Tini kadar aşkı da büyükmüş


Okuma Süresi: 4 Dakika

Ebedi Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün , tini kadar aşkıda büyükmüş. ..Dostları arasında sevdiğinden bahsederken duygulanırmış. .
Ankara’da Bulgar Kooperatif Tiyatrosu’nun oyuncularıyla sohbet ederken, “gençliğimi bıraktım Sofya’da” demiş…
“Bir kız sevdim ama, bana vermediler…”
Bakmayın, yüzümü şu an görseniz, bir anlasınız yazarken nasıl yutkunduğumu…
Ama ben görüyorum bu satırları okurken sizin yüzünüzü…
Nasıl yutkunduğunuzu…
Hadi gelin gerçek bir aşk öyküsüne doğru yolculuğa çıkalım:
Mustafa Kemal Atatürk görev icabı Sofya’ya gider…
İlk görev yeridir.

Oraları pek bilmez ve insanlarla yeni yeni tanışmaya başladığı bir dönemdedir. Hiç kimsesi de pek yoktur. Günlerden bir şubat günü olduğu söylenir. Atam, o zamanlarda bir yemeğe davet edilir. Hem yeni arkadaş edinmek hem de zaman geçirmek ister. Davete girer ve içeride birden çok güzel bir kız görür.O güzel kızın adı Dimitrina’dır. Yani tarihte kısaca Miti olarak da bilinir. Miti’ye Âşık olur. Tarih kitaplarında Miti’nin çok güzel ve çok kaliteli bir kız olduğu konuşulur. O dönemin en asil ailesinin kızlarından biridir. Gözde bekarlardandır. Miti’yi görür görmez ne yapacağını bilemez, Atatürk…
Bu arada Fonda harika bir vals çalıyordur. Aşk bu ya, insana hiç tereddüt ettirmez. Arkadaki çalan vals’ten cesaret alarak tüm tereddütlerini bir kenara bırakır ve dans etmek için Miti ’ye bir teklifte bulunur. Miti çok etkilenir ve kabul etmesinin büyük bir cesaret olduğu bu ortamda tereddüt etmeden ona yaklaşır. Dansı kabul ettiğini söyler. Salonda herkes şaşkındır. Onlar için o an o salonda kimse yoktur ama o salon hiç olmadığı kadar kıskanç bakışlar ve dedikodularla çalkalanmaya başlamıştır. Aşk bu ya işte…

Durum ortadadır. Yakınlaşma ötesi bir elektriklenme vardır ötede. Hemen ertesi gün Miti ailesi tarafından konuşulmaya çağrılır. Miti, Atatürk ile hiç konuşmadan sadece dans ettiği süredeki mavi gözlerinden aldığı cesaretle ona âşık olduğunu ailesine söyler. Miti’nin ailesi bir umut kızlarının vazgeçmesi düşüncesiyle hemen mavi gözlü bu yakışıklı askeri evlerine çaya davet ederler
Bu davet önemliydi. Çünkü hem mavi gözlü delikanlının niyeti anlaşılacaktı hem de kızlarının vazgeçmesi mümkünde olabilirdi. Buluşmaya başladılar. Atatürk kararlı ve istekli davranışıyla aileyi şaşırtınca aile de bu ilişkiyi onaylıyor gibi görünerek kızlarının tanımasına izin verdiler. Gençler çok mutluydu. Parklarda dolaşıyorlar, buz pateni yapıyorlar, tiyatroya gidiyorlardı.

Miti’nin babası Bulgar Çarı’nın önemli adamlarındandı, savaş kahramanı generaldi, savunma bakanlığı da yapmıştı. Böyle bir adamın kızıyla, Atatürk’ün olması olacak iş değildi. Ama bu durumda Atatürk umurunda bile değildi. Askeri Kulüp’te düzenlene baloda Bulgar Çar’ın önünde Miti’yle dans etmesi bir meydan okuma olarak algılandı ve gerilim oluştu.

Atatürk hemen evlenme teklifinde bulundu Miti’ye…Miti düşünmedi bile, evet dedi.
Gel gör ki, baba bu işe razı olmamıştı. Tehditler vs. derken Atatürk meydan okumaya devam etti. Miti ailesini karşısına almıştı bile…
General durumun farkındaydı ve Atatürk’ü karşısına aldı ‘bu evlilik mümkün değil, bundan sonra kızımla görüşmezseniz iyi olur’ dedi. Dünya, başına yıkıldı.
Miti’yi de tehdit ettikleri söyleniyordu… Haberleştikleri tüm alanlar kapatılmıştı…

Olayın üzerinden çok geçmeden Miti’yi apar topar bir başkasıyla, nişanlamaya teşebbüs ettiler.
Atatürk nişanı duydu, daha fena yıkıldı ve inanamadı. Zaten görev süresi de bitmişti, o öfkeyle topladı bavulları, İstanbul’a döndü. Halbuki, nişan yoktu. Miti bir başkasıyla evlenmeyi reddetmiş, parmağına zorla takılan yüzüğü fırlatıp atmıştı. Kendini öldürmekle tehdit ederek bu nişana engel olmuştu. Atatürk’e ise general tarafından nişanlandı diye haber yollattırıldı.

Atatürk, Miti’ye çok kırıldı ve çekti gitti. Miti’den sonra, hayatına 19 kadın daha girdiği söylenir…
Hiçbir zaman bu hissettiğini hissedemediğini de yakın çevresi bahsedermiş. Peki Miti’ye ne oldu?

18 yaşındaydı,30 yaşına kadar bekledi. Ha bugün bir mektup gelir, ha yarın kendisi çıkagelir, bekledi, evlenmedi Maalesef gelmedi.
Ailesinin artık yeter baskısıyla, bir avukatla evlenmeyi kabul etti.
Saygılı ama, sevgisiz bir evlilikti.

Miti’nin iki kızı oldu. Kalbindeki boşluğu evlatlarıyla doldurmaya gayret etti. Taa ki, 1966’nın 7 Ağustos gecesine kadar…Ağır hastaydı, zor konuşuyordu, başında bekleyen kız kardeşi Olga’ya mırıldandı.
“Biliyor musun” dedi, “rüyamda onu gördüm, galiba nihayet Mustafa Kemal’e kavuşuyorum…”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

A.Türer YENER
Yazılarını sayfanda yayınla (RSS)
mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

  1. Günde bir defa kullanılacağı belirtiliyor. Ancak dozajı belirtiliyor. Mesela bir defada kaç ml.alınmalıdır. Açıklık getirilebilir mi lütfen

  2. Yazıyı beğeni ile okuyorken Kemal Kılıçdaroğlu aday olmamalı lafı sıçtı batırdı. Ondan daha kaliteli, ünlü ve karizmatik birileri olabilir mi…

  3. Kör ve aptal bir toplum olmasaydık bunlara bu zihniyete inanıp arkasından gitmezdik. Ben çobanım dedi birileri, ve bizde sürü değilmiyiz…

Son Yazılar

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1