin de hepsi geldi, aynı duvara tosladı. Sadece ülkemiz değil, Amerikan… Okumaya devam et Ölüm noktasında bireysel çözüm yoktur

Şafaktan önceki en karanlık an

Bülent ESİNOĞLU Başlık şiir gibi ama bana ait değil. Japon Bankasının Türkiye ekonomisi için betimlediği bir anlatı. Japon Bankası, Türkiye ekonomisinin olağan dışı şartlarda olduğu, kurtuluş için OHAL ilan edileceğini söylüyor. Tesadüfe bakar mısınız? Aynı gün Bilimler Akademisinden Profesör İzzet Özgenç de aynı şekilde Türkiye’nin seçimden önce, OHAL’e gitme mecburiyeti var diye Tiweet atıyor. Yaklaşık… Okumaya devam et Şafaktan önceki en karanlık an

Yirmi yıldan sonra Model aramak!

Bülent ESİNOĞLU Bilgiyi yönetmek yerine, algıyı yönetmeyi tercih ettiler. Bunun için propaganda makineleri oluşturdular. Olmayan şeylerin yönetimi olan şeylerin yönetiminden daha zordur. Planlama ve üretime yönelmediler.  Finans kapitalin,” olmayan paraları borç” diye alma yoluna gittiler. Hep sanal dünyayı, gerçek gibi kavratmaya çalıştılar. Borç verme, borç alma dünyasını, hep öyle gider sandılar. Borç alıp verme dünyasının… Okumaya devam et Yirmi yıldan sonra Model aramak!

Öfkeyi boşa harcamayalım…

Bülent ESİNOĞLU Neoliberal yapılanma, aklını fikrini sermaye ile bozmuş olduğundan, her kavramı, sermaye mantığı ile açıklamaya çalışır. Mesela, insan emeğine, emek demez. Emeği de sermayenin terminolojisi ile tanımlar. İnsan sermayesi der. Dijital emeğe, dijital sermaye der.  Der de der. Ben de buradan yola çıkarak, “Öfke Sermayesi” tanımını yapmak istedim. Öfkeden sermaye mi olur demeyin. Öfke… Okumaya devam et Öfkeyi boşa harcamayalım…

Ukrayna Yugoslavya olur mu?

Bülent ESİNOĞLU Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti diye bir devlet vardı. Amerika, Yugoslavya’yı 99* gün, bombalamış, sayısız insan öldürmüş ve Yugoslavya’yı yedi parçaya bölmüştü. 1991 yılında, Sovyetler Birliğinin dağılmasından yararlanan, Amerika Birleşik Devletleri ummadığı bir başarıyı elde etmişti. Amerika’nın Doğuya doğru, yani Rusya’ya doğru ilerlemesi, Baltık ülkeleri, Romanya, Polonya, Çekoslovakya gibi Doğu Avrupa ülkelerini de kendi hegemonyasına… Okumaya devam et Ukrayna Yugoslavya olur mu?

Borç ve enflasyon ilişkisi

Bülent ESİNOĞLU Yazılarımı okuyanlar bilir. Aşırı borçlanmanın bizi nasıl bir felakete taşıyacağını yıllardır yazdım. Enflasyon patlayınca, herkes patlayan enflasyonun, insanımıza etkisini konuşmaya başladı. Irkçı ve dinci yapılanma, ekonominin kötü gitmesini önceleri sakladı. Saklanamaz hala gelince, bu kez de “ekonomi kötü” diyenleri cezalandırma yönüne gitmeyi seçti        Ekonomik felaketi de dış güçler, iş güçler diye hamasetle… Okumaya devam et Borç ve enflasyon ilişkisi