Finans kurumunun yaptığı iş ile emlakçının yaptığı iş aynı

Bülent ESİNOĞLU

Çoktandır, finans ile ilgili yazı yazmadım. Arkadaşlar yazsana dediler.

Şu cümle ile giriş yapalım; Hızlı para kazanmanın yolu, değer yaratma değil, değer gaspıdır.

Girişimciler iyidir. Devlet kötüdür, ilkesinin bir başka uygulamasıdır.

Oysa esas işveren devlettir.

Devletin izin verdiği sitemli bir yağmacılıktır.

Size “hırsızlık teknolojinin” bir örneğini vereyim

Pek çok şirket, finans kapital dünyasında, karlarını uzun dönemli üretime(sanayi) yatırmak yerine, kısa dönemde hisse fiyatlarını yükseltmek için kullanır.

Bunun için izlenecek yol; “hissedar değeri”ni maksimize ettiğini ileri sürerek, yatırımcılardan, hisseleri geri almak için nakit rezervlerini kullanır.

Hisselerin geri alınmasından en çok kazanan şirket yöneticisi ya da şirket sahibidir.

Hani diyoruz ya ülke büyümüş, bizim haberimiz yok. Çünkü finansal varlıklar büyümeden en yüksek payı alanlardır.

Mevcut varlıkların (kağıtların) piyasada, döndürülüp, dolaştırılmasından, kaynaklanan bir gelirdir, finansal geliri.

Bu sistemde, karları belirleyen, teknoloji ve sermayedir. Teknolojinin de(algoritmalar) mülkiyetin de sahibi sermayedir.

Finans kurumları emlakçı gibidir.

Emlakçının sayısının artmasının ülke kalkınmasına bir faydası yoktur.

Finans kurumları hızlı kar getiren kurumlardır. Oysa sanayi tesisleri uzun zamanda kar getirir. Finans kapitalden sonra, ülkemizin sanayisizleşmesinin nedeni de budur.

Finans sektörü rantiye sektördür. Finans emlakçisidir.

Finans kurumlarının kazancının rant olduğunu bilmek, emeğe el konularak, yaratılan sömürüyü anlamak bakımından önemlidir.

Ürünsüz, halka arz yoluyla, sermaye toplama ve ticari hayatı devam ettirme, sömürünün sürekliliğini sağlar.

Devlet, finans sektöründe, asıl işverendir. Çünkü risk alıp, risk satan kuruluşların (bankalar, fonlar) iflasında, ya da zora girdiklerinde, kurtarıcısıdır.

Yani karların özelleştirildiği, zararların sosyalize edildiği, halka vergi yoluyla bölüştürüldüğü sistemdir.

Her şey devletin belli bir zümreye imtiyaz vermesiyle ilgilidir. Kâğıt alıp kâğıt satıp, üretmeden kazanma sisteminin adıdır, finans kapital.

Değerleri başkaları yaratır, imtiyaz sahipleri de el koyar.

Gelecekte gelir elde etmeyi umduğun kâğıdın, önceden satılması veya alınmasıdır. Bir kumar hanedir. Kumarhane zarar ettiğinde, zararı ödeyen halktır.

Devleti yönetenler, kimden yanadır derseniz, elbette sermayeden yanadır. Yoksa bu kadar çok imtiyaz servet sınıfına, halk zararına verilebilir mi?

   12 Ekim 2021, bulentesinoglu@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.